Bireysel Ve Toplumsal Depresyon

Nihat Kaya


Mehmet yolda dalgın dalgın yürürken karşıdan gelen arkadaşının ısrarlı, gittikçe yükselen ses tonuyla ancak başını kaldırabildi ve onu fark etti.

“Nasılsın Mehmet, ne bu hal; Karadeniz’de gemilerin mi battı!”

Mehmet’in yanıtı tek bir kelime oldu:

“Depresyondayım! ”

Bu günlerde birçoğumuzun diline “Depresyondayım, bunalımdayım, dipteyim!” sözcükleri dolanır oldu. Biraz da gençler arasında “popüler” bir iletişim sözcüğü oldu...

Türkiye toplumunun bir kısmının, geçmişte olağanüstü hal şartlarında yaşaması ve şiddet olaylarının getirdiği psikolojik, sosyal, ekonomik sorunlar; 28 Şubat süreci, 1999 depremleri ve son olarak ekonomik krizle birlikte son kalan enerjimiz de epey tükendi...

İnsanların oluşturduğu toplumların da bir refleksi vardır.

Bugün toplumsal bir depresyon yaşıyoruz. Göksel’in şarkısının da bir dönem kadar tutması bunu gösteriyor...

Bir insanın depresyonda olduğunun ölçüsü nedir? Toplumsal depresyon geçirdiğimizin kriterleri nelerdir?...

Bir kişinin depresyon geçirmekte olduğunun belirtileri:

•        Eskiden zevk aldığı şeylerden artık zevk alamama hali (yemek içmek, gezmek, giyinmek, seks).

•        Eğlence, sosyal kültürel aktiviteler...

•        Halsizlik, yorgunluk, bitkinlik.

•        Sabahları uyanamama, hep uzanma/yatma isteği.

•        Uykuya dalamama, sık sık uyanma, erkenden sıkıntıyla uyanma.

•        İştahın azalması, kilo kaybı ya da aşırı yemek yeme, kilo alma.

•        Nedensiz sıkıntı ve gerginlik, sinirlilik.

•        Tahammülsüzlük, öfke patlamaları.

•        Bir şeyleri kırma/dökme isteği.

•        İnsanlara güvensizlik, kırgınlık, öfke.

•        Alınganlık, aşırı hassasiyet ve sık sık ağlama.

•        İşlerini, sosyal aktivitelerini eskisi gibi yapamama, hep erteleme...

•        Kimseyle görüşmek istememe, yalnız kalma isteği.

•        Bazen başını alıp gitme, yeni bir yaşama başlama isteği.

•        İşini, eşini, sevgilisini sorgulama, onun hareketlerinden olumsuz etkilenme, her şeyinin “batması.”

•        Cinsel isteksizlik ve tiksinti duyma.

•        Yeni bir aşk, sevgili, arkadaş arayışı.

•        Anlamsızca alış veriş yapma ya da başıboş dolaşma.

•        Unutkanlık, dalgınlık, öğrenme güçlüğü.

•        Hayatın boş ve anlamsız gelmesi, intihar düşünceleri.

•        Geçmeyen baş ağrıları ve vücutta dolaşan diğer ağrılar.

•        Vücutta uyuşma, karıncalanma, kalpte sıkıntı, çarpıntı, boğazda düğümlenme.

•        Karında gaz, sancı, hazımsızlık, ağrı, bulantı, kusma isteği, geğirme, öğürtü.

•        Kişinin sigara ve alkole başlaması ya da içimini artırması.

•        Kumar ya da şans oyunlarına aşın düşkünlüğün başlaması.

•        Sık sık iş değiştirme ve insanlarla uyumsuzluk, geçimsizlik.

•        Kendine güvensizlik, insanlara güvensizlik ve korkaklık, cesarette azalma, tedirginlik, huzursuzluk.

•        Temizlik, tertip düzen gibi konularda aşırı titizliğin başlaması (takıntı).

•        Kişinin kendini birden dine vermesi ya da dini bütün birinin dini yaşantıyı terk etmesi.

•        Aşırı kıskançlığın baş göstermesi.

•        Kendisine, diğer insanlara zarar verme dürtüleri.

•        Dengesini kaybetme, akıl hastası olma korkuları.

•        Hanımlarda hamilelik, doğum sonrası dönemde çocuğa yabancılaşma ve soğukluk, aşırı sinirlilik, ağlamalar, korkular.

•        Çocuklarda aşırı hırçınlık, yalan söyleme, okuldan/evden kaçmalar, uyum bozuklukları, marjinal gruplara takılmalar.

•        Değersizlik ve suçluluk düşüncelerinin yoğunlaşması.

•        “Her şeyin kötü olduğu,” “kötü bir geçmiş ve kötü bir geleceğin kendisini beklediği” inancı.

•        Hızlı ve tehlikeli araç kullanma, sık sık kaza yapma, “trafik canavarı olma.”

•        Yukarıdaki belirti ve davranışların hepsi bir kişide olmayabilir, ama beş altı tanesi bir kişide bir haftadan fazla sürüyorsa o insan depresyon geçiriyor olabilir...

Toplumsal depresyon geçirmekte olduğumuzu nasıl anlarız?

•        Toplumun tükettiği alkol ve sigara miktarının artması (OECD’nin yaptığı araştırmada, Türkiye sigara tüketiminde birinci sırada, alkol kullanım oranında üçüncü sırada)

•        Uyuşturucu kullanım oranının artması.

•        Silahlanma oranının artması (27 Ocak 2002 tarihli Hürriyette, her 13 kişiden birinin silahlı olduğu yazılmaktadır. Üç milyonu ruhsatlı toplam beş milyon kişinin silahlı olduğu aktarılmaktadır.)

•        Toplumu saran umutsuzluk, karamsarlık, çaresizlik duygusu.

•        Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvetin ve fuhuşun artması.

•        Ticari, sosyal, siyasal yaşamda etik değerlerin dejenere olması.

•        Toplumsal unutkanlık ve dalgınlık (3040 yıl aynı şeyleri söyleyen politikacılara inanma, oy verme).

•        Toplu taşıma vasıtalarında eskiye oranla daha fazla eşya unutulması.

•        İntihar oranlarının artması.

•        Farklı söylemleri olan gruplara yönelme.

•        Cinayet ve trafik suçlarında artmalar.

•        Toplumun ahlaksızlık, yolsuzluk, adaletsizlik ve insan hakları ihlallerine ses çıkarmaması, tepkisiz kalması.

•        Piyango, loto şans oyunlarına, yarışmalara ilginin artması.

•        Gelir dağılımının ciddi biçimde bozulması.

•        Sokak çocuklarının sayısının artması.

•        Boşanma oranlarının artması...

Bireysel ve toplumsal depresyon birbirini körükleyerek, depresyon şiddetini artırmaktadır.

Türkiye toplumu olarak sorunlarımızı açıklıkla tartışabilmeliyiz. Toplumsal bir sözleşmeye ihtiyaç var. Toplumu oluşturan bütün katmanların katıldığı, her kesimin insan hak ve hürriyetlerini genişleten bir mutabakata ihtiyacı var.

İnsanlarımızın “tebaa, kul” olmadığı, onurlu vatandaş oldukları bilinciyle hareket edilmelidir. Yaşam standardı yükselebilmelidir. Eğitimde, sağlıkta, teşebbüste eşitlik sağlanmalıdır. Güçlü olan değil, haklı olan kazanmalıdır. Adalet bilinci yerleşmelidir. Devlet-vatandaş arasında güvene dayalı ilişki geliştirilmelidir. Siyasetçiler tutmayacakları sözleri vermemelidirler...

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült