İletişim Matrisi

Doğan Cüceloğlu


Yanından geçiyoruz tahtaperdenin her günkü yolumuzda
Yalnız biri, bir genç
Sıçrıyor görmek için öte yanını
Bunca bezgin insan arasında yalnız biri

KEMAL ÖZER


Matris kelimesi gözünüzü korkutmasın; çok lafla anlatılacak olayı, daha kısa yoldan ifade ettiği için bu yolu seçtim.
Önce İletişim Matrisi'ni oluşturalım. Kendinizi çalıştığınız işyerinde düşünün. Beraber çalıştığınız insanlar var, yöneticiniz var, ortama girip çıkan müşteriler veya başka görevliler var. Bütün bu söylediklerimizin tümüne işyeri ortamı diyelim. İşyeri ortamından söz ettiğimiz gibi aile ortamından, okul ortamından, genel olarak toplumsal ortamdan da söz edebiliriz.
Ortamdaki kişiler, hal ve tavırlarıyla veya söyledikleri sözlerle sizinle iletişim içine girerler. Unutmayın, iki insan birbirinin farkına varınca iletişim başlar. Bu iletişim ortamı, size, varoluşun beş boyutunu değişik derecelerde yaşatır. Örneğin, sizi gördüğü halde size selam vermeyen kişi, size, 'Umurumda değilsin!' mesajını vermektedir. Başka biri, "Ne bu halin yahu? Biraz kendine

-1-

çeki düzen ver!" diyorsa, 'Sen varsın, ama sende bir bozukluk var!' mesajını vermektedir.
Şimdiye kadar sözünü ettiğim şeyler, İletişim Matrisi'nin 'ortam' boyutunu oluşturmaktadır. Ortam boyutunu, varoluşun beş boyutunu yaşatan ( + ) ve yaşatmayan ( - ) olarak iki kutuplu düşünelim. Örneğin, çalışanlara "Günaydın!" diyen yönetici, onlara varoluşun beş boyutunun artı kutbunu, çalışanları gördüğü halde selam vermeyen yönetici, onlara eksi kutbunu yaşatmaktadır.
İletişim Matrisi'nin bir de 'birey' boyutu vardır. Birey boyutunda kişinin özbenliğinin durumu belirtilmektedir: Varoluşun beş boyutunda, kendini olumlu gören özbenlik bilinci ( + ), olumsuz gören özbenlik bilinci (- ) ile gösterilmiştir.


İLETİŞİM MATRİSİ ORTAM

1
(-) (-)
KORKU 2 (-) (+) HAYAL KIRIKLIĞI
3 (+) (-) ÖFKE 4 (+) (+) HUZUR


Korku Ortamı
Matris'in 1 numaralı gözü, (-)(-) olarak işaretlenmiştir. Varoluşun beş boyutu içinde şunu ifade etmektedir: Ortam bireye, 'Sen kaale alınmaya değmezsin, sende bir bozukluk var, sen değersizsin, beceriksiz ve güvenilmezsin, sevilmeye layık değil-

-2-

sin gibi olumsuz mesajlar vermektedir ve birey de kendini zaten böyle görmektedir. Örneğin, iş ortamında yönetici asık suratla ve insanlara değer vermeden bağırarak emirler vermekte, hakaret etmektedir; ama, o ortamda çalışanlar bundan hiç rahatsız olmamakta, 'Yöneticimiz bize hayvan muamelesi yapmakta haklı; çünki bize insan muamelesi yaparsa biz hemen şımanrız ve iþi gevşetmeye başlarız,' diye düşünmektedir. Yönetici çalışanları çalışanlar da kendilerini değerli görmemektedir.
Matris'in bu gözündeki duygusal zeminde sürekli korku vardır; bu nedenle Matris'in bu gözüne, KORKU ORTAMI adını veriyorum.

Hayal Kırıklığı Ortamı
Matris'in 2 numaralı gözü, (-)( + ) olarak işaretlenmiştir. Bu göz, kendilerini insan muamelesine layık görmeyen insanlara, insanca davranılan bir ortamı temsil etmektedir. Kendilerini insan muamelesine layık görmeyen bu insanlara insan muamelesi yapılınca acaba bu kişiler memnun olacaklar mı?
İlginç bir soru, değil mi? İnsanların iyi muamele görünce memnun kalacakları sanılır, ama gerçek hiç de öyle olmuyor. Korku ortamına alışmış bu insanlar, korku ortadan kalkınca, iyi muamele eden kişiyi zayıf olarak görürler.
İyi muamelenin zayıflıktan kaynaklandığına inanırlar ve kendilerine iyi muamele eden yöneticiyi aciz ve yeteneksiz görerek ona saygı duymazlar. İşi aksatmaya başlarlar; işe geç gelirler. Zamanla işin kalitesi düşer.
Çalışan, böyle bir yöneticiye baktığında, 'Böyle yönetici mi olur? Kim bu adamı yönetici yapmış? Bu şirkete yazık oluyor,' diye düşünür. Onların gözünde, at binicisine göre kişner. Kendileri at, yönetici binicidir. Yönetici iyi binici olmadığı için, atlar kişnememektedir ve bu nedenle verim, üretim, işin kalitesi ve hizmet düşmektedir.
Yönetici de hayal kırıklığı içindedir. Çünkü çalışanlara iyi

-3-

muamele edince, onların daha şevkle ve istekle işe sarılacaklarını beklemiştir ve bunun tam tersini görünce hayal kırıklığına uğramıştır. 'Demek ki bu insanlara iyi muamele yaramıyor, onlara hayvan muamelesi yapmak gerekiyor, onlar ancak sopadan anlýyorlar,' duygusu içindedir. Her iki taraf da hayal kırıkhðý içinde olduğundan, Matris'in bu gözüne HAYAL KIRIKLIĞI ORTAMI adını veriyorum.

Öfke Ortamı
iletişim Matrisi'nin 3 numaralı gözü, kendiyle barışık, benlik bilinci olumlu, varoluşun beş boyutunda ( + ) ile gösterilmiş kişilerin (-) ile gösterilen kötü muameleye maruz kaldıkları ortamı ifade etmektedir. Böyle bir iş ortamında yönetici, asık suratıyla, hakaret eden bir tavır içinde, sağa sola emirler yağdırır ve bu, çalışanın çok gücüne gider.
Çalışan, 'Ben bu muameleye layık değilim; mevkice daha yüksek olması, ona, başka bir insana hakaret etme hakkı vermez,' diye düşünür ve içten içe kızar. 'Mevki sahibi olmuşsun, ama insan olamamışsın!' diye düşünerek yöneticisine saygı duymaz.
Yönetici ise, insanlara güler yüz gösterdiği takdirde başına geleceklerden korkmaktadır. Çalışan insanların ters tavırlar içinde olmalarına öfkelenir ve, 'Bunlar kendilerini ne sanıyorlar? Kafam kızarsa hepisini kapının önüne koyarım! işleri olduğuna şükredeceklerine, homur homur homurdanıyorlar,' algılaması içine girer. Her iki taraf da öfkeli olduğu için bu ortama ÖFKE ORTAMI adını veriyorum.

Huzur Ortamı
iletişim Matrisi'nin 4 numaralı gözü, hem bireyin hem de ortamın olumluda buluştuğu yeri belirtmektedir. Burada birey kendini, varoluşun beş boyutunda ( + ) ile belirtilen olumlu bir özbenlik değeri içinde görmekte ve ortamdaki diğer kişiler tara-

-4-

fından da ( + ) olarak, yani olumlu algılanmaktadır. Böyle bir iş ortamında yöneten çalışana, 'Sen varsın, doğalsın, değerlisin, güçlü ve güvenilirsin, sevilmeye layıksın,' mesajını verir.
Çalışan bu mesajı içtenlikle kabul eder, çünkü gerçekten kendisinin, 'var olduğuna, doğal, değerli, güçlü ve güvenilir, sevilmeye layık olduğuna' inanır. Aynı zamanda yöneticisini de kendisi gibi değerli görür. Her iki taraf da hiçbir zorlama olmadan birbirine doğal olarak saygılı ve yardımcıdır. Herkes birbirinin hizmetindedir. Bu ortamda en belirgin duygu huzur olduğu için, İletişim Matrisi'nin 4 numaralı gözüne HUZUR ORTAMI adını veriyorum.

Ortam ve Stres
Dikkat ederseniz 2 ve 3 numaralı gözler 'uyumsuz' gözlerdir, çünkü işaretler birbirini tutmamaktadır. Öte yandan, 1 ve 4 numaralı gözler 'uyumlu' gözlerdir, çünkü işaretler birbirini tutmaktadır. Uyumsuz gözlerde kişilerarası ilişkilerde sürtüşme fazladır, bu nedenle bu ortamlar sürekli streslidir. Bu ortamlar uzun süre böyle kalamazlar, işaretlerden biri yönünde, genellikle gücü elinde bulunduranın isteği doğrultusunda, değişirler.
Örneğin, İletişim Matrisi'nin (-)( + ) işaretleri olan 2 numaralı gözündeki HAYAL KIRIKLIĞI ORTAMI yöneticisini düşünün. Çalışan korku (-) ile yönetilmek ister ve kendine adam muamelesi yapan ( + ) yöneticiyi zayıf görür. Adam muamelesi yapan yönetici nedeniyle işyerinde disiplin bozulur, üretim düşer, kaytarmalar artar ve işyeri zarar etmeye başlar. Durum bu şekilde devam edemez.
Yönetici, kendi kişisel olgunluğu, gelecekle ilgili vizyonu, elindeki olanaklar, iş sahibinden aldığı destek, piyasa konjonktürü ve başka etkenler çerçevesinde kendine yeni bir yön belirler. Bu yön KORKU ORTAMI'na gidiş yönünde olabileceği gibi HUZUR ORTAMI'na gidiş yönünde de olabilir.
Peki bu nasıl gerçekleşir?

-5-

Kötüye Gitmek Kolay,Ýyiye Gitmek Gayret Ýster
KORKU ORTAMI'na gitmeye karar veren yönetici, bu kararını hemen uygulayabilir. Bütün yapacağı, suratını asmak ve çalışanlara 'hayvan' muamelesi yapmaya başlamaktır. Bu da pek hazırlık isteyen, strateji geliştirmeyi gerektiren bir konu değildir.
Disiplinsizlik yapan bir çalışana, yöneticinin, "Gel lan buraya, it oğlu it! Nedir senin bu yaptığın lan, pezevenk! Çağırın muhasebeciyi, kessin bu itin ilişkisini! Kim böyle itlik yaparsa hemen kapının önüne koyacağım. Sizlere adam muamelesi yaptık, anlamadınız itler; şimdi it muamelesi yapacağım. Sıkıyorsa kaytarın!" dediğini düşünelim.
Böyle bir tavır içinde iş ortamı, Matris'in 2 numaralı gözünden 1 numaralı gözüne geçer ve KORKU ORTAMI uygulaması başlar.
Şimdi de yöneticinin, duygusal olgunluğa erişmiş, vizyon sahibi biri olarak HUZUR ORTAMI'na geçmeye karar verdiğini düşünelim. Bu kararı verdikten sonra hemen HUZUR ORTAMI'na geçebilir mi? Mümkün değil! Deneyimlerim çerçevesinde şu tahminde bulunabilirim: iş sahibinin ve yönetim kurulunun yüzde yüz desteğini almış güçlü bir yönetici, iki bin kişilik bir kuruluşu ancak yedi veya sekiz yılda HUZUR ORTAMI'na taşıyabilir. Bu da ancak çok dikkatli ve stratejik bir insan kaynaklarý ve eğitim politikası gütmekle olabilir.
Bakın korku ortamına geçiş hemen gerçekleşebildiği halde, huzur ortamına geçiş zaman, planlama ve kaynak gerektirmektedir. Tabii en önemlisi, böyle bir geçişin, iş sahibi tarafından yüzde yüz desteklenmesi gerekir. Böyle bir desteği de ancak kısa vadeli değil, uzun vadeli kazançları görebilen, vizyoner bir iş sahibi verebilir. Böyle vizyoner iş sahiplerine, hem ülkemizde hem de dünyada az rastlanır.
Bir de iletişim Matrisi'nin ( + )(-) olan 3 numaralı gözünü düşünün. Bu ortamda çalışan, kendisine saygı ( + ) duyulmasını

-6-

ve adam muamelesi yapılmasını ister. Kendine hayvan muamelesi yapan (-) yöneticiye kızar. İşyerinde gerginlik artar, disiplin sopa zoruyla sağlanmaya çalışılır, üretim düşer, sorunlar büyür ve işyeri zarar etmeye başlar. Durum bu şekilde devam edemez. Bu ortamda yönetici güçlü olduğu için, çalışan ancak pasif direnç gösterebilir ve bir süre sonra kendine yeni bir iş bularak çıkar. Kendine güveni gelişmiş, özbenliği güçlü insanlar sağlıksız ortamlarda uzun süre kalamazlar; şirket kendine en büyük yarını sağlayacak bu insanları kaybetmeye başlar. Geriye kalanlar da, 'emekliliğim yakın; köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı diyeyim düşüncesi içinde içlerine kapanırlar. Sonuç olarak öfkeliler gider, korkaklar kalır ve iş ortamı KORKU ORTAMI haline gelir.
Ama, bu şirkette yöneticiden daha güçlü, işin sahibi veya yönetim kurulu başkanı gibi üst düzeyde biri şirketin geleceğini iyi görmediği için HUZUR ORTAMl'na geçmeyi isteyebilir. O zaman daha önce sözünü ettiğimiz çok dikkatli ve stratejik insan kaynaklan ve eğitim politikası uygulamasına geçmek gerekir. Tabii ilk adım, işyerini korku anlayışıyla yöneten kişiyi eğitmek olmalıdır.
Aslında iki kalıcı durum bulunmaktadır: 1) KORKU ORTAMI, 2) HUZUR ORTAMI. Bu iki farklı ortam, iki farklı dünya görü şünü yansıtmaktadır. Korku ortamı, kişilerin gücünü esas alarak, güçlünün güçsüzü korkuttuğu, ezdiği bir yaşam tarzı oluşturur. Huzur ortamında ise gerçeğe saygı, hakkaniyet, kişisel bütünlük, hizmet ve sevgi gibi insan ilişkilerine yön veren temel değerler vardır; herkesin bu temel değerlere uyduğu bir yaşam tarzı hâkimdir.
Güçlünün güçsüzü ezdiği, kullandığı dünya anlayışına KOKKU KÜLTÜRÜ adını veriyorum. Temel değerlerin paylaşıldığı yaşama yön veren ise DEĞERLER KÜLTÜRÜ'dür.


 

 

 

 

 

 
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Psikoloji

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült