Dürüstlük Mü, Yalan Mı?

Nevzat Tarhan


Sadece bir yüzyıl öncesine göre bile bugün yalana daha sık başvurulur oldu. Yalan, dürüstlük karşısında prim yapmaya başladı. Dürüstlük her insanda olması gereken doğal bir özellik iken bugün meziyet olarak kabul edilir hale geldi. Hayatın her alanında, özellikle de iş hayatında güvenilecek insanlara ihtiyaç kendisini daha çok hissettirmeye başladı. Kötü niyetli kişiler ise dürüstlere “enayi” yaftası yapıştırdılar.

Yalanın günlük yaşamda kabul görmesi yüzünden günümüzde toplumlara büyük bir güvensizlik hakim oldu. Ailelerde eşler bile birbirlerine güvenmemeye başladılar. En gelişmiş ülkeler diğer ülkelere güvenmedikleri için en büyük yatırımlarını silah ve savunma sanayisine yapar hale geldiler. Sağlıklı bireylerden oluşan sağlıklı toplumlar vücuda getirmek istiyorsak, vakit kaybetmeden bu durumu tersine çevirmeli, yalanın prim yapmasına izin vermemeli, insanlığın kaybettiği değerleri, en başta da dürüstlüğü tekrar kazanmalıyız.

Bugünlere Nasıl Geldik?

1900’lü yılların sonlarına doğru, dünyada ahlaka ihtiyacın olmadığı, ahlakın bilimsel bir kategori olmadığı dillendirilmeye başladı. Bu görüşe göre insan zaten doğuştan dürüst, ahlaklı olarak doğduğu için ahlaki öğretilere, öğütlere gerek yoktu. Birçok liberal düşünce sahibi iyice ileri gitti ve ekonomik hareketliliği ve tüketimi azalttığı için değil öğütlere, ahlaka bile gerek olmadığı tezini savunmaya başladı. Dönemin insanlarının kabullenmeleri, değerleri değiştirildi. Onlara “Önemli olan maddi kazançtır, üretimdir; bu uğurda yalan söylenebilir.” düşüncesi dayatıldı. Bugünkü ahlaki çöküşün temelleri işte o yıllarda atıldı.

Yalan özellikle politika alanında kendisine yer buldu. Bugün de politikacılar “Doğruyu söylersem tekrar seçilemem.” korkusunun veya “insanlar doğru değil ki ben de doğru olayım. Çoğunluk yalan söylerken ben söylemezsem politikada ayakta kalabilmem mümkün değil.” şeklindeki Makyavelist yaklaşımların arkasına sığınarak yalanı çok kullanırlar. Böyle bir bakış açısı politik doğruluk ile ahlaki doğruluk arasında bir ayrımın doğmasına ve insanların derinden sarsılmasına neden olmuştur.

Baskı Yalanı Davet Ediyor

Baskının fazla hissedildiği, insanların kendi düşüncelerini ifade edemedikleri ortamlarda yalanla daha çok karşılaşılır. Tersini söyleyecek olursak, demokratik ortamda insanlar fikirlerini açıkça söylemekten çekinmedikleri için daha az yalan söylerler. Ailelerde de durum aynıdır. Güvenin idame ettirilebilmesi için bireylerin demokrat davranmaları, aile içinde demokratik bir havanın yakalanması gerekir.

Aile bireylerinin demokrat olup olmadıklarını haber veren üç özellik vardır. Bunlardan ilki özgürlükçülüktür, eleştiriye açıklıktır; kişi kendisini eleştiren birisi olduğunda ona kızmaz, çünkü eleştirinin faydalı olduğunun farkındadır, ikinci özellik farklı fikirlere saygı göstermektir, çoğulculuktur. Üçüncü özellik ise otoriter, despot olmamaktır. Demokrat olmayan, otoriter kişilerin kendi fikirlerini karşılarındakilere zorla kabul ettirmeye çalıştıkları rahatlıkla görülebilir. Bu kişiler kötü bir durumla karşılaştıklarında da savunmaya geçerek yalan söylemeye başlarlar.

Aile içerisinde baskı ortamının oluşması sadece yalancılığa, ikiyüzlülüğe sebep olmaz; bireylerin bazı şeyleri gizlice yapmalarına, küsmek gibi pasif agresif tepkiler geliştirmelerine de sebep olur. Örneğin ders çalışması için babasından baskı gören çocuk, kitabını açar, çalışıyormuş gibi yapar, ama konuyu bir kere bile okumaz, sınavdan düşük not alınca babasının tepkisini görür ve bundan keyif alır. Çocuğun böyle bir pasif agresif tepki geliştirmesi, babasından gördüğü baskının bir sonucudur.

Her çocuk gibi sen de hem anneni, hem de babanı kendine model olarak seçtin. Anne baban sana doğru model olabilmek için yalandan uzak yaşamalı, dürüst davranışlarda bulunmalıdırlar.

Ebeveynin Sana Örnek Olmalı

Amerika’da bir baba 6 ve 7 yaşlarındaki iki çocuğuyla birlikte hayvanat bahçesine gider. Gişe görevlisi 06 yaş arasının ücretsiz, 7 yaş ve üzerinin ücretli olarak içeri girebileceğini söyler. Baba çocuklar için “Bir ücretsiz, bir ücretli” der. Memur şaşırır, “Siz söylemeseydiniz çocuğunuzun ücretli girmesi gerektiğini fark etmeyecektim. Neden söylediniz?” der. Babanın cevabı ilginçtir: “Siz çocuklarımın yaşlarını bilmiyor olabilirsiniz, ama onlar biliyor.” Bu çocuklar babalarının sadece bu davranışı sayesinde yalan söylememeleri gerektiği konusunda unutmayacakları önemli bir ders almışlardır.

Her çocuk gibi sen de hem anneni, hem de babanı kendine model olarak seçtin. Anne baban sana doğru model olabilmek için yalandan uzak yaşamalı, dürüst davranışlarda bulunmalıdırlar. Sen yalan söylediğinde de seninle konuşarak yaptığının hata olduğunu anlatmalıdırlar. Küçük bir çocuk düşün. Bu çocuk evdeki vazoyu düşürür ve kırar. Bir parçası elinde olduğu halde annesine vazoyu kırmadığını söyler. Böyle bir durumda annenin “Vazoyu nasıl kırarsın!” şeklinde bir tepki vermesi yanlıştır. Çocuğuna “Vazoyu kırmışsın, bu yaptığın bir hata. Bana doğru olmayan bir şey söyledin, bu da bir başka hata. Ama yalan söylemek vazoyu kırmaktan daha büyük bir hatadır.” demeli, yalanın ona bir çıkar sağlamayacağını anlatmalıdır. Bu mesajı alan çocuk dürüst olduğu sürece annesinin sevgisini daha çok elde edebileceğini düşünecektir. Yoksa kızıp çocuğa saatlerce dürüstlük konferansı vermek çocuğu yalandan uzaklaştırmaya yetmeyecektir.

Doğru Söylemek Sakınca Doğurursa

Doğruyu söylemek elbette her insan gibi senin de ilken olmalı, ama her doğrunun her yerde söylenmeyeceğini de unutmamalısın. Bazı durumlar insanı doğruyu söylemekten alıkoyabilir. Örneğin kıskanç bir kocaya eşinin bir başkasıyla görüldüğünün söylenmesi o ailede büyük kavgaların çıkmasına sebep olacaktır. Bu tür durumlarda doğru olan susup gerçeği saklamak, ya da yalan söylemeden bir çözüm yolu bulabilmektir.

Farkında olmadan gün içerisinde gerçeği yansıtmayan ifadeler söylediğin olabilir. Örneğin iyi olmadığın halde nasıl olduğunu soran birisine, inanmasan da “iyiyim” cevabını verebilir; mutsuz olarak gittiğin okulda, iş yerinde herkese güler yüzlü davranabilirsin. Bu cevabın elbette çok dürüst değildir ama bir dileği, bir temenniyi ifade eder. İletişimciler bu tür durumları “rol oynamak” olarak tanımlarlar. Ayrıca iş yerindeki davranışlarının ciddi, evindeki davranışlarının ise samimi olması son derece doğal bir durumdur. Şartlara uygun şekilde davranmayı ikiyüzlü, dürüst olmayan bir davranış olarak algılamamaksın.

Dedikodudan Uzak Dur

Dedikodu arkasından konuşulan kişinin sadece olumsuz yönlerinin anlatılmasından ibaret değildir. Hayal gücünün kullanıldığı bir senaryo yönü de vardır ve içinde yalan da barındırır. Sonunda iletişim kazalarının doğmasına neden olur. Böyle kazaların önüne geçebilmek için dedikodudan uzak durmalı, düşünerek konuşmayı öğrenmelisin. Aksi takdirde hem kendine, hem çevrendekilere zarar verirsin.

Yalanın sağladığı kazanç, başarı ve mutluluk kısa vadelidir. Dürüstlük ise sana uzun vadeli kazanç, başarı ve mutluluk getirir; ama bundan daha da önemlisi, başın dik bir şekilde dolaşabilmeni sağlar. Onurlu ve ilkeli olmak her şeyden daha önemlidir.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült