Aşkta Narsisizmden Kurtulmak

Glenn Campbell


Kendimizi ve etrafımızı fark etmeye başladığımız ilk zamanlarda, evrenin merkeziydik. Ebeveynlerimiz etrafımızda fır dönüyordu, ne zaman bir şeye ihtiyacımız olsa ağlıyorduk ve ihtiyaçlarımız karşılanıyordu. Noel Baba, Paskalya Tavşanı ve hatta Tanrı bizim için vardı, dileklerimizi dinlerler ve ihtiyaçlarımıza cevap verirlerdi.

Sonrasında, gittikçe büyüyen bir panikle evrenin merkezi falan olmadığımızı, sadece evrenin kuytularındaki milyarlarca insandan biri olduğumuzu fark ettik. Dünyanın bizi hiç önemsemediğini ve çoğu zaman varlığımızın farkında bile olmadığını öğrendik. Noel Baba diye bir şey yoktu. Her şeyin merkezi olduğumuz fikri acımasız bir kurguymuş!

Mantıksal olarak, milyarlarca insandan biri olduğumuzu kabul edebiliriz ama duygusal olarak bunu kavramak zordur. Hepimiz bir ölçüde çocukluktaki bu benmerkezci evren algısının tuzağına düşeriz. Artık Noel Baba’ya inanmayız ama hala dünyanın bize istediğimiz şeyi vermesi gerektiğine ve sadece dileyerek bile istediğimiz şeyin olabileceğine inanırız.

Gerçek dünya acımasız olabilir. Gerçek dünya bizim kurallarımıza göre değil de kendi bağımsız fizik kurallarına göre işler ve bu işleyiş üzerinde, bizim özel dileklerimizin sadece küçücük bir etkisi vardır. Gemimiz bir buzdağına çarparsa, kurtulmak için dua edebiliriz ama geminin batıp batmayacağını belirleyecek olan şey Tanrı değil, fizik kurallarıdır.

Bu benmerkezciliğe “narsisizm” denir ve bundan kurtulmak son derece zor olabilir. İyi terbiye aldığımız için (en azından böyle olduğu umuduyla) dünyanın adil olduğuna dair içgüdüsel bir inanç besleriz. Dünya, aslında adil değildir, hiçbir zaman adil olmamıştır ve bizi buna inandıran şey sadece belli şeyleri görüp diğerlerini göz ardı etmemize yol açan seçici körlüğümüzdür.

Aşık olduğumuzda narsisizm bizi ihtiyaçlarımızın karşılanacağı fikrine inanmaya iter. Sevgilimizi olduğu gibi değil de olmasını istediğimiz gibi görürüz. Eğer ilişki yürümezse, karşı tarafı suçlarız ama bu aslında onun hatası değildir. O aslında sadece bizim kendi arzularımızı yansıttığımız bir Rorschach mürekkep testidir.

Narsisizm bizi ya her şeyin iyiye gideceğine ya da ne yaparsak yapalım işlerin yolunda gitmeyeceğine inanmaya iter. Bunların ikisi de doğru değildir. Dünya kendi kurallarına göre işler ve bu işleyişten yarar mı sağlayacağımız yoksa canımızın mı yanacağı tamamen rastlantısaldır.

Eğer menkul kıymetler borsasına yatırım yaparsak ve borsa yükselişe geçerse o zaman zeki olduğumuzu düşünürüz. Aslında sadece şans bizi başarıya götürmüş olmasına rağmen kendimizi çok yetenekli biri gibi görürüz. Talihimizi, sonu gelmeyecekmişçesine harcarız. Piyasalar yeniden düşüşe geçtiğinde, bu inişli çıkışlı batışa hazırlıksız yakalanırız. “Bu doğru değil,” deriz.

Hayır, bu doğru değil. Piyasalar sadece olması gerektiği gibi. Piyasaya endekslediğimiz herhangi bir niyet, işimize gelse de gelmese de, bizim kendi yanılsamamızdır.

Narsisizm istediğimizi elde etmeye çalıştığımız yolda bizi dua etmeye, büyüler yapmaya ve uğurlu eşyalara inanmaya iter. Başarılı olmak için, etrafımızı başarı sembolleriyle doldururuz. Başarısızlıkla, onu görmezden gelerek ve başarısızlık diye bir şeyin var olmadığını düşünerek baş ederiz. Başımıza gelen herhangi bir trajediyi doğal bir şey değilmiş de anormal bir durummuş gibi algılarız.

Düğün narsistçe bir olaydır. Bunun başarı olasılığını artıracağını düşünerek, etrafımızı sembollerle, uğur getiren eşyalarla ve başarıya dair açıklamalarla doldururuz. Biz öyle olmasını istediğimiz için evliliğimizin yolunda gideceğini düşünürüz. Ama en önemli kısmını unuturuz, “Önemli olan ilişkiydi, seni aptal!”

Narsisizmin çaresi, dileklerinizi bir kenara bırakıp dünyanın bağımsız işleyişini gerçekten ve derinlemesine anlamaya çalışmaktır. Yağmur yağması için ya da fırtınanın geminizi batırmaması için dua edebilirsiniz ama uzun vadede en etkili yaklaşım hava durumunu iyi anlamaya çalışmak olacaktır. O zaman, onun kendi koşullarıyla baş edebilirsiniz. Sonunda öğreneceğiniz şey, hava durumunu değiştirmek için pek fazla şey yapamayacağımızdır; onu sadece tahmin edebilir ve ona uyum sağlayabilirsiniz ve gerekirse yolundan çekilirsiniz.

İnsanlar aşık olabilir, ama buna karşın sevgililerine dair hiçbir fikir sahibi olmayabilirler. Derinlemesine sorgulamamayı seçebilirler çünkü böylesi bir sorgulama onların narsist fantezilerini yok edebilir. Beyaz Atlı Prensle evlendiğinizi zannediyorsunuz ama eşiniz Beyaz Atlı Prens gibi davranmıyorsa, o zaman bunları mümkün olduğunca hasıraltı edersiniz. İçinde aslında nasıl biri oluğunu gerçekten bilmek istemezsiniz çünkü bunu bilmek hayallerinizi yıkıp sizi yeniden yalnızlığa itebilir.

Narsisizm ilk duygusal ilişkilerimizin başarısız olacağını adeta garanti eder. Beklentilerimiz son derece benmerkezci ve gerçek dışıdır ve sevgilimizi yanlış kriterlere göre seçeriz. Narsist olmaya devam edersek, o zaman kendi hatalarımızdan ötürü dünyayı suçlarız. Tüm kadınların/erkeklerin aşağılık olduğunu iddia ederiz çünkü biz yanlış bir şey yapmamışızdır.

Eğer akıllıysak, o zaman bir fikrimiz olur: Romantik başarısızlıklarımız kendi lanet hatalarımızdan kaynaklanır. Ne olup bittiğini gerçekten anlamak yerine dileklerimizin ve cinsel organımızın bizim yerimize düşünmesine izin vermişizdir.

Karşı cins konusunda gözü dönmüş halde olabilirsiniz ve karşınızdakine tapmak isteyebilirsiniz. Ama onunla gerçekten iyi anlaşabilmek için, onu kafanızdaki büyülü halinden arındırıp sizin gibi pislik bir çocuk olarak görmeyi öğrenmek zorundasınız. Onun da içinde işlemekte olan psikolojik bir mekanizma vardır ve sonunda sizi istemediğiniz bir sonuca götürecek olsa bile, üzerinize düşen, bu mekanizmaları aklınızı kullanarak anlamaktır.

Romantik ilişkilerdeki ilk girişimlerinizde, sevgilinizi idolleştirmeye meyillisinizdir ve onun düşündüğünüzden farklı olduğunu anladığınızda sarsılırsınız. Bu sizin kendi başarısızlığınızdır, onun başarısızlığı değil. Sevgiliniz, küçük de olsa bazı yalanlar söylemiş olabilir; eğer aşk gözünüzü kör etmeseydi, o yalanları hemen anlardınız. Sevgiliniz tamamen doğal davranıyordu. Onu Beyaz Şövalye gibi gören sizdiniz.

Aşkı, karşımızdakine karşı özverili olmak biçiminde düşünebiliriz, ama narsisizm bunun önemli bir boyutudur. Karşımızdakinde bizi etkileyen, onun gerçekten kim olduğundan çok olmasını istediğimiz kişidir.

Neyse ki, birkaç kez tökezleyip dilimiz yandıktan sonra, en azından bir ya da iki şey öğreniriz. Başka birinin bizim duygusal ihtiyaçlarımızın ne kadarını karşılayabileceğinin bir sınırı vardır ve bir şeyin olmasını istemek onun gerçekleşeceği anlamına gelmez.

Önceleri bulutlara bakıp görmek istediğimiz şeyi görürüz. Bulutların bize istediğimizi vermediğini gördüğümüzde, bu kötü deneyimin sonucunda, bulutları su buharı ve hava akımı olarak göreceğimiz daha bilimsel bir bakış açısıyla bakmayı öğreniriz. Belki fantezimizi kaybederiz ama bulutlarla daha iyi biri ilişkimiz olur ve onlardan ne beklememiz gerektiğini öğreniriz. [1]


 

[1] Rorschach Testi ( Rorschach Test): Mürekkep lekesi testi olarak da bilinir. Mürekkep lekelerini kullanarak hastaların kişilik bozukluklarını anlamak üzere özellikle 1960’larda yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. (ç.n.)

 

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült