Mutluluk Yolunda Dokuz Adım

Derleyen: Ekin Nazlı

 
“Hissettiğimiz duyguların gelecekte de böyle olacağını hayal eder, aynı olacağını sanırız. Ancak bunlar aslında sadece şu anki olaya verilen tepkilerdir.” Daniel Todd Gilbert, Psikolog

Günümüzde en çok kullanılan kelimelerden biri mutluluk. Mutlu olma fikriyse hepimizi cezbediyor. Ancak mutlulukla ilgili gerçekten tam olarak ne biliyoruz? Sizce mutluluğun kaynağı ne?

Mutluluk hakkında yapılan çalışmalar, yazılan kitaplar konuyla ilgili yepyeni ufuklar açıyor. Hatta "mutluluk bilimi” çalışma yapılıyor. Birçok uzman mutluluğumuzu ölçmeye, şifresini bulmaya ve nitelendirmeye çalışıyor. Yapılan araştırmaların sonuçlarıysa sahip olduğumuz fikirleri altüst ediyor. Mutluluk arayışınızda size yol gösterecek olan dokuz temel fikir karşınızda.

1 Mutluluk gerçektir

Önce iyi haberi verelim; mutluluk gerçekten var ve çok sık karşılaşılıyor. Mutluluk, ansızın çıkageldiğinde, yaşı, cinsiyeti, entelektüel düzeyi, dış görünümü, eğitim seviyesini ve gelir düzeyini adeta tiye alır.

Ayrıca mutluluk gözlemlenebilir bir şeydir. Güldüğümüz zaman ağzımız kulaklarımıza varır. Beyin görüntülemelerindeyse, olumlu genetik ve ekonomi alanlarında sayısız    duygular sol prefrontal kortekste aktivite artışına neden olur.

2 Mutluluk standart değildir

Mutluluk var olmasına karşın, genel bir tanımını yapmak oldukça zor. Harvard’da profesör olan Psikolog Daniel Todd Gilbert, mutluluk söz konusu olduğunda kendi kendimizi ne kadar kandırdığımızı yaptığı çalışmalarla ortaya koydu.

Bunun ilk nedeni oldukça açık: Bütün duygular gibi mutluluk da özneldir ve mutlu olduğunu sandığımız kişilerin aslında mutluluğun yakınından bile geçmediğini anlamamız zor olabilir. Buna dair birçok örnek var; dünya çapında meşhur olan yıldızların intihar etmesi veya tam tersine, siyam ikizi olan kız kardeşlerin ayrılmayı reddetmeleri ve bu şekilde mutlu olduklarını dile getirmeleri gibi. Superman’i canlandıran Christopher Reeve de attan düşmesi sonucu felç geçirmişti ve kazanın ardından başlarda hayata küsmüş olsa da gülebilmeye başladığı noktada hayatın yaşamaya değer olduğunu açıklamıştı. "Bu durumda mutluluğu kendi kıstaslarımıza göre belirliyoruz” diyor Daniel Todd Gilbert. Araştırmacılar mutluluk ölçümlerini değerlendirirken her zaman kişinin şahsi fikrini temel alıyor.

3 Mutluluk hayal gücümüzün kurbanıdır

Ne yazık ki kişisel görüş de bu konuda pek güvenilir bir kaynak değil. Çünkü mutluluk bizler için, sağlıklı olmak ve zevk almak gibi fiziksel duyumlardan farklıdır. Mutluluğu tasarlamak için, bilinçli düşünmenin ve hayal gücünün merkezi olan prefrontal korteksimizi kullanırız. Sadece insanlara özgü olan ve “beklenti makinesi” olarak adlandırabileceğimiz bu bölge, bizi kandırır. Bir bilgisayar hafızasına sahip olmadığımızdan, mutluluğumuz hakkında düşünürken dayandığımız anılarımızı alaşağı eder ve bizi esas detayları unutmaya iter.

İlk aşk hikayelerimiz hep büyüleyicidir, çünkü acemiliğimizin yaşattığı korkuyu unuturuz. Keza gelecek için eksik olanları da hayal gücüyle doldururuz. Sonuç olarak, bizi mutlu eden şeyi düşünüp taşınarak mantıklı olduğumuza inanıyoruz, fakat aslında karmakarışık bir düşüncenin etkisindeyiz. Diğer bir tuzak ise şudur: Bir olay ne kadar uzak gelecekteyse, onun üzerine düşünürken “nasıl” yerine “neden” perspektifiyle değerlendirmeye eğilimli oluruz. Örneğin, doğayı sevdiğimiz için kırsalda yaşarsak daha mutlu olacağımızı düşünürüz ama kışın en sert günlerinde, telefon kesintisi olduğunda veya kültürel etkinliklerin eksikliğinde nasıl yaşayacağımızı hiç düşünmeyiz. Bu bakış açısı, pişman olacağımız yükümlülüklerin altına girmemizin de nedeni. Mesela hayvanları sevdiğimiz için komşunun köpeğine bir süre bakmayı kabul ediyoruz ama daha sonra fark ediyoruz ki köpeği her gün gezdirmemiz ve dışkısını temizlememiz gerekiyor. Amaç bizi heveslendiriyor, ancak yapılması gereken yaklaştıkça üstümüzdeki baskı artıyor.

4 Mutluluk şimdiki zamanda türer

Daniel Todd Gilbert’in çalışmaları her şeyin bilinçsiz bir şekilde gerçekleştiğini gösteriyor. Bunun sebeplerinden biri özellikle şu anki duyumlarımızı geleceğe yansıtmamız. Hayal gücümüz, mutluluk fikrini ortaya çıkarmak için boşluğu dolduruyor, ancak burada da günümüze hizmet ediyor. Ergenler, dikkat çektiğini düşündükleri için kurukafa dövmesi yaparlar, genç annelerse bebeklerine bakarken daha mutlu olacaklarını düşündükleri için işlerini bırakırlar, ancak sonuç her zaman ilk düşündüğümüz gibi olmaz. Başka bir deyişle, masadan kalkarken daha sonra yaşayacağımız iştahı ve açlığı düşünmeyiz. "Hissettiğimiz duyguların gelecekte de böyle olacağını hayal eder, aynı olacağını sanırız. Ancak bunlar aslında sadece şu anki olaya verilen tepkilerdir” diyor Gilbert. Peki avantajı var mı? Aslında evet çünkü bu durum mutsuzluk için de geçerli. Ölüm, yaralanma gibi bazı acılara dayanamayacakmışız gibi gelir, ancak gerçekleştikleri zaman dayanılabilir olduklarını görürüz ve aslında öngördüğümüzden daha iyi başa çıkarız.

ÖNEMLİ OLAN YAŞAMAYI SEVMEK

Martin Seligman’ın 1998 yılında Amerikan Psikoloji Birliğinin başına geçmesiyle birlikte başlattığı pozitif psikoloji olarak bilinen hareket çerçevesinde, mutlu insanı betimlemek için birçok araştırma yürütüldü. Seligman’a göre mutlu insan profili şöyledir: “Sorumlulukları ile yaşar (faaliyetlerinde, ilişkilerinde...) ve eylemlerine güçlü bir anlam atfeder.” Kaliforniya’daki Claremont Üniversitesinde psikolog olarak çalışan Mihaly Csikszentmihalyi, “akış deneyimi’nden bahseder. Mutluluk bizi tamamen harekete geçiren yetkinliklerimizi gerçekleştirmeye yoğunlaştığımız zaman yaşanıyor. Ancak bütün psikologlar bu kişisel neşenin sosyal, ailevi, yoğun duygularımızla beslenmezse yeterli olmayabileceğini vurguluyor.

Rotterdam Üniversitesinde mutluluk üzerine çalışan Sosyolog Ruut Veenhoven’a göre, bütün koşullar bir araya geldiğinde, hayatımızı sevmek için bütün sebeplere sahip oluyoruz.

“HAREKETSİZLİK VAROLUŞU ZENGİNLEŞTİRİR”

Psikiyatr Patrick Lemoine’a göre, hiçbir şey yapmamak mutlu olmaya çalışmanın en ideal yolu.

Can sıkıntısının mutluluğu yarattığını söylüyorsunuz. Peki, bundan neden kaçıyoruz?

Çünkü acı verici ve meyveleri toplamak zaman alıyor. Can sıkıntısı kaygılandırıcı bir duygu, kendimizi zorunlu bir hareketsizliğin içerisinde bulmamızdan dolayı meydana geliyor.

Bu durum mutluluğa nasıl yol açıyor?

Bana göre mutluluk kendinle uyum içerisinde olma kapasitesidir. Yeni doğanın mutluluğuyla bir mühendisin veya Alzheimer hastasının mutluluğu bir değildir. Herkes mutlu olabilir ama kendi yoluyla. Kendileriyle uyumlu olan koşulları yarattıklarında mutlu olabilirler. Ben şöyle düşünüyorum: Her hareketsizlikten dolayı acı hissedildiğinde, kendini yarattığın ve işbirliği yaptığın bir sürece giriyorsun aslında. Düşünebilirsin, üretebilirsin, ilgi alanlarını geliştirebilirsin... Her sıkıldığımızda, kendi kendimizi yeniden keşfediyoruz. Bu sebepten bizi mutlu ediyor.

Sıkıntıdan kaynaklı kaygıyı nasıl aşabilir ve verimli hale getirebiliriz?

Bence sıkıntıyı marazi bir durum olarak değil, hayatın nabzı olarak değerlendirmeliyiz. Hareketsizliğin varlığın bir parçası olduğunu kabul etmek ve zenginleşmesi bu acıyı verimli bir hale dönüştürür.

5 Mutluluk beynimiz tarafından salgılanır

Gündelik hayattaki düşüncelerimizin yüzde 12’si geleceği yansıtır ve çoğunluğu olumludur. Çoğu kişi, özellikle de gençler, beş sene sonra daha mutlu olacaklarına inanırlar. Uzun soluklu araştırmalarsa tam tersini gösteriyor. Doğu ülkelerinde mutlu olduğunu söyleyen insanların oranı artmıyor. Birçok anket, gelecek mutluluğumuzu, iş yıldönümümüzde alacağımız primi veya rahat bir emekliliğin getireceği neşeyi abarttığımızı gösteriyor.

Bununla birlikte hiçbir şey öngörüldüğü gibi gitmese de beynimiz olayların iyi tarafını görmemizi ve mutluluk dolu yarınları bulmamızı sağlıyor. Korkunç bir depremden sağ çıkmış bir depremzede, olaydan günler sonra daha pozitif düşünmeye başlayabilir ya da bir kanser hastası, gelecek üzerine sağlıklı birinden daha umutlu düşünebilir.

6 Hayatta kalmak için mutluluk gerekli

Mutluluk (en azından fikri) zorunlu mudur? Evet, tüm bu yanılsamalar bizim iyiliğimiz için var çünkü mutluluk hayatidir. Peki, çoğu çalışmanın üzerinde durduğu gibi çocuk sahibi olmanın bizi mutlu edeceği inancını bırakırsak, ne olur? Son çalışmalar gösteriyor ki evliliğin ilk başlarında çiftlerin memnuniyet seviyesi çok yüksek, ancak zamanla bu seviye yavaş yavaş düşüyor ve memnuniyetin en düşük olduğu zaman çocuğun ergenlik dönemine denk geliyor. Memnuniyetin tekrar başlangıç noktasına dönmesiyse, çocuğun evden ayrılmasıyla oluyor. Başka bir niteliksel araştırmaya göre, annelerin çocukların bakımıyla ilgilenmesi, ev işleri dışında yaptıkları diğer işlere göre onları daha az mutlu ediyor.

Mutluluk bizim türümüz için yaşamsal bir ihtiyaç, özellikle birey için. Freud’un dediği gibi, insanlar mutlu olmayı ve bunun hep aynı şekilde devam etsini istiyorlar. Ayrıca bu bir sağlık meselesi de. Mutlu bir an yaşadığımız zaman vücudumuzun kimyası değişiyor. Tansiyon ve kalp ritmi düşüyor. Mutlu insanlar daha uzun süre yaşıyorlar, bağışıklık sistemleri daha kuvvetli oluyor ve bir operasyondan sonra iyi olma şansları daha fazla oluyor.

7 Mutluluk bizi motive eder

Psikolog Paul Diel, "Normal, çünkü hayatı daha da iyi yaşamak istiyorlar” diyor. Pozitif psikolojinin öncülerinden biri olan Diel, 1950’lerde bunu motivasyon psikolojisinin prensibi haline getirdi, çünkü mutluluk motive edicidir. Beraberinde getirdiği memnuniyetten öte, bizi canlandırır. Eğer mutluluğa dair bir vizyonumuz yoksa ne yapmalıyız.

Bu vizyon; tutkumuzu, projelerimizi, hareketlerimizi, bilinçdışında olsa dahi ayarlamaya yarıyor. Ekranda beliren kelimelere verilen tepkilerin bir joystick vasıtasıyla ölçümlendiği bir davranış deneyinde, mutluluğu çağrıştıran kelimelere doğal olarak eğilimli olduğumuz ve bize hoş gelmeyen kelimeleriyse direkt es geçtiğimiz kanıtlandı. En basit kelimelerde bile mutluluk açlığı sınır tanımıyor. Başka bir çalışmaya göreyse, kendine güven, iyi ilişkiler, kendini olduğu gibi kabul etme ve ilerleme gösterme konusunda motivasyon sahibi olan kişilerin çok daha mutlu olduğu kanıtlandı.

8 Mutluluk dengeye dayanıyor

Para mutluluk getirir mi? Yardım edebilir diyebiliriz. Para sadece "daha mutlu olmak” için gerekli olan eksiklerde üstün geliyor.

Dünya genelinde de bu durum aynı. Şüphesiz ekonomik gelirin düşük olduğu ülkelerde insanlar daha mutsuzlar ve tabii her alanda diğer ülkelere göre dezavantajlılar. Ne zamanki gelir düzeyi yaşanabilir düzeyi geçer, işte o zaman para gitgide mutluluk kaynağı olmaktan çıkar. Gelirdeki üçte bir kayıp bir aşk acısına göre dört kat daha az kişisel mutluluğu düşürüyor.

Bu da yaşamsal, duygusal ve ahlaki ihtiyaçlarımızı dengeleme memnuniyetimize dayanıyor.

9 Mutluluk, karşılaştırmaları sevmez

Başka sebeplerden ötürü mutlu olabiliyorken, paranın mutluluğun kaynağı olduğunu düşünmeye neden devam ediyoruz? "Çünkü hepimiz miadını doldurmuş değerler sisteminin mahkûmlarıyız” diyor London School of Economics’de profesör olan Sir Richard Layard.

Ekonomik politikalara dayanan bu düşünce yapısına göre, mutluluk sadece yaşam düzeyimizdeki artışla sağlanabilir. Medya, mutluluğu zenginliğe, gençliğe, güzelliğe bağlayarak kıyaslama standartlarımızı yükseltiyor. Bizi aşk, şöhret, güzellikle topa tutarak, alıştığımız normları bozuyor.

Yaşam standardımız daha sönük ve eşimiz daha az çekici gibi görünüyor. "Televizyon, sahip olduklarımızdan aldığımız zevki azaltarak, kendi durumumuzla ilgili olumsuz bir algıya sahip olmamıza neden oluyor ve mutluluğumuza zarar veriyor” diyor Layard.

Sonuç: Bıkıp usanmadan, erişilemez olan mutluluğu ararız. Daniel Todd Gilb ert psikolojik yanılsamalarımızdan bahsederken, Richard Layard ise sosyal yanılsamalarımıza değindi. Bize kalan, bireysel veya kolektif olarak, gerçek mutluluğu inşa etmek için yeni yollar icat etmek.


 

“Her mutsuzluk hali depresyon değildir”

Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı, Psikiyatr Prof. Dr. Timuçin Oral, antidepresanların ruh sağlığı üzerindeki rolünü anlatıyor.

Son günlerde kendinizi çok yorgun, bitkin, hayattan zevk almaz ve umutsuz hissediyorsanız, bu her insanda olabilecek bir keyifsizlik haline işaret ediyor da olabilir, depresyon adlı hastalığın belirtilerine de. Depresyon tüm dünyada yaygın olarak görülen bir hastalıktır ve yüzde 20 yi bulan yaşam boyu yaygınlığıyla önemli ölçüde yeti yitimine (maluliyete) neden olur. Her mutsuzluk hali depresyon değildir ama ciddi bir hastalık olan depresyonun tedavisinde ilaç ve psikoterapi vazgeçilmezdir. Bazı kılavuzlarda hafif depresyon için sadece psikoterapi önerilirken, orta şiddetteki ve intihar riskinin yüksek olduğu ağır depresyonlarda ilaç tedavisi yaşamsal önem taşır.

İlaçlar depresyon tedavisinde etkili

Tedavisiz kalan depresyon yaşam kalitesini bozar, intihar riskini artırır ve kronikleşir. Depresyon hastalarında intihar riski, genel toplumdan 20 kat daha fazladır.

Antidepresanların intihar olasılığını artırabileceğine ilişkin uyarılar olsa da, tedavi edilmemiş depresyonun intihar riskini artırdığıyla ilgili hiç şüphe

yoktur. Günümüzde bazı kişilerin, bazen kendi yakınlarından bazen de birkaç örnekten yola çıkarak antidepresan tedaviyi bırakmasını söylediklerine sıkça rastlanır. Tıbbi verilerin belli bir güvenilirlik sıralaması vardır. En güçlü kanıt kontrollü çalışmalardan elde edilir ve bunlar da ilaçların depresyonda etkili olduğunu gösterir. Keza bu ilaçlar, ülkemizde de Sağlık Bakanlığı tarafından aynı kanıtlara dayandırılarak ruhsatlandırılır.

Reçetesiz mutluluk arayışına dikkat

Yanlış olan bu ilaçların hekim olmayan kişilerce önerilmesi ve reçetesiz satılabilmeleri. Depresyon bir halk sağlığı sorunudur ve hekimlerin görevi de hastaların tedavilerinin sürmesini sağlamak, ihtiyaç duyanları tedaviye yönlendirmek olmalıdır. İlaçları kesme çağrısı yapmak yerine kişilerin kendi kendilerine, komşu veya arkadaş tavsiyesiyle ilaç kullanmalarının doğru olmadığı konusunda uyarılar yapmak ve hekime danışmadan ilaç kullanımının yanlışlığını vurgulamaksa insanlık görevidir.

 

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült