Hipnozun İlkeleri

Bruce Goldberg


Telkinler, bir fikrin kabul edilmesinde önemsiz olarak tanımlanabilir. Dikkatin dağıtılması ya da yönlendirilmesi olmadan hipnoz ve telkin dengelenemez. İkna etme telkin, telkin de ikna etme değildir! Telkinler beynin daha yüksek merkezine duyusal veri girişi ya da bilgi tedarik eder.

Hemen hemen bütün hastalar verecekleri tepkilerin hipnozcu tarafından üretildiğine inanır. Aslında, daha önceden yaşanmış bir duruma karşılık hareketlenmeyi gayri ihtiyari başlatan hastanın kendisidir. Yönlendirmenin sonucu olarak tehlike azaltıldığında, telkin edilen hareket bireyin zihinsel ya da mantıksal işlemi tepkiye karışmadan kendiliğinden yerine getirilir ve telkinler birbiri ardına kabul edildikçe, özellikle inancın duyusal sarmalı başından beri bütünlendirilmişse, daha zor telkinler de kabul edilir. Buna somut koşullanma adı verilir ve kısmen, telkine açıklığın hipnotik fenomenin oluşumunda oynadığı rolün açıklanmasına yardım eder.

Kendi kendinize çalışacağınız için hipnoz oluşumuna neyin sebep olduğunu bilmeniz önemlidir. Sadece telkine açıklık kendi başına hipnotize edilebilmeyi açıklamaz, aksine hipnozun değişmez özelliği gelişmiş telkine açıklıktır.

Hipnotik duyarlılık motivasyona bağlıdır. Algısal değişimlerin başlatılabileceği zaman süresindeki duygusal istek durumudur. Hipnoz; dikkatin yönlendirilmesi, inanç ve beklenti temeline dayanılarak gerçekleştirilir. Bir telkin sürekli tekrar edilir; bu, dolayısıyla beyin korteksinde daha önceden kurulmuş çağrışımsal ilişkiler ya da işlemlere bağlı şartlı reflekse sebep olur.

Geleneksel hipnoz giriş yöntem ritüeli tamamen yönlendirmeden yararlanır. Önemli olan kendinize savunma mekanizmalarınızın hazırlıksız olduğu anda telkinler vermektir. Örneğin, hipnozun başlangıcında “gözkapakların gittikçe ağırlaşıyor” cümlesi nedeniyle dikkatiniz gözkapaklarınızdadır. Gerçekten gözkapaklarınız ağırlaşıyorsa kendi “gücünüze” bağladığınız diğer telkinlere inanmaya hazırsınız demektir. Gözkapaklarınızdaki ağırlığın gözlerinizin yukarı tavana bakarkenki değişmez ve zorlayıcı duruşundan kaynaklandığını fark etmeyebilirsiniz. Onun yerine bu göz yorgunluğunun ağırlık telkininden kaynaklandığına inanırsınız.

Dayanışma

Dayanışma, terapist ve hasta arasındaki uyumlu ilişki anlamına gelir. Hipnoz, “aradaki boşluğun” terapist ve hasta arasındaki konsantrasyon yakınlığıyla doldurulduğu kişilerarası yakın bir ilişki doğurur. Bu özel ilişki sonucunda, terapistin verdiği telkinler (hetero telkinler) daha kolay bir şekilde yerine getirilir. Ayrıca, bu dayanışma sağlandığında dikkatiniz terapiste daha çok yoğunlaşır. Dayanışma terapistin prestijiyle güçlenir. Bir hasta hipnozda terapistiyle iyi bir dayanışma içindeyken, özellikle telkinler kendi istekleri ve duygusal ihtiyaçlarıyla uyuşuyorsa telkinlere kesin bir şekilde cevap verir. Kişisel hipnozda bu ilkeye ihtiyacınız yoktur.

Katalepsi

Katalepsi vücudunuzun herhangi bir bölümünde ya da tüm kas sisteminde istemsiz oluşan kasılmalarla oluşan bir durumdur. Katalepsinin benzeri insanlarda korku anlarında bir uyarı tepkisinin sonucu olarak kaskatı kesildiklerinde görülür. Ayrıca hayvanlar da doğaya karışıp görünmemek için “donduklarında” “Tonik Hareketsizlik Kataleptik” olarak bilinen katalepsi benzeri bir duruma girerler. Bunlar korunma amaçlıdır. Bir kol kataleptik olduğunda, hangi duruma getirirseniz o pozisyonda kalır. Bir kol baskıya karşı gelir ve bu genellikle orta dereceli ya da derin hipnoza erişildiğini gösterir. Bütün bir beden kataleptik olabilir. Birbirlerine karşı dengelendiğinde, bazı kaslar hasta farkında olmadan kaskatı kesilir.

Duyumsal Faaliyetler

Duyumsal faaliyet, bireyin devinduyumsal, kokusal, görsel, işitsel, temassal ya da tatsal gibi duyusal imgeler geliştirme kapasitesidir. Beş duyunun hepsi ya da herhangi birinden etkilenmiş her geçmiş deneyim bir duyumsal faaliyeti oluşturur. Bir bireyin etkili bir imgelem yapabilmesi için mümkün olduğunca çok duyumsal deneyim yaşaması gerekir. Bu, özellikle hasta kendi anılarını, fikirlerini ve duyularını kullanırsa koşullanmayı kolaylaştırır.

İdeomotor (zihinde uyanan fikir, düşünce veya hayalin vücut kaslarında yarattığı istem dışı hareket e.n.) faaliyet, kasların kendiliğinden dış uyarıcılara tepki gösterme kapasitesidir. Bu giriş tekniği, kısmen hastanın telkinlere bu tür fiziksel tepkiler verdiğini bilmemesine bağlıdır. Kişi, bunların dış uyaranlara karşılık kendi düşüncelerinin işlevi olduğunun farkına az varır. Ancak tepkileri kendisinin verdiğini düşünür ve bu da gelecek telkinlerin başarısına dair beklentilerini ve inancını arttırır.

Hafıza Kaybı

Hafıza kaybı hipnoz süresince kendiliğinden oluşabilir ya da oluşmayabilir. Daha sıklıkla hipnoz sonrası telkinler aracılığıyla oluşturulur. Hafıza kaybı gerçekleştiğinde, uyanmayı takiben seçimli anı kaybı gerçekleşir. Hasta hipnozla oluşmuş hafıza kaybı sırasında neler olduğundan “habersizdir” fakat anılar muallakta kalır. Birçok iyi hasta tekrar hipnoz edilirken hipnoz seansında olan neredeyse her şeyi hatırlarlar, bazıları deneyimlerinden bazılarını ya da hepsini zamanla unuturlar. Diğerleriyse çok derin bir hipnoza da girseler kontrol sağlamaya aşırı ihtiyaç duyarlar ve hafıza kaybı yaşamazlar.

Hipermnezi ya da Hafıza Gelişimi

Hipermnezi (üzerinden uzun yıllar geçmiş ya da bebeklik dönemine ait olayları hatırlama yeteneğinin çok güçlü olması. e.n.) bir bilgiyi tekrar ele geçirme ya da hatırlanan şeylerin hipnoz dışı durumdakinden çok daha fazla artmasıdır. Ben şahsen Hipermneziyi suçların ve yasal konuların araştırılmasına yardımcı olacak ilgili bilgilerin hatırlanması için kullandım.

Ayrılma

Amneziye bir şekilde benzese de ayrılma hipnozdaki hastanın kendini bulunduğu ortamdan ayırabilme yetisidir. Ayrılma; hipnoz dışı durumlarda dalgınlık, gündüz hayalleri ya da kişinin kendisinin birtakım eylemlerde bulunduğunu hayal etmesiyle oluşur. Biz ayrılma oluşturmak için belli imgeler kullanırız. Bu “dışına çıkma” yeteneğinin acı, uykusuzluk ve cinsel işlev bozukluğu dahil birçok sorunun tedavisinde çok kapsamlı sonuçları vardır.

Eldiven Uyuşukluğu

Bir el, tamamıyla parmak uçlarından bileğe kadar sınırlandırılmış bir bölgede dış uyarana duyarsız hale getirilebilir. İyi hastalarda eriştiğimiz “anestezi” öyle derindir ki, o bölge anestezik bir madde enjekte edilmiş gibi hissizleşir ve cansızlaşır. Eldiven uyuşukluğu kişisel hipnozda ağrıların hafifletilmesine kullanılabilir.

Canlandırma ve Yaş Geriletme

Yeniden canlandırma önceki olayları hayalinde tekrar yaşamak demektir. Genellikle gerçek canlandırmada, önceki olayların yaşanmasından sonraki bütün anılar hatırlanmaz. Yaş geriletme ya da sahte canlandırmada, hipnozdaki kişi geçmiş olayları gözünde ancak içinde bulunduğu zamanın çerçevesinde canlandırır. Canlandırma sırasında tavırlarda belirgin bir değişiklik vardır ve hareketler hastanın canlandırdığı zamandaki yaşıyla uyumludur. Önemli anıların hatırlanması hipnozla büyük ölçüde kolaylaşır. Farklı canlandırmalar ve yaş gerilemeleri hipnozun derinliğine bağlı olarak aynı anda ortaya çıkabilir.

Hipnoanestezi

Hipnoanestezi ağrının olduğu ancak ağrı farkındalığının olmadığı durumdur. Anestezinin derecesi genelde hipnozun derinliğiyle ve motivasyonun gücüyle ilişkilidir. Hipnoanestezi plasebo etkileri ya da hipnoterapisti memnun etme isteği gibi değişkenlere bağlı değildir.

Otomatik Yazı

Bu, iyi bir hipnoz hastasının yazdıklarıyla ilgisi olmayan bir konuda sohbet ederken yazdığı şey anlamına gelir. Kişi genellikle o anda ne yazdığının farkına değildir ancak daha sonra hipnozdayken yazdıklarıyla anlamlı ilişkiler kurabilir.

Zaman Kayması

Zaman kayması hipnozun en ilginç ve klinik olarak en değerli fenomenlerinden biridir. Kavram, beynin zamanı büyük ölçüde “genişletme” ya da “kısaltma” kapasitesini anlatır. Bu dinamizm günlük deneyimlerde de oluşur. Örneğin, 2 dakikanın 20 dakika gibi geldiği sıkıcı ders sırasında zaman geçmek bilmeyebilir. Ya da telefonda hoş bir sohbet sırasında zaman uçup gider (yoğunlaşma ya da zaman kısalması). Kısaca beynin bir dakikası, öznel ya da yaşanan zaman evrenin, saatin ya da kronolojik zamanın 10 dakikasına eşit olabilir (zaman genişlemesi). Bu ilke, yaş geriletme ya da acı kontrolü tekniklerine kullanılır.

Somnambulizm

Bu kavram hipnozun en derin seviyesini anlatır. Yoga’nın nirvana, Zen’in satori dereceleri ve diğer trans benzeri durumlara benzer. Bu hipnozun ender görülen fenomenlerinden biridir. Hipnoz dışı zamanlarda uyurgezerlikte ve uykuda konuşmalarda da görülür. Genellikle bir kişi uyurken, o farkında olmadan konuşma devam ettirilebilir. Somnambulistik (uyurgezer) transta, kişi genelde neredeyse bütün telkinlere otomatik olarak cevap verir. Çoğu somnambulistik kişiler hipnozun ayrılma, ağrı yitimi, anestezi, canlandırma ve hafıza kaybı gibi birçok olgusunu eş zamanlı olarak ortaya koyabilirler. Resmi bir giriş tekniğine bile gerek yoktur, kendiliğinden gerçekleşir. Genel nüfusun yüzde 5’i bu tür insanlardan oluşur. Hatalı bir biçimde sık sık “çoklu kişilik” sahibi olarak sınıflandırılırlar. Eğer somnambulistik biriyseniz, kendi kendinizi hipnoz ederken, normal bilincinize döndüğünüzde hipnozda yaşadıklarınızı hatırlamazsınız. Bu seviye tamamen güvenlidir.

Olumlu ve Olumsuz Sanrılar

Olumsuz sanrılarda, kişi var olan bir uyarıcıyı algılayamaz, olumlu sanrılarda ise gerçekte var olmayan bir uyarıcıyı bizzat hisseder. Herhangi bir duyunun dahil olduğu olumlu ve olumsuz sanrılar yalnızca somnambulistik kişilerde oluşturulabilir. Bunlar günlük deneyimlerle ve hayal kurma, dalgınlık ve rüya anlarında oluşan gerçeklik kaymalarına benzerler.

Hipnoz Sonrası Tepkiler

Hipnozun bitiminden sonra yerine getirilen davranışlar hipnoz sonrası tepkiler olarak adlandırılır. Düzenli pekiştirme hipnoz sonrası tepkinin etkinliğini güçlendirir, tekrarlanan söylemler tepkiyi zayıflatmaz. Tepkini gücü sizin telkinin kabullenme motivasyonunuza bağlıdır. Böylece, hipnoz sonrası telkinler sizin kendi ihtiyaçlarınıza ve amaçlarınıza uygun olur. Hipnoz sonrası telkinleri kabul etme yeteneği hipnozun klinik kullanımının temelini oluşturur.

Hipnoz sonrası telkin, davranış yerine getirildiğinde hatırlanabilir ya da unutulabilir. Hipnoz sonrası tepkiler uyanık hipnoza (propaganda ve reklam sloganları) verdiğimiz tepkiyle karşılaştırılabilir; hepsi direnci düşürür ve telkine açıklığı geliştirir. Yine de saçma hipnoz sonrası telkinler yerine getirilmez.

TELKİN VE HİPNOZUN İLKELERİ

Odaklanmış Dikkat Kuralı

Dikkat bir fikre tekrar tekrar odaklandırıldığında kendi kendini gerçekleştirme eğilimine girer. Bu basit ya da doğrudan ikna etmekten daha etkilidir çünkü bir fikrin kabullenilmesine karşı olan direncin önemli güçleri atlatılır. Reklamların (bir uyanık hipnoz çeşidi) satın alma kalıplarına yaptığı etki bunun tipik bir örneğidir. Olası müşterinin tercihi, o kişi etkilendiğini fark etmeden değişime uğrar.

Ters Etki Kuralı

Kişi bir şeyi kendi iradesiyle ne kadar yapmak isterse başarma şansı o kadar azalır. Örneğin, kendinizi bir ismi hatırlamaya ya da uykuya dalmaya ne kadar zorlarsanız zorlayın başaramazsınız. Ne zaman hayal gücü ve irade çatışsa, istisnasız hayal gücü kazanır. Kişisel hipnozu kullandığınızda “irade gücü”nden ziyade “hayal gücü”nü vurgulayın. Mesela acınızı hafifletmek için eldiven uyuşukluğu üzerinde çalışıyorsanız, “elimin uyuşmasını istiyorum” demeniz yanlış ve ters etkili olacaktır. Onun yerine bunu gibi tanımlayıcı, tasvire yönelik bir anlatım kullanın:

“Elini buz gibi suyla dolu bir sürahinin içine soktuğunu hayal et. Bunu gözünde canlandırdığın an elinde hissiz, ağır ve cansız bir his oluştuğunu hissedeceksin. Sanki uzun bir süre üzerinde oturmuşsun ya da eline uyuşturucu bir madde enjekte etmişsin gibi.”

Baskın Etken Kuralı

Bu ilke kabul edilen bir gerçek olan, güçlü bir duygunun daha zayıf bir duygunun yerini alması üzerinde kurulmuştur. Bir telkine güçlü bir duygu eklemek telkini daha etkili bir hale getirecektir. Gevşeme telkinleri masajla ya da hafif vuruşlarla güçlendirilir. Bir çocuk parmağını kapıya sıkıştırdığında, annesi “ah öpeyim de geçsin” der ve sadece annesinin dudaklarının dokunuşu daha baskın bir telkin olarak çocuğun parmağının daha iyi hissetmesini sağlar.

HİPNOZA GİRİŞİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER Konsantrasyon

Konsantrasyon yeteneğiniz ne kadar iyiyse o kadar rahatlarsınız ve hipnoza giriş için başarı olasılığınız o kadar artar.

Prestij

Bir adım önde olan terapist bir adım arkasında olan hastasından saygı talep eder. Özellikle otorite sahibi biriyse, hasta terapistine karşı korku ve saygı beslediğinde bu prestij hipnoza girişin başarısını arttırır. Bu etkenin kişisel hipnoz uygulamanızda bir rolü yoktur.

Beklenti

Beklenti giriş prosedürünü ve gevşemeyi olumlu ya da olumsuz etkileyebilir. Hipnoz edilmeyle ilgili güçlü istekler ve korkular bu olumlu ve olumsuz etkilere örnek olarak verilebilir. Hipnozun nasıl bir şey olduğuyla ilgili ön yargılı bir fikriniz varsa ya da prosedürü daha önceden deneyimlediyseniz, beklentileriniz hipnoza girişi etkileyebilir. Tam bir hipnoz girişi bilgisi (bkz. 4. Bölüm) korkularınızı giderecektir.

Motivasyon

Motivasyon eksikliği hem hipnoza giriş telkinlerini hem de bu telkinlerin sağlayacağı gevşemenin etkisini düşürür. Kontrolün her zaman elinde olmasını isteyen biri kişisel hipnozda zorlanır. Bu durum, giriş prosedürünü tamamen sizin yönettiğinizin farkında olursanız giderilebilir. Hipnoz edilmek için aşırı motivasyon da sık sık olumsuz tepkileri tetikleyebilir ve başarma baskısı yaratarak giriş prosedürünü engelleyebilir. Kuşkuculuk da hipnoza giriş için gerekli olan olumlu tepkilere engel olur. Motivasyon hipnozun başarısında en önemli tek etkendir.

Hayal Gücü

Hayal gücü sadece hipnoza girişte değil, aynı zamanda derin gevşeme için gerekli olan imgelerin tetiklenmesinde ve koşullanmanın kolaylaştırılmasında çok önemli bir rol oynar. İmgelem tepkisi ne kadar hazır olursa hipnoza giriş için telkine açıklık o kadar artar.

Yaş

Telkine açıklık yaşa göre değişir. Dil becerisi önemlidir. Hipnoza giriş tepkileri kelimelerle harekete geçirildiğinden, 56 yaş altı çocukların hipnoz için kötü hastalar olması anlaşılabilirdir.

Bu yaklaşım her yaşta başarılı olmasına rağmen hipnotik yatkınlık için en iyi yaş 816 yaş arasıdır.

Heterohipnoz ve Kişisel Hipnoz

Heterohipnoz, bir başkası ya da bir terapist tarafından başlatılan trans hali demektir. Otohipnoz ya da kişisel hipnoz da aynı zihinsel durumu anlatır ancak başka birinin dışarıdan yardımı olmaksızın, kişinin kendisi tarafından oluşturulan bir durumdur.

Heterohipnoz ve kişisel hipnoz durumlarının sebep olduğu hipnozlar arasında hiçbir fark yoktur. Yalnızca başlama yöntemlerinde bazı farklılıklar vardır. Aslında tüm hipnoz teknikleri kişisel hipnoza girer.

Hipnoz Derinliklerini Sınıflandırma

Kolay anlaşılabilmesi için hipnoza yatkınlığı beş evreye ayırmak mümkündür. Üç, dört ve beşinci evreler klinik uygulamalar içindir:

1.       Duyarsızlık

2.       Hipnoz benzeri hipnotik hal öncüsü hiçbir semptom görülmez

3.       Hafif evre

4.       Orta evre

5.       Derin evre

Davis ve Husband sınıflandırması (sonraki sayfa) puanlama sistemine bağlıdır ve edebiyatta en çok başvurulan değerlendirme ölçeğidir.

Hipnoz sonrası telkinler her evrede etkili olabilir ancak trans ne kadar derin olursa telkinlerin yerine getirilme olasılığı o kadar artar.

Kafanız kendiliğinden yana ya da öne doğru sallanıyorsa, bu hipnotik transın arttığını gösterir. Derin olmayan ve diyaframdan alınan nefes genellikle daha hafif evrelere işarettir; yavaş, derin ve karından alınan düzenli nefes hipnozun daha derin evrelerinin özelliğidir. Derinlik artışının diğer göstergeleri göz kırpma ve istemsiz göz kapanmasıdır. Göz kapaklarının kapandıktan sonra titremesi genelde daha derine inildiğini gösterir.

 

HİPNOZU AÇIKLAYAN TEORİLER İdeomotor Aktivite ve Engelleme Teorisi

Bazı araştırmacılar telkine açıklığın etkilerinin ideomotor faaliyetlerin ve engellemenin sonucu olduğunu, ayrıca bunu yalnızca ideomotor faaliyetleri aracılığıyla gerçekleştirilen bir hayal etme deneyimi olduğunu düşünürler. Bu teori; hipnozda görülen bazı fiziksel ve psikolojik semptomları açıklayabilir ancak hipnoz sırasında ortaya çıkan karmaşık psikolojik tepkileri açıklamakta yetersiz kalır.

DAVİS VE HUSBAND YATKINLIK PUANLAMA SİSTEMİ

Duyarsızlık

0

 

Hipnoz benzeri

2

Gevşeme

 

3

Göz kapaklarının titremesi

 

4

Gözlerin kapanması

 

5

Tam fiziksel rahatlama

Hafif Trans

6

Gözlerde katalepsi

 

7

Kol ve bacaklarda katalepsi

 

10

Kaskatı kesilme

 

11

Uyuşukluk (eldiven)

Orta Dereceli Trans

13

Kısmi bellek yitimi

 

15

Hipnoz sonrası uyuşukluğu

 

17

Kişilik değişiklikleri

 

İS

Basit hipnoz sonrası telkinleri

 

20

Devinduyumsal sanrılar, tam bellek yitimi

Somnambulistik

21

Transı etkilemeden gözleri açabilme

 

23

Değişik hipnoz sonrası telkinler

 

25

Tam somnambulizm

 

26

Olumlu görsel sanrılar, hipnoz sonrası

Ayrılma Teorisi

Yıllarca hasta hipnoz altındayken, davranışların belli bölümlerinin temel bilinçlilikten ayrıldığı, dolayısıyla da bireyin yalnızca bir refleks düzeyinden, irade dışı davranışla tepki verdiği kabul edildi. Ayrılma teorisi geçerli olsaydı, bellek yitimi hipnozu uygulayan kişinin verdiği telkinlerle giderilemezdi. Dahası bellek yitimi sürekli kendiliğinden oluşurdu.

Hipnozdaki hastaların bütün duyularının çok daha iyi olduğu ispatlandığında bu teoriden vazgeçildi. Bellek yitiminde ayrılma bir dereceye kadar oluşsa da bu hiçbir şekilde ayrılmanın hipnozu hazırladığı ya da hipnoza benzediği anlamına gelmez.

Gerileme Teorisi

Psikanalistler hipnozun temelde hipnoz uygulayan kişinin ebeveyn rolünü üstlendiği bir çocukluğa geri dönüş olduğu kanısına varmışlardır. Bu; terapist daha çok sevilen ebeveyn rolünü üstlenirse, hastayı daha kolay bir şekilde hipnotize edebilir demektir. Bu düşünce yansız bir düşüncenin gözlemi olamaz. Öyleyse bu teoriye göre baskın bir babanın çocuğu, otoriter bir yaklaşımla daha verimli çalışır ya da hoşgörülü bir teknik daha nazik ve açık ebeveynlerin çocuğu olan bir yetişkine daha çok uyar. Bu hem yanlıştır, hem de eksiksiz bir hipotez olabilmesi için erkeklerin kadınlara göre daha iyi hipnozcular olması gerekir. Deneylere dayanan istatistikler, klinik hekimler olarak cinsiyetler arasında çok az bir farklılık olduğunu göstermiştir.

Telkinlere Aşırı Açıklık Teorisi

Dikkat süresinin hipnozu uygulayan kişinin sözleriyle sınırlandırıldığı ve onun telkinlerinin etkili olduğu gerçeği yalnızca fenomeni açıklar, telkinlere aşırı açıklığın gerçekte nasıl oluştuğunu değil. Bellek yitiminin ve sanrılar gibi telkin edilmeyen bazı garip semptomların nasıl oluştuğunu açıklayamaz. Telkinlere aşırı açıklık teorisi, çıkarsama yoluyla yalnızca saf insanların telkine açık olduğunu da ima eder. Durum aslında böyle değildir. Hipnozun doğrudan ya da arttırılmış açıklık durumlarını içeren prestij telkinlere bağlı olduğu ve bu tür duygusal durumlarda telkinlerin etkilerinin hipnozda elde edilenlerle aynı olduğu ortaya konmuştur. Kanıt olarak sürü psikolojisindeki kışkırtmaların, hatiplerin ve pazarlamacıların ikna edici etkileri hipnozla karşılaştırılmıştır. Güçlü ikna kabiliyeti başarılı pazarlamacılığın önemli bir etkeni olmasına rağmen bir satıcı; somnambulizm, gerçek sanrılar ya da anestezi üretemez.

Hipnoz keskin sınırlarla tanımlanmış bir durum değildir; bilincin değiştirilen her durumu gibi, terapistin ya da kişinin kendisinin başlattığı algılama ya da uyarılmanın aşamalarına bağlı değişen bir süreçtir. Hipnoza girebilme kapasitesi uyku kadar öznel ve doğal bir fenomendir. Hipnoz, kortikal engelleme (düşünme süreçlerini yavaşlatma), telkinlere aşırı açıklık (hipnozcunun hipnoz durumuyla ilişkilendirilen prestij ya da statü yüzünden çok kolay etkilenme), atacılık gerilemesi (zihinsel işlevin daha ilkel bir şekline geri dönme), sahte ölüm (değiştirilmiş bir bilinç durumu yaşandığındaki en düşük özayrımsama), ayrılma (kendini bulunan ortamdan koparma), bağımlılık ya da transfer (hipnozcuyu hayatından biri olarak görmek ve onu memnun etmeye çalışmak) gibi yalnızca tek bir etkenle açıklanamaz, çünkü diğer bütün davranışsal süreçler gibi, hipnoz da insan düşüncesinin birçok alanıyla çaprazlama döllenir.


 
 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült