Aşırı Yeme Hastalığı (Bulimiya Nervoza)

M.Orhan Öztürk & Aylin Uluşahin


Dönem dönem gelen aşırı yemek yeme, kilo alma ve bir yandan da kilo almayı durdurma çabaları ile giden bir bozukluktur. Bu hastalar sürekli aşırı yiyen, ileri derecede şişman olan ve şişman kalan insanlardan farklıdır. Hasta, aşırı yeme nöbeti başlayınca bütün çabalarına, korkularına, üzüntüsüne karşın yeme tutkusunu durduramaz. Kilo almayı önlemek için yediklerini kusar, iştah kesici, sürgün yapıcı, idrar söktürücü ilaçlar kullanır. Çoğu zaman fazla kilolu değildir; kilo alınca sürekli şikayet eder. Beden ağırlığı, güzellik, çirkinlikle aşırı uğraş vardır. Bu kişiler yaşamının büyük bir bölümünü yemek ve yememek arasında bocalama içinde geçirir. Yeme tutkusu öyle ağır basar ki bir yandan gizlice yer, gider çıkarır, gene yer. Kimi hastalar yiyeceklerinin niteliğine bakmaz. Önemli olan tıkınmak deyimi ile tanımlayabileceğimiz türden yemektir.

22 yaşında üniversiteye hazırlık kursuna devam eden bir hastamız dersten çıkıp, tuvalete kapanarak ardı ardına dört sosisli sandviç yiyor, ardından kusuyordu.

Hastanın kendisi bu tür yeme biçiminden yakınır. Kendini eleştirir, suçlar; hatta kendinden iğrenir. Hasta çoğu zaman çökkün duygudurum gösterir. Kimi hastalarda yemek yeme tutkusu o denli aşırı olabilir ki bulundukları yerde yiyecek, içecek bulamayacaklarından korkabilirler.

Bir hastamız evdeki yiyecekleri başkaları bitirebilir kaygısı ile gizlice kendisine yemek ayırıp saklıyordu.

Anoreksiya nervozanın bulimik türünde de zaman zaman aşırı yeme ve kilo alma nöbetleri olabilir. Fakat temel patoloji yemeyi kısma ve kesme doğrultusundadır ve beden ağırlığı normalde olması gerekenin en az %15 altındadır. Bulimiya nervozada da kusma, zayıflamak için çeşitli ilaçlar kullanma görülür, burada temel patoloji daha çok yemeyi durduramama doğrultusundadır. Bulimiya nervozalı hastalar ya normal ya da normalin üstünde kilodadırlar. Bulimiya nervozada yenilenleri kusma ve sürgün yapıcı ilaçların kullanılması nedeniyle ciddi beslenme bozuklukları ortaya çıkabilir.

Bulimiya nervozası olan normal kilodaki kadınların %34-40’ında aybaşı kesilmesi, %40-64’ünde aybaşı düzensizlikleri bildirilmektedir. Aybaşı bozuklukları olan bulimia nervozalı kadınlarda luteinize edici hormon (LH) düzeyinde azalma, LH salınım dönemlerinde uzama, östrodiol ve noradrenalin düzeylerinde düşme bildirilmiştir. Bu hastalarda aybaşı düzensizliklerinin besin alımındaki oynamalara bağlı artan insülin ile dolaşımdaki androjen düzeylerinin yükselmesi sonucu olabileceği düşünülmektedir. Bulimia nervozası olan kadın hastalarda polikistik över sendromu da yaygındır (%76-100). Bulimia nervozada normal kiloda iken görülen adet düzensizliği ile ilgili başka klinik değişkenler de şunlardır: Çok sık kusma, düşük tiroksin düzeyi, düşük yağ içeren diyet, aşırı egzersiz yapma, anoreksiya nervoza öyküsü(3Sl.

Beyin görüntüleme çalışmaları anoreksiya nervozalı hastalardaki kadar belirgin olmamakla birlikte bulimiya nervozalı hastaların da beyinlerinde karıncıklarda (ventrikül) genişleme ile beyaz ve gri cevher oylumunda azalma bulunmaktadır.

Bulimiya nervoza toplumda yaklaşık %1 oranında görülmektedir. Genç kızlarda ve kadınlarda erkeklere oranla 10 kat sık görülür. A.B.D.’de üniversite çağındaki kızlarda %5 oranında bulimiya nervoza saptandığı bildirilmiştir. Fransa’da yapılan bir çalışmada delikanlı erkeklerde %0.7, kızlarda %1.1 sıklık (incidence) oranı bulunmuştur.

Bulimiya nervoza nöbet nöbet gelen, yıllar boyunca birçok kez yineleyen, aralıklı süregelen bir rahatsızlıktır. Aşırı zayıflık olmamasına karşın, bulimiya nervoza da iyi gidiş göstermeyen uzun süreli bir bozukluktur.

Bulimiya nervozada eşlik eden çökkünlük ya da madde kötü kullanımı ve dürtü denetim bozukluğu olmasının hastalığın gidişini olumsuz olarak etkileyen etkenler olduğu bildirilmiştir.

Bulimiya nervozanın oluş nedeni aydınlatılamamıştır. Bazı araştırmalar bu rahatsızlığın yineleyici tipte atipik depresyon olduğu görüşünü öne sürmüşlerdir. Bu rahatsızlıkta da hipotalamustaki açlığı, tokluğu düzenleyen merkezlerde işlev bozukluğu söz konusu olabilir. Bu hastalarda çökkünlük, obsesif kompulsif ve fobik bozukluk, panik bozukluğu sıklıkla birlikte görülebilmektedir. Aile öykülerinde de bu bozukluklar genel toplumdan daha sık görülmektedir. Ayrıca özgeçmişlerinde çocukluk çağında cinsel saldırılara uğramış olma ve aile içi sorunların çokluğu dikkati çekmektedir.

Tedavi

Bulimiya nervozalı hastaların sağaltımı çoğunlukla ayaktan yapılır. Bu hastalarda ilaçla ve psikoterapi ile belirtiler başarılı bir biçimde durdurulabilirse de, uzun süredeki iyileşme o denli yüz güldürücü değildir. Hastaların büyük çoğunluğunda depreşmeler olur.

Hastaların fizik ve laboratuvar muayeneleri iyi yapılmalı, elektrolitler, kalp durumu yakından izlenmelidir. Hipokalemi varsa ağızdan ya da damardan potasyum verilmelidir; elektrolitsıvı dengesi düzenlenmelidir. Laksatiflere alışmış olan bağırsaklar için uygun besinler ve egzersiz önerilmeli, laksatif kullanılmamalıdır.

Seçici serotonin gerialım inhibitörleri özellikle fluoksetin yüksek dozda (60mg/kg) bulimiya nervoza sağaltımında yeme ataklarının önlenmesinde etkilidir. Bulimiya nervozada yalnız başına ilaç sağaltımı yeterli olmaz. Bilişseldavranışçı psikoterapi de önerilmeli ve uygulanmalıdır.

Sağlıklı Beslenme Takıntısı (Ortoreksiya Nervoza)

Sağlıklı beslenme takıntısı henüz sınıflandırma dizgelerinde yer almamakla birlikte son yıllarda sık karşılaşılan ve yeme bozuklukları arasında

yer alması önerilen bir rahatsızlık olarak dikkat çekmektedir. Ortoreksiya Latincede “doğru, geçerli” anlamına gelen “orthos” ve “açlık” anlamına gelen “orexsis” sözcüklerinden türetilmiştir.

Ortoreksiya nervozanın da tıpkı anoreksiya nervoza gibi kötü beslenmeye ya da kilo kaybına yol açabileceği, buna karşılık anoreksiya ve bulimiya nervozadan farklı olarak kişilerin tüketilen yiyecek miktarı ve zayıf görünüm yerine sağlıklı ve saf besinler tüketme konusu ile aşırı uğraş içinde oldukları bildirilmektedir. Bu hastaların zamanlarının çoğunu sağlıklı beslenme konusunda katı kurallar ile ilgili aşırı uğraş ile geçirmeleri açısından obsesif kompulsif bozukluğa benzemektedir. Bu aşırı uğraş zamanla sosyal işlevlerin de bozulmasına yol açabilmektedir. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının olması kuşkusuz hastalıklı bir durum değildir. Ancak, aşırı uğraş haline dönüştüğü, uzun süreli olduğu ve günlük yaşamda olumsuzluklara yol açtığı zaman kişilik ve davranış boyutlarını da ilgilendiren bir bozukluk olarak değerlendirilmektedir

’.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült