Düşünüyoruz Öyleyse Varsınız

Cordelia Fine


Bana ne kadar kadın gibi davranırlarsa, o kadar kadın oluyordum. İster istemez adapte oldum. Eğer arabaları ters çevirme ya da şişe açmaya gücüm olmadığı düşünülüyorsa, tuhaf biçimde gücüm olmadığını görüyordum. Eğer bir kasanın benim için ağır olduğu düşünülüyorsa, açıklanamaz biçimde ben de ağır buluyordum.

Jan Morris, erkekten kadına transseksüel geçiş sonrası deneyimlerini otobiyografisi Conundrum'da (1987)' anlatıyor.

Bir araştırmacının omzunuza vurup sizden kültürel birikime göre erkek ve kadının neye benzediğini yazmanızı istediğini düşünün. Araştırmacıya boş boş bakıp şunları mı söylerdiniz: “Ne demek istiyorsunuz? Her insan biriciktir, her insanın birçok yüzü vardır hatta bireysel olarak çelişkilidir. Böyle zengin bir karmaşa ve çeşitliliği, her cinsiyet ve her bağlam, toplumsal sınıf, yaş, deneyim, eğitim seviyesi, cinsellik ve etnisitede şaşırtıcı geniş bir kişilik özelliği yelpazesi gösterirken, iki kaba kalıp yargıya hapsetmek manasız ve anlamsız olmaz mı?” Hayır. Kalemi alıp yazmaya başlardınız.2 Böyle bir anketin iki listesine bakın, kendinizi iki cinsiyetin farklı farklı görevleri üzerine yazılmış bir 18. yüzyıl incelemesine yabancı kaçmayacak sıfatları okurken bulacaksınız. Bir liste muhtemelen merhametli, çocukları seven, bağımlı, kişilerarası hassasiyete sahip, bakan büyüten gibi ailevi kişilik özelliklerini kapsayacak. Bunlar, göreceğiniz üzere, başkalarının ihtiyaçlarına hizmet etmek isteyen biri için ideal özellikler. Göreceğimiz diğer karakter envanterinde lider, agresif, hırslı, analitik, rekabetçi, egemen, bağımsız ve bireyci gibi faal olmaya dair tasvirlere rastlarız. Bunlar dünyayı ayaklarınızın altına sermek ve hak ettiğinizi elde etmek için mükemmel özelliklerdir.3 Size listelerden hangisinin kadınlarla hangisinin erkeklerle ilgili olduğunu söylememe gerek yok, zaten biliyorsunuz. (Sosyolog Cecilia Ridgevvay ve Shelley Correllin işaret ettiği üzere, bu listeler “beyaz, orta sınıf, heteroseksüel erkek ve kadınların” kalıp yargılarına neredeyse tamı tamına uyuyor.)

Siz kişisel olarak bu kalıp yargılara inanmasanız bile, zihninizin o kadar etik olmayan bir kısmı var. Sosyal psikologlar kendimiz hakkında bilincimizle ifade ettiklerimizin hikayenin tamamı olmadığını vurguluyor.5 Tutumlar, hedefler ve kimlik kadar kalıp yargılar da, örtük seviyede var olmaya ve sosyal psikolog Brian Nosek ve Jeffrey Hansen’ın ifade ettiği gibi “farkındalık, niyet ve kontrol yükü olmadan” faaliyet göstermeye devam edermiş gibi görünüyor.6 Zihnin örtük çağrışımları karmaşık ama son derece iyi düzenlenmiş bir bağlantı ağı olarak düşünülebilir. Nesne, insan, kavram, his, kendi benliğiniz, hedefler, amaçlar ve davranışların temsillerini bir araya getirir. Bu bağlantıların her birinin gücü geçmiş deneyimlerinize (ve ilginçtir ki mevcut bağlama) dayanır: Mesela bu iki nesne ya da kişi ve his ya da belli bir davranış geçmişte ne kadar bir arada bulundu?

Peki, örtük zihin kadın ile erkeği otomatik olarak neyle bağdaştırıyor? Sosyal psikologların örtük çağrışımları değerlendirmek için kullandığı çeşitli testler şu varsayımdan yola çıkıyor: Eğer katılımcınıza belirli bir uyaran sunarsanız, bu hızla, zayıf çağrışımlılardan ziyade, otomatik olarak ve istemdışı kuvvetli biçimde çağrışan kavram, eylem, hedefleri vb. harekete geçirecektir. Bu ilgili temsiller algıyı etkilemek ve davranışı yönlendirmek üzere giderek daha erişilebilir oluyor.8 En yaygın kullanılan testlerden birinde, (sosyal psikolog Anthony Greenwald, Mahzarin Banaji ve Brian Nosek’in geliştirdiği) bilgisayar temelli Örtük Çağrışım Testi IAT’dc, katılımcıların kelime ya da resim kategorilerini eşleştirmeleri gerekiyor.9 Mesela ilk önce kadın isimlerini aile ile ilgili (mesela bağlı ve şefkatli) ve erkek isimlerini faal olmaya dair kelimelerle (bireyci ve rekabetçi) eşleştirmeleri gerekmiş olabilir. Bunun yarattığı tepki zamanındaki ufak ama önemli farklılık kadın ile aile hayatı, erkek ile faal olma arasındaki kuvvetli otomatik ve bilinçsiz çağrışımların ölçütü olarak alınıyordu.

Sizin de muhtemelen, bilinçli biçimde savunun ya da savunmayın, benzer çağrışımlarınız vardır. Bunun sebebi bu çağrışımları öğrenmenin aynı zamanda farkındalık, niyet ve kontrol ihtiyacı olmaksızın gerçekleşen bir süreç olması. Çağrışımsal bellekte öğrenmenin arkasındaki ilke basittir. İsminin çağrıştıracağı üzere, seçilen çevredeki çağrışımların seçilmesi. Halının üzerinde gidip gelen bir elektrik süpürgesinin arkasına bir kadın yerleştirin ve bir bakmışsınız çağrışımsal bellek örüntüyü seçmiş. Bu durumun mutlaka faydalan vardır çevrenizdeki dünyayı öğrenmenin zahmetsiz ve etkin bir yoludur ama eksileri de vardır. Kendi üzerinize düşünebildiğiniz ve inandıklarınız hakkında seçici olduğunuz açık açık korunan bilginin aksine, çağrışımsal bellek masaya yatırdıklarında hemen hemen ayrım yapmıyor gibi görünür. Bilinçli olarak desteklemediğiniz örtük çağrışımları teşvik edebilecek toplum, medya ve reklamcılıktaki kültürel örüntüleri seçer ve bunlara tepki verir. Bunun anlamı, liberal ve politik olarak doğru bir kişiyseniz zihninizin örtük tutumlarını pek sevmeme ihtimaliniz yüksek olmasıdır. Örtük tutumlarınız ve bilinçli, kendi üzerine düşünen benliğiniz arasında birçok ayrı düşeceğiniz nokta olacaktır. Araştırmacılar toplumsal gruplara dair örtük temsillerimizin, bilinçli olarak ifade ettiğimiz inançlarımız modem ve ilerici olsa bile, sık sık ciddi biçimde tepkisel olduğunu göstermiştir.11 Toplumsal cinsiyete gelince, erkek ve kadın kategorilerinin otomatik çağrışımları penis ve vajinayla ilgili birkaç önemsiz öğeden ibaret değil. Örtük çağrışım ölçümleri erkeklerin kadınlardan çok bilim, matematik, kariyer, hiyerarşi ve yüksek otoriteye dayanan örtük çağrışımlara sahip olduğunu açığa çıkarıyor. Kadınlar, tam tersine, erkeklerden daha çok, beşeri bilimler, aile ve evcillik, eşitlikçilik ve alt seviye otoriteyle ilgili çağrışımlara sahip.

Massachussetts Üniversitesinden Nilanjana Dasgupta ve Shaki Asgari tarafından yürütülen bir dizi deneyin sonuçlan bize, medya ve hayatın kendisinin bilinçli biçimde savunduğumuz inançlardan oldukça bağımsız biçimde bu çağrışımlara neden olabileceğini gösteriyor. Bu araştırmacılar kalıp yargı karşıtı enformasyonun sonuçlarına baktı. Birinci çalışmada bir grup kadına okumaları için ünlü kadın liderlerin kısa biyografilerinden bir dizi verdi (o sırada eBay CEO’su olan Meg Whitman ve ABD yüksek mahkeme yargıcı Ruth Bader Ginsburg gibi). Kadınlar, bunun üzerine, kadın liderler hakkında okumamış kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, IAT’de kadın isimlerini liderlikle daha kolay eşleştirebildi. Ancak bu sıra dışı kadınları okumak onların kadınların liderlik Özellikleri hakkındaki açık inanışlarına bir nebze etki etmedi. Bunun üzerine Dasgupta ve Asgari gerçek dünyanın örtük zihinler üzerine etkisine bakmaya başladı. Amerika’daki iki Liberal Arts College’dan* kadınlar getirdiler; bu üniversitelerden biri sadece kadınlara eğitim veriyordu, diğeri ise karmaydı. Araştırmacılar, kadınların üniversitede ilk senelerinin ilk birkaç ayı ve bir sene sonrasında kadınlara ve liderliğe örtük ve bilinçli tutumlarını ölçtü. Üniversite deneyimi tipinin karma ve tek cinsiyet öğrencilerin kadınların liderlik kapasiteleri hakkında bildirdikleri inançlar üzerinde etkisi yoktu. Ancak örtük tutumlar üzerinde bir etkisi vardı. Her iki kadın grubu da ilk senenin başlangıcında lAT’de kadınla ve liderlikle ilgili kelimeleri eşleştirmekte zorlandı. Fakat sadece kadınların eğitim gördüğü üniversitedeki kadınlar ikinci senelerinde kadınları liderlikle bağdaştırmada bu örtük isteksizliği kaybederken, karma eğitim almış olan öğrenciler bu iki kelime grubunu bir araya getirmekte daha da zorlandı. Bu uçurumun nedeni salt kadınların gittiği üniversitede öğrenciler kadın kapasitesinin gücüne daha açıkken, karma eğitim gören öğrencilerin özellikle matematik ve pozitif bilimler sınıflarında kadınların liderlik konumlarında daha az deneyim sahibi olmasıydı. Diğer bir deyişle, çevrelerinin örüntüleri örtük zihinlerinde temsil edilen toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını değiştirmişti.

Toplumsal cinsiyet çevrede önemli olduğunda ya da birini kadın ya da erkek diye kategorize ettiğimizde, toplumsal cinsiyet kalıp yargıları otomatik olarak oturur. Sosyal psikologlar uzun zamandır kalıp yargının harekete geçmesinin diğerleri hakkındaki algımızı nasıl etkilediğini araştırıyor. Fakat sosyal psikologlar daha yakın zamanda, kendi benliğimize de harekete geçmiş bir kalıp yargı merceğinden bakabileceğimiz olasılığıyla ilgilendiler. Benlik kavramının da şaşırtıcı derece de şekillendirilebileceği görülüyor.

Belki de analiz için bir psikiyatra ruhunuzu sununca gözün bir parlamasını, işten daha zevkli bir saat beklentisi yaratan bir ışıltıyı göremeyebilirsiniz. Fakat kişiliğiniz terapistin ilgisini çekecek pek bir şey vaat etmese de, onlara sosyal psikologu şaşırtıp hayran bırakacak birçok şey söz konusu olabilir. Bunun sebebi benliğinizin yayında birçok telin olması, zengin ve karmaşık bir ağdan oluşması ve her olay için bir ayrıntı barındırmasıdır. Walt Whitman’ın yalınca söylediği üzere: “Ben büyüğüm: Çokluklar barındırırım.” Fakat çokluklara koşan bir benlik kesinlikle sahip olunası bir şeyken, aynı zamanda bütün çokluğun faaliyette olmasının ideal bir durum olmadığını anında görebilirsiniz. Herhangi bir zamanda birkaç benlik kavram öğesinin devasa Benlik Gardırobu’ndan çekilip alınması daha iyidir.

* ABD’de lisans seviyesinde sosyal bilimler eğitimi veren kurumlar, (ç.n.)

Bazı psikologlar aktif benlik olarak mevcut kullanımdaki benlik neyse çokluklar arasından seçilmiş belirli bir benlik kavramı onunla uğraşır.16 İsmin ima ettiği üzere bu, gün be gün, haftalarca değişmeden kalan edilgen, tembel teneke bir varlık değildir. Aktif benlik, daha ziyade, dinamik bir bukalemundur, toplumsal çevresine tepki verirken an be an değişir. Zihin elbette elinde ne varsa ondan faydalanır ve her birimiz için benlik kavramının belirli bölümleri ile uğraşmak diğer bölümlerle uğraşmaktan daha kolaydır. Fakat her birimizde Benlik Gardırobu’nun büyük bölümü, her kişinin sahip olduğu birçok toplumsal kimliğin kalıp yargısal kostümleriyle donanmıştır (New Yorklu, baba, Hispanik Amerikalı, gazi, squash oyuncusu, erkek). O belirli an içerisinde olduğunuz şeyin benlik algınızın o an etkin olan kısmının bağlama göre çok hassas olduğu ortaya çıkabilir. Bazen etkin benliğiniz kişisel ve nevi şahsına münhasırken, başka bir zaman bağlam, toplumsal kimliklerinizden birini, kullanmak üzere etkin benliğe itebilir. Eldeki belirli bir toplumsal kimlikle benlik algısının, sonuç olarak daha kalıp yargısal olması şaşırtıcı olmayacaktır. Bu fikirle paralel olarak, uyarlanan toplumsal cinsiyet tam da bu etkiye sahipmiş gibi görünüyor.

Mesela, bir araştırmada bir grup Fransız lise öğrencisine, bu alanlardaki yetenekleri ölçülmeden evvel, matematik ve sanat konusundaki becerilerde toplumsal cinsiyet farklılığı hakkındaki kalıp yargıların gerçekliğinin derecesi sorulmuş. Toplumsal cinsiyete dair kalıp yargılar bu öğrenciler için kendi yeteneklerini değerlendirirken çok önemliydi. Daha sonra yaklaşık iki yıl önce yapılmış, ulusal çapta standartlaştırılmış, matematik ve beşeri bilimlerle ilgili çok önemli bir sınavdaki skorlarını bildirmeleri istenmiş. Kontrol durumundaki öğrencilerin tersine, kalıp yargının önemli olduğu grup kendi objektif başarılarına dair hafızalarını bilindik kalıp yargılara uyacak şekilde uyarladı. Kızlar beşeri bilimlerde daha iyi skorlar elde etmiş olduklarını düşündü, erkekler ise matematikteki sonuçlarını abarttı. Ortalamada gerçek skorlarının üstüne erkekler neredeyse yüzde üç eklediler, kızlar ise aynı oranı kendi gerçek matematik skorlarından çıkardı. Çok etkili olmuş gibi görünmeyebilir ama toplumsal cinsiyeti akılda tutarsak, iki insan farklı meslek rotaları çizdiğinde, bunlardan erkek olanı kendini pek iyilik bir öğrenci olarak görürken, aynı derecede başarılı kız çocuğunun kendini sadece iyi ile değerlendirdiğini canlandırmak imkansız değil.

Bu toplumsal cinsiyeti uyarlama yöntemi kolay anlaşılırmış gibi durmuyor çünkü mevcut değil. Elbette bu gerçek dünyaya faydalı bir temsilci sağlamadığı anlamına gelmiyor. Toplumsal cinsiyet kalıp yargılan her yerdedir, hatta olmamaları gereken ortamlardadır. İskoç Akademik Derecelendirme Kurumu yakın zamanda, karamsarlık uyandıracak derecede az sayıda liseli kız çocuğunun fizik, ahşap işleme ve muhasebe gibi konulara duyduğu ilgiyi artırma motivasyonunun olduğunu bildirdiğinde, bazı öğretmenler bu çabaya değip değmediği ile ilgili şüphelerini özgürce ifade etti. Edinburgh’taki tanınmış bir özel okulun müdürü şöyle demişti: “Bence kız ve erkek çocukları arasında ve öğrenme biçimlerinde farklılıklar olduğunu anlamak çok daha iyi. Erkek çocukları genelde kendi öğrenme tarzlarına uyan, daha mantık temelli alanları seçiyor.”19 Müdür, açık açık ne demek istediğini göstermekten ziyade, okuyucusunun kızların tercih ettiği öğrenme tarzının mantıksız olduğu çıkarımını yapmasına izin verecek kadar kibardı. Fakat daha önemlisi toplumsal cinsiyet kimliği, açıkça ifade edilmemiş kalıp yargılarının yardımı olmadan da hazır olabilir. Mesela bir formda hiç buna benzer bir şey doldurdunuz mu?

□       Erkek

□       Kadın

Bu tip masum ve tarafsız bir soru bile toplumsal cinsiyeti hazırlayabilir. Araştırmacılar, Amerikan üniversite öğrencilerinden matematik ve sözel yeteneklerini değerlendirmelerini istedi. Fakat bundan önce kısa bir demografik bölümde bazı öğrencilerden, cinsiyetlerini, diğerlerinden etnisitelerini yazmalarını istediler. Bir kutuyu doldurma gibi basit bir sürecin şaşırtıcı sonuçlan oldu. Mesela Avrupa kökenli Amerikalı kadınlar, toplumsal cinsiyet önemli olduğunda, sözel yeteneklerinden daha emindi (dil yeteneklerine gelince kadınların biraz daha iyi olduktan gibi yaygın bir inanışla tutarlı olarak) ve matematik yeteneklerini, kendilerini Avrupa kökenli Amerikalı olarak işaretledikleri zamankine oranla, daha düşük değerlendirdiler. Avrupa kökenli Amerikalı erkekler, tam tersine, matematik yeteneklerini, kendilerini erkek olarak işaretledikleri zaman (Avrupa kökenli Amerikalı olarak işaretledikleri zamanın tersine) daha yüksek, sözel yeteneklerini ise etnisite öne çıkarıldığında daha yüksek değerlendirdi.

Algılanamazlık derecesinde belirsiz uyaranlar bile benlik algısında değişikliğe yol açabilir. Psikolog Jerınifer Steele ve Nalini Ambady kadın öğrencilere dikkatle ilgili bir görev verdi; bilgisayar ekranının hangi tarafında bir dizi ışık belirdiğini göstermek için mümkün olduğunca çabuk bir tuşa basmaları gerekiyordu. Bu ışıklar aslında eşik altı hazırlamış uyarlamalıydılar: Kelimelerin yerine bir dizi X o kadar çabuk geliyordu ki kelimenin kendisi teşhis edilemiyordu. Bir grup için kelimeler “dişi” olarak uyarlanmıştı {teyze, bebek, küpe, çiçek, kız vb.). Diğer grup, amca, çekiç, takım elbise, sigara ve oğlan gibi kelimeler gördü. Bunun üzerine, gönüllülere kadınca faaliyetler (kompozisyon yazmak ya da bir edebiyat sınavına girmek) ile erkekçe görevlerden (bir denklem çözmek, kalkülüs sınavına girmek ya da bileşik faiz hesaplamak) aldıkları keyfi değerlendirmeleri istendi. Kadınların erkek uyarlanmış grubu her iki tip faaliyeti de eşil derecede keyifli buldu. Fakat kadın uyarlanmış grup sanatla ilgili faaliyetleri matematikle ilgili olanlara nazaran tercih ettiğini belirtti. Yazarın iddia ettiğine göre, hazırlama “kadının benlik algısı merceğini değiştirdi.”

Sadece algılanamayanın değil, soyut olanın da etkisi altındayız. Avustralyalı yazar Helen Gamer kişinin “insanları ya birbirinin yanından geçen ve bazen çarpışan ayrı ayrı köpükler olarak ya da ... birbirleriyle çakışan, birbirlerinin hayatına giren, birbirlerinin dokusuna sızan olarak” algıladığını yazmıştı. Araştırma ikinci görüşü destekliyor. Benlik algısının sınırlan sizin diğer insanları algılayışınıza sızabilir (ya da daha kesin konuşmak gerekirse onların sizi algılamasına dair sizin algınız). William James’in söylediği üzere, “bir insanın onu tanıyan ve zihinlerinde bir imgesini barındıran birey kadar toplumsal benliği vardır.” Princeton Üniversitesi’nde görev yapan psikolog Stacey Sinclair ve meslektaşları, James’in görüşünü bilimsel yollarla destekleyecek şekilde, bir dizi deneyde, insanların diğerlerinin kendi benlikleri hakkındaki görüşlerini araya karıştıracak biçimde, öz değerlendirmelerini toplumsal olarak “hazırladıklarım” göstermiştir. Akılda belirli bir birey varken, ya da onlarla karşılıklı iletişim halinde olduğunu düşünürken, paylaşılan bir gerçeklik yaratmak üzere benlik anlayışı uyarlanır. Algılar kalıp yargısalsa, kendi zihniniz buna uyacaktır. Mesela, Sinclair bir grup kadını çekici ve cinsiyetçi bir adamla biraz zaman geçirmeyi düşünecekleri biçimde manipüle etti. (Kadın düşmanı değil, sadece erkeklerin kadınlara destek olması ve onları koruması gerektiğini düşünen, onların çok kendine güvenen, iddialı insanlar olmasından hoşlanmayan bir adam). Kadınlar, uyum sağlamak için, kendileri hakkındaki görüşlerini bu geleneksel görüşlere daha iyi uyacak şekilde hazırladı. Bu tutumun yerine kendi cinsiyetleri ile ilgili daha modem bir görüşe sahip bir adamla ilişkide bulunmayı ümit eden diğer kadın grubuyla karşılaştırıldığında, kendilerini kalıp yargılara dayanarak daha kadınsı buldular. İlginçtir ki bu toplumsal hazırlama sadece iyi bir ilişki için iyi bir motivasyon bulunduğunda gerçekleşmiş gibi görünüyor. Bu durum, hayatınızdaki yakın ya da güçlü ötekiler tarafından bakılarak kendi niteliklerinizi algıladığınız bir ayna işlevi görmesinin bilhassa muhtemel olduğunu gösteriyor.

Bu benlik anlayışındaki değişiklikler sadece benlik gözlemcisinin görüşünde değişiklik yaratmıyor. Davranışı da değiştirebiliyor. Sosyolog Bromvyn Davies, anaokulu çocuklan ile ilgili raporunda, Catherine adlı küçük bir kızın oynadığı bebek bir erkek çocuk tarafından hışımla elinden alındığında verdiği tepkiyi tarif ediyor. Catherine, bebeği geri almayı başaramayınca, gardıroba ilerliyor ve bir erkek yeleği alıyor. Üstüne giyiyor ve “arş ileri yaklaşıyor. Bu sefer kolunda bebek zaferle geri dönüyor. Yeleği anında çıkarıp yere atıyor.” Yetişkinler gardıroptan yeni bir etkin benlik çıkardığında, kostüm değişikliği sadece mecazidir. Yine de Catherine’de olduğu gibi belirli bir rol ya da hedefi gerçekleştirmemizde bize daha çok yardım edemez mi? Araştırma yardım edebileceğini gösteriyor.

Northwestern Üniversitesinden Adam Galinsky ve meslektaşları yakın zamanda yürüttüğü bir dizi deneyde katılımcılara birinin fotoğrafını gösteriyor: Bir amigo kız, bir profesör, yaşlı bir adam ya da Afrikalı Amerikalı bir erkek. Her vakada gönüllülerden bazılarından fotoğraftaki kişi olmaları ve o insanmışçasına sıradan bir günü nasıl geçirdiklerini yazmaları isteniyor. Kontrol grubundaki katılımcılara kişinin hayatındaki sıradan bir günü daha nesnel, üçüncü kişi (kadın/erkek) ağzından yazmaları isteniyor. (Bu istek katılımcıların bir kalıp yargı hazırlama etkisini aşan perspektif edinme etkilerini görebilecekleri anlamına geliyor.) Araştırmacılar perspektif edinmenin “benlik-öteki karışımına” yol açabileceğini keşfetti. Alıştırmadan sonra kendi özelliklerini değerlendirmeleri istendiğinde, kendilerini amigo kız olarak düşünenler, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, kendilerini kafalarında daha çekici, karizmatik ve seksi olarak canlandırıyor. Kendilerini kafalarında profesör olarak canlandıranlar daha zeki, kendini yaşlı adam yerine koyanlar daha zayıf ve bağımlı ve geçici olarak Afrikalı Amerikalı adamın hayatını yaşayanlar daha agresif ve atletik olarak değerlendirdi.

Araştırmacılar, bunun üzerine, benlik kavramındaki bu değişikliklerin davranış üzerinde etkisi olduğunu gösterdi. Galinsky ve meslektaşları profesör gibi davranmanın kontrol grubuna oranla analitik becerileri geliştirdiğini, kendini amigo kızla özdeşleştirmenin buna zarar verdiğini buldu. Kendisinin Afrikalı Amerikalı olduğunu düşünenler bir yarışmada kendilerini az evvel yaşlı adanı olarak düşünenlerden daha rekabetçi davrandı. Kendini öteki olarak canlandırma gibi basit ve kısa bir deneyim hem benlik algısını hem de onun dönüşümü yoluyla davranışı dönüştürüyor. “Başarana kadar rol yap” sözü ampirik dayanak kazanıyor.

Davranış üzerindeki bir o kadar görünür etki, Stacey Sinclair ve meslektaşlarında görülüyor. Kadınlar hakkında daha geleneksel görüşleri olan bir adamla buluşacak kadınların, kendini daha modem fikirlere sahip bir adamla buluşmayı ümit eden kadınlara oranla, daha kadınsı algıladığını hatırlayın. Sinclair, bir deneyde katılımcıların gerçekten bu adamla buluşmasını sağlamış. (Elbette adam sadece her denileni yapıyordu ama her kadının kendisinin kadınlar hakkındaki yorumlarının ne olduğunu düşündü mü bilmiyordu.) Onun müşfik bir cinsiyetçi olduğunu düşünenler, kendilerini daha kadınsı algılamakla kalmayıp, kalıp yargılar açısından daha kadınsı davranmaya başladı. (Uzun yıllar felsefe bölümlerinde çalışmış bir psikolog olarak, benimle çay sohbetini entelektüel açıdan yetersiz bulmuş herhangi bir meslektaşın psikologları suçlama konusunda sadece olumsuz tutum takındıklarını gösterdiğini söylemek için uygun bir andır.)

Benliğin dinamik yönünün ne kadar yararlı ve hazırlanabilir olduğunu görmek zor değil. Öncü toplumsal bağlam içerisinde diğerlerinin zihni de dahil benlik algısını değiştirirken, değişen bir toplumsal benlik her durum için doğru psikolojik şapkayı taktığımıza emin olmamıza yardım edebilir. Görmeye başladığımız üzere, benlik kavramındaki bu değişimin davranış üzerinde etkisi olabilir. Bu, gelecek bölümlerde daha yalandan göz atacağımız bir fenomen olacak. Toplumsal dünyada şekillenebilirlik ve hassasiyet, durum ya da yanınızdaki için doğru toplumsal kimlikle, mevcut toplumsal rolü daha iyi icra etmek kadar, kendimizi ona daha iyi hazırlamamıza da yardım eder. Kadınsı benlik ve erkeksi benlik doğru koşullarda herhangi diğer toplumsal kimlik kadar yararlı olabilir. Fakat esnek, bağlam açısından hassas ve yararlı, “doğuştan” ile aynı şey değildir. Empati kurarken toplumsal cinsiyet uçurumuna daha yakından bakarsak, doğuştan bulunduğu öne sürülenin, benliğin kendini toplumsal bağlamda saklanmış beklentilere uyarlamasına benzemeye başladığını fark edebiliriz.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült