Nevrotik Kısırdöngü

Engin Geçtan


Önceki bölümlerde ayrı başlıklar halinde tartışılan süreçler aslında birbirleriyle içiçe geçişmiş olgulardır. Kusurlu anababa tutumları sonucu bazı insanlar yetişkin yaşam için gerekli davranışları yeterince öğrenemezler. Engellenmiş olmanın yarattığı düşmanlığı denetleme güçlüğü, kişinin diğer insanlar karşısında korku ve değersizlik duyguları yaşamasına neden olur. Bu duygulardan kurtulabilmek için geliştirilen başarısız yöntemler, kişinin kendisini yalnız ve çaresiz hissetmesine, diğer insanlarla ilişkilerinde sevgi yerine güvenlik sağlamaya yönelik amaçların egemen olmasına neden olur ve yetersizlik duygularına sürekli bir kaygı eşlik eder. Ancak asıl önemli olan, bu duygu ve davranışların bir kısırdöngüye dönüşmesi ve kişinin faiklı insanlarla ilişkilerinde ve farklı durumlarda sürekli aynı yanıcılara düşmesidir.

Aslında insanlar, nevrotik olanlar ya da olmayanlar diye gruplara ayrılmazlar. Önemli olan kısırdöngülerin hangi oranlarda yaşamamıza egemen olduğudur. Bu nedenle, ilerideki paragraflarda karşılaşılacak «nevrotik kişi» deyimiyle, yalnızca böyle bir döngü içinde «sürüklenmekte» olan kişilerin tanıtılmaya çalışıldığım vurgulamakta yarar olabilir.

İnsan günlük yaşamında da sık sık zorlanmalarla karşılaşır. Ortalama insan bunlarla başedebilmek için etkin yöntemler geliştirmeye çalışır, geliştirdiği yöntem uygun değilse başka yolları dener ve çoğu kez başarır da. Başaramadığı durumlarda ise yenilgisiyle yüzleşecek yürekliliği gösterdiğinden bundan ders alabilir ve yitirdiklerine karşılık bazı şeyler de kazanabilir. Çünkü çoğu kez deneyim dediğimiz şey geçmişte yaptığımız yanlışlardır. Oysa nevrotik kısırdöngüye kapılmış kişi, zorlanma durumlarını yenmek için çaba göstereceği yerde onlardan kaçınmaya çalışır. Bu davranışlarının çıkarlarına karşıt düştüğünü ve katılığının yedek çözüm yollarını görebilmesinin engellendiğini görmezlikten gelir. Mantıkdışı ve uyumsuz nitelikte davranışlarının farkındadır, ama bunları sürekli zihninden uzak tutmaya çalışır.

Nevrotik kişi, mutsuz, kaygılı, çevresiyle olan ilişkilerinde etkisiz ve suçluluk duyguları içinde yaşayan biridir. Ancak davranışlarının uyumsuz niteliklerine karşın dünyayı algılayışında ciddi sapmalar ve kişiliğinde önemli ölçüde bir bozulma yoktur. Tehlikeye karşı aşırı duvarlıdır. Çok sayıda durumun tehlikeli olarak değerlendirilmesi ise algılamanın daralmasına yol açar. Bunun sonucu, organizmaya ulaşan bilgiler kısıtlanır ve benlikle gerçeklik arasında bir uyuşmazlık oluşur. Dolayısıyla, kendi davranışları gibi diğer insanların davranışlarını da anlamakta güçlük çeker. Bir yandan durumundan yakınırken, öte yandan bu durumun kendisinden kaynaklandığını göremez. Sorunlarının ve savunmalarının temelindeki nedenleri anlayabilse bile, kendisine güvenlik sağladığını sandığı davranışlarını değiştirmemeyi yeğler. Yaşamını zenginleştirebilecek nitelikte ve daha etkin yöntemleri öğrenebilme olanaklarından yoksun kalır.

Tehlikenin sürekli varlığı ve algılamanın daralması kişinin tüm dikkatini kendi üzerine toplamasına neden olur. Nevrotik insan sürekli olarak kendi duyguları, kendi umutları ve kendi sorunlarıyla ilgilidir. Güvensizlik ve çaresizlik duyguları sonucu, bir ölümkalım savaşı vermekte olduğunu varsaydığından, kendini merkez olarak almanın gerekliliğine inanır. Tüm çabası kendi bütünlüğünü korumaya yönelik olduğundan diğer insanlarla ilgilenmez ve onlara verecek pek az şeyi olur. Yetersizlik duygularından kurtulabilmek amacıyla güçlü bir eş arar, ona tutunarak yaşamını güvenlik altına almaya ve bir anlam bulmaya çalışır. Ancak bu umutlar, kendi yetersizliği sonucu düşkırıklığıyla sonuçlanır. Kendinde olmayan güveni çevresinden sağlayabilmek için diğer insanların onay ve desteğini sağlayıcı tutumlar geliştirir. Ama böylesi davranışlar diğer insanlar üzerinde bir yük yarattığından, onların giderek kendisinden uzaklaşmasına neden olur. Kimi ise, yoğun çaresizlik duyguları içinde düşman bulduğu dış dünyaya karşı kendisini korumak amacıyla saldırgan davranışlar geliştirir. Böylesi bir insanın davranışlarına, diğer insanlarla sürtüşme ve yarışma eğilimleri egemendir. Yumuşak duygular baskı altına alınır; sert, kararlı ve gerçekçi ama katı tutumlar geliştirilir. Diğer insanları denetim ve egemenlik altına alma, onları kendi çıkarları için sömürme ya da geride bırakarak küçük düşürme, yaşamın başlıca amacı olur. Kimi ise diğer insanlardan duygusal bir soyutlanma içine gömülür. Bağımsız ve kendine yeterli olmaya çalışarak kendisini çevreden koruduğuna inanır.

Nevrotik kişi çoğu kez kendisine ve başkalarına karşı sorumluluklarını yerine getirmediğinin farkındadır. Kendine dönüklüğü ve diğer insanlara yönelttiği bencil istekleri suçluluk duyguları yaşamasına neden olur. Bunlarla birlikte gelişen yetersizlik duyguları ve çoğu kimsenin olağan karşıladığı durumlarda kaygıya kapılma eğilimi, nevrotik insanın sürekli doyumsuz ve mutsuz olmasına neden olur.

Davranışlarının sürekli doyumsuzlukla sonuçlanmasına karşın kişinin böylesi bir yaşam biçimini sürdürmekte direnmesi nevrotik kısırdöngünün karakteristik bir çelişkisidir. Bu çelişki, gerçekdışı tehlikelerin sürekli algılanmasından ve yaşanan kaygılardan bir an önce kurtulabilme isteğinden kaynaklanır. Nevrotik kişi acelecidir, bir zorlanmanın ilk belirtilerini farkettiğinde durumun gerçekten tehlikeli olup olmadığını sınamaksızın kaçınma tepkisi geliştirir. Karşılaştığı durumlara karşı kısa vadeli çözümler geliştirdiği için etkin olamaz. Aşırı duyarlığı, zorlanma kaygı kaçınma kaygı döngüsünün oluşumuyla sonuçlanır. Bu duyarlık giderek artan ve yalnızca kaygı yaratan durumların yaklaşmasıyla değil, böyle bir olasılığın bulunduğu durumlardan da kaçınmasına neden olur. Böylece yaşam alanı da giderek daralmaya başlar. Örneğin, çevrenin ilgi ve hayranlığını toplama çabasında olan biri için, bu beklentisinin gerçekleşmeyeceğini sandığı durumlar tehlikeli olarak algılanır ve dolayısıyla, böyle bir insan yalnızca ön planda olabileceği ortamlara katılabilir.

Nevrotik kişinin bir diğer ilginç özelliği, aynı hataları art arda yineleme eğilimidir. Örneğin, kendi ihtiyaçlarını bir yana iterek davranışlarım hoşlandığı erkeğin beklentilerine göre ayarlayan bir kadın bir süre sonra bu erkeği yitirebilir. Çünkü, giderek egemenlik kurma eğilimine dönüşen tutumu erkeğin özgürlüğünü özlemesine neden olabilir. Ancak, bu olumsuz sonuçtan ötürü erkeği suçlayarak ya da tüm erkeklerin bencil olduğu konusundaki inancını pekiştirmeye çalışarak kendi katkısını göremeyebilir. Bu nedenledir ki, ikinci bir ilişkiye girdiğinde davranışlarına hiçbir değişiklik getirmeksizin eski tutumunu yeniden sürdürebilir ve doğal olarak aynı olumsuz sonuçla karşılaşır. Ve bu böylece sürüp gider. Sevgi açlığı içinde olan bir diğeri, kendisiyle ilgilenen her insanın kendisini sevdiğine inanabilir ve kendisinin de onu sevip sevmediğini anlamaya çalışmaz. Sevgi uğruna kendi benliğini ortadan silerek diğer insanları hoşnut etmeye çalışması sonucu sömürülebilir ya da ciddiye alınmayabilir ve bunu farkettiğinde de yoğun bir kızgınlık yaşayabilir. Bu kızgınlığını dışavurduğunda, çevresindeki insanlar onun uysal davranışlarına alışmış oldukları için, kendisi suçlu duruma düşebilir ve böyle bir sonuç öfkesinin daha da artmasına neden olabilir. Yaşadığı öfke bu durumu aslında kendisinin yarattığını görmesini engeller ve bunun sonucu insanların ikiyüzlü ve nankör olduğu biçiminde aşırı genellemelere kapılırsa, benzeri hataları sürekli yineleyebilir.

Nevrotik kişinin benzer yanılgıları sürekli yinelemesinin gerisinde, kendi sorumluluğunu görmezlikten gelmesinin yanısıra, bilinmeyenin korkusu da bulunur. Bir pervanenin ışığa yaklaşıp sonunda aşırı ısıdan ölmesi onu izleyen insana nasıl mantıkdışı görünürse, nevrotik kişinin kendisi için zararlı davranışlarını ardarda yinelemesi de o denli şaşırtıcıdır. Oysa nevrotik kişi, kendine dönük yıkıcı davranışlarını yinelemekle, kendisini bilinmeyenin yıldırıcı ürküntüsünden korumaya çalışır. Bu nedenle, aksak da olsa alışageldiği, nasıl başlayıp nasıl sonlanacağı önceden belli olan senaryoları, her defasında yeni bir olay yaşıyormuşçasına gerçekleştirir. Alışageldiğinin dışına çıkmak ve daha önce denememiş olduğu davranış biçimlerine başvurmak onun için öylesine korkutucudur ki, farklı seçeneklerin de olabileceğini göremez.

Nevrotik kişi, ilişkilerinde bencil ve tutarsızdır. Sorunların işbirliğiyle çözümlenebileceğini öğrenememiştir. Bazen üstünlüğünü kanıtlamak için insanlarla yoğun bir ilişkiye girer, kendisini eksik ve yetersiz bulduğu zamanlarda ise onlarla karşılaşmamaya çalışır. İlişkilerinde aşırı bağımlıdır, ancak bunu üstükapalı bir biçimde yaşar. Kendisine ait sorunları başkalarının çözümlemesi için çaba harcar, kendisine güç görünen durumlardan kaçınmak için türlü özürler yaratır. Üstelik, bu sorunların üstüne gittiği zaman harcayacağı enerjiden çok fazlasını tüketerek. Tüm çabasını kaçınma tepkilerine yöneltmiş olduğu için nevrotik kişinin etkinlik düzeyi düşüktür. Aksak ödünleme çabaları sorun çözme yeteneğinin gelişmesini de engeller. Sorunlara çözüm bulmak düşüncede belirli bir esnekliği gerektirir. Oysa, nevrotik kişinin düşünce sistemi katı ve değişmez niteliktedir. Belirli tür olaylardan özellikle korkar ve onlarla gerçekten de baş edemez, böylesi durumlarla her karşılaştığında yeniden yenilgiye uğrar.

Nevrotik kişi daha kolay bir çözümü göremediği için, bunun ötesinde bir çare arar. İçinde bulunduğu durumları kendi içsel dünyasına göre algılar ve çevresindeki olayların kendisiyle ilgili olup olmadığının ayrımını yapmakta güçlük çeker. Örneğin, kalabalık bir yerde karşı cinsten biri yanındakilerle gülüp konuşurken bir an için kendisine gözü takılsa bunu hoşlanma belirtisi olarak değerlendirebilir. Kendisine ilişkin bazı sıkıntılar yaşadığı için yeterince ilgi gösterecek durumda olmayan bir dostunun gerçekleriyle ilgileneceği yerde, onun kendisini reddettiği sanısına kapılabilir. İstediği bir şeyi verecek durumda olmadığı için veremeyen birini ya da yalnızca belirli bir davranışını eleştiren bir diğerini, tüm varlığını reddetmiş kişiler olarak algılayabilir ve onlara düşman olur. Tepkilerini ve yorumlarını genelleştirme eğilimindedir. Tek bir kişiden duyduğu ve doğruluğu kanıtlanmamış bir olayı, çevresine «herkes» öyle söylüyor biçiminde aktarır. Başka bir ülkeden ya da yöreden gelen biriyle tanışsa, o kişinin özelliklerini geldiği ülkenin ya da yörenin insanlarının ortak bir özelliği gibi değerlendirir. Olayları «siyah» ya da «beyaz» biçiminde algılar. Yaşadığı durumlarda kendisini ya tümden reddedilmiş ya da kayıtsız şartsız kabul edilmiş olarak yorumlar. İnsanları ya aşırı olumsuz ya da aşırı olumlu bir biçimde değerlendirir. Aynı insanı farklı dönemlerde, kendi nevrotik ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığına göre, çok olumsuz ya da çok olumlu bir biçimde değerlendirir. Böylesi davranışlar onun özseverliğinin doğal bir sonucudur.

Daha önce de belirtildiği gibi, nevrotik kişi ya davranışlarını sürekli ketler ve yaşam alanını daraltır ya da kendi tepkilerini denetleyeceği yerde, kendisini korkutan durumları denetimi altına almak için saldırgan davranışlarda bulunur. Çoğu kez istediği şeyleri yapamadığından ve olaylarla başedemediğinden yakınır. Gerçekte bu, yapamamaktan çok, yapmak istememek, bir başka deyişle, etkinlikten korkmaktır. Bu nedenle, belirli durumlardan kaçınmak için nedenler ve özürler bulabilir, karar vermeyi ve eyleme geçmeyi sürekli erteleyebilir ya da bir olay karşısında eyleme geçme ve geri çekilme biçiminde tepkilerle o durumu sallantıda bırakabilir.

Nevrotik kişi davranışlarından kendini sorumlu tutmaz, çevresindeki olayların kendi istemi dışında oluştuğuna ve onlara yön verebilmenin kendi elinde olmadığına inanmıştır. Duygularına suçluluk ve kızgınlık egemendir, sevgiyi farkedebilmede güçlük çeker ve kendini sürekli haklı bulur. Olayları yanlış yorumladığından, davranışlarım yönlendirmede sürekli aksaklıklarla karşılaşır.

Kendine özgü bir dünya görüşü geliştiren nevrotik kişi, olayları diğer insanlar gibi değerlendiremez. Görüşlerine uymayan olayları görmezlikten gelir ya da olayların yalnız kendi görüşlerine uyan bölümlerini algılar. Bu nedenle, kendi davranışlarını da gerçeğe uymayan bir biçimde tanımlar. Örneğin, saldırganca bir davranışta bulunduğu bir insanın kendisine gösterdiği karşıt tepkiyi, ortada hiçbir neden yokken kendisine yöneltilmiş düşmanca bir davranış olarak görür ve olayı aktarırken kendisini haksızlığa uğramış biri olarak anlatır.

Nevrotik kişi olaylar hakkında derhal yorum yapar. Yeterince veri olmaksızın yaptığı bu yorumların doğru olup olmadığı üzerinde hiç düşünmez. Örneğin, tanıdığı bir erkekle bir kadını birlikte gördüğünde, derhal aralarında bir ilişki olduğu sonucuna varır ve de üstelik bunu gerçekmişçesine çevresine aktararak düşmanca eğilimlerine doyum sağlar. Nevrotik kişi düşüncelerini aşırı soyutlama eğilimindedir. Bir olay karşısında yaşadığı duyguları yansıtacak bir tepki vereceği yerde, durumu iyi ya da kötü gibi soyut kavramlarla yargılama eğilimi gösterir. Eksiklik-üstünlük yönünden kendi durumunu diğer insanlarla karşılaştırırken de yanılgıya düşer. Üstünlüğünü de eksikliğini de abartarak değerlendirir.

Nevrotik kişi sürekli kendini gözlemler, kendisini aşırı bir biçimde eleştirir, küçük ve değersiz bulur. Çevresinde değersizliğini kanıtlayacak ipucu bulabilmek için olmadık yanlış yorumlarda bulunur ve sürekli bunun acısını yaşar. Değersizliğini görmemek için çoğu zaman davranışlarını kısıtlar; ancak bu kez de kendisini ortaya koyamamış olmanın getirdiği değersizlik duygularına kapılır. Davranışlarından ve onların yaratacağı sonuçlardan sürekli kaygı duyar. Bu nedenle, diğer insanların kendi hakkında düşündükleri onun için büyük önem taşır.

Bu duygulardan kurtulmak için geliştirdiği çabalar diğer insanları yoksun bırakmaya ve küçük düşürmeye yönelik olduğu için, nevrotik kişi geliştirdiği amaçlara ulaşsa da kendisini değerli bulamaz ve toplum içerisinde gerçek anlamda bir saygınlık kazanamaz. Nevrotik kişinin üstükapalı saldırgan eğilimleri çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir. Özseverliği sonucu kendi görkemine inanan nevrotik kişi, diğer insanları bu görkeme ulaşamadıkları için küçümser, olduğu biçimiyle dünyayı ya da başka bir deyişle, gerçekliği eleştirir. Kimi ise diğer insanların sorunlarıyla içtenlikle ilgileniyormuşçasına tutumlar geliştirir.

Ama bunu yaparken, bu insanlar kendi sorunlarını çözümleyemezmişçesine davranır ve çevresindekilere öğütler verir. Kimi ise görkemini alçakgönüllülük görüntüsüyle çevresine kabul ettirmeye çalışır ve onları kendisine yönelik övgüye zorlar. Alçak gönüllülük toplumca onaylanan bir nitelik olduğu için, ustaca sergilenen böylesi bir oyuna diğer insanların, hiç olmazsa bir süre için kapılmalarını da doğal karşılaması gerekir. Oysa gerçek anlamda alçak gönüllülük, sözlerde değil, davranışlarda anlatım bulur. Bir insanın kendisini olduğu gibi kabul edebilmiş olmasının ürünüdür. Gerçekten de nevrotik kişi önce çevresini kışkırtır, sonra ortaya çıkan durumdan yararlanmaya çalışır. Örneğin, kendisini haksızlığa uğramış ya da değeri farkedilmemiş bir insan görüntüsü ile sergilemeye çalışan kişi bir diğer insanla beraberliğinde öyle davranışlarda bulunur ki, karşı taraf onu gerçekten horlamak zorunda kalır. Bu durum ona saldırgan davranabilme ya da kişiyi saygısızlıkla suçlama, küçümseme ve üstelik olgunluğundan ötürü kendini kutlama olanağını sağlar. Nevrotik kişi bu senaryolarında öylesi ustadır ki, oyununa gelmemek de insan ilişkilerinde usta olmayı gerektirir.

Nevrotik döngünün yukarıda sayılan ortak belirtilerinin tümü birden aynı insanda bulunmaz. Davranışları nevrotik öğelerden tümden arınmış çağdaş bir insan da düşünülemez. Daha önce de vurgulandığı gibi önemli olan, bir insanın ne oranda bir nevrotik kısırdöngü içinde tutsak kalmış olduğudur. Bu oran durağan da değildir. Kimi insanda yaşamı boyunca giderek artar, kiminde ise yanılgılar kısmen de olsa deneyime dönüştürülebilir ve kendini gerçekleştirme süreci için gerekli olan yol açık tutulur.

Zaman zaman yanlış yorumlandığını gözlemlediğimiz «kendini gerçekleştirme» kavramına burada bir açıklık getirmeyi gerekli görüyoruz. Bu, bir insanın biçimsel olarak ya da bazı toplum normlarına göre, giderek yükselen bir başarı çizgisini gerçekleştirmesi anlamını taşımaz. Kendini gerçekleştirme, kendini yaşamayı göze alabilecek yürekliliği gösterebilmeyi ve kısırdöngülerden özgürleşebilmeyi tanımlar. Bu bölüme kadar anlatılanlar okuyucuya, insanın kendisini gerçekleştirme yollarını hangi nedenlerle ve nasıl kapatmakta olduğunu açıklama amacını taşımaktadır. Bir insanın kendi kısırdöngülerinin tümünü görebilmesi, gerçekleşmesi olanaksız bir durumdur. Böyle bir durumun gerçekleşmiş olduğunu varsaysak bile bu, o insanın kısırdöngülerinden arınabileceği anlamını taşımaz. Ama yine de kendine dönük yıkıcı mekanizmalarının kökenini tanıyabilmek, insanın kendisine ilişkin bilinmeyenlerinin sayısını azaltır ve onu rahatlatır. Ancak asıl önemli olan, bu mekanizmaların nedenlerinden çok, «nasıl» işlediğini anında görebilmektir. Psikolojik tedavi yöntemlerinin çoğu bireyin «nasıl yanıldığını» anında görebilmesine yardımcı olmayı amaçlar.

Kullandığı kaçınma mekanizmaları nedeniyle, insanın kendi bozuk davranışlarının nasıl işlediğini anında «yakalayabilmesi» tek başına gerçekleştirilmesi oldukça güç bir olaydır. Ancak, böyle bir davranışımızı aradan bir süre geçtikten sonra yakalayabildiğimizde de, bunun üzerini kaçınma mekanizmalarıyla örtmemeyi başarabilir ve benzer durumları dikkatle izleyebilirsek, bir süre sonra olayı anında yakalayabilme olasılığı da artar. Bu, giderek o davranışı yapmak üzereyken anında kendimizi yakalama duyarlığının gelişmesine neden olur ve söz konusu kaçınma tepkisinin ortadan kaldırılması gerçekleştirilebilir.

Ancak, kısırdöngülerimizi kırabilmek için böylesi güç bir çabayı gerçekleştirebilmek, ortadan kaldırılan davranışların yerine hangi tür davranışların konulabileceği konusunda bazı modelleri tanımlamış olmayı da gerektirir. Gerçi insanda kalıtsal olarak varolan sağduyu ona bu konuda rehberlik edebilir, ama varoluşunu daha da zenginleştirmesi için yeterli olmayabilir. Son bölümde insanın kendisi için geliştirebileceği modellerin ortak bazı özellerinin tartışılması amaçlanmıştır. Ancak bu tartışmalara geçmeden önce, insanın varoluşunun iki boyutu olan «zaman» ve «mekan (insan ve doğa çevresi)» ile olan ilişkilerini gözden geçirmekte yarar görüyoruz.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 


 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült