Hikaye

 

 

Yaşam Bir Düştür


Yen Hsingyün, Hsiangshuiliydi. Günün birinde sınav vermek için il merkezine gitti. Verilen yazı konularının üçü de ona pek kolay göründü, kesinlikle kazanacağını düşündü. Ama sonuçlar ilan edilince sınavı başaramamış olduğunu anladı. Buna çok üzüldü. Eşyalarını toplayıp memleketine döndü.

Geceyi, yolu üstünde bulunan, "Üç Köprü"de bir handa geçirdi. Yattığı oda batıya bakıyordu. Hanın çevresi, omuz yüksekliğinde, çepeçevre bir duvarla çevrilmişti. Duvarın öbür yanında, toprağı güz otları bürümüştü. Merdivenler ağaçların yapraklarıyla gölgelenmişti. Merdivenlerin alt yanında, pıtrak gibi çiçekleri yeni açmış, çok güzel renkli haitang ağaçları, avluda da t'ung ağacı vardı; koyu yeşil yaprakları pencerenin önünü örtüyordu. Bilgin yalnız başına oturdu, düşünmeye başladı. Neşesi yerinde değildi. Sıkıntısını dağıtmak için hancının uşağına şarap getirtti, içti. Bir zaman sonra, yarı sarhoş durumda, masaya dayandı. Tam dalacağı sırada, birdenbire birkaç atlının dolu dizgin'hanın kapısı önüne geldiğini duydu. Bunlar, bilginin parlak bir sınav vermiş olduğunu söylediler. Yen bunu işitince, hemen ayakkabılarını giydi. Müjdeyi getirenlere karşı gitti; onlara dedi ki: "Bu şaşırtıcı haberi, daha şimdi duydum; şu sırada böyle birdenbire sınavı kazanmış olmam, doğrusu ya inanılacak şey değil." Haberciler ona, "Kentte bulunduğunuz sırada, sonuçların tümü ilan edilmemişti. Siz, en iyi adaylardan biriydiniz," dediler. Sonra ceplerinden sınav çizelgesini çıkardılar. Ona gösterdiler; ancak o zaman, bilgin söylenenlere inandı ve çok sevindi. Çok geçmeden hizmetçiler geldiler, ona bir at getirdiler, kentte sınavı kazananların onuruna verilmesi gelenek olan şölene gitmesini söylediler. Yen sevinçten çıldıracak gibiydi. Memleketine döndüğünde evi, onu kutlamaya gelen konuklarla doldu. Aynı sınavı kazanmış olan Bay Li ile devlet sınavına girmek üzere hükümet merkezine gitmeyi kararlaştırdılar. Yen başkente geldi. Ünü çok geçmeden çevreye yayıldı, saraya girdi, devlet sınavını kazandı ve devlet akademisinde büyük bir memurluğa geçirildi. İşinde çok çaba gösterdi. Yen yalnızca şiir, ya da düzyazı [mensur] şiir türünden şeyler yazmıyor; resmi belgeler, raporlar yazma konusunda da çok çaba gösteriyor; bütün bu işleri başarıyla yapıyordu. Kendisini o denli sevdirdi ki bir yıl devlet başyazmanı oldu. Bilgin Yen, bundan sonra daha çok çalıştı, devlet işleriyle daha çok uğraştı. Devlet yönetiminin eksikliklerini, aksayan yanlarını ayrıntılı, uzun raporlarla bir bir gösterdi. Saray adamları, onu örnek bir memur olarak görmeye başladılar. Sonunda en yüksek sınav günü geldi. Yen, bu sınavı çok iyi kazananlardan biriydi.

Böylece Shensi eyaletindeki sınav kurulunun başkanı oldu. Bu görevini yaptıktan sonra yeniden hükümet merkezine dönünce, Batı Çin Eğitim komiserliğine atandı. Yazınsal makaleleri inceledi. Yetenekli bilginleri seçti. Yaptığı işler, halkı hep hoşnut ediyordu. Yen temiz bir memur olduğu, sorumlu bir konumda bulunduğu, bundan başka gözüpekliği ve bilgisiyle gurur duyduğu için bütün meslektaşları ondan korkarlardı.

O sırada bu memlekette, çok büyük bir güç kazanmış olmakla birlikte halkın hiç de beğenmediği, tutmadığı bir vali vardı. Bizim Yen onun bütün zayıflıklarını gösteren, eleştiren bir rapor yayımladı. Rapor gelince, saray bu işle uğraştı; sorunu inceledi, valiyi işinden çıkardı, asker olarak Türkistan'a gönderdi. Öte yandan bizim bilgini de imparator adına genel denetmen olarak atadı. Onun ünü, sarayda artık adamakıllı güçlenmişti. Bilgin Yen, devlet işleriyle uğraşan büyük bir adamdı. Ama bir yandan kendi özel yaşamını da düşünüyordu. Bir zamanlar Hangchou'dayken Su Lansheng adında çok güzel bir kız gördüğünü anımsadı. Akrabalarına mektup yazarak, onun nasıl bir kız olduğunu tanımladı. Kızı, hiçbir harcamadan çekinmeden, bütün Çin'de arattı. Bu haber ortaya yayılınca, dalkavuklar bir sürü kadın alıp Yen'e armağan ettiler. Bu kadınlar hem güzel, hem eğitimli, hem de iyi huyluydular. Bilgin hepsini alıkoydu. Aralarında Ch'uhsiang adında görülmedik güzellikte bir klz vardı. Bu kızın yüzü Lansheng'den de güzel olduğu için, Yen ona bütün varlığıyla bağlandı.

Günün birinde saray, yurt dışına bir elçi yollamayı düşündü, ama bu göreve kimi atayacağına bir türlü karar veremiyordu. Sarayın ileri gelenleri, bu iş için yine bizim bilgini uygun buldular. Ona en yüksek san verildi. Yurt dışına gönderildi.

Bilgin birçok ülkeyi dolaştı, her yerde iyi bir etki bıraktı. Yurduna döndüğü zaman, daha büyük bir memurluk aldı. İmparator ona büyük iltifatlarda bulundu, birkaç yıl sonra Yen başbakan oldu. O zaman elli yaşında bile yoktu. Onun için, sarayda olan herkes "Kara saçlı başbakan" diyordu; bizim bilgin yirmi yıl başbakanlık yaptı. Ülkesi barış içinde yaşadı. Komşu devletleri haraca bağladı, bütün dünyanın değerli eşyaları oraya aktı. Devlet hazinesine servetler yığıldı.

Ama Bilgin, günün birinde, böyle yüksek bir memurluğun uzun zaman sürmesinin ne denli tehlikeli olduğunu düşündü. Artık yaşlanmıştı da; görevinden bağışlanmasını istedi. Saray onun bu isteğini uygun buldu. Çekilmesini kabul etti. Hükümdar, bakanlardan başlayarak, bütün memurların onu kentin dışına dek uğurlamalarını buyurdu. Uğurlama, görülmemiş bir görkem içinde geçti. Vardığı her bölgede, memurlar onu büyük bir saygıyla karşıladılar. Yen, sonunda Hupei eyaletinde, bir zamanlar bir gece kaldığı "Üç Köprü" adlı yere geldi. Gözlerinin önündeki görünüm, tıpkı eskisi gibi güzeldi. Ama, kendi durumu, eskisinden nasıl da farklıydı. Büyük bir coşkuyla, bütün bunları düşündü. Hana indiğinde, ona en güzel yatakları serdiler. Çok geçmeden, Yen derin bir uykuya daldı.

Biraz sonra, birdenbire gerindi ve uyandı. Baktı ki, Üç Köprü hanında her şey, tıpkı eskisi gibiydi. Lamba sönük bir ışıkla yanıyordu, sofra hala kaldırılmamıştı. Yemek artıkları da masanın üstünde duruyordu. Ayakta duran uşak, gülerek ona dedi ki: "Gezi sizi yormuş olacak, ne çok uyudunuz." O zaman Yen, bütün bunların bir düş olduğunu anladı ve elinde olmadan içini çekerek şöyle dedi: "insanların arasında, kırk yıl, şan ve ün içinde ömür sür; ama sonunda hepsi bir düştür."

Memur olmak isteğini içine gömdü, dağlara yollandı. Kendisini mistik bir yaşama verdi. Bugün onun ne olduğunu kimse bilmiyor.

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 


 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült