Tanrı Ve Cehennem Korkusu

Özcan Köknel


Her aile, anne, baba, toplum çocuğu en doğru, güzel, iy biçimde eğitmek, yetiştirmek çabası içindedir. Bu nedenle çocuğun erdemli bir insan olması, toplumda saygınlık kazanması istenir. Bilindiği gibi, çocuğun eğitiminde gelenek, görenek dinsel inançlar gibi temel toplumsal yapılardan kaynaklanan değer yargılarından ve öğelerden yararlanılır.

Çocuğun kişilik gelişmesi söz konusu temel toplumsal yapıların kullanım biçimiyle yakından bağlantılıdır. Üst benliğin gelişme süreci içinde aile, anne-baba ve çevre gelenek, görenek ve dinsel inançlardan kaynaklanan öğeleri doğruyu yanlıştan, güzeli çirkinden, iyiyi kötüden, olumluyu olumsuzdan ayırmak için kullanır. Aile, içinde bulunduğu, yaşadığı, etkilendi* kültür ortamına göre, görenekten, gelenekten, dinsel inançla dan Kaynaklanan değerleri, öğeleri, kendi anlayışına ve yorumuna göre, doğruyu, güzeli, iyiyi olumluyu onaylamak, ödüllendirmek, perçinlemek ya da çirkini, kötüyü, olumsuzu engellemek, önlemek, cezalandırmak için kullanacaktır.

Belli toplum kesimlerinde kimi aile çocuğun üst benliğini gelişme sürecinde dinsel baskılara ve Tanrı korkusuna aşırı ağırlık verilir. Ana baba ve yakın çevre, çocuğun kendilerince hatalı, çirkin, kötü, olumsuz davranışlarını, Tanrı korkusuyla önlemek, engellemek ya da cezalandırmak ister. Çocuğu cehennem ateşinde yanmakla, cehenneme atılmakla korkutup sindirmeye çalışır.

Böylece Tanrı ve dinsel inançlar, ailenin, anne babanın ve çevrenin çocuğa ilişkin amaçlarını, beklentilerini yerine getirmek için araç olarak kullanılır. Çocuk ailenin, anne-babanın isteklerine uymamanın, onlara karşı gelmenin Tanrıyı kızdıracağından, kendisini çarpacağından korkar.

Bu tip aşırı, gereksiz, yersiz bir Tanrı korkusu yaratmak, baskılı, engelleyici, önleyici dinsel eğitim yollarını, yöntemlerini kullanmak, çocuğun üstbenliğinde olumsuz bir Tanrı imgesi ve dehşete, korkuya dayanan dinsel davranış biçimi oluşturur.

Çocuğun Tanrıyla barışık ve dost olması, olumlu dinsel davranışları, tutumları benimsemesi ve kişiliğini geliştirecek güç olarak kullanılması gerekirken, Tanrı bir korku imgesine, dinsel davranışlar ve tutumlar günahlar korkusuyla yüklü birer tabuya dönüşür.

Böylece insanın ruhsal yaşantısında barış, dostluk, güven, huzur, ilgi, sevgi saygı duygularıyla yer alması gereken Tanrı, sadece cezalandıran, günahları görüp yazan, insanın yaşamına dehşet ve korku veren imge durumuna gelir.

Dinsel davranışların, tutumların da sürekli baskı ve engelleme aracı olarak kullanılması insanın öteki toplumsal ilkelere kurallara uymasını zorlaştırır. Hoşgörü azalır. Gerçekle bağlantı kurulması sorun olur.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 


 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült