Grup Tedavileri

Özcan Köknel


Grup tedavilerinin (Group therapy) önemi son yıllarda gittikçe artmaktadır. İlk olarak 1907 yılında Pratt tarafından tüberkülozlu hastalardan toplu olarak bilgi alma ve onlara önerilerde bulunma amacıyla uygulama alanına getirilen bu yöntem, yalnızca tedavi alanında değil, insanlar arası ilişkinin söz konusu olduğu her yerde kullanılagelmektedir/

ETKİLEŞİM VE İLETİŞİM

Grup tedavilerinde kullanılan yaklaşım biçimine göre, destekleyim yol gösterici ve çözümleyici grup tedavileri olmak üzere iki ayrı tip söz konusudur. Her iki tip grup tedavisinde de temelde grup olgusundan, grup İçi iletişim ve etkileşimden yararlanılır. Günlük konuşmada kullanılan grup sözcüğü genel anlamda birden fazla, çoğul olmayı belirtir. Birden fazla kişinin olduğu her yerde bir grup etkileşimi vardır, özetle grup. iletişim ve etkileşim , içinde olan birden fazla İnsanın bulunduğu en küçük toplumsal birimdir. Bireyle grup arasındaki ilişkilerde birbirinden ayrı altı aşama vardır.

•          Grup içinde ortak değerlerin doğması ve gelişmesi

•          Bireyin bu değerlere uyması

•          Grubun bireyin tutum ve davranışını etkilemesi

•          Bireyde önceden varolan düşünce, tutum ve davranışların grup içinde artması

•          Yeni tutum ve davranışlar kazanılması

•          Grubun oluşturduğu, bireyin benimsediği ortak değerlerin etkisi altında, bireyin grupla birlikte ya da tek başına yeni girişimler, davranışlar, eylemler yapabilmesi.

Bireylerin bir grup içinde olmaktan beklentileri vardır. Grup erken yaşta başlayan, yaşam boyunca süren ortak öğrenme sonucu benzer davranışları oluşturur. Bu davranışlarla topluma uyum sağlanır. Grup İçindeki bireyler kısa ya da uzun sürede kazanacaktan doyumlar ya da ödüllerle ileriye dönük bir amaç edinirler. Bu tür amaçlar bireyler arasındaki sağlıklı ilişkileri oluşturur.

Grup içinde bulunan üyeler arasında iletişim, etkileşim ve gruba katkı bakımından fark olabilir. Örneğin, birbiriyle konuşan insanların oluşturduğu grup içinde, grubun bazı üyelerinin diğerlerinden daha faz la konuştuğu, ortak bir iş ya da uğraş için toplanmış bir grupta da bazı üyelerin büyük çabasına karşılık bazılarının yavaşlığı dikkati çeker. Grup üyeleri arasında iletişim ve gruba katkı farkı, kendiliğinden oluşan ya da bir amaç İçin oluşturulan tüm gruplarda söz konusudur.

GRUP ÜYELERİ ARASINDA BAĞLANTI

iletişim, etkileşim bütünlüğü, başka bir deyişle, grup üyeleri arasındaki bağlantı biçimi de gruptan gruba değişir. Çoğu kez kendiliğinden oluşan arkadaş gruplarında, grubun tüm üyeleri arasında karşılıklı bir iletişim ve etkileşim olmasına karşılık, iş ve uğraşı gruplarında, üyeler arasında çeşitli bağlantılar sonucu oluşan çeşitli yapılar, grubun etkinliğini değiştirir. Grubun etkinliğini belirleyen grup bağlantısı incelendiğe de, dört değişik grup tipi olduğu görülür. Bunlar daire, tekerlek, zincir ve Y biçimi grup yapılandır.

Daire biçimi örüntüde, grup Üyeleri birbiriyle bağlantı kurarlar! Karşılıklı iletişim ve etkileşime girerler. Grubun bir önderi yoktur. Sorumluluk yüklenme, İş verimi, çalışma zayıftır. Ani değişmelere uyum çabuk olup, yerindedir. Grup, İçinde bulunan üyelere ruhsal doyum sağlamasına ve mutluluk vermesine karşın, verimsiz bir örüntü tipidir.

Tekerlek biçimindeki grup örüntüsünde, daire biçimindekinin tam tersi olan bulgular vardır. Üyeler arasında üstünlüğünü kanıtlayan bir önder belirmiş ya da belirli bir işi, uğraşıyı, amacı gerçekleştirmek için grup kurulurken böyle bir önder atanmıştır. Merkezde bulunan ve gruba yön veren lider dışında, grup üyelerinin hiçbiri mutlu değildir. Moralleri çok düşük, ruhsal güçleri azdır. Ancak sorumluluk yüklenme, iş verimi, çalışma, bir amaca yönelik uğraşı vermede etkinlik çok iyidir. Ani değişmeler karşısında uyum zayıftır.

Zincir ve Y biçimi grup içi iletişim yapılarının özellikleri birbirine benzer. Üyeler arasındaki bağlantılar zincir biçiminde olup uçta bulunan iki kişiyle, Y biçiminde üç kişiyle kurulur.

Görüldüğü gibi gruplar, merkezileşme derecesi, iletişim ve etkileşim bağlantılarının sayısı, başka bir deyişle, grup üyeleri arasındaki karşılıklı bağlantılar açısından farklılıklar göstermektedir. Merkezileşme arttıkça grubun etkililiği artar. Ancak grup üyelerinin morali ve ruhsal göçleri düşer. Ruhsal doyumları ve mutlulukları azalır.

Etkileşim süreci incelendiğinde, grubun İşleyişine ilişkin tüm özellikler tanınabilir.

Grup üyeleri arasındaki iletişim bağlantısı, duygusal ilgiler, ortak amaçlar, üyelerin grubun etkinliğine ilişkin beklentileri, grup gereksinmelerini yaratır. Grup gereksinmelerine en iyi cevap veren grup üyesi, o grubun önderi olur.

Gruba katılan üyelerin özelliklerine ve hastalıklarına göre düzenlenen grup tedavilerinde amaç, kişiye içgörü kazandırmak, kendisini tanımasına yardımcı olmak, günlük yaşantıya uyumunu kolaylaştıracak tutum ve davranışları kazanmasına yardım etmektir.

Grup Tedavisinden Bir Kesit

Grup tedavisi, hastalarla birlikte ruh hekimi, psikolog ve hemşirenin katıldığı bir söyleşi biçiminde başlar ve sürdürülür. Yakınmaları, belirtileri, sorunları birbirine yakın olan hastalar arasında daha çabuk ve kolay iletişim ve etkileşim başlar. Yaş, eğitim ve öğrenim düzeyi, meslek açısından benzeşmeler, grup içi ilişkilerin kurulup sürdürülmesinde yardımcı olur. Özel sorunların tartışıldığı üç beş kişilik gruplar olduğu gibi, daha genel sorunların tartışıldığı sekiz on kişilik gruplar da söz konusudur. Genel olarak, grup içi etkileşim ve İletişimi sağlayabilmek için gruba katılanların sekiz, on kişi arasında olması gerekmektedir.

ilk grup toplantısında hekim tedavinin amaçlarını, ruhsal ve toplumsal kökenli yakınma, belirti ve sorunların çözümünde sağladığı yararlan anlatır. Gruba katılanların birbiriyle önyargısız, artniyetsiz olarak içtenlikle ilişki kurmalarının ve açık yüreklilikle konuşmalarının önemini vurgular. Kendisini tanıtır. Gruba katılan diğer üyelerin de kendilerini tanıtmalarını, yakınmalarından ve sorunlarından kısaca sözetmelerini ister. Böylece grup üyeleri arasında ilk ilişki başlamış olur. Grup tedavisinde en önemli sorun, üyeler arasında iletişim ve etkileşim ortamının sağlanmasıdır. Birbirlerini yeni tanıyan insanlardan oluşan her toplulukta olduğu gibi, grup içinde de konuşmayı, dertleşmeyi, söyleşiyi engelleyen dirençler kırılmalıdır. Bu amaçla, gruba katılan her üyenin kendi direncini aşmak İçin içtenlikle çaba göstermesi, hekimin de bu çabalara yardımcı olması, yol göstermesi gereklidir.

Yeni başlayan bir grup toplantısını özetleyerek, grup tedavisi ve grup içinde oluşan direncin aşılmasını örneklemenin yararlı olacağı kanısındayız.

Bu grup toplantısına ruh hekimi (Dr)., Psikolog (Psi.) ve hemşire (Hmş.) dışında yedi üye katılmıştır. Üyelerden biri (LB.) 28 yaşında, liseyi bitirmiş, evli ve bir çocuk annesi olup, türlü kokulan ve kaygıları nedeniyle tedirgindir. 24 yaşında üniversite öğrencisi olan ikinci kadın üye (B.C.) ise aşın «heyecandan» yakınmaktadır, 38 yaşındaki erkek üyelerden biri (N.S.) özel bir kuruluşta muhasebe iş/erini yürütmekte fil isteksizlik, ilgisizlik, sıkıntı, durgunluk, çalışmada güçlük ve türlü bedensel yakınmaları nedeniyle tedaviye gelmiştir. Yaşlan 29 ve 36 olan diğer iki erkek üye (D.C.) ve (A.D.), öğretmen olup takınaklı düşüncelerin ve türlü korkuların etkisi altında görevlerini sürdüreni ten yakınmaktadırlar. 24 yaşında üniversite öğrencisi olan (c.B) çalışma, okuma, anlama güçlüğü, başarısızlık, isteksizlik; 42 yaşında serbest meslek sahibi (V.B.) durgunluk, ilgisizlik, çabuk ve kolay sinirlenme nedeniyle tedaviye başlamışlardır.

Dr. Yeni bir grup' çalışmasına başlıyoruz. Hepiniz hoş geldiniz. Ben hepinizi daha önceden tek tek tanıyorum, ancak sizler henüz birbirinize yabancısınız. Sizleri buraya getiren, birarada çözüm aramam» gereken birçok ortak nokta var. Yakınmalarınızın ve sizleri tedirgin eden belirtilerin nedenlerini bulmak amacıyla bugüne kadar yaptığım gözlemler, incelemeler ve konuşmalar sonucu bunların ruhsal vs toplumsal sorunlardan kaynaklandığını gördük. Bugüne dek bizlerin ya da başka hekimlerin sizlere uyguladığı tedavi yöntemlerinden yeterince yararlanmadığınız için buraya geldiniz. Amacımız birbirimizi anlamak, tanımak, sevmek, sorunların ortaya çıkmasında ve çözümünde kendimize ve diğer üyelere içtenlikle yardımcı olmak. Yakınmalarımız ve sorunlarımız kendi ruhsal yapımızdan, toplumla ilişkilerimizden, sürtüşme, çelişme ve çatışmalarımızdan kaynaklandığına göre, bunlara ilişkin yaşantılamızı iyi kötü, güzel çirkin, doğru hatalı yönleriyle ortaya koymalıyız Günlük yaşam içinde bizlerde kaygı yaratan, sürtüşme, gelişme ve çatışmalara yol açan kişilerin tutumunu, davranışını değiştirenleyiz. Olayların akışına istediğimiz biçimi veremeyiz. Ancak kişiler ve olaylar karşısında kendi tutum ve davranışımızı değiştirmek, denetlemek bizim elimizde. Burada elden geldiğince kendimizi tanımak, kaygıların, korkulana yakınmaların nedenlerini bulmak, çözüm yollarını görmek ve birbirimize göstermek için birarada bulunuyoruz. Ben de sizin gibi grubun bir üyesiyim. Görevim sizlere yardımcı olmak. Elimde sizin yakınmalarınızı, kaygı ve korkularınızı hemen düzeltecek, sorunlarınızı kısa zamanda çözecek sihirli formüller, kolay çözüm yolları yok. Bunları hep birlikte arayıp bulacağız. Kendimiz için uygun olanları benimseyip uygulamaya çalışacağız. Eğer isterseniz şimdi birbirimizi tanıyalım. Sayın N.S., siz kendinizi tanıtıp yakınmalarınızdan ve bunların başlangıcından kısaca söz edebilir misiniz?

N.S. Ben buraya İyi olmaya geldim. On yıldır özel bir kuruluşta muhasebe müdürü olarak çalışıyorum: Altı aydır çalışma gücünü kaybettim. Evde, işte, her yerde sıkılıyorum. Her şeye karşı ilgim azaldı yaşamdan haz duyamıyorum. Yıllık tenimi aldım. Eşimle birlikte ufak bir gezi yaptık. Hiç yararlanamadım. Belirtiler peşimi bırakmadı. Bilmem başka ne söylememi istiyorsunuz. Burada nasıl konuşmak ve ne yapmak gerektiğini bilmiyorum. Şaşkınlık içindeyim. Biraz da başka arkadaşlar konuşsun.

Dr Sizi anlıyorum, sayın N.S. İlk karşılaştığımız insanlar arasında hepimiz bir şaşkınlık dönemi geçiliriz. Bu durum doğal ve geneldir. Sanıyorum ki, bu şaşkınlık hepimizde var, öyle değil mi?

Grup üyelerinin çoğu hep bir ağızdan Doğru...

Dr, Uzun süre birarada kalmak zorunda olduğumuzdan, şaşkınlık döneminin aşılmasında birbirimize anlayış gösterip yardımcı olmalıyız.

LB. Ben başkalarıyla konuşurken daha çok sıkılıp tedirgin oluyorum. Mutlak konuşmam gerekli mi?

C.B.    Elbet gerekli. Siz kendinizi tanıtmaz, derdinizi anlatmazsanız, hekim size nasıl yardımcı olsun?

L.B. öyleyse siz anlatın. Ben en sonra anlatım. Belki de hiç anlatmam. Burada konuşmaktan ne yarar gelir, anlayamadım.

Dr. Bunu sözlerimin başlangıcında açıklamıştım, sayın LB. Bu tedavinin temeli önyargısız, artniyetsiz, içtenlikle konuşmak, kendinizden, yakınmalarınızdan, sorunlarınızdan sözetmek.

L.B. Neden ben konuşacakmışım?

Dr. Arada siz söz aldınız. Üstelik konuşma sırası da sizde.

LB. Ben konuşmak istemediğimi söylemek için söz aklım. Hem tanımadığım insanların karşısında yakınmalamı, sorunlarımı nasıl anlatım?

Dr. Bakın, hoşlanmadığınız bir durumdan kurtulmak bile konuşup anlatmakla gerçekleşebilir. Konuşmak istemeyişinizi konuşarak anlattınız. Yakınma ve sorunlarınızı da istediğiniz sınır içinde bize aktarabilirsiniz. Birbirimizi daha iyi tanıdıkça, bunların ayntılarına da inebiliriz.

L.B. Şimdi anlatmak istemiyorum, hazırlıktı değilim.

D.C.    Ben de hazırlıklı değilim ama konuşmamız gerekil Başlangıçta açıklandı. Burada diğer üyelere bir şey aktarmak için değil, kendimiz için konuşuyoruz. Yıllarca peşimi bırakmayan endişelerden kurtulmak için başka çıkar yol yok. Birbirimize güvenip içimizi dökmezsek, kendimizi nasıl tanıyıp düzeltebiliriz. Ben beş yıllık öğretmenim. On yıldan beri de saplantılarım var. Daha sonra bunla açıklarım. Bugüne kadar yapılan tedavilerden ancak geçici olarak yararlanabildim. Buraya inanarak, mutlak iyileşmek İçin geldim. Hekimlere ve diğer grup üyelerine güveniyorum. Hepimizin birbirimize güvenmesi ve yardımcı olması gerekli. Derdimiz olmasa buraya gelir miydik? Geldiğimize göre yararlanmak istememiz doğal. Bunun da tek yolu konuşmak. Bence saplantılam güvensizlikten kaynaklanıyor. Bunu çok düşündüm. Güvensizliği, mi yenmek istiyorum. Bunun bir yolu da başkalarına güvenmek. Ben onlara güvenmezsem, onlar bana nasıl güvenir? Onların güvenmediğini düşününce de kendime olan güvenim sarsılıyor.

Dr. önemli bir iki noktaya değindiniz, sayın D.C. Gerçekten birçok saplantının altında güvensizlik duygusu vardır. Bu duygu çocukluk ve ilk gençlik çağlarında oluşur. Kendi güvensizliğimizi çevremizdeki diğer insanlara yansıtarak onlan bize güvenmediğini düşünüp tedirgin oluruz.

D.C. Çok doğru. Bu duygunun etkisi altında çabuk heyecanlanıyorum. Söyleyeceğimi, yapacağımı kaştırıyorum. Bu durumlarda saplantılarım daha çoğalıyor. Ne yapmam gerekli?

Dr. Bunun ayrıntılana daha sonraki toplantılarda gireceğiz. Şimdilik tanışmayı sürdürelim. Siz sayın A.D., kendinizden sözeder misiniz?

AD. Ben on iki yıllık öğretmenim. Hastalık korkulam var. Türlü hastalıklam olduğunu sanıyorum, özellikle kalbimin hasta olduğundan ve kanser olacağımdan korkuyorum. Benzer korkular babamda da vardı. Onun ölümünden sonra bende daha çoğaldı.

C.B. Eskiden benzer durumlar bende de vardı. Ancak benimki daha çok Ölüm korkusuydu. Şimdi ölümden korkmuyorum ama çabuk sinirlenme, durgunluk ve İsteksizliğe çare bulamadım.

B.C.    ölümden korkmayan olur mu? Hepimiz ölümden korkuyoruz. Ama ben zaman zaman ölmeyi düşünüyorum.

Psl. Ölüm korkusu doğaldır. Bütün İnsanlarda ortak bir korkudur. Birçok ruhbilim öğretisine göre, İnsana yaşama ve davranış gücünü veren bu korkudur. Ancak ölmeyi düşünmek doğaya ters düşen bir davranıştır. Ölmek ve doğmak bizim dışımızda bulunan güçlerce yönlendirilir. Bu güçleri denetlemek bizi aşar.

C.B.    insanlardan ve kendimden İğreniyorum. Bana bunaltı veriyor. Kendimi birçok kişiyle özdeşleştirip onlan kaygısını ve sıkıntısını yaşıyorum. Bu durum yaşamımı karartıyor.

Psi. Zaman zaman kendinizi başkalanın yerine koymanız onları anlamanızı kolaylaştırır. Buna duygu sezgisi diyoruz. Ancak bu durum özdeşleşme biçiminde olursa, insanın kendi kişiliği silinip gider.

C.B. Ben okuduğum kitaplardan da etkileniyorum. Bunlan hepsinden kendime çıkar yol ayorum. (C.B., Sartre. Kafka gibi yazarlan yapıtlarından parçalar aktararak uzun uzun yaşamın anlamsızlığını anlatmaya çalıştı.)

Dr. Sayın C.B., aslında konuşmalara katılmak istemeyen LB. 8e sizin aranızda büyük bir benzerlik var. O konuşmadan, siz de çok ve gereksiz konuşarak kendinizden, kaygılanızdan, sorunlanızdan kaçmak İstiyorsunuz. Toplumsal ilişkilerden sıkılıyorsunuz, ölüme ilişkin düşüncelerinizi destekleyen görüşleri okumak için zaman ve çaba harcamanız ve bunları kolaylıkla savunabilmeniz sizin yaşam gücünüzü gösteriyor. Bu güç olduktan sonra sorunlan çözümü kolaylaşır, önemli olan bu gücü iyi kullanabilmektir.

B.C. Bu C.B.'nin konuşmaları beni tedirgin etti. Söylediklerinin birçoğunu anlamadım ama hep ölümden sözetti. Benim derdim bana yeter. Buraya gelip bir de ruhumu karartamam.

Hmş. Haklısınız. Ancak günlük yaşamda daima İstediğimiz, beklediğimiz gibi bir dünya bulmak olanaksız.

Dr. Doğru. Gerçekte birçok sorun da beklediklerimiz ve umduklamızla, bulduklarımız arasındaki çelişkiden kaynaklanır. Bu nedenle bu duruma alışmalıyız. Böyle olmazsa çok sık düş kıklığına uğrar, kaygı ve endişeye kapılırız.

B.C. Doğru. Ancak ben zaten ölümden korkuyorum. Çabuk heyecanlanıyorum. Bir de devamlı olarak ölümden sözedilince daha çok sıkılıyorum.

Dr. Korktuğumuz nesnelerin, düşüncelerin üzerine gitmek, onlara günlük konuşma, tutum ve davranışlar içinde yer vermek korkuyu azaltır. Bu da bir tedavi yöntemi.

L.B. Siz konuşmayı saptırıyorsunuz. Ben başka insanların arasında tedirgin oluyorum. Bunu nasıl yeneceğim?

Psi. Başka insanlarla birlikte olmaya çalışarak, kendinizi zorlayarak.

LB. Kendimi zorlamak İstemiyorum. Eşim beni zorluyor. Git tedavi ol diye.

Dr. Siz kendinizi zorlamaz ve iyileşmek için çaba harcamazsanız, bizim sizin iyileşmenize hiçbir katkımız olamaz. Sen bir İki arkadaşın konuşmasından hoşlanmadın. Oysa kendin de hiç konuşmak istemedin. İnsanın konuşmayla sürdürdüğü toplumsal bir yanı vardır. Bunu nasıl sağlayacaksın? insanlar birbirleriyle aynı düşünce tutum ve davranış içinde olmazlar. Toplumsal uyum demek değişik düşünce, tutum ve davranışlar karşısında engelleri aşmak, olumlu çözümler bulabilmektir. İzin verirseniz, bu toplantıyı burada keselim. İki gün sonra yeniden birlikte olacağız. O zamana kadar konuşup tartıştıklarımızı bir kez daha düşünün. Ortaya çıkan düşünce ve önerilerin ışığı altında kendinizi değerlendirmeye, tanımaya çalışın. İyileşme insanın kendisini bilmesiyle başlar. Bunu unutmayın.

GRUPTA KİŞİLER ARASI YARDIM

Bu tür grup toplantıları haftada iki kez, üç dört ay sürer. Bu toplantılar sırasında benzer biçimde konuşma ve tartışmalar sonucu grup üyelerinde kendilerini açıklama, anlatma isteği başlar ve sürer. Geçmiş yaşantılardan sözedilmeye başlanır.

Üyeler günlük ve geçmiş yaşantıla içinde kendilerini daha gerçekçi biçimde görüp değerlendirmeye alışırlar. Kendilerine yöneltilen eleştirileri, tepki göstermeden kabul edip bunlar üzerinde tartışabilirler. Grup üyeleri, grubu güven duyulan bir ortam olarak değerlendirip kendilerinden daha kolay sözetmeye alışırlar. Hatta kendilerinden sözetmek için fırsat yaratırlar. Grupta bulunan diğer üyelerin kişiliklerine, yakınmalana, sorunlarına ilişkin düşüncelerini içtenlikle ortaya koyarlar. Böylece grupta yardım eğilimi gelişir. Ortak değerler, amaçlar, beklentiler belirir. Bunlar üyelerin çoğunluğu tarafından benimsenir. Grup üyeleri başkala tarafından nasıl değerlendirildiklerini görüp anladıkça, ortak değerler ve amaçlar doğrultusunda kendilerini yönetip denetleme çabasını güçlendirirler. Bu çaba grup etkileşimi ve iletişimi içinde her üyenin kişiliğinde yer alır. Gruptan ayldıktan sonra da etkisi sürer. Böylece grup tedavisi amacına ulaşmış olur.

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 


 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült