Hikaye

 

 

Yükselme Sınavı

Anton Çehov


Saçın aksakalına kır düşmüş, önünde iri göbeği, başında saygı uyandıran bir dazlağı olan, X postanesi memurlarından Bay Yefim Zaharıç Fendrikov, kan ter içinde, ellerini sinirli sinirli ovuşturarak:

Coğrafya öğretmem Galkin bana düpedüz kin besliyor, dedi. Evet, sınavda bana geçer notu vermeyecek! Bunu adım gibi biliyorum! Aslında bana kızması bir hiç yüzünden... Nedeni de şu: Geçenlerde taahhütlü bir mektup göndermek üzere postaneye gelmişti. Elinde zarfla kalabalığı yararak yanıma yaklaştı, herkesten önce onun mektubunu almamı istedi. Olur mu öyle şey, canım? Okumuş, kültürlü bir adam; düzene uyup beklemesi gerekmez mi? Kendini sert bir biçimde uyardım: "Sayın bayım, sıranızı bekleyin!" dedim. Utancından kıpkırmızı kesildi, o günden beri aramız bozuk. Oğlum Yegoruşka'ya 1'den başka not vermiyor, benim hakkımda da kentte olur olmaz laflar yayıyor. Bir gün Kuhtin'in meyhanesinin önünden geçiyordum, o da içerde bilardo oynuyormuş. Beni görünce pencereden aşağı şarktı, elinde bilardo sopasıyla, sarhoş sarhoş;

Baylar, bakın damgalı pul gidiyor! diye bağırmaz mı?

Lise girişinde Fendrikov'la birlikte dikilirken onun verdiği sigarayı geri çevirmeyip yakan lise Rusça öğretmeni Pivomiodov posta memurunu yatıştırmaya çalışıyordu:

O kadar da değil! Bizde sudan nedenlerle kimsenin hakkını yemezler. Heyecanlanmayın, sınavı verip geçer not alırsınız.

Ama Fendrikov'un yatışması uzun sürmedi. O sırada yelken bezinden pantolon üstüne frak giymiş, köse sakallı coğrafya öğretmeni Galkin girdi okuldan içeri. Fendrikov'u görünce dik dik baktı ve geçip gitti. Bunun ardından müfettişin okula gelmekte olduğu haberi yayıldı. Fendrikov'un her yeri buz kesti: ilk kez sınava giren ya da yargılananların yakından tanıdığı bir ürküntüyle müfettişin gelmesini beklemeye koyuldu. Derken, okulun personel müdür yardımcısı Hamov koşa koşa dışarı çıktı. Onun ardından, başında uzun papaz hotozu, göğsünde haçıyla din dersi hocası Zmiyejalov2 müfettişi karşılamak üzere dışarı çıktı. Onun arkasından da okulun tüm öğretmenleri... Devlet okulları müfettişi Ahahov3 gür bir sesle herkesi selamladı, havadaki toz topraktan dolayı hoşnutsuzluğunu dile getirdikten sonra öğretmenlerin önünde okula girdi. Onun gelişinin üzerinden beş dakika geçmeden sınav başladı.

En başta papazın iki oğlu köy öğretmenliği için sınava girdi. Bunlardan biri sınavı kazandı, öteki kazanamadı. Kazanamayan, cebinden çıkardığı kırmızı bir mendile sümkürdükten sonra orada biraz oyalandı, sonra süklüm püklüm çekip gitti. Ardından gönüllü askerlik için başvuran iki ortaokul mezunu sınava alındılar. Onların çıkışıyla Fendrikov'a sıra geldi.

Müfettiş, Fendrikov'a sordu:

Görev yeriniz neresidir?

Fendrikov ellerinin titremesi belli olmasın diye arkasında saklayıp "hazırol"a geçerek;

Beyefendi, bendeniz kentimizin postanesinde çalışıyorum, dedi. Yirmi yıl hizmetim vardır, efendim. Şimdi de 10. barem derecesine yükselmek amacıyla yeterlik belgesi almaya çalışıyorum. Haddime düşmeden yeterlik sınavına geldim.

Peki... Şimdi size bir yazı yazdıracağız.

Pivomiodov ayağa kalktı, kulakları yırtan gür sesiyle yazı dikte ettirmeye başladı. Yazıda, özellikle, söylendiği gibi yazılmayan sözcükler seçilmişti. Ancak bütün sinsi şaşırtmacılara karşın Fendrikov diktede başarılı oldu. Geleceğin 10. barem derecesinden devlet memuru, tüm dikkatini harflerin güzel gözükmesi için harcamasına karşın gene de fazla dilbilgisi yanlışı yapmadı. Yaptığı yanlışlardan biri müfettişin gülümsemesine neden olduysa da genelde büyük yanlış sayılmazdı böyle şeyler.

Dikte sınavını başarıyla verdiniz, dedi müfettiş.

Bu sözlerden yüreklenen Fendrikov yan gözle düşmanı Galken'i süzdükten sonra:

Müfettiş hazretleri, dedi. İzin verirseniz belirteyim ki, geometriye Davıdov'un kitabından, bize yaz ayları dinlenceye gelen Troits Sergiyev ruhban okulu öğrencisi yeğenim Arsonofi ile birlikte hazırlandım. Düzlem, geometri ve tasarı geometriye ayrı ayrı çalıştık.

Sınav programında tasarı geometri bulunmuyor.

Nasıl olmaz? Tam bir ay boşuna mı çalıştım şimdi. Tüh!

Şimdi geometriyi bırakalım da öbür bilimlere geçelim. Postane memuru olarak sizi en çok yakından ilgilendiren bilim coğrafyadır. Coğrafyayı seversiniz, sanıyorum.

Smav ayırtmanları bu sözler üzerine saygıyla gülümsediler. Coğrafyanın postane çalışanlarını yakından ilgilendiren bir bilim olduğunu kabul etmeyen Fendrikov (çünkü böyle bir şeyi ne kitaplar yazıyordu, ne de PTT yönergelerinde vardı) gene de saygıyla, "Severim, efendim." diyerek karşılık verdi, ama sinirli sinirli öksürmekten kendini alamadı, sorulacak soruyu korku içinde beklemeye başladı.

Can düşmanı Galkin iskemlesinin arkasına yaslandı, biraz ağırdan alarak ilk soruyu patlattı:

Söyleyin, bakayım. Türk Devleti'nin yönetim biçimi nedir?

Şey... Bunu bilmeyecek ne var! Bir Türk devletidir orası.

Hımm Türk devletiymiş... Bu yanıt doğru değil... Meşrutiyettir yönetim biçimi. Şimdi bana Ganj nehrinin kollarını sayın.

Bu dersi Smirnov'un kitabından çalıştıysam da pek anlayamadım. Bildiğim kadarıyla Ganj, Hindistan'dadır... Şey... okyanusa dökülür.

Ben onu sormuyorum. Ganj'ın kollarım söyleyin siz bana. Demek, bilmiyorsunuz? Öyleyse Aras nehrinin geçtiği ülkeleri söyleyin. Bunu da mı bilmiyorsunuz? Tuhaf, doğrusu... Jitomir kenti hangi ilimizde bulunuyor?

Dağıtım bölgesi 18. nokta kodu 121.

Bunları söylerken Fendrikov'un alnında ter tomurcukları belirdi, gözlerini kırpıştırarak öyle bir yutkundu ki, adamcağız dilini yuttu sanırsınız.

Beyefendi, size şurada çocuklarımın üzerine yemin ederim ki, yirmi yıllık bir hizmetim vardır. İsterseniz din hocamız saygıdeğer pedere sorun... Ama şimdi içine düştüğüm şu durum... Nasıl söylesem bilmem ki... Ömür boyu duacınız olurum...

Bırakalım coğrafyayı. Aritmetikten nelere çalıştınız?

Aritmetiğe de yeterince hazırlanamadım. Aziz peder bilirler ya... Yapmayın, ömür boyu duacınız olayım... Pokrov yortusundan beri sınava hazırlanmaktayım... ama gördüğünüz gibi... Kafa işi için yaşlanmış olmalıyım. Gene de yardımınızı esirgemeyin, ölünceye dek dua ederim size...

Fendrikov'un kirpiklerinden gözyaşları süzüldü.

Onurla, dürüstçe hizmet ettim devlete... Her yıl orucumu tutarım... A/iz peder tanıdığımdır işte... Beyefendi hazretleri, lütfunuzu esirgemeyin benden...

Yani sınava hazırlıklı değil misiniz?

Hazırlıklı olmaz mıyım? Ama heyecandan hepsi aklımdan çıktı. Yakında altmışımı dolduracağım, beyefendiciğim, bu yaşta bilimle uğraşmak bizim harcımız mı? Bir iyilikte bulunun işte...

Papaz Zmiyejalov;

Şapkasının kokartını bile ısmarlamış! diyerek güldü.

Müfettiş;

Peki, çıkın! dedi.

Yarım saat sonra ayırtmanlar ile Fendrikov bir şeyler içmek için Kuhtin'in meyhanesinde birlikteydiler. Fendrikov'un cakasından yanına varılmıyordu. Yüzü sevinçten pırıl pırıldı, gözleri mutluluktan ışıldıyordu. İkide bir ensesini kaşımasından zihnini bir düşüncenin kurcaladığı belliydi.

Sonunda dayanamayıp;

Çok yazık, değil mi? dedi. Aslında benim yaptığım, aptallığın daniskası!

Neymiş o? diye sordu Privomiodov.

Madem sınav soruları arasında yoktu da ne diye tasarı geometriye çalıştım durdum? Koca bir ay boşa gitti! Yazık, değil mi?

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 


 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült