Üç Beyin, İki Akıl

Michael J. Gelb


Ulusal Akıl Sağlığı Enstitüsü'nden Dr. Paul McLean, "üçlü beyin" denilen ve yaygın kabul gören bir beyin örgütlenmesi ileri sürer. Modele göre beyin, aslında bir beyin içinde üç beyindir. Beynin doğal örgütlenmesini anlamak, hiyerarşik akıl düzenini dönüştürmek için bir anahtardır.

İnsanın sinirsel mekanizmaları, temelde, kertenkele veya timsahlarda bulunan mekanizmaya benzer. Ast-üst tavırlarınız ile, ‘kendine ait alan’ tanımı, savunma, ritüelizm ve klişeleşmiş otomatik tepkilerimizin kaynağı, bu "sürüngen beyin"dir. McLean'a göre bu, "rutine ve işleri eski tarzda yapmaya kölece uyum, kişisel günlük ritüeller ve batıl edimler, hukuki ve diğer konularda teamüllere itaat, törensel kararlar ve her tür aldatma" ile kendini dışa vurur. Fortune dergisi tarafından sık sık "Amerika'nın en imrenilen şirketi" olarak övülen bir kurumun üst düzey yöneticisinin deyişiyle: "Kulağa tipik bir işgünü gibi geliyor."

Sık sık, "2000 Yılında Mükemmellik ve Yetkilendirme" veya "21. Yüzyılda Süper Kaliteli Yüksek Performans Ekipleri" gibi kocaman isimler taşıyan şirket konferanslarında ana konuşmacı olmam istenir. Ama eğer bu şirketler gerçekten dürüst davransa ve konferanslarını günlük davranışlara dayanarak isimlendirselerdi, bu konferansların başlıkları "2000 Yılında Kıçınızı Koruyun" veya "21. Yüzyılda Bir Numarayı Arıyoruz" gibi şeyler olurdu.

Sürüngen beyin, elbette, yaşamın pek çok temel unsuru için güvenilir bir kılavuz sistem görevi görür. Ancak hızla değişen bir dünyayla baş edebilecek donanıma sahip değildir.

Üçlü beyin modelinde bir üstteki düzey, yani limbik veya memeli beyni, bir köpek veya bir atınkine benzer. Bu memeli beyni, duygusal varlığımızın merkezidir. Bilimciler; cinsel istek, öfke, sevinç, bunalım ve zevk duygularından sorumlu olan limbik beyin alanlarını keşfetmişlerdir. Limbik sistem, gelen duyumsal veri için bir merkezi devre istasyonu görevi de görür. Bir başka deyişle, hangi bilgilerin, beynin en gelişmiş parçası olan serebral kortekse gönderileceğine karar verıne noktasında kilit rol oynar.

Serebral korteks; sol ve sağ yarıküreler ile, aralarındaki sinir ağı olan corpus callosum'dan oluşur. Burası bilinç, soyutlama, planlama, analiz, sentez ve imgelemin alanıdır. Serebral korteksimizin evrimi, beyin araştırmacısı Dr. Richard Restak'ın ifadesiyle, "bir türün, kullanmayı hala öğrenemediği bir organla donatıldığı tek örneği" oluşturur.

Serebral korteksin gelişimi, kendimiz ve başkalarının gereksinimleri için plan yapmamızı mümkün kılar. Burası, özgeciliğin koltuğudur. McLean, "Bütün canlıları düşünme yeteneğine sahip olan bir canlı yaratan doğa, böylece, sürüngen-sürüngeni ve köpek-köpeği yutar dünyasında 180 derecelik bir dönüş meydana getirmiştir" diye yazar.

İçinde çalışmalıyız. Cari Jung, benliğimizin bu yönünü "gölge" olarak niteler ve onu bastırmak, görmezden gelmek veya kavrayamamanın, sadece gölgenin gücünü artırmaya yarayacağını vurgular. Onun sözleriyle; "Herkes bir gölge taşır ve bu gölge bireyin bilinçli yaşamında ne kadar az cisimleşmişse... o kadar yoğundur. Bilinçaltında bir budak olur ve en iyi niyetlerimizi dahi çarpıtabilir.”

Önyargılarımızı, ast-üst tavırlarımızı ve basmakalıp, otomatik tepkilerimizi keşfettikçe, tercih özgürlüğümüz de genişler. "İçgüdülerimiz"in olumlu yanına daha fazla erişim elde eder, böylece sezgilerimiz ve içten gelen duygularımızın güvenilirliğini pekiştiririz.

Üçlü beyin ve Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi
 

Üçlü beyin modeli

Maslow'un hiyerarşisi

Sürüngen/beyin sapı

Alt düzey: Hayatta kalmaya odaklanma, gıda, seks, güç vs.

Memeli/limbik sistem

Orta düzey: Bağlanma, birleşme. şefkat ve özsaygı

İnsan-neokorteks

Üst düzey: Bilinç, özgecilik, "ormanı görmek", toplumun uzun vadeli çıkan, kendini gerçekleştirme

Üç beynimiz; değişime karşı iki belirgin tutum sergiler. Bunlardan birine ataç, sürüngen-memeli eğilimler, diğerine ise gelişen bilincimiz egemendir. Öngörülü felsefeci ve matematikçi J.G. Bennett, bunlara sırayla psikostatik ve psikokinetik adını verir.

Psikostatik akıl, değişimi tehdit olarak görür. Bilinmeyeni reddeder ve belirsizlikten kaçınır. Bu akıl, geçmişin geleceği belirlediğine inanır ve kendi statükosunu gerekçelendirmenin peşindedir. Motivasyonu korkudur; yeniliğe, yaratıcı gerilime ve yeni düşünce tarzlarına direnir.

Alternatif olarak, psikokinetik akıl, varoluşun sürekli değişen doğasını görür ve bu algılamayı, değişmeyen bir temel öz duygusuyla uzlaştırır. Bu akıl kaosu yaratıcı bir biçimde kucaklar, bugünün geleceği yarattığım bilir ve bilinmeyeni kabul eder. Kendini yansıtır ve ne kadar nahoş olursa olsun, gerçeği arar. Psikokinetik akıl, değişimi bir vaad olarak görür.

Korku-tabanlı hiyerarşiyle sınırlı, psikostatik eğilimlerimizi dönüştürüp, kendimizi daha yaratıcı bir yaşama tarzına nasıl açacağız? Söylemekle yapmak arasındaki uçuruma köprü olacak pratik düşünme ve iletişim yetenekleri nelerdir? Değişim ve belirsizlik katlanarak artarken, dengemizi nasıl bulacağız?

DEĞERLENDİRME

“Düşünmenin Tam Zamanı’nın birinci bölümünde, bu somlara yanıt vermeye başlayacağız ve hiyerarşik düşünceyi dönüştürmek için yeni bir yaklaşımla tanışacaksınız. Ben buna, sinverjent düşünce diyorum. Sinverjent düşünce, yakınsak ve ıraksak düşünce tarzlarının sinerjetik bileşimidir. Yakınsak düşünce odaklanmış, analitik ve ayrıntılıdır. Iraksak düşünce ise dağıtık, çok yönlü ve yaratıcıdır. İnsanlar genellikle birinden birini tercih eder, ama şimdi ikisine birden ihtiyacımız var. Sinverjent düşünce yeteneklerini öğrendikçe; mantık ve imgelem, sağduyu ve sezginin yeni bir sinerjisini yaratacaksınız. Orman ve ağacı bütünleştirerek, bütün bir tabloyu görme yeteneğini geliştireceksiniz. En önemlisi, sürekli değişim ve giderek artan karmaşıklık karşısında, yaşamınızı nasıl daha etkili bir biçimde yöneteceğinizi keşfedeceksiniz. Sinverjent tavır, yüksek performans ve doyum yaratırken; tek boyutlu, gününüz iyi olsun olumlu düşüncesi ile pişkin karamsarların kuşkucu, kısır başarısızlık formüllerinin tuzaklarından sakınmanızı sağlayacaktır. Bu kısım, beynin iki yarıküresinin modeli ile. bu modelin sinverjent düşünceyi geliştirme ve daha dengeli bir yaşam sürmeyi nasıl etkileyeceğine dair yeni bir bakış açısı getiriyor.

1980’lerde, Amerikan Yönetim Birliği, en başarılı yöneticilerin "belirsizliğe karşı yüksek toleransları" ile ayırt edildiği sonucuna varan bir araştırma yayınladı. Şimdi ise, belirsizliğe karşı "tolerans", yeterli değil. 21. yüzyıla girerken, değişimin hızı, belirsizliğin kucaklanmasını ve ondan keyif alınmasını gerektiriyor.

Kafası karışık olmayan, burada neler döndüğünü anlamıyor demektir.

(Bir Fortune 500 şirketinin tuvaletinden duvar yazısı)

İkinci kısım, yani "Akıl Haritalama: Aklın Kendini Örgütleyen Doğası", bütün beyninizi harekete geçirip sinverjent düşünceyi geliştirmeniz için devrimci nitelikte ve hemen uygulanabilir bir yöntem sunuyor. İmgeler, renkler ve anahtar sözcükler kullanan akıl haritalama, fikir üretip örgütlemek için daha doğal bir yöntem. Hiyerarşik düşüncenin sınırlamalarını kaldırırken, odaklanma ve örgütlenme yeteneğinizi geliştiriyor. Akıl haritalama, yaşamınızın hedeflerinden eğitim seanslarına, sunumlardan akşam partilerine kadar her şeyi planlamanıza yardımcı olacak. Onu daha etkili toplantılar yönetmek, raporlar, görev bildirimleri ve hatta şiir yazmak, belleğinizi güçlendirmek ve yaşamın tüm alanlarında yaratıcılığı uyandırmak için kullanabilirsiniz.

Üçüncü kısım, "Sorun mu Var? Sinverjent Çözümler", aklınızın doğal ritmlerini kullanarak, yaratıcı güçlerinizi daha fazla nasıl özgürleştirebileceğinizi gösteriyor. Dikkat-altı bilincinizin engin gücünü devşirerek, en önemli sorunlarınızın çözümlerinin "ortaya çıkmasını" nasıl sağlayacağınızı öğreneceksiniz. Ve, kurumsal ve bireysel beyin fırtınalarına uygulayabileceğiniz, yakınsak ve ıraksak düşünceyi kaynaştırmak için yeni stratejiler keşfedeceksiniz.

Kitabın ilk bölümünde anlatılan strateji ve yetenekleri uyguladığınızda, yaratıcı öngörü ve fikirlerle taştığınızı göreceksiniz. Ama uygun iletişim ve sunum yetenekleri olmadan, birçok fikir gerçeğe dönüşemez. İkinci bölüm, değişimi yaratıcı bir biçimde yönetmek için gereken iletişim yeteneklerine eğiliyor. İnsanla rın kaos dönemlerinde çektiği gereksiz acının büyük bir bölümü; eskimiş etkisiz iletişim stratejilerinden kaynaklanır. Birçok kurum ve ailede, yanlış anlama yaygın ve yüksek derecede bulaşıcıdır. Ama bir çare var.

Dördüncü kısım, "Sinverjent İletişim", aklınızın fikirleri nasıl ilişkilendirdiğini gösteren bir alıştırmayla başlıyor. Bu basit alıştırma, günlük iletişimin en yaygın yanlış anlama nedenini aydınlatıyor ve onu nasıl altedeceğinizi gösteriyor. Bu kısımda, etkili iletişimin kalbinde yatan paradoksu tanıyacaksınız: Her birimiz eşsiziz ama hepimiz, eşsizliğimizle görülme ve takdir edilme isteğimizle aynıyız. Bu iki fikri akılda tutmak; sinverjent düşünce, dinleme ve liderlik yeteneklerinize yeni bir boyut getirecek. Bu kısım aynı zamanda, bir iletişim aracı olarak akıl haritalamanın yararlarını ve en iyi lider ve İletişimcilerin anahtar özelliklerini açıklıyor.

Beşinci kısım, yani "Yüksek Performanslı Sunumlar", mesajınızı diğerlerine nasıl ileteceğinizi, unutulmaz sunumlar yoluyla etkinizi nasıl azamiye çıkaracağınızı gösteriyor. Hızlı değişim dönemlerinde güç kurtlar sofrasındadır ve ilerleme fırsattan, ayağa kalkıp ikna edici olabilenlere aittir. İş dünyasında sunum yeteneği, uzun vadeli başarının temel bir göstergesi ve aynı zamanda, liderliğin giderek değerlenen bir unsurudur. Üstelik, sunum sanatını geliştirmek, sizi, düşüncenizi rafineleştirip bütünleştirme konusunda eğitecektir.

Son kısım, "Aydınlanmadan Sonra, Biraz Daha Çamaşır", bu kitaptan öğrendiklerinizi bütünleştirip örgütlemeniz için bir fırsat. Azami kişisel ve mesleki çıkar sağlama yönündeki yeni yeteneklerinizi kullanıp bir eylem planı yaratmak için kılavuzunuz olacak. 

Eğer insanlık dünyadaki mevcut krizi sağ salim atlatacaksa, bunun nedeni, bireylerin büyük bölümünün, kendilerine öğretildiği gibi düşünmemeleri olacaktır.

-Buckminster Fuller

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült