Bilinçaltı Malzemeye Ulaşmak

Jerry M. Burger


“Masum rüyalar... kuzu postuna hürünmüş birer kurttur. Bunları çözümlemeye kalkıştığımızda göründüklerinin tam tersi gibi oldukları ortaya çıkar."

SlGMUND FREUD

Eğer Freud'un, beynimizin en geniş ve en önemli kısmının bilinçaltı olduğu yorumunu kabul edersek, karşımıza önemli bir sorun çıkar. İncelememizin mümkün olmadığı bir şeyden bahsetmek, psikologlar için ne derece yararlıdır? Elbette ki Freud’un bu soruya da bir yanıtı vardı. Ona göre güçlü altbenlik dürtüleri, bilinçaltına itildiğinde kolay kolay ortadan kaybolmaz. Dürtülerin gerçek niteliği güçlü benlik tarafından bastırılsa bile, çoğu zaman kılık ya da biçim değiştirmiş olarak dışa vurulur. Eğer psikologlar ne aradıklarını biliyorsa, masum gibi görünen davranışlar aracılığıyla bilinçaltı düşünceler hakkında bilgi sahibi olabilirler.

Aşağıda bilinçaltı malzemeye ulaşmak için Freudcu bir psikologun kullanabileceği yedi teknik açıklanmaktadır:

Rüyalar: Freud rüyaları bilinçaltına giden ana yol olarak tanımlamıştır. 1900 yılında basılan Rüyaların Yorumu kitabında, bu gece yarısı dramlarının anlamını ortaya çıkarmak üzere ilk defa bir psikolojik kuram kullanılıyordu. Freud'a göre rüyalar, altbenliğin dürtülerinin sergilendiği bir sahnedir, hatta bir dilek gerçekleştirme türüdür. Diğer bir deyişle, rüyalarımız arzu ettiğimiz şeylerin ve olayların dışa vurumudur. Ancak elbette gördüğümüz her rüyayı bir dilekle özdeşleştiremeyiz. Bilinçaltı arzularımızın çoğunun böylece dışa vurulması, sabah uyandığımızda yüzleşmek istemeyeceğimiz bir durumdur; zaten bu nedenden ötürü onları bastırmaya çalışırız. Bu nedenle, diye ekler Freud, bu düşünceler rüyalarımızda biçim değiştirmiş bir şekilde karşımıza çıkar. Freud, bir rüyanın görünür içeriğinin (kişinin rüyada gördüğü ve anımsadığı kısım), gizil içerikten (rüyanın aslında ne anlattığı) ayırt edilmesi gerektiğini söyler. Aptalca ve saçına gelen rüyalara gülme nedenimiz de bundan kaynaklanır. Bize çok saçma gelebilir; ama Frued'cu bir terapist için rüyalar bilinçaltımıza dönük değerli ipuçlarıyla doludur.

Frued'cu rüya yorumlamasının anahtarı, bilinçaltı düşünce ve arzularımızın çoğunun simgesel olarak temsil edildiği gerçeğidir. Örneğin penisle, cinsel birleşmeyle ve vajinayla ilgili rüyalar görmek bizi rahatsız edebilir; ancak bir fıskiye, uçak yolculuğu ya da mağara ile ilgili rüya görmek bizi çok da kaygılandırmaz. Bilinçaltı düzeyde, rahatsız edici içeriği simgelere dönüştürürüz ve rüyalarımıza böylece sokarız. Dürtüler böyle dışa vurulunca, bilincimiz de rahatsız olmaz. “Rüya gören kişi rüyalarının anlamım bilir” der Freud. "Yalnızca, bildiğini bilmez ve bu nedenle de bilmediğini zanneder” (1916/1961, s.101).

Freud, eğitimli bir psikanalistin rüyalarımızda sık sık gördüğümüz simgelerin ne anlama geldiğini anlayabildiğini söyler. Terapist, evin insan vücudunu, kral ve kraliçenin anne ve babalarımızı, küçük hayvanların çocukları, suyun doğumu, tren yolculuğunun ölümü, giysi ve üniformaların ise çıplaklığı temsil ettiğini bilir.

Freud’cu rüya simgelerinin çoğu cinsellikle ilgilidir. Freud’a göre erkek cinsellik organları, benzer biçimli nesnelerle dışa vurulur. Bu simgelerden bazıları (1916/1961) çubuk, şemsiye, ağaç, bıçak, tüfek, kalem ve çekiçtir. Kadın cinsellik organları ise şişe, kutu, oda, kapı ve gemi gibi nesnelerle dışa vurulur. Cinsel ilişki; dans etme, bisiklet sürme ve tırmanma gibi etkinliklerde gizlidir. Aslında Freud'un bu uzun cinsel simgeler listesine baktığımızda, cinsellikle ilişkilendirilmeyen rüya neredeyse yok gibidir.

Yansıtıcı Testler: Çocuklar çoğu zaman gökyüzünde gördükleri bulutları bir şeye benzetmeye çalışırlar. Bir çocuk, okyanusta bir gemi görürken, başka bir çocuk bir aslan, bir başkası da ünlü bir kişinin yüzünü görebilir. Elbette ki bulutlarda gerçek resimler yoktur. Peki bu imgeler nereden gelir? Freud'cu bakış açısına göre, bu imgeler çocuğun zihninden kaynaklanır ve gördüklerini ama her zaman dışa vurmadıklarını yansıtır. Bulut gibi belirsiz nesneleri betimleme tarzımız, bilinçaltı malzemeye ulaşmanın bir yoludur.

Yansıtma testlerinde kişilerden, kendilerine sunulan belirsiz bir uyarıcıya, bir hikaye anlatarak, nesneyi tanımlayarak ya da çizim yaparak yanıt vermesi istenir. Bulut yorumlamasında olduğu gibi burada da doğru ya da yanlış yanıt yoktur. Yanıtlar kişiseldir ve bilinçaltında ne olduğuna işaret edebilir. Psikologlar tarafından kullanılan bazı değişik yansıtma testlerinden daha sonra bahsedilecektir.

Serbest Çağrışım: Beyninizi düşüncelerden birkaç dakikalığına arındırın. Sonra her türlü düşüncenin beyninize dolmasına izin verin. Ağzınızdan çıkanlar hiç ummadığınız, sizi şaşırtan hatta utandıran şeyler bile olsa, içinizden ne gelirse onu söyleyin. Eğer serbestçe akan düşüncelerin bilincinize ulaşmasına izin verebildiyseniz, bazılarınca psikanalizin temel kuralı olarak adlandırılan serbest çağrışım tekniğini gerçekleştirdiniz demektir. Psikanaliz süresince, benliğin uyguladığı sansür mekanizmasını geçici bir süre devre dışı bırakmak için hasta, serbest çağrışım tekniğini kullanmaya teşvik edilir. Genellikle, kendimizi korumak ya da saçma sapan konuşmamak için bize sevimsiz, önemsiz ya da saçma gelen düşüncelerimizi engelleriz. Ancak Freud'a göre, bu yolla bilinçaltına girerek oldukça değerli psikolojik malzeme elde ederiz. Bu gibi düşüncelerimiz çoğunlukla bilinç düzeyinden dışlandığı için, beynimizin günlük konuşmalarımızda sansürlenen kısmına ulaşabilmek konusunda bize çok yardımcı olur.        

Ancak serbest çağrışım her zaman gerçekleşmeyebilir. Benlik bazı düşünceleri bastırmak için çok enerji harcadığı için, bu malzemenin bilince ulaşması her zaman kolay olmaz. Bazen hastalar uzun bir sessizliğe gömülür ve akıllarına hiçbir şeyin gelmediğini söylerler. Bazen de kurnazlık yaparak tehdit edici ancak önemli malzemeden kaçınmak için bir sürü önemsiz şey söylerler. Eğer hasta, bilincine ulaşan gerçek düşüncelerini dışa vurursa, hem terapist hem de hasta dışa vurulan gerçeklerden oldukça şaşırtıcı sonuçlar alabilir.

Freud Sürçmesi: Hepimizin ara sıra dili sürçer. Karısından bahsederken onun kızlık soyadım söyleyen ya da “karımın en çok aklını severim” demek isterken “karımın en çok ağzını severim” diyen bir adamın yaptığı dil sürçmesi gibi hatalar bize bazen utandırıcı ya da komik gelebilir. Ancak Freud bunu çok aydınlatıcı bulur. Karısına onun kızlık soyadıyla hitap eden adam, bilinçaltında onunla hiç evlenmemiş olmayı diliyor olabilir. tik başta masum görünen bir sürçme, pek çok duyguyla yüklü olabilir. Böyle tümcelere Freud sürçmeleri denir.

Hipnoz: Freud'un bilinçaltına dönük merakını ateşleyen şey, hipnozla olan ilk deneyimleriydi. Freud, hipnoz durumundayken benliğin bir biçimde devre dışı kaldığına inanıyordu. Hipnozcu, benliğin denetim sürecini engelleyebilir ve doğrudan bilinçaltı malzemeye ulaşabilirdi. Hipnozla yaptığı ilk çalışmalar Freud'a, insanların bilinç düzeyine çıkardıklarından çok daha fazlası olduğu fikrini verdi. İnsanlar kendisinden bilinçaltının kanıtını istediğinde çoğu zaman hipnozu gösterdi. “Böyle bir deneyime tanıklık etmiş bir insan, unutulmaz bir izlenim ve bir daha asla sarsılmayacak bir inanç sahibi olacaktır” demiştir (1938/1964, s.285).

Freud, hipnozu bilinçaltına giren bir boru hattı olarak gördüğünden, hipnozun bilinçaltı malzemeye ulaşmak isteyen psikoterapistler için ne kadar önemli olduğu anlaşılabilir. Ancak kısa bir süre sonra Freud, hipnozun yetersizliklerini de gördü. Bunların arasında bütün hastaların hipnoza yanıt vermemesi başta geliyordu. Ayrıca, sonraki bölümde bahsedileceği gibi, bütün psikologlar hipnozun bilinçaltına giden bir yol olduğu konusunda hemfikir değildi.

Kazalar: Diyelim bir arkadaşınızla tartışıyorsunuz ve “kazara” arkadaşınıza ait değerli bir heykeli yere düşürdünüz. Heykel paramparça oldu. Olayın tamamen kaza olduğunu söyleyerek özür dilediniz. Peki, bu gerçekten bir kaza mıydı? Freud'a göre kaza gibi görünen pek çok olay, aslında bilinçaltı dürtülerimizden kaynaklanan kasıtlı eylemlerdir. Freud, heykeli kırarak aslında bilinçaltınızda arkadaşınıza zarar vermek istediğinizi iddia eder. Terapistleriyle olan toplantılarını unuttuklarından şikayetçi olan hastalar, aslında Freud’un direnme adını verdiği bir davranışı sergilemektedirler. Bilinç düzeyinde, hastalar randevularını unuttuklarını söylerken aslında bilinçaltında, kendilerini rahatsız eden bilinçaltı malzemelere ulaşabilecek bir terapistten kasıtlı bir uzaklaşma çabası söz konusudur. Dikkatsiz şoförler, bilinçaltında kendilerine zarar verme dürtüsüyle, kendilerine bir kaza ortamı yaratmaktadırlar. Freud'cu psikologlar için pek çok şanssız olay, bilinçli bir niyetle yapılmadıkları için kaza olarak adlandırılır ama bu kasıtlı olmadıkları anlamına gelmez.

Simgesel Davranış: Rüyalarımız bilinçaltı arzularımızın simgesel dışa vurumu olarak yorumlanabildiği gibi, günlük davranışlarımızın çoğu da bilinçaltı düşüncelerimizin simgesel hareketleri olarak görülebilir. Simgesel olarak gösterilen davranışlar benliğe bir tehdit oluşturmaz; çünkü gerçekte oldukları gibi algılanmazlar. Ancak bu eylemler bilinçaltı arzuların ifade edilmesini sağlarlar. Bunun mükemmel bir örneği, bilinç düzeyinde olmasa da annesine karşı düşmanlık besleyen erkek bir danışanın durumunda gözlemlenmektedir. Terapiste göre, danışanın sorunlarının temelinde bu düşmanlık yatmaktadır ve evine aldığı paspas bu düşmanlığın dışa vurumudur. Paspasta papatya resimleri vardır ve papatya annesinin en sevdiği çiçektir. Anne, tabaklarında, eve astığı resimlerde, her yerde papatya resmi olsun ister. Kısacası papatya, danışan için annesini simgeler. Oğul, papatya resimli paspas alarak eve her girdiğinde, ayaklarıyla papatyaları çiğneyip simgesel olarak annesine duyduğu düşmanlığı gösterir.

Freud'un rüya simgelerini günlük davranışlarımıza uygularsak, her yerde psikolojik olarak anlamlı hareketler görebiliriz: atış takımına katılan bir kadın, mağaraları keşfetmekten hoşlanan erkek, arkadaşlarından sürekli kalem ödünç alan ve geri vermeyen adam ve benzerleri. Burada ilginç olan nokta, Freud'un puro tiryakisi olması ve çene kanseri yüzünden geçirdiği acı verici bir sürü ameliyata rağmen, ölümüne kadar puro içmeye devam etmesidir. Puronun apaçık bir erkeklik organı simgesi olmasına rağmen, Freud bu alışkanlığına dönük sorulan sorulara “Bazen puro yalnızca bir purodur” diyerek yanıt vermiştir.

 

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült