Kişiliğin Öznel Yanı: Benlik

Özcan Köknel


Kişiliğin temel özelliklerini veren «Ben» ya da «Benlik» (the Ego, le Moi, das leh) denilen katman son yıllarda ruhbilimcilerin en çok çalıştıkları alanlardan biri durumuna gelmiştir. Benlik ve kişilik arasında gelişme ve yapı bakımından kesin sınır çizmek çok zordur. Benlikle kişilik iç içe olmakla birlikte, benlik kişilikten farklı özellikler taşır, insan, kişiliğinin karakter ve mizaç gibi kimi özelliklerinin bir bölümünden ya da bütününden haberdar olmayabilir. Başka bir deyişle, bunlara ilişkin bilgisi ya yoktur ya da az ve hatalıdır. Kişiliğinin dışarıya yansıyan, başkaları tarafından değerlendirilen yanlarını bilmez, tanımaz. Benlik insanın kendi kişiliğine ilişkin kanılarının toplamı, insanın kendisini tanıma ve değerlendirme biçimidir, özetle, benlik kişiliğin öznel yanıdır. İnsanın iç varlığını oluşturan benlik de, kişilik gibi anlaşılması güç ve karmaşık bir kavramdır. Bu kavramın anlaşılması ve yapısını oluşturan öğelerin çözümlenmesi İçin, insanın kendi kendisine sorduğu sorulara içtenlikle cevap araması gerektir. İnsanın kendi benliğini tanıyıp bilmesi için tek çıkar yol budur.

YAŞAMSAL SORULAR

öncelikle insanın kendisini bilmesi için «Ben neyim?» sorusuna cevap araması gereklidir. Bu sorunun yanıtı benliğin ve kişiliğin gelişmesinde rol oynayan etkenlere göre ya «çirkinim, akılsızım, şanssızım, beceriksizim, başkaları tarafından sevilip aranmayan bir insanım» biçiminde bütünüyle olumsuz; ya da «güzelim, akıllıyım, zekiyim, yetenekliyim, becerikliyim, sevimliyim» gibi bütünüyle olumlu olabilir. Önemli olan kişinin bu soruya cevap ararken, kendisini olmak istediği gibi değil, oldu ğu gibi gerçekçi biçimde değerlendirebilmesidir. Bu da ancak başka insanlarla içten, ön ve art niyete dayanmayan ilişkiler kurarak ve onların kendisine ilişkin düşüncelerine değer vererek olur.

«Amacım.nedir?» sorusuna cevap arayan insan, kendisi için düşündüğü toplumsal yeri, rolü saygınlığı ortaya koymakta, başka bir deyişle, benliğinde kendisini nasıl görmek istediğini, kendisine ne değer biçtiğini dile getirmektedir, insan kendi olanak ve yeteneklerine uygun, gerçek amaçlar saptayabildikçe ve seçtiği amaçlarda iyi zamanlama ve sıralama yapabildikçe bunlara daha kolay ulaşır. Yeni amaçlar bulur.

«Ne yapabilirim?» sorusuna verdiği yanıtla insan kendi yeteneklerini tanır, «iyi koşarım, güzel yüzerim, etkili konuşurum, insanlar arasında kolay ilişki kurarım, çok çalışırım» biçiminde verilen cevaplarda insan kendi yeteneklerini ne denli gerçekçi biçimde değerlendirmiş ise, o denli kendisine uygun amaçlar seçebilir.

Son olarak «Ne doğru, ne hatalıdır?», «Değer yargılarım nedir?», «Nelere inanmam, nelere inanmamam gerekli?» sorularına verilen yanıtlarla insan içinde yaşadığı çevreden kendisine göre edindiği değerler sistemini tanır. «Başkalarına yardım etmeli, iyilik yapmalı», «önce kendi çıkarını düşünmeli», «Gelenek ve göreneklere uymalı», «Kendi bildiğini yapmalı» gibi olumlu ya da olumsuz seçimler yapar. Bu seçimlerde insanın içinde geliştiği, büyüdüğü çevrenin etkisi yanında, içinde yaşadığı çevre ve kişilik amaçları da önemli rol oynar.

Böylece insan, kim olduğu, amacının ne olduğu, ne yapabileceği, nelere değer verip, inanıp bağlanacağı sorularına yanıt arayarak benliğini tanır. Gerçekte benliğin gelişmesi, oluşması ve yapısı, bütün yaşam boyu bu sorulara bilerek ya da bilmeden, bilinçli ya da bilinçsiz olarak cevap aramakla geçer. İnsanın duygusu, düşüncesi, davranışı, tutumu, eylemi bu soruların yanıtını bulmaya yönelmiştir. Yaşamın temel gücü ve amacı belki de bu sorulara cevap bulmak için gösterilen çabadır. O halde benlik, insanın özellikleri, amaç ve beklentileri, yetenek ve olanakları, değer yargıları ve inançlarından oluşan, durağan olmayan, her an değişen bir yapıdır.


BEN İLE BEN OLMAYAN

Benlik gelişmesi doğuştan başlar. Hatta kalıtımla kuşaktan kuşağa aktarılan özellikler de gözönüne alınırsa, spermin yumurtayı döllediği anda başladığı söylenebilir. Doğumdan sonra, önce bedensel, sonra ruhsal ve toplumsal gelişme benliğin oluşmasını etkiler. Daha önce de sözkonusu edildiği gibi, benlik üzerinde sakat ve özürlü olmanın, uzun, kısa, zayıf, şişman, esmer, sansın gibi bedensel özellikler taşımanın etkisi vardır. Ancak benlik gelişmesinde ruhsal ve toplumsal etkenler öncelikle rol oynar. Başlangıçta çocuk kendi varlığının bilincinde değildir. «Ben» ile «ben olmayanı», başka bir deyişle, kendisiyle ilgili ve bağlantılı olanla olmayanı ayıramaz. Uyarımların içten mi, dıştan mı geldiğini, elinin, ayağının, gözünün, burnunun kendisinin mi, başkasının mı olduğunu bilemez. Çocuğun kendi benliğinde olanla olmayanı ayırabilmesi üç yaşından sonra başlar. Benliğin gelişmesinde içe yansıtma, birleştirme ve özdeşleşme düzenleri önemli rol oynar. Çocukluktan başlayarak bütün yaşam boyu insanın çevresinde bulunan kişilerle kurduğu ilişkiler, iletişim ve etkileşim bu gelişmede bir yandan bireyin toplumsallaşmasını, öte yandan kendi benliğini tanımasını sağlar. İnsanın başkaları tarafından değerlendirilişi, bu değerlendirmenin kişilik tarafından algılanışı ve benimsenmesi, benlik kavramının değer sistemini saptar. Bütün bunlar insanın çevresindeki olaylara, nesnelere, kişilere karşı oluşturduğu tutumu, davranışı, eylemi biçimlendirir ve renklendirir.

BENLİĞİN GÖREVLERİ

Benliğin başlıca görevleri arasında en önemli olanları şöyle toplanabilir:

• İçgüdülerden ve dürtülerden kaynaklanan güdüleri engellemek denetlemek ve düzenlemek.

• Çevredeki nesne ve kişilerle bağlantı kurmak.

• Gerçeği tanımak, denemek, anlamak.

• Gerçeğe uyum sağlamak.

• Çevreden gelen uyarımları sınırlamak, sıralamak, zamanlamak.

• Algılamak, saklamak, hatırlamak, düşünmek, karşılaştırmak, çıkarımlar yapmak, yargıya varmak.

• Kavramları birleştirmek ve bütünleştirmek

• Kişinin karşılaştığı engelleri aşabilecek güçleri toplamak

• Geleceğe ilişkin beklenti ve amaçlar saptamak

• Kişiliği kaygıdan kurtaran savunma düzenlerini kullanmak

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 


 

 

 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült