Yabancılaş Ve Nefret Et

Erdal Atabek


Bugün toplumumuzda en etkin komut budur: "Yabancılaş ve nefret et."

Bir futbol maçı mı oynanıyor? Yapılan maç değil, savaştır. Taraflar rakip takımlar değil, düşmanlardır. Yenen takım, karşı tarafı ezmiş, mahvetmiştir. Yenilen taraf, namusunun kirletilmesinin hesabını sormak için kendi oyuncularına saldırmaktadır.

Artık bu durumdan futbolcular yakınmaktadırlar. Fenerbahçeli Aykut, Trabzonspor’a attığı golden neredeyse pişmanlık duyacak kadar sıkıntı duygusunu dile getirmektedir.

Bir yürüyüşte karşı karşıya gelen gençlere polisler birbirine karşıt duygular içinde hareket etmektedirler. Polise göre gençler "tehlikeli", gençlere göre polisler “faşisttir. Birbirlerine davranışları da buna göre olmaktadır.

işini görmek için resmi bir daireye giden vatandaş da karşısındaki memurla duygusal bir karşıtlık yaşamaktadır. Memura göre vatandaş, “kendisine iş çıkaran gereksiz biri'dir, vatandaşa göre ise memur,"asık suratlı, güçlük çıkarmaya çalışan biri".

Alışveriş yapan birisi için satıcı, “onu kazıklamaya çalışan bir fırsatçı"dır. Satıcı için alıcı da "para vermemek için her şeyi yapmaya hazır bir açıkgöz".

İslam kesiminin kimileri için laiklik “dinsiz imansız olmaktır. Laik kesimin kimileri içinse dindar olmak "gericilik”.


Toplumda farklı olmak, birbirinden farklı düşünmek, ayrı kökenlerden gelmek, ayrı inançlara sahip olmak "kabul edilip birlikte yaşayabilmemin kesin engelleri sayılmaya başlamıştır.

“Yabancılaş ve nefret et“ komutu, yürürlüğe girmiştir.

Arkadan da "Savaş ve yok et komutu gelecektir.

Yabancılaşma, bir toplumun içine düşeceği en büyük tehlikedir.

Bu tehlikenin farkına varıp önlem almaksa herkesin görevi.

Belki de bugünlerimizin en büyük sorunu budur.

***

Yabancılaşma olgusu Marks'ın çok incelediği bir konudur. Hegel ile başlayan bir düşünce zinciri günümüze kadar "yabancılaşma" olgusunu incelemeyi sürdürmüştür. Yirminci yüzyılın sonlarında “yabancılaşma" artık bütün toplumlarda yaşanan çok önemli bir sorun olmuştur. Marks, "yabancılaşmayı "kişinin kendi emeğine yabancılaşması, kapitalist üretim biçiminin yarattığı kendi üretimine yabancılaşma" olarak tanımlıyordu. Buradan başlayan yabancılaşma, giderek kişinin toplumuna, üretilmiş şeylere ve kendisine yabancılaşma olarak sürüp gidiyordu. Yabancılaşmanın sonucunda insan artık hiçbir şeyi ve hiç kimseyi kendi yakınında, kendi içinde bulamıyor, kendini güçsüz ve dışlanmış saydığı için de, kendisi de her şeyi ve herkesi dışlayarak kendini korumaya çalışıyordu.

Günümüzde de durum budur. Birey olarak insan güçsüzleştirilmiş ve yalnızlaştırılmıştır. İnsanın doğumundan başlayarak yenmeye çalıştığı en büyük korkusu olan "güçsüzlük* ve “yalnız bırakılma" duygusu, toplumdaki yabancılaşma nedeniyle yaygın olarak yaratılmaktadır.

Güçsüz bırakılma...

Yalnızlaşma...

Yalıtılma...

Uzaklaşma...

Başkalaşma...

Nefret etme...

Düşmanlaşma...

Yabancılaşma olgusunun basamakları bunlardır ve sonuçta “yabancılar karşı karşıya kalmaktadır.

Bu duruma gelince de bir toplumda "barış, dostluk, kardeşlik" için yapılan her şey "savaş, düşmanlık, karşıtlık" yaratan başka bir şeye dönüşmektedir. Bir futbol maçı başka bir şey olmakta, iki düşman topluluğun savaşına dönüşmektedir. Bir gösteri yürüyüşü, mutlaka çatışmayla bitmesi gereken bir zıtlaşma olarak algılanmaktadır. Günlük alışverişlerden aile içi ilişkilere kadar toplum hayatının her alanı bundan payını almaktadır.

***

Elbette “yabancılaşmadın da nedenleri vardır.

Yabancılaşmanın temel nedeni de sömürü düzenidir.

İnsanlar, sömürülmek için emeklerine, toplumlarına ve kendilerine yabancılaştırılmaktadır.

Sömürü düzenleri, yabancılaşmayı yaratmak ve sürdürmek zorundadır.

Böyle olmasa akıl almaz rant kazançları sağlanabilir mi?

Böyle olmasa bu boyutta üçkağıtçılıklar topluma yutturulabilir mi?

Onun için de anlamsız "barıştan, dostluktan, sevgiden" söz etmenin yararı olmuyor.

Barış da, dostluk da, sevgi de "insana değer veren“ sistemlerin ürünüdür.

Ancak ‘insana değer veren" yaşama biçimi yabancılaşmayı kaldırır.

Paranın egemenliğinin bedeli ise “savaşlar, düşmanlıklar ve nefret'tir.

Tutacağınız yol da hak edeceğiniz sonuca götürür.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült