Sosyal Beceri Eğitimi

Ahmet Koyuncu
 

Sosyal beceri eğitimi, sosyal fobi tedavi algoritmasında özellikle de özgül tip sosyal fobinin tedavisinde bilişsel davranışçı terapi ile beraber önerilmektedir. Beceri eğitiminin yararlı olduğunu gösteren çalışmalar olduğu gibi, etkisiz olduğunu da bildiren çalışmalar vardır. Ama yine de beceri eğitiminin üzerinde durulmasından önem vardır. Çünkü sosyal fobiklerin önemli bir kısmı temel beceriler konusunda yoğun kaygı yaşarlar.

Genellikle toplumsal ortamda önemli olan temel beceriler şunlardır;

•        Konuşmayı başlatma ,sürdürme ve sonlandırma.

•        Eleştirme, fikrini söyleme ve eleştiriye tepki verme.

•        Öneride bulunma

•        Yardım isteme ve reddetme

•        Kendi görüşünde ısrar etme

•        İltifat etme ya da iltifatı kabul etme.

•        Davranışı ile dikkat çekme (Emmelkamp, 1994)

Sosyal fobikler genel olarak değerlendirildiklerinde hemen hemen tüm alanlarda sorunlar vardır. Öncelikle eleştirilme ve yargılanma korkusu nedeniyle genellikle konuşma başlatamazlar, var olan konuşmaya genellikle dinleyici olarak ayak uydururlar. Çünkü konuşmak aynı zaman da dikkat çeken ve kişiyi ilgi odağı haline getiren bir davranıştır. Sosyal fobiklerse ilgi odağı olmamak için konuşmayı çoğu kez başlatmaz ama konuşmak zorunda kaldığında ise sesi daha boğuk, vurgusu düşük, dağınık ve genelde "şey... acaba..." tarzı konuyu toparlamaya çalışır şekilde konuşurlar. Konuyu bütünlüğe erdirirken de zorlanırlar.

Sosyal fobiklerin önemli bir kısmı, başı öne eğik, hafif kamburumsu dururlar ya da otururlar. Fazla göz kontağı kurmazlar ve sanki dinlemiyormuş gibi görünürler. Karşı taraftaki kişiyi "kırarım" veya “onu kaybederim” korkusuyla çoğu kez fikirlerini söylemezler. Ayrıca sosyal fobikler kendi düşünce ve tercihlerini aşağı ve değersiz gördüklerinden öneride de bulunmazlar. Karşıdaki kişi incinir veya çatışma çıkmasın korkusuyla eleştirmez ve kendisine gelen eleştirileri ise alttan alır ve kendi görüşünde ısrar etmez. Çatışmanın yaratacağı sorunlardan kaçar. Tabi ki bu da kişiyi oldukça mutsuz eder.

Ayrıca sosyal fobiklerin önemli bir kısmı yardım isteme ve reddetme konusunda sorun yaşarlar. Kendisinden bir şey istendiğinde son derece cömerttirler, ama karşıdaki kişiden kendileri çok küçük şeyleri bile isteyemezler. Çünkü karşı tarafa yük olmak ve reddedilme korkusu ile isteyemezler. Yani genel olarak sosyal fobikler verici insanlardır. Hattan bazen aşın verici olmaları nedeniyle birçok yük ve angarya üzerlerine kalır.

İltifat etme ve iltifatları kabul etme konusunda da sosyal fobikler sıkıntı yaşarlar. Özellikle kendilerine iltifat edildiğinde kızarır ve utanırlar. İltifat karşısında yüzleri kıpkırmızı olan kişiler vardır. Oysa karşı tarafta ki onore etmek için bu iltifattan yapsa da, sosyal fobik için utanılacak bir neden mutlaka vardır.

Konuşmak ve iletişim önemlidir. İstediğin düşünceleri, uygun bir şekilde karşındaki kişiye aktarabilmek, bir toplumsal beceridir. Çünkü söylenilen kadar, söyleme şekli de dikkat edilmesi gerekli unsurlardandır. Ses tonu, sesin şiddeti, vurgulamalar, sesin uygun hızda olmasına dikkat edilmelidir. Çünkü ne söylediğin kadar, nasıl söylediğin iletişim için son derece önemlidir. Sosyal fobikler, sözlü iletişimde sık sık sorunlar yaşarlar. Konuşurken kendileri ile aşın meşgul olduklarından konuşmadaki akış, vurgu vb., özellikler geri planda kalabilir. Boğuk ve titrek bir ses tonu nedeniyle konuşmaya istenilen vurguyu yapamazlar. Bu nedenle konuşma akıcılığında sorun yaşarlar. Söylediğimiz gibi “ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz” önemlidir.

"Sakin ve sıcak bir ses tonu, çevreye uygun şiddette, herkesin duyabileceği, sakin bir hızda, akıcı bir konuşma kendinize inandığınızın ve ortaya koyduğunuz şeyden emin olduğunuzu gösterir." (Dryden W. & Constantinou  D. 20??). Bu nedenle sosyal fobiklerin güzel konuşma kurslarına katılmaları ve konuşma özelliklerini geliştirmeleri önerilebilir. Bu tür kurslar hem kişinin yeni ortamlara girmesi nedeniyle sosyalleşmesini sağlar, hem de iletişim becerileri kazandırır.

Sosyal fobikler bu kurslara da gitmeye çekinebilirler. Bu nedenle kişiye bu kurslara katılanların bir kısmının konuşma sırasında heyecanlanan ve sorunlar yaşayan sosyal fobikler olduğunun ve kendisiyle benzer sorunlar yaşayan insanların olacağını belirtmek ve cesaretlendirmek önemlidir. Kişi bu kurslar sayesinde hem sosyal aktiviteye katılmış olur, hem de iletişim becerileri kazanırlar. Zaten bizim tedavide istediğimiz de kişinin sosyal aktivitelere katılmasıdır.

Sosyal fobikler yüzlerindeki ifade ile ilgili sorunlar yaşarlar. Özellikle olumsuzluk ifadesi yüzlerine yansır ve belli etmeme konusunda da iyi değildirler. Olay karşısında soğuk kanlı olmadıklarından, heyecan ve telaş için kendilerini daha çok ele verirler.

El ve vücut harekelerinde ise, özellikle sosyal ortamlarda rahat değildirler. Genelde kamburunu çıkararak dururlar ve otururlar. Bu yüzden dik duruş alıştırmaları çalışılabilir.

Sosyal fobiklerin, el ve kol hareketlerinde ise doğal ve rahat değildirler. Konuşurken bir elleri konuşmaya eşlik ederken, diğer ellerini yapacaklarını şaşırırlar. Birisi kendilerine bakarken elleri, ayakları birbirine dolaşır. Sonrasında dik duramadıkları için göz temasında zorlanırlar. Özellikle kendisine güvensizlikleri farkedilmesin diye gözlerini kaçırırlar. Göz kontağından rahatsız olurlar. Oysa göz kontağı kurmayan kişi dinlemiyormuş gibi gözükür ve en kötüsü dinlerken gözü konuşan kişide olmadığı için, kendisini konuşmaya veremez. Alakasız uyaranlar dikkatini dağıtır ve sohbetten kopabilir.

Öncelikle göz kontağı ile başlarsak normalde üç çeşit göz kontağı vardır. Birincisi gözünü kaçıran ve yere bakan kişilerin göz kontağıdır. Bu biraz önce söylenildiği gibi, kendine güvensiz ve utangaç bir bakıştır ve karşı taraf kendisinin dinlenildiğini zannedebilir. İkincisi ise sürekli ve gözünü dikerek bakmaktır ki, bu da çok rahatsız edicidir. Böyle bakış genelde empatisizdir ve de karşı tarafı, özellikle bu tür bakışlara alışık olmayanları çok rahatsız edebilir. Yani, gözünü dikerek bakma, saldırgan bir bakıştır. Üçüncüsü ise mola veren, tutarlı ve kararlı bakıştır. Sosyal fobikler, göz kontağından kaçınır.

Kafasında yarattığı düşünceler nedeniyle kendini geri çeker. Oysa göz kontağı uygun bir şekilde yapıldığında karşıdaki kişiye daha çok güven verir. Karşımızda konuşan kişiyle göz kontağı kurmak, onu dinlediğimiz ve önemsediğimiz hissini verir ki; bu da bize duyulan saygıyı artırır. Bu nedenle seanslarda göz kontağı konusunda, danışan kişi için terapistin bir model oluşturması önemlidir. Terapi ortamında oluşan bir güven, zaman içerisinde sosyal ortamlara da mutlaka yansıyacaktır.

Kararlı, tutarlı ve baskılayıcı olmayan göz ilişkisi çok önemli bir kendini ortaya koyma özelliğidir. Uygun yüz ifadesi ile kişi daha rahat görünür, gergin ya da titrek değil.

El-kol hareketleri ile de ilgili olarak öneriler:

El ve vücut hareketleri ve duruşu kendinizi ortaya koyarken beden hareketi davetkar olacaktır, kapalı ya da korumacı değil. Ritmik bir tarzda açık el hareketleri yapabilirsiniz. Kendinizi ortaya koyarken duruşunuzda rahat ve kendine güvenli olmalıdır. Kayıtsız tarzda tam burunu çıkarıp, gergin tarzda dimdik durmamalıyız. Ayrıca karşımızdaki ile aynı seviyede olmalıyız (Dryden W. & Constantinou D. 2009).

Sosyal fobiklerin gerek ayakta, gerekse oturarak konuşma ile ilgili sorunları olduğundan, ideal ayakta durma ve oturma şekillerinin terapi ortamında değerlendirilmesi de önemlidir.

Genellikle sosyal fobik kişilere bir boy aynasının karşısına geçip, kendi ayakta duruşuna ya da ayna karşısında sandalyede ya da koltukta oturma şekline bakması önerilir. Kişi ayna karşısında kendisi için en uygun duruş ve konuşma şeklini bulup, bunu başkalarının yanında roleplaying (rol yapma) şeklinde uygulamaya çalışabilir.

Doğrusu kimi güzel konuşma kurslarında, beden dili ve eğitimini de verilmektedir. Her ne kadar terapist kişiyi iletişim becerileri konusunda eğitse de, bu tür kurslara gitmek daha yararlı olabilir. Ayrıca hastalara aktif dinleme konusunda yardımcı olunması da önemlidir. Çeşitli dinleme türleri vardır. Ama en ideali aktif dinlemedir.

Aktif dinlemede karşı taraftaki anlatan kişinin anlattığı ile ilgilenilir ve dinleyen de katılımcıdır.

Anlatılan konu ile ilgili sorunlar, sorulur ve anlatılan ile ilgili tekrarlamalar yapılır. Uygun bir göz kontağı ve yüz ifadesi ile "hı hı" vb. kafa hareketleriyle konuşmaya eşlik edilir, iletişimde açık uçlu sorular sorulur. Cevabı "evet ya da hayır" olan kapalı uçlu sorular sorular sorulmaz".

Eleştirme, fikrini söyleme ve eleştiriye tepki verme konusunda da sosyal fobikler sorunlar yaşarlar.

Karşı taraftaki kişiyi incitmemek ve kaybetmek korkusuyla genelde eleştiri yapmaz, fikrini söylemez ve ayak uydururlar. Kendisine eleştiri yöneltildiğinde ise, sosyal fobiklerin adeta dünya başlarına yıkılır. Çünkü sosyal fobiklerde eleştirilme duyarlılığı vardır.

Normalde sağlıklı bir eleştirinin bir takım özellikleri olmalıdır. Öncelikle eleştiri yapıcı olmalı, yıkıcı olmamalıdır. Yapıcı eleştiriye öncellikle karşı tarafın (+) yönleri ile başlanır. Sonra soruna odaklanılır. Yani "Senin çalışkan, dürüst ve yetenekli birisi olduğunu biliyorum. Ama şu özelliğin..." şeklinde olmalıdır. Bu arada hem kişinin pozitif yönleri vurgulanırken, sorun olan konuya da odaklanılmıştır. Yani kişinin tüm kişiliği değil, sadece bir davranışının eleştiri konusu olduğu vurgulanmıştır.

Bu tür eleştiriler yapıcı eleştirilerdir. Ama " Sen zaten böylesin " şeklinde olsaydı, bu eleştiri tamamen yıkıcı, toptan kararlayıcı olurdu.

Normalde yapıcı eleştirilerden mutlaka yararlanılmalıdır. Çünkü yapıcı eleştiri, kişiye iç görü ve empati kazandırır. Bu kazanç ki, kişiyi bir adım daha yukarı taşır. Bu nedenle öncelikle eleştirinin yapıcı mı, yoksa yıkıcı mı olduğuna bakılmalıdır. Yapıcı ise bu eleştiriden yararlanılmalı, yıkıcı ise buna uygun bir tarzda karşı konulmalı ve eleştirinin haksızlığı vurgulanmalıdır. Bu konuda terapist, danışan kişiyi duygularını açıklamaya cesaretlendirmelidir. Bu davranışlar kişide, kendi duygu düşüncelerinin önemli olduğu hissini yaratır ki, bu da terapi yol almak için gereklidir.

Yukarıda da özetlendiği gibi iletişimde değişik yollar ve yöntemler kullanılır. Sosyal fobiklerin bu yollar ve yöntemler hakkında bilgilendirilmesi ve temel beceriler kazandırması için çaba harcanabilir.

"Ellis ve Smith ’e göre temel beceri hakları" şunlardır;

•        Bireyin kendi davranışını, düşüncelerini ve duygularını yargılama hakkı.

•        Birinin davranışlarına ilişkin açıklama yapma ve mazeret gösterme hakkı.

•        Diğer insanların sorunlarının çözümünde yardımcı olma ya da olmamaya karar verme hakkı.

•        Birinin bakış açısını değiştirme hakkı.

•        Hata yapma ve yaptığı hatanın sorumluğunu alma hakkı.

•        "Ben bilmiyorum.." deme hakkı.

•        Karar alırken mantıksız olma hakkı.

•        " Anlamadım" deme hakkı.

•        "Umurumda değil" deme hakkı.

•        Diğerlerinin istediği kendini göstermek için çaba sarfetmeme, böylece sosyal olma hakkı (Akt: Emmelkamp, 1994)

10 maddeyi dikkatle okumanızı öneriyorum.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült