Neden Eğitimciler Politikalarını Değiştiriyor?

Carl R. Rogers


Eğitimcilerin kolaylaştırıcı olma istikametinde ilerlemelerine, geleneksel eğitimden uzaklaşmalarına ve kişi odaklı bir öğrenme tarzına doğru yol almalarına sebep olan nedir? Öncelikle kendi tecrübemden söz etmek isterim.

Bireysel terapi ve psikoterapi yaparken danışanın kendini anlamaya doğru yönelme, sorunlarını çözmek üzere yapıcı adımlar atma kapasitesine güvenmeyi giderek daha çok faydalı buluyorum. Empati duyduğum, özen gösterdiğim ve sahici olduğum bir ortam yaratabildiğimde, bunlar gerçekleşti.

Danışanlar güvenilirse, neden aynı ortamı öğrencilerle birlikte yaratamayacak ve öğrencilerin kendilerinin yönlendirdiği bir öğrenme sürecini destekleyemeyecektim ki? Bu soru giderek daha çok rahatsız etti beni. O yüzden Chicago Üniversitesi'nde bunu denemeye karar verdim. Öğrencilerden çok direnç ve düşmanlık gördüm, danışanlardan gördüğümden daha fazlaydı. Tipik yorumlar şöyleydi: “Bu ders için çok para ödedim, bana öğretmeni istiyorum” ya da “Ne öğrenmem gerektiğini ben bilmiyorum, uzman olan sizsiniz.” Bu direnç kısmen, yıllardır bu öğrencilerin bağımlı olmasından kaynaklanıyordu. Galiba kısmen de bence bütün sorumluluğu hepimize vermek yerine sınıfa vermemden kaynaklanıyordu. Elbette pek çok hata yaptım. Bazen yapmaya çalıştığını şeyin makul olup olmadığından şüphe ettim, ancak acemiliğime rağmen, sonuçlar hayret vericiydi. Öğrenciler daha çok çalıştılar, daha derinlemesine okudular, kendilerini daha sorumluluk sahibi biçimde ifade ettiler, daha çok şey öğrendiler, daha önceki sınıflanmadan daha yaratıcı düşündüler. O yüzden azmettim ve öğrenmeyi kolaylaştıran, yürüten biri olarak adım adım geliştim. Geri dönemeyeceğimi gördüm.

Bu yeni yaklaşımda, başkalarının tecrübeleri benim için çok teşvik edici olmuştu. Daha çok sayıda öğretmen bana yazıp kendi yaklaşımlarını değiştirme, kişi odaklı bir yönde ilerleme riskini göze aldıklarını bildiriyordu. Geleneksel bir biçimde öğretmenlik yapan ya da kısıtlayıcı bir okul yönetimiyle çalışan öğretmenler için bu çok tehditkar bir tecrübeydi. Ancak öğrencilerine güvenmeyi çok faydalı buluyorlardı, zira yaşadıkları tatmin, statüden ve hakimiyetten feragat etmenin korkusunu dengelemekten daha fazlasına yarıyordu.

Ben ve sayılan giderek artan başkaları, kişi odaklı bir eğitimin sağladığı tatmini yaşadıkça, bu az sayıdaki öncü eğitimciler, günümüzdeki öğrenme girişimlerinde bir hayli önemli bir akıma yol açtı. Böylesi bir gelişim hakkında kişisel olarak öğrendiklerimin bazılarından söz etmek isterim.

TEHDİT

Kişi odaklı yaklaşımın yarattığı korkunç siyasi tehdidin yavaş yavaş farkına vardım. Öğretmenin, gücün ve hakimiyetin öğretmenden öğrenenler topluluğuna geçmesinin, eskiden öğretmen olanın şimdi öğrenenlerin işini kolaylaştıran kişi olmaya geçişinin korkutucu unsurlarıyla yüzleşmesi gerekir. Bazılarına gücünden vazgeçmek dehşet verir. Bir okuldaki kişi odaklı öğretmen, diğer öğretmenler için bir tehdit oluşturur.

Öğrenmeyi kolaylaştırmada harika bir iş çıkaran bir öğretmen tanıyorum, okuldaki öğrenciler tarafından en iyi birkaç öğretmenden biri seçilmişti. Sonunda işten çıkarılmıştı, çünkü çan eğrisine göre not vermeyi sürekli ve kararlılıkla reddediyordu, başka deyişle, çalışmalarının niteliği ne olursa olsun, öğrencilerinin belirli bir yüzdesini sınıfta bırakma konusunda önceden söz vermeye karşıydı. Bu, ölçütlere inanmadığının bir kanıtı olarak görülmüştü, zira geleneksel bir okulun dolambaçlı mantığına göre, “ölçüt” demek uygulamada öğrencileri sınıfta bırakmak demekti. Ayrıca aslında şu anlama da geliyordu söyledikleri; “Notları bir ceza aracı olarak kullanmayı reddediyorum.” O yüzden, yalnızca “ölçütlerin” altını oymakla kalmıyor, aynı zamanda öğretim kadrosunun da cezalandırma gücünü baltalıyordu. Bu o kadar rahatsız edici bir tehditti ki, böyle yaptıkları için utanmalarına rağmen ondan kurtulmaları gerekiyordu. Bu münferit bir olay değildir. Tek bir kişinin dahi bütün kadroyu nasıl tehdit edebileceğini gösteriyordu.

Yaşadıklarımdan ve başkalarından öğrendiğim bir şey var, o da hakimiyetimden vazgeçmek üzere bir adım atmadan önce, riski göze almaya tamamıyla istekli olmalıyım. Güçten vazgeçip korkmak ve tekrar onu geri almayı denemektense, rahat adımlarla ilerlemek daha iyidir, zira ilki olabilecek en kötü şeydir.

Farkına vardığım ikinci şey de şudur: pek çok öğrenci için kendi hakimiyetlerini ele almaları onlara bu imkanı tanıyan öğretmenleri için olduğu kadar korkutucu bir şeydir. Yüksek sesle daha çok özgürlük isteyen pek çok öğrenci, sorumluluk içeren bir özgürlük tanındığı zaman, tamamıyla durur ve kafaları karışır. Geçmişlerindeki hiçbir şey, onları karar vermeye, hata yapmaya ve sonuçlarına katlanmaya, ilerlemek istedikleri yönü seçmeye çalışırken belirsizliğin kargaşasına dayanmaya hazırlamamıştır. Hepsi yeni yollar ararken öğrencilerin, öğretmenlerinin anlayışlı desteğine ihtiyaçları vardır. Destekleyici bir ortama ihtiyaçları vardır, ancak böylece kalıp kendilerini kabul edebilirler ve hırslı hissetmeden başarılı olabilirler.

Yöneticilerin de anlayışımıza ihtiyaçları vardır. Yukarıdan aşağı bir hakimiyetten başka hiçbir şey anlamayan bir kültürde, güveni ve karar verme gücünü öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin eline verirlerse zayıf görüneceklerinden korkarlar. Ne var ki, bazı okullardaki ve eğitim sistemlerindeki tecrübelerin gösterdiği gibi bu, heyecan verici ve tatmin edici bir biçimde de yapılabilir.

O zaman özetle, gerçekten insancıl, kişi odaklı bir eğitime dönüşmenin geniş çaplı bir devrim demek olduğunu kabul etmemiz gerekir. Bu, geleneksel eğitim-öğretimi düzeltmeye, onarmaya çalışmanın bir yolu değildir. Daha ziyade, eğitim-öğretim siyasetini tersyüz etmeyi gerektirir. Bu gerçeği kabul etmemiz gerekiyor. Sessiz bir devrimci olduğumu düşünmekten zevk duyuyorum. Pek çok öğretmen de bu sınıfa girer. Devrim hedefimize ulaşmak için cesaretle ve çok çalışarak ilerlerken, bu yeni siyasetin insanın aklını başına getiren sorumluluğuyla yüzleşmemiz gerekiyor. Eğitimde demokrasinin kaynağına ulaşmak için çalışıyoruz. Çok çalışmaya değer.

 

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült