Kadınlar Da Aldatıyor

Pınar Çekirge & Bahadır Bakım


"Kadınla erkeğin birebir ilişkisinde, aldatmak, Altan'ın dediği gibi 'beyin, yürek ve gövde' üçlüsü olmadan gerçekleşmez pek," diyor Füsun Erbulak.

"Nasıl yani," diye soruyoruz.

"Şöyle ifade edeyim, bir kadınla bir erkek yatağa girmeyebilir ama anlattıklarıyla, beraberce izledikleri bir filmle, yani paylaştıklarıyla daha çok doyuma ulaşabilir. Bu da bir aldatma şekli kuşkusuz. Kadın bir ilişki bitmeden diğerine yelken açmaz. Erkekte, maalesef ya da ne iyi ki, hem karısı oluyor; temel bir kadın, hem de birkaç çeşnisi; birinci, ikinci, üçüncü kadınlar... yedeklenmiş kadınlar. Aslında erkek kendini aldatıyor işin taa başında. Bir tür yetinmezlik hissi bu, doyumsuzluk ya da... Ve bu bağlamda da mubah oluyor bu eylemi. Çünkü ne yuvayı yıkıyor, ne açık açık itiraf ediyor, yalan dolanla hepsine mavi boncuk dağıtarak sürdürmeyi yeğliyor. Sonuçta da direnen kadın kazanıyor gibi bir netice çıkıyor ortaya ki, bu da son derece yanlış. Köprüyü yıkıp kaçmayan kadın erkeğin yorulunca, bıkınca bir limana sığınır gibi kendisine dönmesini bekliyor. Şunu özellikle belirteyim, asla ihanete taraftar değilim Zira geride sadece acı bırakıyor, hüsran, isyan bırakıyor. Perişan ediyor kadınları. Erkek açısından belki taze kan oluyor bir kaçamak. İşte elini yıkıyor, ağzını çalkalıyor, zaten var ya atasözümüz 'elinin kiridir' diye. 'Kadının alnında lekedir,' demiş atalar. Kadında bir utanç, bir tabu. Erkekte bir meziyet yani..

Kadında bir utanç, bir yasak. Erkek için övünülesi bir eylem, bir ayrıcalık, bir hak, bir gurur nedeni olabiliyor ihanet.

Erkeğin ve erkek değerlerin abartılarak sürekli yüceltildiği toplumlarda erkek dokunulmaz, en tepede var olan bir üst kimlik olarak çıkıyor karşımıza. Çok sıkışırsa, "Kendime yenildim, şeytana uydum özür dilerim," diyebiliyor.

"Başka biri devreye girdiğinde kadın dürüst davranıyor genelde. Açık açık söylüyor, itiraftan kaçınmıyor. Hele öbür taraf ağır basmışsa, çoluk çocuk, ev bark göremeyebiliyor gözü, eski ilişkisini bitiriyor. Kaçak oynamıyor. Erkekse bir soru işareti gibi davranmayı yeğliyor. Oysa aşk bir ünlem bence. Yani aşk köprüleri yıktıran bir şey. Erkek hep ürkek, çekingen, korkak devekuşu örneği. Kadın soruyor, "Bitti mi," diye, "Bilmiyorum," diyor. "Sabret, arınacağım, bunalımdayım üstüme gelme bu kadar, döneceğim, anlayış göster azıcık," diyor. Dahası, "Sen bunu kavrayamayacak kadar dar düşünceli değilsin, bir şey yaşıyorum, bu bir yanılgı belki de, sen çocuklarımın anasısın, sabret," diyor. Diyebiliyor. Seneler geçiyor, hep aynı oyunlarla. İnkar ve yalanlarla. Oyalayarak. Kadın hep bekliyor. Umuyor... Adam boşansa da, başı sıkıştığında yine aynı kadına dönüyor. Aşk kırgınları var dünyada, aşk kırgınları da genelde hep kadınlar...

"Ben yirmi iki yıl boyunca kocamı hiçbir anlamda aldatmadım İhtiyaç hissedip de bastırdığımdan ötürü değil. Asla! Böyle bir gereksinim duymadım hiç. O beni çok aldattı. Neredeyse bu ihanetler bana doğal, kaçınılmaz gelmeye başlamıştı. Ama birdenbire şok etkisi oldu, çok yanlış, hiç değmeyen bir ilişkide patladı. Karşı tarafın özensizliğinden, yalnız bırakmasından diye düşünüyorum. Evlisiniz, yıllarınızı paylaşmışsınız, ama teke tek değilsiniz, bir bütün değilsiniz. Altını çizerek söylüyorum, emek verilen bir ilişkide aldatma ihtiyacı sürgün vermez hiç...”

Kimi örnekler çok acımasız, hatta gaddar. Katliam gibi yaşanıyor ihanet. Kırgın, perişan, umarsız, yarınını yitirmiş, yarınından vazgeçmiş, bir cinnete, törelere kurban verilmiş kadınlar ordusu çoğalıyor. Yanlışın kuyruğuna takılan bedenler sürükleniyor hiç durmadan.

Büyük bir döl yatağı örneği, bellek anıları biriktiriyor sürekli. Umutla başlayan ama umutsuzluk ve alacakaranlıkla biten birliktelikler... Doldurulamaz bir boşluk duygusu. Yalnızlık.

Nicedir, "Sonsuza kadar sevgi ve mutluluk içinde yaşadılar,” diye sona ermiyor masallar. Yere çakılacağını bile bile çıkılan bir uçuş denemesi bu bağlamda ihanet. Ve bir büyük öç alış. Üstelik kendinden öç alış!

Kimi boşanma davalarında eşlerini aldatan kadınların, "Kocam beni aldattı, ben de onu," sözleriyle kendilerini savunduğunu belirtiyor Kezban Hatemi.

"Üst üste affedenler, sonraları aldatırlar kocalarını," diyor Füsun Erbulak. "Bu bir kuraldır.."

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült