Modern Psikoloji Ve Kadim Bilgelik

Metin Bobaroğlu


Modem psikoloji insan varoluşunun temel sorunlarına duyarsızdır; onlarla ilgilenmez. O yalnızca var olan gerçekliğe bağlıdır. Yaşamı nesneler yoluyla deneyimler ve belirtilerin (semptomlar) yatıştırılmasıyla ilgilenir (Semptomatik Terapi).

Kadim bilgelik ise kaynağa bağlılığı ve gayeye yönelmeyi esas alır. Yaşamı insan yoluyla deneyimler, olgun insan (İnsanı Kamil) yolun özüdür.

Kadim bilgelikte yaşamın yolu, kaynak (sevgi) ve gaye (özgürlük) yoludur; insanın insana ve eşyaya kulluğu yadsınır.

Her insanın varlığının kökleri ‘Şendedir; kişiliğin kökleri ise varoluş nesneleri ve toplumsal ilişkilerdedir. Bu nedenle insan, varlığına ve ilişkilerine yüklediği anlam yoluyla kendini yapılandırır.

Modernizmin ve yararcı felsefenin anlam üretme modeli (paradigması): Görünüşlerden başlayarak, tarihsiz insanın; kaynağından koparılmış, mekanik olarak kurgulanmış insanın tasarımıdır.

Ekonomik ilişkileri kaynak almış ve ekonomiden siyasete, siyasetten hukuka, hukuktan değerlere, değerlerden bilgi bilime (epistemoloji), bilgi bilimden varlık bilime (ontoloji) giden bir süreci benimsemiştir.

Kadim bilgelik bunun tam tersi bir model (paradigma)’dir. Kadim bilgelikte, varlık bilim (ontoloji) temeldir ve varlık bilimden bilgi bilime, bilgi bilimden değerlere, değerlerden hukuka, hukuktan siyasete, siyasetten ekonomiye giden bir yol izlenmektedir.

Birinci modelde önce nesne (meta fetişizmi}, ikinci modelde ise, önce insan söz konusudur.

Modernizmin projesi; bir mekanizma (kurumsal) projesidir. Beklentisi; mekanizmanın değer üretmesidir. Oysa, mekanizma değer üretmez.

Modernizmin yaygın küresel eğitimi, diğer ekinlerdeki insanlara uygulanırken, aynı zamanda onları tarih dışına iterek (Literatürel) zihinsel ve psişik parçalanmaya neden oldu. Modern toplumların dışında kalan diğer toplumların pozitivist eğitim kurumlan olan üniversitelerde, öğrendikleri bilim, sanat ve felsefe disiplinlerinin tarihinde kendi uygarlıklarından hiçbir kişi ya da değer izine rastlanmaması, bu kurumlar aracılığıyla değersizleşme ve kimlik bunalımı doğurdu. Özellikle, İslam, Hint ve Çin uygarlık ve değerleri literatürel olarak, eğitimin bu güçlü kurumlarında tarih dışına itildi. Bu kavramsal ve siyasal ötekileştirme kaçınılmaz olarak uygarlıklar arası ilişkileri ve değerlerin paylaşımını engelledi.

Modernizm yoluyla ötekileştirilenlerin yazgısı ya boyun eğmek ya da yok edilme korkusuyla yaşamak oldu. Demokles’in kılıcı ötekilerin tepesinde sallanmakta ve yeri geldiğinde çeşitli bahanelerle toplumların başına inmektedir.

Özetle; modernizmin mekanizmaları değer üretmedi, ama mekanizma makine doğurdu, dev bir savaş makinesi... Ötekilerin yazgısı ise “Ya istiklal ya ölüm".

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült