Sosyal Fobiklerin Kullandığı Düşünce Hataları

Ahmet Koyuncu


Sosyal fobikler hem kendi davranışını, hem de başkalarında bıraktığı izlenimi yargılar ve değerlendirir. Bu değerlendirmeler çoğu kez hatalı ve içbarışıklığını bozan düşüncelerdir.

Arkowitz'e (1977) göre sosyal fobiklerin düşünce şekilleri şunlardır;

Sosyal fobikler sosyal ilişkilere olumsuz yüklemlemeler yaparlar. Örneğin; “Bakın, ben herşeyi nasıl berbat ediyorum. Benden hiç birşey çıkmayacak..."

Sosyal fobiklerin kendi davranışlarını abartılı, olumsuz düzeyde aşağılama eğilimleri vardır.

Kendileri için oldukça seçicidirler, hoş ya da olumlu olaylar, önemsiz kabul edilip bir kenara konur. Bunun yanısıra yetersiz, doyumsuz olaylar anımsanır ve uzun süre üzerinde durulur.

Sosyal ilişkilerinde hoş olan durumlarda kendileri dışında neden ararlar (dışsal yükleme), ancak hayal kırıklığı yaratan durumların nedenlerini ise kendilerinde ararlar.

Sosyal fobikler kendi davranışlarına yönelik abartılı bağlamalar yaparlar, genellikle diğerlerinin davranışlarına çok daha fazla bağlıdırlar (İkili standart uygulama). (Ah: Emmelkamp, 1994).

Sosyal fobiklerin en çok kullandıkları bilişsel çarpıtmalara gelirsek, bunlar belirli durumlar karşısında otomatik olarak ortaya çıkan ve kişinin belirgin kaygı ve sorun yaşamasına neden olan düşüncelerdir. Sonuçta uzun zamandır pekiştirilmiş bu düşünceler, kişi daha sosyal bir ortama girmeden önce başlar. Kişi sosyal ortama, içinde büyük bir savaşla girer.

Bu düşünce şekilleri şunlardır;

 KİŞİSELLEŞTİRME

Olumsuz bir olayda, o olayda katkısı olan diğer etkenleri görmezden gelip, sorumluluğu kendi üzerine alma eğilimidir. Olayın gerisinde kendi kişiliğine yönelik anlam arama da vardır. (Köroğlu, E, 2009)

örnekler;

 öğretmen derste kızıp bağırıp çağırdığında, bunu üzerine alınmak.

 Sohbet esnasındaki suskunluğu, kendisinin sohbetinin iyi olmadığı herkesi sıktığı şeklinde değerlendirmek.

 Otobüste gözü kendine takılan birisi için, kendisinde bir anormallik olduğu için baktığını düşünme...

 DÜŞÜNCE OKUMA (ZİHİN OKUMA)

Başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğü ile ilgili abartılı ve tümüyle gerçek dışı tahminlerdir. Burada kişi karşısındaki kişinin zihninden geçenleri okuma yanılgısı içindedir. Belki de karşıdaki kişi başka birşey düşünüyordur. Düşünce okuyan için böyle bir olasılık yoktur. Başkalarının düşüncelerinin, kendi zayıflığı, beceriksizliği ve zavallılığı ile ilgili olduğunu ısrarla düşünme eğilimi vardır. (Köroğlu, E, 2009)

örnekler:

Yemekhaneye girdiğinde kendisine bakıldığım hisseden bir sosyal fobiğin, karşıdakilerin kendisinin kaygılı olduğunu farkettikleri için baktıklarını zannetmesi,

 İnsanlar bana baktığına göre, bende bir tuhaflık var

 Kesinlikle benim zayıf ve kendime güvensiz olduğumu anladılar

 Sustular, demek ki sohbetimi sıkıcı buldular

 Titredim, yüzüm kızardı. "Benim rezilliğimi gördüler..."

 OLASILIĞI ABARTMA

Bir olayın olma olasılığı çok düşük olsa bile, kişinin akima gelen olasılığın gerçekleşeceğine inanmasıdır. Bir olay ya da durum karşısında en düşük olasılık bile büyütülerek beynini meşgul etmesine İzin verilir. (Köroğlu, E, 2009)

Örnekler;

 Toplantıda konuşurken kekelersem biterim

 Ya telefonda söylecek bir şey bulamazsam

 Ya sınavda hocamın önünde titrer ve ağlarsam, bildiklerimi yazamazsam

 KORKUNÇLAŞTIRMA (FELAKETLEŞTİRME)

Olumsuz bir olay ya da durum olduğunda, bunun çok kötü olduğunu, üstesinden gelemeyeceğini ve duruma dayanamayacağını, katlanamayacağını düşünmedir. (Köroğlu, E, 2009)

örnekler;

 Başkalarının benim hakkımda olumsuz düşüncelerinin olması çok korkunç

 İnsanların önünde yüzümün kızarması tam bir felaket

 Patron beni herkesin önünde terslerse, buna katlanamam

 Konuşurken söyleyecek birşey bulamamam dünyanın sonudur

 "YA HEP, YA DA HİÇ" ŞEKLİNDE DÜŞÜNME

Siyah-beyaz düşünme şeklidir. Birşey ya beyaz ya da siyahtır. Kişi için aradaki gri tonları yoktur. En iyisi, en doğrusu, en güzeli olmadıkça bunun çok kötü olacağım düşünme eğilimi vardır.

Kişiye göre davranışları ya tam kabul edilebilir ya da kabul edilemez. Burada kişi aşın bir yetkincilik peşinde koşar ve gerçekçi olmayan ölçülere göre davranır. (Köroğlu, E, 2009)

örnekler;

 Sunum esnasında bir kez bile duraksamam, bütün konuşmamı berbat eder

 Sınavdan yüksek alamazsam, bu benim aptal olduğumu gösterir

 Yaptığım işte bir tek uyan bile almam, işi eksik ve yetersiz yaptığımı gösterir

 "MELİMALİ” DÜŞÜNCELERİ

Bu düşünce tarzında gerçekle ilişkili olmayan beklentiler ve dayatmalar vardır. Gerçek hayatta, seçimler ve tercihler vardır. Burada ise böyle bir olasılık yoktur. Dayatma ve zorunluluklar vardır. Bu şekilde düşünme katı ve hoşgörüsüz olmayı, esnek olmamayı, kendinden ve başkalarından yüksek beklentiler içinde olmayı, yani yetkinciliği gerektirir. (Köroğlu, E, 2009)

Örnekler;

 Hiç bir zaman sinirlenmemeliyim

 Hata yapmamalıyım

 Yaşamındaki herşey kontrolüm altında olmalı

 Titrememeliyim, yüzüm kızarmamalı

 İnsanlar benim hakkımda kötü düşünmemeli

 Sohbetim ve espirilerim mükemmel ve eğlendirici olmalı

ALGIDA SEÇİCİLİK

Belirli bir bilgiye, diğerlerinden daha çok odaklama vardır. Örneğin, üniversitede yaşandığı birçok güzel olay ve yaşantıyı hatırlamazken, kötü anılan sürekli hatırlayıp üzülmek gibi... (Köroğlu, E, 2009)

Örneğin;

 Hocasının olumlu geri bildirimlerini görmezden gelip, olumsuz bir cümlesine takılıp kalması

 Karnesindeki yüksek notlan görmeyip, düşük olanlara takılmak

 Konuşma esnasında dinleyenleri değil, sıkılardan görmesi...

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült