Hikaye

 

 

Yaratılışın Hikayesi

Kızılderili Öyküsü


(DIEGUENOS KABİLESİ)

Tuchaipai dünyayı yarattığında, yeryüzü kadın, gökyüzü ise erkekmiş. Gök dünyanın üzerine inmiş. Dünya başlangıçta sazlıklarla kaplı bir gölden ibaretmiş. Tuchaipai ve erkek kardeşi Yokomatis ta uzaklarda, göğün ağırlığı altında belleri bükük bir arada otururlarmış. Yaratıcı (Maker) kardeşine, "Ne yapacağım ben?" demiş.

Kardeşi Yokomatis, "Ne bileyim ben?" demiş.

Maker, "Biraz daha ilerleyelim bence," demiş.

Bunun üzerine biraz daha ileri gidip, tekrar bir arada oturmuşlar. Tuchaipai, "E, şimdi ne yapacağım?" demiş.

"Ne bileyim ben?"

Aslında Tuchaipai ne yapacağını iyi biliyormuş ama gene de erkek kardeşine soruyormuş.

Sonra üç kere, "Wehicht, Wehicht, Wehicht," demiş; ve eline tütün alarak onu iyice bir ovalamış ve üç kere üflemiş ona ve her üflediğinde, başlarının üzerindeki gök gitgide yükselmiş. Maker sonra kardeşinin de aynı şeyi yapmasını istemiş ve o da bunu yerine getirmiş. Gök daha da yükselmiş ve gökyüzü meydana gelmiş. Sonra aynı şeyi birlikte yapmışlar, "Wehicht, Wehicht, Wehicht,"; ve ikisi birden tütün almışlar ellerine, ovalamışlar ve üfleyerek göğü daha da yükseğe itmişler.

Sonra kuzeyi, güneyi, doğu ve batıyı yerleştirmişler, yerli yerlerine. Tuchaipai yere bir çizgi çekmiş.

"Bu çizgiyi neden çiziyorsun?"

"Doğudan, Batıya uzanan hattı çiziyorum ve onları, Ynak doğu ve Auk batı diye adlandırıyorum. Şimdi de sen Kuzeyden Güneye bir çizgi çek bakalım.

Yokomatis pek düşünceli duruyormuş.

"Ne düşünüyorsun, öyle?"

"Hım, dur düşüneyim; hah şimdi buldum. Tam böyle bir çizgi çekiyor ve onları Yawak, güney ve Katulk, kuzey diye adlandırıyorum."

"Bunu neden böyle yaptın?"

"Bilmem."

"Dur sana anlatayım. Doğudan üç ya da dört adam geliyor, ve batıdan da üç veya dört Kızılderili geliyor."

Erkek kardeş, "Ve kuzeyden de mi dört kişi geliyor, güneyden de üç ya da dört kişi gelirken?"

Bunu üzerine Tuchaipai, "Şimdi de dağlar, vadiler ve küçük su göletleri yapacağım," demiş.

"Bütün bunları neden yapıyorsun ki?"

Maker, "Bir süre sonra, yeryüzünde insanlar dolaşmaya başladığında, içecek su arayacaklardır, yoksa susuzluktan ölüp, giderler," demiş. Okyanusları çoktan yerine yerleştirmişmiş bile ama bu küçük göletler insanlara gerekliymiş.

Sonra ormanları koymuş yeryüzüne ve, "Onlara yakacakları odunu sağlamazsam, insanlar bir süre sonra soğuktan donarak öleceklerdir," demiş. "E, şimdi ne yapacağız?"

"Bilmem."

"Şimdi biraz çamur kazıp, önce Kızılderilileri yapacağız." Ve erkeğe şekil vermiş ve bunu pek ustaca yapmış ama kadınlar üzerinde aynı başarıyı sağlayamamış çünkü onları yapmak pek zormuş ve çok zaman alıyormuş. Erkeklere sakal bıyık, takarken, kadınlara bunu vermemiş. Kızılderililerden sonra Meksikalıları yapmış ve bütün yaratımlarını bitirmiş. Sonra da yüksek sesle, "Siz asla ölmeyecek ve yorgunluk nedir bilmeyeceksiniz ama hep yürüyüp duracaksınız," diye bağırmış. Bundan sonra onları öyle bir oluşturmuş ki, geceleri uyuyabiliyor, bütün gece dolaşıp durmak zorunda kalmıyorlarmış. En sonunda da onlara doğuya, ışığa doğru yürümelerini söylemiş.


O ışığı yaratana dek insanlar karanlıkta dolaşıyorlarmış. Onlar sonradan gelip ışığı aramışlar ve bulunca da pek mutlu olmuşlar. Sonra, "Hadi sen de ayı yarat, ben nasılsa güneşi yaptım bile," diye Yokomatis'e seslenmiş. "O ara sıra ölecektir. O pek ufaldığında insanlar onun ölmek üzere olduğunu anlamalı ve genci, yaşlısı bütün insanlar onun için yarışlar yapmalıdır."

Bütün insanlar bu konuyu enine boyuna düşünmüşler ve bu yarışları yapmak zorunda oldukları kanısına varmışlar, çünkü Tuchaipai'nin gözü hep üstlerindeymiş. Maker bütün bu işleri bitirdikten sonra, başka hiçbir şey yapmaz olmuş. O zamandan beri, günlerdir düşünüp, duruyormuş.

*1901 yılında, Constance Goddard du Bois tarafından kayda alınmış bir hikayeye dayanmaktadır.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült