Hikaye

 

 

Vaaz Eden Tilki

Florian


Bir tilki,

Kamburu çıkmış, eli ayağı tutmaz olmuş,

Ama bilgili,

Çenesi, mantığı kuvvetli,

Başlamış çölde vazetmeğe.

Ağzında güller açıyor,

Hikmet saçıyormuş çevresine.

Üç şey üstünde duruyormuş:

Sadelik, iyilik, dürüstlük,

Bunlarla insan, parasız pulsuz

Mutluluğa eriyormuş;

O mutluluk ki, neler bahasına,

Aranır da bulunmaz yalan dünyada.

Gel gelelim, hava almış tilki:

Kimseler gelmiyormuş dinlemeğe

Bir kaç sofu geyikle

Beş altı dağ sıçanından başka.

Onlar da öyle dünyadan uzak,

Öyle gürültüsüz yaşıyormuş ki,

Ün salamamış bizim tilki.

Bu konuda iş yok galiba, demiş;

Bırakıp geçmiş başka konuya:

Aslan, kaplan, ayı diye tutturmuş.

Vermiş veriştirmiş hepsine,

Doymak bilmez iştahlarına,

Durmadan kan dökmelerine.

O zaman bakmış gelen gelene!

Karacalar, gazeller, yaban keçileri,

Doyamıyormuş dinlemeğe tilkiyi.

Her gelen gözü yaşlı gider olmuş,

Tilkinin adı dört bir yanda duyulmuş.

Oraların kıralı, yaşlı bir aslan,

Bir hayli sofu ve babacan,

Merak etmiş tilkiyi,

Gelsin dinleyelim şunu, demiş.

Tilki alır almaz haberi,

Koşmuş, ağzı kulaklarında,

Girmiş heybetle saraydan içeri.

Geçmiş ortaya, vaazını vermiş.

Hem bu seferki hepsinden betermiş;

Sarayın içinde gümbür gümbürmüş sesi

Bayağı ürpertmiş herkesi:

Ter döktürmüş bir ara,

Ormanları kasıp kavuranlara:

Nedir, demiş, güçsüz masumların hali?

Nice beri korkudan titreyecek zavallılar?

Kralların kralı

Allah ne zaman indirecek yeryüzüne adaleti?

Ne zaman bildirecek haddini zalimlere?

Saraylılar sus pus, gözleri birbirinde,

Sorar gibiymişler, ne oluyoruz? diye.

Kralınsa hoşuna gitmiş bu sözler:

Yenilik hoyratlığı hoş gördürür kimi zaman.

Vaaz bitince, kral, memnun,

Çağırmış yanına tilkiyi:

Aferin, demiş, güzel konuştun;

Doğru yolu da gösterdin bana.

Bunun karşılığını görmelisin:

Dile benden ne dilersen!

Ne dese beğenirsiniz tilki:

Aman Haşmetlim, demiş: birkaç hindi.

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült