İyinin Ve Kötünün Ekolojisi

David Sloan Wilson


POSTAYLA ELİME ULAŞAN araştırmanın ilk amacı pratik bir soruya, biraz Sir John Templeton'ın "Peki ama gençlerimize nasıl ilham verebiliriz?" sorusuna benzer bir soruya cevap bulmaktı. Mike ve meslektaşları gençlerin işgücüne katılmaya nasıl hazırlandıkları konusunu araştırmak için Alfred P. Sloan Vakfından muazzam bir fon almışlar. Kırsal, kentsel ve banliyö ortamlarını, farklı ırksal ve etnik bileşimleri, işgücü özelliklerini ve ekonomik istikrar durumlarını temsil etmesi açısından ABD'de on iki coğrafi bölge seçmişler. Her coğrafi bölgede birçok ortaokul ve lise araştırmaya katılmış, toplamda otuz üç okul. Binden fazla öğrenci dahil olmuş araştırmaya, ama bir seferde değil, iki yıllık aralıklarla üç seferde; böylece öğrenciler bütün ortaokul ve lise dönemlerini kayda geçirmiş. Öğrenciler haftada bir sinyal almış, ayrıca bir kereye mahsus olmak üzere yüzlerce soru cevaplamışlar. Bununla da sınırlı kalmamış, bu bir kerelik soruları, sinyal almamış olan binlerce başka öğrenci de yanıtlamış. Bütün bu bilgiler tek bir kompakt diskte, bir DNA iplikçiğindeki yaşam koduna benzeyen bu modem mucizede toplanmış.

CD'yi dizüstü bilgisayarıma takıp da dosyaları incelemeye başlayınca, Amerikan hayatının bu örneğini elde etmek için ne kadar muazzam bir çalışma gerektiğini anladım. Okullarla anlaşma yapmak ve öğrencilerin beş yıllık bir süre boyunca binlerce kitapçığı doldurmalarını sağlamak bile başlı başına zor bir işken, bir de gelen cevapları elle bilgisayara girme işi vardı. Sayısal ölçekli sorulara verilen cevapları bilgisayara girmek kolaydı, ama "O sırada neredeydiniz?" ve "Ne düşünüyordunuz?" gibi sorulara verilen yazılı cevapların yüzlerce sayısal kod halinde düzenlenmesi gerekiyordu. "Karımla tartışıyordum" gibi elle yazılmış bir cevabı okuyan ekibin, bunun 335 numaralı koda ("kız/erkek arkadaşımla konuşuyordum") girdiğine karar vermesi ve bu işlemi diğer yorumlarda da aynen sürdürmesi gerekiyordu. CD'deki dosyalar yüzlerce sütun ve binlerce satırdan oluşuyordu. Bir tanesini kağıda basacak olsam koca bir duvara ancak sığardı. Onlardan anlamlı bir şey çıkarmak için kalın bir spiralli defter gerekirdi ve bütün bunlar üç örnekleme döneminden yalnızca biri içindi.

Bu araştırmanın sonuçları Mike ve Barbara tarafından Becoming Adult: How Teenagers Prepare for ihe World of Work (Yetişkin Olmak: Ergenler İş Dünyasına Nasıl Hazırlanıyor?) başlığını taşıyan bir kitapta çoktan yayımlanmıştı. Benim yapmak istediğimse diğerkamlıkla* ilgili sorular sormak, yani evrim teorisinin rehberliğinde insanların birbirine yardım edişiyle ilgili nasıl, neden, nerede, ne zaman, kim sorularını sormak için bu bilgiden yararlanmaktı. "Diğerkam" sözcüğünün tıpkı "bencil" sözcüğünde olduğu gibi tek bir tanımı yoktur. Diğerkamlığın fedakarlık içerimi dini tahayyüle yabancıdır. Bense araştırmamın amacına uygun olarak diğerkamlığın ötekimerkezlilik boyutuna (ki buna diğer insanların veya genel olarak toplumun refahına katkıda bulunan her şey dahildi) ağırlık verdim. Zorunlu fedakarlık içeriminden kaçınmak için "diğerkam" yerine çoğunlukla "prososyal" sözcüğünü kullanıyorum.

*Diğerkam: Başkalarının yararını da kendi yararı kadar gözeten, diğer insanlara maddi veya manevi kişisel çıkar gözetmeksizin yararlı olmaya çalışan, bencillik karşıtı hareketlerde bulunan

Bir kereye mahsus sorulan yüzlerce soruya bakarken bunların on yedisinin geniş diğerkam tanımımla açıkça ilişkili olduğunu gördüm. "İleride yapmayı düşündüğün işte insanlara yardım etmek ne derece önemli?" ve "Görüştüğün arkadaşların kamu yararına bir şeyler yapmayı veya gönüllü çalışmayı ne kadar önemli buluyor?" gibi sorulardı bunlar. Her soruya sayısal ölçekte cevap verilmişti, dolayısıyla bu sayısal değerlendirmeler toplanıp her birey için tek bir puan elde edilebilirdi. İlkesel olarak bunu yapmak kolaydı, ama fiilen böyle bir şeyi yapmak dosyaları sinir törpüleyici bir şekilde manipüle etmeyi gerektiriyordu. Bazı sorular birden üçe kadar, bazıları birden beşe kadar, bazıları da sıfırdan dörde kadar bir sıralamayla değerlendirilmişti. Karşılaştırılabilir hale getirmek için bunları tek bir ölçeğe dönüştürmem gerekiyordu. "Yabancılara yardımcı olmanın zaman kaybı olduğunu düşünüyor musun?" gibi bazı sorularda, seçeneklerdeki sayının büyüklüğü düşük diğerkamlık derecesine işaret etmekteydi, dolayısıyla bu puanların tersine çevrilmesi gerekiyordu. Bir öğrenci bir soruda yanlışlıkla birden fazla şıkkı işaretlediğinde bu soruya gelişigüzel "96" kodu veriliyordu ve ben bunu analizden çıkarmadığım sürece sonuç süper diğerkamlığa tekabül ediyordu. Bu değişiklikler bilgisayar komutlarıyla yapılıyordu ve giriş tuşuna bir dokunuş binlerce sayıyı değiştirmekteydi. Büyük bir hata yaparım da bütün sayıları işe yaramaz hale getiririm korkusuyla yaşıyordum sürekli. Daha da kötüsü, hatamı fark etmeyebilir ve hayatımın kalan kısmını artık var olmayan örüntüleri aramakla geçirebilirdim! Takıntılı-zorlantılı düzensizliğin bir düzensizlik olmadığını, bunun gibi bir görev için gerekli bir kişilik özelliği olduğunu düşünmeye başlamıştım.

Sonunda o on yedi sayıyı her birey için tek bir sayı haline getirmeyi başardım ve adını "prososyallik"ten dolayı PRO puan koydum. PRO puanların dağılımı güzel bir çan eğrisi çiziyordu; çoğu öğrenci ortada, yüksek ve düşük puan alanlarsa uçlardaydı. Bunun gibi ölçekleri her zaman oluşturan psikologlar, bunların geçerliliğini ölçecek yöntemler geliştirmişler. Bu yöntemler son derece karmaşık olabiliyor, bu yüzden ben de Jack Berry isimli bir uzmandan yardım istedim, ne yapacağını bana şöyle anlattı: Hem kolay hem zor soruları olan bir Latince testi düşün. Çoğu Latince öğrencisi kolay soruları cevaplandıracak, çok azı zor soruları cevaplandıracaktır. Aynı şey hem kolay hem zor soruları olan Yunanca testi için de geçerlidir. Şimdi bu iki testi tek bir test haline getirdiğini düşünelim. Artık "kolay"dan "zor"a doğru bir eğimden söz edemeyiz. Zor bir Latince sorusunu cevaplandıran bir Latince öğrencisi kolay bir Yunanca sorusunu cevaplandıramayacaktır ve aynı şey tam tersi için de geçerlidir. Bu test hükümsüzdür, çünkü farklı yeterlikleri (burada farklı dil bilgilerini) uygunsuzca bir araya getirmektedir. Jack benim PRO ölçeğimi değerlendirdi ve soruların kolaydan zora doğru bir eğime denk düştüğünü belirledi. Farklı yeterlikleri uygunsuz biçimde bir araya toplamaktan ziyade tek bir yeterliği (burada başkalarına ve topluma yardımcı olmaya doğru bir yönelim) ölçüyor gibi göründüğünü söyledi.

Sonraki işim bireylerin PRO puanlarının neden farklı olduğunu anlamaktı. Bilimde, bağıntının nedensellik ilişkisi ima etmediği, ama altta yatan nedenler ağını keşfetmek için bir başlangıç noktası oluşturduğu düsturu vardır. Bu nedenle, PRO puanla en çok bağıntılı olanlarını bulmak için tek seferlik soruların yüzlercesini taradım. Çoklu bağlanım analizi isimli bir istatistik tekniği on dört soru tespit etti. Toplamda PRO puanda yüzde 40 oynama yapan bu soruları aşağıdaki kategoriler altında sınıflandırmak mümkün.

İlk kategori toplumsal cinsiyet. Ortalama erkek ortalama kadından daha prososyal. Uyanık mısınız yoksa uyuyor musunuz diye kontrol etmek istedim sizi. Ortalama kadın ortalama erkekten daha prososyal, hem de bayağı büyük bir oranda.

İkinci kategori toplumsal destek. PRO'ları yüksek kişilerin PRO' lan düşük kişilere göre, onlarla ilgilenen daha fazla öğretmenleri, onlara yardımcı olabilecek daha fazla komşuları ve duygularını zedelememeye daha fazla özen gösteren aileleri var.

Üçüncü kategori özsaygı. PRO'ları yüksek kişiler PRO'ları düşük olanlara oranla geleceğe daha umutla bakıyor, amaçlarının peşinden daha bir şevkle gidiyor ve kendilerini daha değerli insanlar olarak görüyorlar.

Dördüncü kategori gelecekle ilgili plan yapmak. PRO'ları yüksek olanlar PRO'ları düşük olanlara oranla ev ödevine daha fazla zaman harcıyor, çocuk sahibi olmanın önemli olduğunu ve onlara fırsatlar tanımak gerektiğini daha fazla düşünüyor ve engellerle karşılaşabilecekleri yolundaki beklentileri (ve de bu engelleri aşabilecekleri yolundaki inançları) daha fazla. Öte yandan PRO'ları düşük olanlar arkadaşlarıyla parti yapmak gibi hemen ulaşılabilen hazlara PRO'ları yüksek olanlardan daha fazla değer veriyor.

Beşinci kategori din. PRO'ları yüksek olan kişiler dinin kararlarını etkilediğini ve arkadaş çevrelerinde önemli olduğunu PRO'ları düşük olanlardan daha fazla ifade ediyorlar.

Bu sonuçlar evrim perspektifine göre nasıl yorumlanabilir? İyi ve kötüyle, yüksek PRO ve düşük PRO'yla alakalı niteliklerin kar ve zararlarım tasvir etmek için hayali ıssız ada düşünce deneyimden söz edelim. Her iki grup da bir adaya yerleştirildiğinde düşük PRO'lar avantajlıdır. Farklı adalara yerleştirildiklerinde yüksek PRO'lar avantajlıdır. Ayrılma tam olmadığındaysa karışık bir kar-zarar kombinasyonu çıkar ortaya; içlerindeki düşük PRO'lu gruplar tarafından biraz suistimal edilmelerine rağmen yüksek PRO'lu gruplar birbirlerine yardım ederek durumlarını gayet iyi idare ederler. Davranış stratejilerinin kaderi tamamen bunların kümeleniş biçimlerine bağlıdır.

Sonuçlar Amerika'daki toplumsal etkileşimlerin epey kümelenmiş olduğunu gösteriyor. Yüksek PRO'lu ergen gençler daha fazla veriyor olabilirler (en azından cevapları böyle diyor), ama aynı zamanda da öğretmenlerinden, komşularından ve ailelerinden daha fazla alıyorlar. Yüksek PRO'lu bireylerin çoğu yüksek PRO'lu bir toplumsal çevrenin bağrında yaşıyor. İstikrarlı ve ruhsal gelişimi teşvik eden bir destek sistemine sahip olan yüksek PRO'lu bireyler, kendilerini korumak ve bir sonraki öğünleri için endişe etmek yerine potansiyellerini geliştirebilir ve uzun vadeli hedefler belirleyebilirler. Toplumsal destek, özsaygı ve uzun vadeli planlar yapmak paket halinde bir arada bulunur.

Ne var ki bu durum istatistiksel açıdan doğrudur, tek tek her birey için geçerli değildir. Issız ada deneyleri, kendini düşük PRO'luların olduğu bir adada bulan bir yüksek PRO'lunun başının belada olduğunu açıkça ortaya koyar. Keza, yüksek PRO'lu bir adada bulunan düşük PRO'lu biri ekmek elden su gölden bir hayat yaşayabilir, en azından yakalanana kadar. Amerikan hayatı örneklemimde bu sonuçların örneklerini bulabileceğimi düşündüm. Tek seferlik soruları tekrar tarayınca, son iki yıl içinde meydana gelmiş kayda değer olaylarla ilgili bazı sorular buldum: Başka bir eve taşındın mı? Hastalandın mı? Ailenden biri hastalandı mı? Bir şiddet suçuna tanıklık ettin mi? Bilileri seni canını yakmakla tehdit etti mi? gibi. Araştırmaya ergenlik çağında o kadar çok genç katılmıştı ki, "Son iki yıl içinde hiç ateşli bir silahla vuruldun mu?" sorusuna yüzden fazlası evet cevabını vermişti.

Bu sorulara evet cevabını verenler için ardından şu soru sorulmuştu: "Olay sırasında ne kadar gergindin?" Verilen cevapları PRO puanla bağıntılandırdığımda müthiş bir sonuçla karşılaştım. Yüksek PRO'luların saldırıya uğramak veya bir şiddet suçuna tanık olmak gibi aksi olaylarla karşılaşma ihtimalleri daha düşüktü. Makul bir şey bu, zira daha önce de belirttiğim gibi, bu kişilerin çoğu yüksek PRO'lu bir ortamın bağrında yaşıyorlar. Yüksek PRO'lu kişiler böyle olaylarla karşılaştıklarında ise düşük PRO'lulara oranla daha gergin oluyorlardı. Bir gıdım evrimsel düşünce hiçbir davranışın toplumsal çevrelerin hepsinde avantajlı olmadığını söyler size. Düşük PRO'lu bir toplumsal çevredeki yüksek PRO'lu bir kişi sudan çıkmış balık gibi yanlış bir habitat içindedir ve yalnızca dört seçenek vardır önünde: ya o çevreyi terk edecektir, ya davranışını değiştirecektir, ya toplumsal çevresini değiştirecektir ya da suiistimalin sonuçlarına katlanacaktır. Bütün canlı türleri davranışlarını evrim geçmişlerinin koyduğu kurallara göre esnek biçimde değiştirebilir ve biz bu konuda bütün türlerden daha esneğiz. Bu durum "iyi yoldan fazla kötü yol" adını verdiğim öngörüye götürür bizi. PRO ölçeğinde düşük puan alan biri yüksek PRO'lulan sömürmek için dört gözle bekleyen benmerkezci biri olabilir. Öte yandan bu kişi, kendi prososyalliğini "kapatarak" veya eş dostla sınırlayarak düşük PRO'lu bir toplumsal çevreyle baş etmeye çalışan biri de olabilir. Geçmişte birçok kez suiistimale uğramış ve bunun üstesinden kendi başına gelmeye çalışan birine "İleride yapmayı düşündüğün işte toplumu geliştirmek ne derece önemli?" gibi bir soru gülünç derecede naif gelebilir. Düşük PRO'lu davranışlarda (veya herhangi bir davranışta) toplumsal çevreyi de en az birey kadar değerlendirme süzgecinden geçirmemiz gerekir. Lev Tolstoy Arına Karenina’nın başında "Mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır" derken, mutluluk pastasının birçok malzeme gerektirdiğini, bunlardan herhangi birinin yokluğunda pastanın çöpe gidebileceğini kastetmekteydi. Mutlu aileler konusunda geçerli olanlar genel olarak prososyallik için de geçerlidir.

"İyi yoldan fazla kötü yol" hipotezimi test etmek için PRO dağılımının üst ve alt uçlarını karşılaştırdım. Bekleneceği üzere, düşük PRO'luların özsaygı, duygusal boşluk, uzun vadeli hedefler, istenen sonucu elde etme kararlılığı, güven, uygunsuz davranışlar ve stresle alakalı sorulara verdikleri cevaplar yüksek PRO'luların cevaplarından daha fazla değişkenlik göstermekteydi. Düşük PRO'lular, düşük prososyalliklerine çeşitli yollardan ulaşmış (veya indirgenmiş) heterojen bir karışımdı. Yüksek PRO'lular daha homojendi, bir tek dinde homojen değillerdi. Dinle ilgili sorulan yedi sorunun yedisinde de yüksek PRO'lular düşük PRO'lulardan daha çok değişkenlik göstermekteydi. Düşük PRO'luysanız muhtemelen dindar değilsinizdir. Yüksek PRO'luysanız dindar olabilirsiniz de olmayabilirsiniz de. Dindar olmayan yüksek PRO'lu birine iyi bir örneğim ben mesela.

Grup olarak düşük PRO'lular ezilen insanlardan oluşan bir topluluk görüntüsü verirler. Özsaygıları düşüktür, gelecek konusunda kötümserdirler, şansın sıkı çalışmaktan daha önemli olduğuna inanırlar. Özellikle "Genellikle stresliyim", "Genelde kendimi rahatsız hissederim" ve "Genelde kendimi yorgun hissederim" gibi seçeneklerde en yüksek puanı alırlar. Bu profil, kendinden başkasını görmeyen (yüksek özsaygı), Hamptons'ta ev sahibi olmayı planlayan (gelecek konusunda iyimser) ve hiçbir şeyi şansa bırakmayan (sıkı çalışmanın şanstan daha önemli olduğuna inanan) bir egoistinkinden farklıdır. Şişinen egoistlerin bağlanım analizinde göze fazla çarpmamalarının nedeni, düşük PRO'luların heterojen karışımının yalnızca bir kısmını oluşturuyor olmalarıdır. Farklı düşük PRO'lu birey tiplerini kümeleme analizi ismiyle anılan istatistik tekniğiyle ayırmaya başlar başlamaz, şişinen egoistler kabak gibi ortaya çıktı. Bunların yüzde 80'i erkekti.

Dindar ve dindar olmayan yüksek PRO’lular arasındaki farklılıkları araştırmak için de kümeleme analizinden yararlandım. Ortak prososyal değerlerine rağmen, dindar olan yüksek PRO'luların özsaygıları yüksektir, gelecekleri için canla başla çalışırlar ve toplumsal denetime (ev işleri yapma ve sınırlı bir zaman diliminde televizyon seyretme gibi) daha fazla uyarlar, ama dindar olmayan yüksek PRO'lulara oranla hayatları üzerinde daha fazla denetime sahip olduklarına inanırlar. Bu sonuçlar dinin pratik yararları olduğu görüşünü doğrular.

Bütün bu sonuçlar öğrencilerin tek sefere mahsus olarak cevaplandırdıkları yüzlerce soruya dayanıyor. Günlük hayatlarında rastgele sinyal sesi gönderildiğinde yüksek PRO'lu bireylerle düşük PRO'lu bireyler farklı tepki verirler mi? Verirler. Yüksek PRO'lular daha iyi konsantrasyona sahip olduklarını, kendilerinin ve başkalarının beklentilerine göre yaşadıklarını, kendilerini daha iyi hissettiklerini, daha mutlu olduklarını, daha faal, sosyal, ilgili ve heyecanlı olduklarını, daha önemli ve zor faaliyetlerle uğraşmayı daha fazla sevdiklerini, yaptıkları şeylerin daha ilginç ve hedefleriyle alakalı olduğunu ve zamanlarını daha iyi kullandıklarını belirtiyorlar. Eğer Amerika'da ergenlik çağında bir gençseniz, yüksek PRO'lu olmanın sizin için son derece yararlı olduğuna şüphe yok, ama yüksek PRO'lu bir toplumsal çevre içinde olmanız şartıyla. Mike, Barbara ve çalışma arkadaşları, Alfred P. Sloan Vakfı ve John Templeton Vakfı gibi mali yardım kuruluşları ve sinyal yönteminin güzelliği sayesinde, üzerine güvenle basabileceğiniz sonuçlar bunlar.

Bu sonuçlar Mike'la birlikte yazdığım ve Web sitemden erişebileceğiniz "Sağlık ve Diğerkamlığın Ekolojisi" başlıklı makalede ayrıntısıyla tarif ediliyor. Daha keşfedilecek çok şey var, ama ben analizimizden çok memnunum. Bir kere insanların da ekologların başka türleri doğal çevrelerinde incelediği gibi incelenebileceğini gösteriyor. Dahası, toplumsal çevreye bağlı olarak başarılı veya başarısız olabilen bir toplumsal strateji olarak diğerkamlıkla ilgili en temel evrimsel öngörülerin değerini kanıtlıyor; yalnızca dinin doğası gibi ulvi konularda değil, Amerikan gençliğinin günlük deneyimleri gibi pratik konularda da. İnsan davranışının çeşitliliğini biyolojik çeşitlilik gibi görmek henüz yaygın değil belki, ama ileride herkesçe sağduyuya dayalı bir olgu olarak görülmesi muhtemel.


 

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült