Ergenlik Nedir, Ergen Kimdir?

Ramazan Arı


Antik çağın ünlü düşünürü Eflatun, binlerce yıl önce "günümüzde gençler çok tembel ve haylaz, şarap içip, müzik dinlemekten başka bir şey yapmıyorlar" demiş. Şimdi bizim çağımızda da gençlere benzer görüşleri atfeden yetişkinleri yakın çevrenizde görebilirsiniz. Gelecekte binlerce yıl benzer şeyler söylenebilir. Çünkü, ergenlik öyle bir dönemdir ki, ergenin kendisi de kendinde olup biten değişiklikleri, gelişmeleri anlayamaz. Gelişmenin ve değişmenin en hızlı olduğu dönemdir.

Ergenliğin tanımı konusunda alan uzmanları henüz görüş birliği sağlayamamışlardır. Ergenliğin ne olduğu ile ilgili ortak bir tanının yapılamamasının en önemli nedenlerinden biri uzmanların ergenliğin farklı gelişim alanlarına vurgu yapmaları olabilir. Bir diğer önemli neden de kültürel değişkenlerin ergeni doğrudan etkilemesidir.

Onur (1993)'a göre; ergenliğin ortalama başlama yaşı erkeklerde 13-14, kızlarda 11-13'tür. Ergenliğin bitiş yaşı ise kültürel ve ırksal özelliklere bağlı olarak 22-28 yaşlarına kadar uzamaktadır. Pek çok yazar ergenlik dönemini erinlik dönemi önergenlik (kızlarda 11-13 yaş, erkeklerde 13-14 yaş) ve ergenlikadölesan olmak üzere ikiye ayrılmakladır (Temel ve Aksoy, 2001). Erinlik-önergenlik dönemi çocuklukla ergenlik arasında 12 yıl süren bir dönemdir. Erinlik dönemi, doğum öncesi ve bebekliğin ilk bir iki yılından sonra büyümenin en hızlı olduğu dönemdir. Erinlik bedensel, cinsel, bilişsel, kişilik ve psikososyal olarak bir dizi değişme ve gelişmeyi içerir.

1.1.    Ergenlikte Bedensel ve Cinsel Gelişim

Çocukluk döneminin sonunda endokrin bezlerinden damarlara büyüme (Pitüiter bez tarafından) ve cinsiyet (gonadlar tarafından) salgıları verilir. Erinlik olarak bilinen bu dönem ergenliğin başlangıcını oluşturur ve yaklaşık iki yıl sürer. Bu hormonların salgılanmasıyla pek çok değişme başlar. Kızlar ve erkekler hızla büyürken, birincil ve ikincil cinsiyet özellikleri ortaya çıkmaya başlar.

Kız çocukları erinlik dönemine erkeklere göre iki yıl kadar önce girerler. Dolayısıyla, çocukluk döneminde erkeklere göre daha kısa ve daha az beden ağırlığına sahip kızlar bu dönemde akranları erkekleri geçerler. Kızlardaki boy ve kilo artışı ortalama 17 yaşına kadar sürer. Genetik etkenler boy uzunluğu ve kilo artışının son durumunu belirlemede etkili olur. Diğer yandan beslenme ve iklim şartları da boy ve kilo özerinde belirleyici rol oynar (Akdeniz havzasındaki genç kızların kilo ve boy uzunluğuyla İskandinav ülkelerindeki genç kızlarınkini karşılaştırınız).

Erkek çocuklarda erinlik dönemi ortalama 1314 yaşlarında başlar. Erinlik dönemine kadar erkek çocukları akranları kızlara göre daha kısa ve zayıftırlar. Erinliğin başlamasıyla boy ve kilo artışı o kadar hızlı olur ki 16 yaş civarında kızları yakalar ve geçerler. Erkeklerde boy artışı 18 yaş civarında yavaşlar ve 12 yıl sonra durur.

Ergenlik döneminde özellikle erkeklerde eller ve ayaklar vücudun diğer organlarına göre daha hızlı gelişir. Erkek çocukları daha kemikli ve kaslı bir vücut görünümü kazanırken kızlar daha yuvarlak hatlı bir vücut görünümü kazanırlar. Erkek ve kızlarda kas yapısında artış olur. Erkeklerdeki kas artışı kızlardan çok fazladır. Kızlarda göğüs ve kalçalarda yağ dokusunda artış olur. Bazı kız ve erkek ergenlerde şişmanlık görülür. Aynı yaş ve boydaki akranlarının ortalama ağırlığının 1/5'i kadar (%20) fazlasına sahip olmak şişmanlık olarak tanımlanabilir. Çok nadir de olsa bazı kızlarda anoreksia vakaları görülür. Anoreksia*, kısaca, amaçlı hızlı kilo kaybına bağlı aşırı zayıflıktır ve ergenin kendi beden imajı hakkındaki sorunundan kaynaklanır. Ergen ne kadar kilo kaybetse de bunu yeterli bulmaz ve kendini şişman olarak algılar. Beden imajının bozulması ergenin daha katı diyet yapmasına neden olur. Anoreksia nervosa olarak tanımlanan bu hastalık ölümle sonuçlanabilir. Böyle durumlarda tıbbi müdahale gerekir.

*Anoreksia Nervosa: Özellikle genç kızlarda gözlenen yeme davranışı bozukluğudur. Ergen ne kadar zayıf olursa olsun kendinin şişman olduğunu düşünür. Beden algısı bozulmuştur. Daha katı diyet uygular.

Erinliğin başlamasıyla diğer bir önemli gelişme birincil ve ikincil cinsiyet özelliklerinin kazanılmasında gözlenir. Birincil cinsiyet özellikleri erkeklerde penis ve testisler, kızlarda vajina, klitoris, rahim ve yumurtalıklardır, ikincil cinsiyet özellikleri erkeklerde yüzde kıllanma, ses değişikliği (kalın, erkeksi ses), kızlarda göğüslerin büyümesidir. Ayrıca her iki cinste önce cinsel bölge çevresinde sonra koltuk altlarında kıllanma görülür.

Kızlarda cinsel gelişimin ilk belirtisi göğüslerde "tomurcuk"ların oluşmasıdır. Meme başını çevreleyen halka yükselir ve konik bir hal alır. Yaklaşık üç yıl süresince büyüme devam eder. Memelerde konik görünüm yuvarlaklaşır ve meme başları koyulaşır. Bu süre içinde cinsel bölgeler ve daha sonra koltuk altları kıllanır. Göğüsler gelişmeye başladığında birincil cinsiyet özelliklerinde de gelişme olur ve ilk ayhali görülür. İlk ayhali yumurtalıkların yumurtlama özelliği kazandığının habercisidir. İlk ayhalinden yaklaşık bir yıl sonra yumurtlama gerçekleşir ve kızlar üreme özelliği kazanır, ilk ayhalinin görülme yaşı bireyden bireye değişir ve beslenmeden, iklimden, ırksal özelliklerden etkilenir.

Erkek çocuklarda birincil ve ikincil cinsiyet özelliklerinin kazanılması akranları kızlara göre yaklaşık iki yıl geç başlar. Ancak daha uzun sürer. Erbezlerinin gelişmesi ve olgunlaşmasıyla sperm üretimi başlar. Aynı gelişmeler penisin boyunda ve çevresinde artışa neden olur. Üreme organlarındaki olgunlaşma erkeklerde gece boşalmalarına ıslak rüyalara neden olur. Kız ve erkek çocuklarının bu gelişim aşaması hakkında bilgileri yoksa, ya da yanlış bilgilendirilmişlerse ciddi sorunlar yaşanabilir. Erinlik döneminde çocukların, ilk ayhali ve gece boşalmaları hakkında bilgilendirilmeleri gerekir.

Ergenlik döneminin her aşamasında ergenler hem kendilerindeki hem de aynı cinsiyetteki akranlarındaki değişmeler konusunda çok duyarlıdırlar. Dolayısıyla kendilerinde ortaya çıkan ve çıkmayan değişiklikleri aynı cins akranlarıyla sürekli karşılaştırırlar. Henüz çıkmamış sakal, bıyık veya henüz gerçekleşmemiş gece boşalması, ergende kendisinin yeterince erkek olmadığı ve olamayacağı kaygısına neden olabilir. Aynı Şekilde göğüsleri akranlarınkinden çok küçük olan bir kız gelişimi ile ilgili yoğun kaygılar yaşayabilir.

1.2.    Ergenlerde Bilişsel Gelişim

Ergenlik döneminde en önemli gelişmelerden biri de ergenin düşünme biçiminde meydana gelir. Ergenin düşünme biçimindeki değişme, kişilerarası ilişkilerini, değerlerini, sorunlara bakış açısını, dünyaya bakışını, problem çözerken izlediği süreçleri etkiler. Çünkü ergen soyut düşünebilme yeteneği kazanır. Varolan halihazırdaki durumun dışında gelecekle ilgili varolmayan durumlara akıl yürütebilir.

Ergenlerin düşünme biçimlerini inceleyen araştırmacılardan birisi de J. Piagettir. Piaget'in ergenlerde bilişsel gelişimle ilgili düşünceleri aşağıda özetlenmiştir.

1.2.1. Piaget: Soyut İşlemler Dönemi

Piaget'e göre, soyut işlemler dönemi insan düşüncesinin gelişim evresinin sonucudur. Soyut düşünebilme yeteneği, 11-12 yaşlarda kazanılmaya başlanır. 14-15. yaşlarında bir kararlılığa ulaşır ve 16 yaşın sonunda tamamlanır. Piaget (1974), soyut işlem düşüncesini şöyle tanımlamıştır; “somut olandan, burada olmayana ve geleceğe yönelik ilgi doğrultusunda kurtulma. Bu, büyük düşüncelerin ve kuramların başlama çağı, aynı zamanda şimdiki gerçekliğe uyum sağlamanın zamanıdır" (Bulunduğu kaynak: Onur, 1993).

Somut işlemler döneminde çocuk kendine soyut olarak verilen problemleri çözemezken bu dönemde zihninden işlemler yaparak problemleri çözmeye başlar (geçişlilik konusunu hatırlayınız). Fiziksel nesneler yerine sözcükler, kavramlar kullanarak bunları birbirleriyle kıyaslayabilir, gruplar oluşturabilir. Elde ettiği grupları bozarak başka bir özellik açısından yeni gruplar oluşturabilir. Olasılığa dayalı akıl yürüterek bir duruma ilişkin farklı sonuçlara ulaşabilir.

Soyut işlemler dönemindeki ergenlerin en önemli düşünme özelliklerinden birisi de hipotetik düşünebilme yeteneğidir. Bu dönemde ergenler bir durumu belirleyen birden fazla değişkenin (neden) olabileceğini düşünebilirler. Dolayısıyla durumu etkileyebilecek değişkenlerle ilgili denenceler geliştirerek bu dönenceleri sistemli olarak deneyebilirler. Olasılığa dayalı bu düşüne biçimine "kombinasyonel birleştirmeci düşünme" denilmektedir (Bacanlı, 2000). Örneğin, Piaget ve Inhel (1969), çocuklara bir sarkacın salınım hızının neye bağlı olduğunu sormuşlardır. Soyut işlemler dönemine kadar çocuklar, salınımı etkileyebilecek ipin uzunluğu, sarkacın ağırlığı ve uygulanan kuvvet değişkenlerini birbirinden soyutlayamamaktadırlar. Soyut işlemler dönemindeki çocuklar değişkenlerden ikisini sabit tutarak (uzunluk ve ağırlık) üçüncü değişkeni değiştirerek (uygulanan kuvvet) sistemli denemeler yapabilmektedirler. Bu düşünme biçimi bilimsel düşünmenin özünü oluşturur. Dolayısıyla ergenler tümdengelim ve tümevarım mantığını kullanarak yeni sonuçlara ulaşabilirler.

Ergenlik döneminin başında önergenlerde görelilik düşüncesi gelişmeye başlar. Görelilik kişiye, yere, zamana ve diğer çevresel şartlara göre değişebilen durumlardır. Yani duruma bakış açınıza göre değerlendirmeniz değişir. Somut işlemler döneminde bir durumla ilgili "bir doğru" varken, soyut işlemler döneminde farklı bakış açılarına göre farklı "doğrular" olabileceği düşünülebilir. Bu durum diğer bir anlamda "egosantrik düşünce"den uzaklaşmadır. Göreli düşünebilme yeteneğinin kazanılması ergenlerde "egosantrik-benmerkezli" düşünmenin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Aksine özel bir anlam kazanır (ergen benmerkezliliği ayrıca ele alınacaktır).

Göreli düşünme diğerlerinin bakış açısından olaya bakabilmeyi de içerir. Okul çağı çocukları yer tanımlarken kendi bilgilerini referans alırlar ("Sağa dönünce biraz yürü, mavi boyalı evi geçince sola dön". Kimin sağına göre dönülecek? Ayrıca o kişi mavi boyalı evi biliyormuş gibi tarif edilir). Soyut işlemler döneminde karşıdaki kişinin durumu dikkate alınarak tanımlama yapılır.

Tümdengelim: Tekil durumları, genel prensipler doğrultusunda açıklama yöntemi

Tüm insanlar iki ayaklıdır. Ali iki ayaklıdır. O halde Ali de insandır.

Tümevarım: Tekil olaylar arasındaki ortak özelliğe dayalı genel bir prensibe ulaşma. Isınan metaller genleşir.

Piaget’in Görüşü ile ilgili Eleştiriler

Piaget'e göre, soyut düşünme yeteneğinin kazanılmasıyla bilişsel gelişim tamamlanır, çünkü soyut düşünme yetişkinin düşünme biçimidir. Burada şu soru akla gelmektedir: “Herkes soyut düşünme yeteneği kazanır mı?”

Piaget, açıkça soyut evreye ulaşamamış ergenlerin olabileceğinden sözetmemiştir. Ancak, “özel bir toplumsal çevre bu özelliklerin (soyut düşünme becerilerinin) gerçekleşmesi için vazgeçilmez bir durumdur. Bundan çıkan sonuç; "bunların gerçekleşmesinin kültür ve eğitim koşullarının bir işlevi olarak hızlandırılabileceği ya da geciktirilebileceği” ifadesiyle çevresel değişkenlerin soyut düşünme üzerindeki etkisine dikkat çekmiştir (Onur,1993). Peel (1971) ve Dulit (1972)’in araştırmaları Piaget’in görüşünü desteklemektedir. Bu araştırmalara göre yüksek sosyoekonomik çevredeki ergenler, düşük sosyoekonomik çevredeki ergenlere göre daha erken soyut işlem düşüncesini kazanmaktadırlar.

Gander ve Gardiner (1981)’in Dowattson (1979) ve Ashton (1975)'dan aktardığına göre herkes soyut işlem düşüncesine ulaşamamaktadır. Bu araştırmalar çeşitli kültür ve bu kültürlerle ilgili alt kültürlerde yürütülmüştür. Araştırma sonuçları soyut işlem düşüncesi daha çok sanayileşmiş toplumluda kazanılmaktadır. İlkel toplumlarda çoğunlukla Gerçekleşmemektedir.

1.2.2. Ergen Benmerkezliliği

Geriye dönüp, ergenlik döneminizin ilk yıllarını hatırlamaya çalışınız. Özellikle 15-16 yaşınızdayken "siz ve diğerleri" hakkındaki düşünceniz neydi? Herkesin sizin davranışlarınız ve görüşünüzle ilgilendiğini saplantılı bir şekilde düşündüğünüzü hatırlayabiliyor musunuz?

Ergenlik döneminde, benmerkezli düşünce diğer gelişim dönemlerindekinden farklı biçimde gelişir. Ergenler saplantılı bir şekilde çevresindeki kişilerin (tanıdık veya tanımadık) onların davranışlarıyla, görünümleriyle ve düşünceleriyle sürekli ilgilendiklerini sanırlar. Sanki kendileri bir sahnededir etrafları seyirci kitlesiyle çevrilmiştir. Elkind (1967) buna "düşsel seyirciler" demektedir.

Ergenler bu dönemde kıyafetlerine, fiziksel görünümlerine aşırı duyarlıdır. Kıyafetlerinin özellikle akran grubunun tercih ettiği modaya uyması ve onaylanması çok önemlidir. Saçlar, yüzdeki sivilceler aşın önem kazanır. Ayna karşısında saatler harcanır. Erkekler saçlarını o yılların idol şarkıcısı veya film yıldızınınki gibi kestirir ve tarar. Kızlar aşırı makyaj yaparak, saçlarını tuhaf bir şekilde kestirerek çevrelerinde hayranlık uyandırmaya çalışırlar.

Kendileriyle ilgili düşünceleri hayranlıkla nefret arasında gidip gelebilir. Küçük bir sivilce, beğenilmeyen bir burun veya dudak büyük sorun haline gelebilir. Basit hatalı bir davranış "iğrenç" olarak nitelendirilebilir. Birbirleriyle karşılaştıklarında kendisinin diğeri ile ilgili izleniminden çok, diğerinin kendisi hakkındaki düşüncesi önem kazanır.

*Mit: Doğru olduğuna gerçek dışı söylence

Elkind (1970)'e göre, ergenin kendini sürekli izlenen konumunda görmesi, kendini özel ve biricik hissetmesine neden olur. Bu durum sadece kendisinin bildiği ve inandığı bir "mit"tir. Kendisi o kadar özel biridir ki kimse onun kadar sevememiştir. Kimse onun kadar acı çekmemiştir. Hiç kimse ama hiç kimse onun hissettiklerini hissetmemiştir.

Ergenler 17-18 yaşlarındayken duygularının diğer insanlardan farklı olmadığını ve insanların da kendisini seyretmek için var olmadığını anlamaya başlar. Rahatlar ve daha gerçekçi bir benlik kavramı geliştirmeye başlar.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült