Kendini Tanımak

İlkay Kasatura


Kendini tanıma, insanın duygu ve düşünceleri konusunda kendisiyle sürekli diyalog halinde olmasıdır. İnsanın kendi iç dünyasında olup bitenleri algılayabilmesi, davranışlarını da daha bilinçli kılar. Kendisini anlamayı başarabilen bir birey, karşısındakini anlamaya doğru, başarılı bir adım atabilir. Kendini ve karşısındakini anlamak ise başarılı bir iletişim yaratabilir. Karşımızdakini tanımak, kendimizi daha iyi tanıyabilmekle mümkündür. Karşımızdaki, neden bu sözü söyledi sorularına cevap verebilmek için, o durumda biz nasıl ve neden öyle davrandık sorusunu iyi cevaplayabilmemiz gerekir. Bireylerin kendilerini ne ölçüde tanıdıklarını gözden geçirmek için ayırdıkları zamana, bilinç düzeyine gözlem ve algılama yeteneklerine bağlıdır. Kendilik değerlendirmeleri, bazen kendilerini dışarıdan seyreden bireylerin gözlemleriyle bilinçlenebilir veya değişime uğrayabilir.

Kendini tanımanın boyutları

Kendini tanıma, büyüme ve deneyimle gelişmeye başlayan bir başarıdır. Kendini tanımanın üç yönü vardır:

1. Kendini araç olarak algılama: Kendimizi davranışlarımızdan sorumlu hissederiz. Başarılarımızdan gurur duyar, başarısızlıklarımızdan dolayı kendimizi suçlarız.

2. Kendini algılamanın süreklilik göstermesi: Yani kişi dün nasılsa bugün de aynı olması.

3. Kendini diğer kişiler ilişkilerinde algılama: Kişilik yapısı büyük ölçüde kişiler arası ilişkiler ve sosyal etkileşim sonucu oluştuğuna göre, kendini algılamada, büyük ölçüde başkalarının rolü vardır. Bu da demektir ki, her ne kadar diğerlerinin bizde ne gördüğünü inkar etsek, kişisel savunmalar yapsak da, kendimizi algılamamız büyük ölçüde diğer insanlardan aldığımız kabul ve reddetmelerle şekillenir. Bu da demektir ki, çocukların kendilerine güvenen iddialı, iyimser veya kendilerine saygı duyan veya duymayan kişiler olarak gelişmeleri, diğer kişilerle olan ilişkilerinden etkilenir. (Hillgard, Atkinson and Atkinson, 1953) Cohen’e göre iki kişi birlikte karşılıklı etkileşim halinde olduklarında, kimin kimi etkileyeceği, onların kendilerine duyduğu saygıyla ilgilidir. Yüksek oranda kendine saygısı gelişmiş olan kişi, kendine saygısı düşük kişiyi etkilemek için daha fazla atılımda bulunmaktadır.

Gerçek kimlik mi, dışarı yansıtılan mı?

Öz ve şekil birbirine paralel giden kavramlardır. Birey özünde güvenilmez, ikiyüzlü bir kişiyse, kişilik gelişimi için gerekli olan iletişim ustalığı ve insanları etkileme sanatıyla başarı sağlayamaz. Kısa bir süre için, bu tekniklerden yararlansa bile, insan ilişkileri ve yaşam başarısı için gerekli temelden yoksun olduğundan kendisine güven duyulmaz. Ancak özünde iyi ve dürüst olan bir kişi gerekli teknikleri bilmiyor bile olsa, dürüstlüğü ve iyi özellikleri fark edilecektir. Üniversite yabancı dil sınavlarını geçmek için, geçerli not alan öğrenciler vardır. Bu öğrencilerle birlikte sınava giren ve yabancı dili bu öğrencilerden daha iyi bilen bir öğrencinin başarısızlığı görülebilir. Ancak yabancı dili birkaç güne sıkıştırarak gramer tekniklerini öğrenmeye çalışan kişi, İngilizceye yeterince egemen olamadığını, okumaya çalıştığı kitaplardan da, yaşamın içinden de, kendisi de fark edecektir, etrafı da... Anlık ve kısa süreli başarılar, özü unutturmayacaktır.

Kendini yönlendirme

Tarihin önemli isimleri, bir Napolyon, bir Leonardo da Vinci, bir Mozart kendilerini iyi yönlendiren kişilerdir. Kendilerini yönlendirmeyi bilmeleri, kendilerine başarının kapılarını açmıştır. Başarı, bilgi dağarcığında kendi değerlerini, güç alanlarını ve nasıl en iyi performans gösterebileceğini bilen kişilerindir. Sıradışı bireyler, sıradan insandan farklı olarak yetenek ve başarılarıyla farklı olan kuraldışı kişilerdir. Günümüzde her insan bu başarıları yakalayabilmek için önce kendini tanımak zorundadır. Yetenekleri, ilgi alanları, zeka düzeyleri, duygusal olarak olgun olup olmamalarına göre kendilerini tanıyıp yönlendirmeyi öğrenmeleri gerekir.

Bireyin kendi güçlü alanlarını tanıması

İnsanlar, hangi alanda becerikli ve yetenekli, hangi alanda yeteneksiz olduklarını bilmedikleri takdirde, iyi bir performans sergilemeleri güçtür. Güç sınırlarını keşfetmenin en iyi yolu, geribildirim analizleridir. Bir atılım yapılacaksa ve bir anahtar karar verilecekse, neler olabileceği, nelerin gerçekleşip nelerin engellerle karşılaşabileceği önceden bir yere yazılabilir. Bir yıl sonra da yapılan tahminlerle, karşılaşılan gerçekler birbirleriyle karşılaştırılarak, yanılgı veya başarıları ortaya koyan faktörler hakkında bilinç kazanılabilir. Bu yöntem sürekli tekrarlandığı takdirde birkaç yıl içinde bireye güçlerinin kaynakları hakkında tarafsız bir fikir verilebilir. Neleri yapıp neleri yapamayacakları, nelerin kendilerine sıkıntı verdikleri, kendi güçlerinin ve yeteneklerinin hangi olanaklarından yararlanabildiklerini gösterir.

Geribildirim analizlerinde izlenecek birçok faktör vardır:

1. Gücünüze odaklaşın. Kendinizi, gücünüzü gösterebileceğiniz, olumlu sonuçlar elde edebileceğiniz bir konuma getirin.

2. Gücünüzü geliştirmeye çalışın. Yaptığınız geribildirim analizleri yeteneklerinizi nerede geliştireceğinizi ve yenilerini nasıl kazanabileceğinizi gösterir. Yüzmeyi herkes öğrenebilir, fakat yüzme şampiyonu herkes olamaz. Öğrenilebilecek şeylerle, doğuştan getirdiğimiz yetenekler, birbirlerinden farklıdır. Nerede hangi yetenekler birbirinden farklıdır? Nerede hangi yeteneklerimizi ön plana geçirip, nerede iddialı olmamamız gerektiğini kendimiz gözden geçirerek fark etmemiz gerekir.

3. Bir alanda parlak bir başarı göstermek, bizi diğer alanlarda da başarılı olduğumuzu düşünmek gibi bir yanılgıya düşürmemelidir. Eksik yönlerimizi görüp bu konuda başarılı olan kişilerden bilgi almaktan çekinilmemelidir.

4. Başarıyı engelleyen en önemli etkenlerden biri, bireyin girişimcilik ve çalışmalarına devamlılık kazandırmaktan kaçıyor olmasıdır. Örneğin bir mühendis bir planı çizmişse bu planı uygulamaya koyacak olan kişileri de bularak, işin devamını getirmeli, bir senteze varmalıdır.

5. Başarı göstermek nezaketle birleşmiyorsa, bazı şeyler ters gitmeye başlayabilir. Örneğin işinde başarılı bir kişi, birlikte çalıştığı kişilere karşı yeterince dost ve nazik davranmıyorsa, kısa bir süre sonra insan ilişkilerinin başarısızlığı nedeniyle bir şeyler ters gitmeye başlayabilir. Olumlu davranışlar ve nezaket, başarıyı bütünleyen bir faktördür.


Davranışların belirlenmesi

Pek az kişi, nasıl davrandığını ve davranışlarının dışa nasıl yansıdığından haberdardır. Pek az kişi göstereceği performansın tıpkı kişilik gibi, kendisine özgü olduğunun farkındadır. Bireyler ancak yetenekli oldukları alanlarda başarı gösterebilirler. Bir kişinin performansı şekillendirilebilir fakat tamamıyla değiştirilemez.

Kendinizi değiştirmeye çalışmak

Birçok kişi, farkına vardığı istenmeyen davranışlarını düzeltme çabasına girebilir. Bilinçli bir çabayla bunda da başarı kazanarak kişilik yönünden kendisini başarılı bir konuma getirebilir. Ancak yetenekleri bakımından, kendisini istediği noktaya getiremez, var olan bir yetenek geliştirilebilir. Üzerinde çalışılmadığı takdirde körelebilir. Örneğin bir atletin başarı gösterebilmesi için fiziki enerjisini yönlendirmesi, belli egzersizler yapması gerekir. Bunu yapmadığı takdirde yetenekleri zayıflar. Ancak gereken fiziki enerjiye ve yeteneğe sahip olmadığı halde, bir kişiye, "Koş ve atlet ol," dersek, bunu başarabilmesi mümkün değildir. Gerekli zihinsel donanıma sahip olmayan, sebat ve çalışkanlık özellikleriyle araştırıcı yönü bulunmayan kişiye de, "Bir kitap yaz; bilim adamı ol," demek yine başarıyla sonuçlanmayacak bir öneridir. Bireyler, ancak başarılı olabilecekleri alanda kendilerini geliştirmeye çalışmalıdır.

Değerlerin farkında olmak

Değer, nesne ve olayların insanca önemini belirleyen niteliğidir. Günlük hayatta yaptığımız bir işi, tanıdığımız bir kişiyi değerlendirirken, bizim için değerli, bizim gözümüzde değersiz deriz. Burada değişken olan "değer" değil, bizim iş ve bireyi yorumlama biçimimizdir. Tanımadığımız, özelliklerini bilmediğimiz bir iş için fikir yürütemeyiz. Tanımadığımız kişi için de değerli, değersiz tanımlaması yapamayız. Değerli dediğimiz kişi, bizim ölçülerimize göre değerlidir. Yani "değer"in ölçüsü bizim değer yargı ve yorumlama ölçütümüzün sonucudur. Değer sistemi kendi ölçüleri için kabul edilemez veya uyum sağlanamaz nitelikte bir organizasyonda çalışan kişi, bir kargaşa yaşar, hem de performans gösteremez. Organizasyonda çalışabilmek için, organizasyonun değerleriyle kişinin değerlerinin bütünleşmesi gerekir. Örneğin rekabet ve girişimcilik politikasının desteklendiği bir organizasyonda, birey diğer organizasyonu geçebilmek için sırasında çelme takma davranışının da yapılabilir bir davranış olduğunu kabul etmiyorsa, bir üst pozisyona geçebilmek için zaman zaman dostluk ilişkilerinin zedelenmesinin kaçınılamaz olduğu gerçeğini kabul etmiyorsa, uyum sağlaması düşünülemez. Aynı şekilde çıkarcı, bencil bir kişiyi dostluğa kabul etmek de dostluk değerleriyle bağdaşmıyorsa kabul edilemez.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült