Yaradılış

Erich Fromm


Hippokrates dört yaradılış türünü birbirinden ayırmıştır: Sıcakkanlı, iyimser, melankolik ve soğukkanlı, iyimser ve sıcakkanlı yaradılışlar kolay uyarılabilen ve çabuk değişen ilgileriyle belirlenen tepki biçimleridir. İyimser yaradılışın ilgileri daha zayıf; sıcakkanlı yaradılışın ilgileri ise daha yeğindir. Soğukkanlı ve melankolik yaradılışlar ise, tersine geç uyarılabilen ama sürekli olan ilgileri ile belirlenirler. Soğukkanlı yaradılışın ilgisi zayıf; melankolik yaradılışın ilgisi ise, yeğin bir ilgidir.2 Hippokrates'in görüşüne göre, bu değişik tepki biçimleri, değişik bedensel kaynaklarla bağlantılıdır. (Yaygın kullanımlarında bu yaradılışların yalnızca olumsuz yönlerinin anım-sandığına dikkati çekmek ilginç olacaktır: Günümüzde sıcakkanlı, kolaylıkla kızdırılan; melankolik, bunalıma düşmüş; iyimser, aşırı ölçüde yalnız iyi yanlan gören; soğukkanlı, çok yavaş, çok ağır olan anlamına gelmektedir.) Bu yaradılış kategorileri, Wundt'a kadar bu konuyla ilgilenenlerin çoğu tarafından kullanılagelmiştir. Yaradılış tiplerine ilişkin en önemli çağdaş görüşler, Jung, Kretschmer ve Sheldon'm görüşleridir.3
Bu alanda, özellikle yaradılış ve bedensel süreçlerin bağlantısı konusunda daha geniş araştırmaların büyük bir önem taşıdığı kuşkusuz. Ama, böyle bir araştırma için, özyapı (karakter) ve yaradılışı (temperament) birbirlerinden çok açık bir şekilde ayırmak gerekecektir. Çünkü, bu iki kavramın birbirine karıştırılması, yaradılış araştırmalarını olduğu kadar, özyapıbiliminin (karakteroloji) gelişimini de engellemiştir.
2. Bu dört yaradılış, dört öge ile simgelenmiştir: Sıcakkanlı : ateş : Sıcak ve kuru, çabuk ve kuvvetli İyimser : hava : ılık ve nemli, çabuk ve zayıf Soğukkanlı : su : soğuk ve nemli, yavaş ve zayıf
¦ Melankolik : toprak : soğuk ve kuru, yavaş ve kuvvetli
3. Charles William Morris'in Paths of Life (New York: Harper % Brothers, 1942) adlı yapıtında yaradılış tiplerinin kültürel varlıklara uygula-mmı ele alınmaktadır.
Yaradılış, tepki biçimini gösterir. Yapısaldır; değişmez. Özya-pı, temelde kişinin deneyleriyle, özellikle de yaşamının ilk yıllarındaki deneyleriyle biçimlendirir. Özyapı, yeni tür deney ve sezgilerle bir ölçüde değişebilir. Örneğin, eğer kişi sıcakkanlı bir yaradılışa sahipse tepki biçimi, «çabuk ve kuvvetlidir.» Ama, bu kişinin hangi konularda çabuk ve kuvvetli olduğu, ilişkilerinin türüne ve özyapısı-na dayanır. O, eğer üreticisi, doğru ve sevecen bir kimse ise, sevdiğinde, bir haksızlıkla öfkelendirildiğinde ve yeni bir düşün aracılığıyla etkilendiğinde çabuk ve kuvvetli bir tepki gösterecektir. Eğer yıkıcı ve sadist bir özyapısı varsa, yıkıcılığı ya da acımasızlığı çabuk ve
kuvvetli olacaktır.
Yaradılış ve özyapının birbirine karıştırılması etik kuram açısından önemli sonuçlar doğurmuştur. Yaradılış ayrımlarına ilişkin seçimler, yalnızca öznel beğeniyi gösteren seçimlerdir. Ama, özyapı-daki ayrımlar, etik açısından çok temelli bir önem taşır. Bu noktayı açıklamak için bir örnek yardımcı olabilir. Goering ve Himmler ayrı yaradılışta insanlardı. Goering bir cyclothyme", Himmler ise bir schizothyme" idi. Bu nedenle, öznel bir seçim yapma söz konusu olduğunda cyclothyme yaradılışı çekici bulan biri, herhalde Goe-ring'i Himmler'den daha çok «beğenecektir». Ama özyapı sözkonu-su olduğunda, örneğimizdeki her iki adamın da ortak bir nitelikleri vardı: Tutkulu ve acımasız olmaları. Onlar bu yüzden, ahlak felsefesi açısından ele alındıklarında, eşit ölçüde kötüydüler. Öte yandan insan, üretici özyapılar arasından da öznel bir şekilde, soğukkanlı yaradılışa karşı sıcakkanlı yaradılışı yeğleyebilir. Ama bu türden
* Cyclothyme: Zaman zaman neşe, zaman zaman çöküntü belirtileri gösteren anormal ruh haline sahip kimse; kişinin aşırı sevinç, konuşkanlık, hareketlilik ve bazen saldırganlık durumu ile güvensizlik, derin üzüntü ve kendini yoketme dilekleri arasında düzgün aralıklarla gidip geldiği bir çildin hali.
** Schizothyme: Başkalarıyla yakın ilişki kurmaktan kaçman, düşmanca ve saldırgan duygularını açığa vurmakta güçsüz, düşüncelerini gerçekler yerine dilek ve özlemlerin yönettiği uyumsuz kişi. yargılar sözkonusu kişilerin kendi değerlerini oluşturan yargılar olmayacaktır.4 C.G. Jung'un «içedönük» ve «dışadönük» kavramlarının uygulanımında da çok kez aynı karışıklıkla karşılaşıyoruz. Dışa-dönüğü yeğleyenler, içedönüğü tutuk ve nevrotlk biri olarak betimleme eğilimi gösteriyorlar. İçedönüğü yeğleyenler ise, dışadönüğü, yüzeysel, derinliği ve sebatı olmayan biri diye betimleme eğilimi gösteriyorlar. Burada yanılgı, bir yaradılışın «iyi» kişisini bir başka yaradılışın «kötü» kişisi ile karşılaştırmak ve değer ayrımını yaradılış ayrımı saymaktan doğmaktadır.
Öyle sanıyorum ki yaradılış ile özyapının birbirine karıştırılmasının ahak felsefesini nasıl etkilemiş olduğu açıkça görülmektedir.
4 Yaradılışla özyapının birbirine karıştırıldıklarının bir örneği de Kretschmer'in yaradılış kavramını kullanırken genellikle tutarlı olduğu halde, kitabına «Yaradılış ve Fizik» adını verecek yerde Fizik ve Özyapı (Physic and Character) adını vermesidir. Yaradılış Çeşitleri (Varieties of Temperament) başlıklı bir kitabı olan Sheldon da yaradılış kavramını, klinik uygulanımında karışık bir şekilde kullanmaktadır. Onun «yaradılışları» belli yaradılışta kişilerde ortaya çıkan özyapı özellikleriyle karışmış salt yaradılış özelliklerini içerirler. Eğer süjelerin çoğunluğu tam bir duygusal olgunluğa ulaşamamışlarsa bunlar arasından belli yaradılış tipleri, bu yaradılışla bir yakınlığı olan belli özyapı özellikleri gösterecektir. Söz konusu olan nokta, Sheldon'ın viscerotonic (aşırı duyarlı ya da duygulu) yaradılıştaki özelliklerden biri olarak değindiği herkese ayrım gözetmeyen bir yakınlık gösterme durumudur. Ama ancak olgun ve üretici olmayan bir viscerotonic başkalarına ayrım gözetmeyen bir yakınlık gösterecektir. Üretici viscerotonic'in toplumsallığı (insanlara yakınlık göstermesi), ayrım gözeten bir toplumsallık olacaktır. Sheldon'ın dile getirdiği, bir yaradılış özelliği olamayıp çok kez, sü-jelerden çoğu aynı olgunluk düzeyinde olduğunda belli bir yaradılış ve fizikle bağlantılı olarak ortaya çıkan bir özyapı özelliğidir. Sheldon'ın yöntemi tümüyle «özelliklerin» fizikle olan karşılıklı ilişkilerinin istatistiklerine dayandığından ve özellik belirtilerini çözümlemek için hiçbir kuramsal çözümleme girişiminde bulunmadığından yanılması kaçınılmazdı.
Çünkü, bu karıştırma hem üstün yaradılışları bizimkinden farklı tüm ırkların yadsınmasına yol açmış hem de özyapıdaki ayrımların yaradılış ayrımları olduğu kadar beğeni ayrımları olduklarını varsayarak göreciliği desteklemiştir.
Öyleyse etik kurama ilişkin tartışmalar yapabilmek için hem etik yargının konusu hem de insanın etik gelişiminin objesi olan özyapı kavramına (dinamik) ve davranışçı özyapı kavramları arasındaki ayrımlar çevresinde odaklanan geleneksel karışıklıklardan temizlememiz gerekmekte.


 

 

 

 

 

 
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Psikoloji

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült