Savunmayı Bırakmam Niçin Gerekli?

Susana Mcmahon


Bütün insanlarda savunma mekanizması bulunur. Bu, başa çıkamadığımız durumlarda kendimizi korumaya hizmet eder. Vücut bir travma durumunda kendisini aşırı acıdan korumak için nasıl şoka girerse, duygusal acı dayanılmaz olunca savunma mekanizması da öyle devreye girer. Şok fiziksel olarak bedeni ancak kısa bir süre koruyabilir, daha sonra kendi başına bir tehlikeye dönüşür ve ölümcülleşir. Savunmanın aşırı kullanımı da duygusal açıdan böyle bir tehlike oluşturur. Savunma mekanizması bir bağımlılık aracına dönüşür ve tüm bağımlılıklar gibi hayatın gerçeklerini yaşamamızı engeller.

Savunmalarımız nelerdir? Reddetme, bastırma, dışsallaştırma, akılcılık ve entelektüelliğe dökme en çok bilinen savunma yöntemleridir. Bunlar, uğraşmak istemediğimiz davranışları açıklamamıza yardımcı olurlar. Olayları oldukları gibi görmek ve kabul etmek istemediğimiz zaman, kendimiz ve başkaları için sahte bir görünüm üretmemizi sağlarlar. Hayatı kamufle etme, davranış, düşünce ve duygularımızın sevimsizliğine bir özür yaratma eğilimleri vardır. Bunları kendimizin ve sevdiklerimizin kusurları ile yüzleşmek istemediğimiz zaman kullanırız. Bunları hayatın acısından, ölümden ve hoşlanmadığımız karanlık yüzümüzden kaçmak için kullanırız. Kusursuz olmadığımızı, hayatın adil olmadığını itiraf etmemiz gerekince, kendimizi zayıf ve çaresiz hissedince savunmaya geçeriz. Ve bunları ne kadar sık kullanırsak, o kadar sık ihtiyaç duyarız. Çoğu uyuşturucuda olduğu gibi, kısa zamanda kontrolü ele alırlar ve onlarsız yapamayacağımızı anlarız. Bilinçsiz alışkanlıklar haline gelirler.

Bunun çaresi nedir? Genellikle bilincinde olmadığımız bir takım savunmaları kullanmaktan nasıl kaçınabiliriz? Önce kendi sorumluluğunuzu üstlenin: Bir insan olduğunuzu ve kusursuz olamayacağınızı kabullenin. Hatalarınız, karanlık bir yönünüz ve benliğinizin bir gölgesi vardır. Bazen kötü, aptalca ve acı veren şeyler yaparsınız. Hepimiz yaparız. Hayatın ironilerinden birisi karanlık yönümüzü en iyi bilen ve maskemizin içini en iyi gören kişilerin en yakınlarımız olmasıdır. Bir başka ironi ise karanlık yüzümüzü kabul edince, üzerimizdeki etkisinin kaybolacağıdır. Kendinden sorumlu olmak, hatalarının bilincinde olduğunu kabul etmektir.

Savunma gerçeklerin yarattığı acıdan kaçış olduğu için bunlara duyulan ihtiyacı yok etmenin ikinci yolu acıyı kabul etmektir. Gördüğünüz ve kabul ettiğiniz bir şeyi reddedemezsiniz, bastıramazsınız veya akılcılığa dökemezsiniz. Kabul, acıyı yaşamak için gerekli gücü üretir. Acı çektiğini kabul edip acıyı yaşamak, duygularınızı reddedip entelektüelliğe dökmekten çok daha az enerji gerektirir. Acı çekmek zaaf değildir, insan olmanın bir parçasıdır.

Bir kere sorumluluklarınızı üstlenir ve acı çektiğinizi kabullenirseniz, savunma ihtiyacından kurtulursunuz. Savunma mekanizması bilinçli olarak fark edilmediği sürece iyi işler. Kendiniz ve davranışlarınız için sorumluluk üstlenmek artık kendinizi savunmanızın gerekmediği anlamına gelir. Zaaflarınızı itiraf etmek ve insan olduğunuzu kabullenmek, savunmayı bırakmanızı sağlar. Artık onların korumasına ihtiyacınız yok. Acınızla başa çıkacak kadar güçlüsünüz. Kendinizi savunurken, ne yaptığınızı fark etmek Öz Saygı sahibi olmanın bir özelliğidir. Öz Saygı kendimizi tanımamızı engelleyen şeyleri, örneğin savunma mekanizmalarını sürdürmemek, bırakmaktır.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült