Taocu Meseller 5

Chuang Tzu


Yanıtsız Sorular


İnatçı Meraklı, Tohum Yeşerten Usta'ya sordu:31 "Doğayla benliğin uyumu nereden gelir?" "Ne bileyim ben!" "Peki neyi bilmediğinizi bilir misiniz?" "Ne bileyim ben!" "Öyleyse şey'leri bilmek olanaksız mıdır?" "Ne bileyim ben! - Ama hatırın için bunlar üzerine yüksek sesle

*31 İnatçı Meraklı (Boşluğu dişleyip bırakmayan) : Nieque (Nye-Çve). Tohum yeşerten: Wangyı (Vang-Tı). Geleneksel inanca göre Nye Çve Usta Wang Yi' nin, o da kitapta sık sık adı geçen Xuyu Ustanın öğretmenidir.

düşüneyim biraz: Ne biliyorum bilgi dediğim şeyin aslında bilgisizlik olmadığını? Ne biliyorum bilgisizlik dediğim şeyin aslında bilgi olmadığını? Sana şunu sorayım: İnsanlar nemli yerde yatarsa kemikleri çürür; oysa yılan balıkları öyle mi? İnsanlar yüksek bir ağaca tırmandılar mı yüreklerini korku sarar, titremeye başlarlar; oysa maymunlar öyle mi? Nerede kalmanın daha iyi olduğunu şimdi bu üç yaratıktan hangisi biliyor? İnsanlar besledikleri hayvanların etini yer; geyikler ot yer; kırkayak kurtları yer; baykuş ise farelerden hoşlanır. Neyin gerçekten lezzetli olduğunu şimdi bu dört yaratıktan hangisi biliyor? Pavyanlar dişi maymunların peşinden koşar, geyikler dişi geyiklerin; yılan balıkları balıklara giderler, adamlar ise en çok Maojiang ile Liqi'yi32 beğenirler. Oysa onları balıklar görse derinlere dalarlar, kuşlar görse yükseklere uçarlar, geyikler görse uzaklara kaçarlar. Göğün altında gerçek güzelliğin ne olduğunu şimdi bu yaratıklardan hangisi biliyor? Benim gözümle bakarsan, ahlak ve görev ilkeleri, Evet'in ve Hayır'ın yolları, çözülmesi olanaksız şekilde karışmış bir yumaktır. Nereden bileyim ben bunları nasıl ayırt edeceğimi?" İnatçı Meraklı sordu: "Peki, siz iyi ile kötüyü ayıramıyorsunuz. Ama üstün insan için de öyle mi?"

*32 O devirde Çin 'de güzelliği ile ünlü iki kadın.

Tohum Yeşerten Usta yanıt verdi: "Üstün insan dediğin bir soyutlamadır: Düşün ki, tüm denizler alev olsa onu yakmazmış. Tüm ırmaklar buz kesilse onu dondurmaz, gök gürültüsü dağları yırtsa, kasırgalar okyanusları taşırsa onu korkutmazmış... Onun benliğini ölüm ve yaşam değiştirmezmiş. Böyle bir insan iyiyi kötüyü ayırt etse de ne fark eder ki!" (2,8)

İki Yaşam Biçimi

İnatçı Meraklı, Tohum Yeşerten'e sorduğu soruların tümüne de "Bilmiyorum" yanıtım alınca keyfinden havaya sıçradı. Hemen koşup olup biteni Hasır Gömlekli Usta'ya33 anlattı. Usta, "Gördün mü bak!" dedi. "Yu'den öncekiler, hiç bir zaman Tai'dan öncekilerin34 eriştiği yere erişemedi: Yu'den öncekiler ahlak ve geleneklere bağlanıp iyiliklerini dayattılar insanlara. İnsanlar da teslim oldu onlara. Ama onlar insanların asıl özlerini yaşamadıkları bir alandan hiç çıkamadılar. Tai'dan öncekilerse huzur içinde uyuyup keyifle uyandılar. Atlarla at oldular, sığırlarla sığır. Doğa hakkında bilgileri doğru, yürekleri güvenliydi. Ama onlar insanların asıl özlerini yaşamadıkları bir alana hiç girmediler." (7, l)

*33 Hasır Gömlekli Usta "Puyi Zı" (Pu-yi Dzı). *34 Yu 'den öncekiler Hakan Yao ve Shun. Söylenceye göre Hakan Shun, Puyi Zı 'mn öğrencisiydi. Tai bilinmiyor. Herhalde „Altın Cağ"ın tanrısal hakanları söz konusu.

Usun Ve Tutkuların Bittiği Yer

İnatçı Meraklı, Tao'yu sordu Hasır Gömlekli Usta'ya. Hasır Gömlekli başladı anlatmaya: «Bedenine hakim ol ve Bir'e yönel; o zaman Gök'ün huzuruna yakın olursun. Bilgini topla ve Bir'i duyumsa; o zaman tanrılar seninle dost olurlar. Te35 sana güzellik verir, Tao mekânına huzur verir. O zaman yeni doğmuş buzağı gibi saflıkla bakarsın dünyaya. Ne neden sorarsın o zaman, ne kaynak..." Ama o bu sözlerini bitirene dek İnatçı Meraklı horul horul uykuya dalmıştı. Hasır Gömlekli çok keyiflendi bu işe; türkü söyleyerek uzaklaştı: "kuru iskelet gibi katılaşmış bedeni ölü külü gibi kıpırtısız yüreği bilgisi hakikatle bir olmuş istemi kurtulmuş koşulların zincirinden karanlığın dalgaları emziriyor bilincini usun ve tutkuların bittiği yerde -ne güzel insan!" (22, 2)

Kutlu Yao Ve Sınır Bekçisi

Kutlu Hakan Yao, Baharlar ülkesine gitmişti. Ülkenin sınır bekçisi onu,görünce pek sevindi: "Aman bir kutlu kişi! Kutlu kişi izin verirlerse kendilerine

*35 "Te" için bk. Giriş'te "İnsan'

hayır dualarımı sunayım: Kutlu kişiye uzun bir ömür dilerim..." Yao yanıtladı: "Reddediyorum!" "Kutlu kişiye zenginlik dilerim..." Yao yanıtladı: "Reddediyorum!" "Kutlu kişiye pek çok erkek evlat dilerim..." Yao yanıtladı: "Reddediyorum!" Sınır bekçisi sordu: "Uzun ömür, zenginlik, erkek evlat herkesin en fazla istediği şeyler. Sen bunları neden reddettin ki?" Yao yanıtladı: "Çok oğlu olmak çok dert getirir. Çok parası olmak çok zahmet getirir. Çok yaşlı olmak çok keder getirir. Bunlar insanın erdemine erdem katan şeyler değildir, bunun için reddettim." Sınır bekçisi: "Tüh, ben de seni kutlu biri sanmıştım!" dedi. "Meğer sen basbayağı bir erdemli kişiymişsin. Gök bin bir insana can veriyor; hepsine de yapacak bir iş buluyor. Çok oğlun varsa, birer iş verirsin her birine: Ne diye dert edecekmişsin? Çok paran varsa, dağıtırsın insanlara: Ne diye zahmet çekecekmişsin? Kutlu kişi şu dünyada kuş gibi yaşar... Dünya Yol'undaysa, bin bir varlıkla mutluluğu paylaşır. Dünya Yol'dan çıkmışsa, kendi doğasına yönelir, amaçsız kaygısız yaşar. Bin yıldan sonra da yaşamaktan yorulursa, teslim eder bedenini, ak bulut gibi Gök'e süzülüp gider... Ne diye keder duyacakmışsın?" Sonra arkasını dönüp yürüdü. Yao ardından koştu: "Bir şey sorabilir miyim?.." Sınır bekçisi dönmeden yanıt verdi: "Geçmiş ola!" (12, 6)

Kurban Kabı İle Talaşın Farkı

Yüzyıllık bir ağacı kesip parçalasalar; odunundan kutsal kurban kabı yapsalar; bu kabı ince oymalarla, yeşil ve sarı çizgili süslerle süsleseler; kabı oyarken çıkan talaşı da bir çukura atsalar. Şimdi o kurban kabı ile şu çukurdaki talaş güzellik çirkinlik açısından bir birlerinden farklıdır. Ama kendi doğasını yitirmek açısından aynı durumdadır. Haydutlar ile erdemli kişileri de karşılaştırırsan, bunlar da gerçi yaşamları ve ahlaki tutumları açısından farklıdırlar. Ama kendi doğalarını yitirmiş olmaları açısından aynı durumdadırlar. İnsan, doğasını beş yoldan yitirir: Birincisi, beş renk bir arada girer gözüne, görmez olursun. İkincisi, beş ses bir arada dolar kulağına, duymaz olursun. Üçüncüsü, beş koku bir arada dolar burnuna, alnın uyuşur, koku almaz olursun. Dördüncüsü, beş tat bir arada keçe gibi eder dilini, tad almaz olursun. Beşincisi, keyif ve zevk sarhoş eder yüreğini, dengesini yitirmiş bir halde kanat çırpar benliğin.36 Beşi de gerçek yaşamın düşmanıdır bunların; ne

*36 Bk.: Tao Te Ching, 12. mesel.

var ki Yang ile Mo37 karşılıklı geçmişler, ayak parmakları üzerinde yükselip, ikisi de ayrı tellerden "buldum" diye bağırıyorlar. Bana sorarsanız, ben buna aradığım bulmak demem. Çünkü buldukları onları eli kolu bağlı hale getiriyor. Buna bulmak denebilir mi? Eğer aradıkları buysa, kafesteki kuş da "aradığımı buldum" diye sevinmeli. Tüm o sevgi ve nefret, sesler ve renkler yüreklerinde alev almaya hazır kuru çalı gibidir. Tüm o meşin miğferler ve kuş tüyleriyle süslü başlıklar, madalyalar ve nişanlar insanın elini kolunu bağlamak içindir. İç dünyaları alev almaya hazır kuru çalı ile dolu - dış dünyada kat kat ipler ve zincirlerle bağlı bir halde, hallerinden memnun "buldum" diyorlar. Bulmak buysa, yakalanıp eli kolu bağlanmış, parmaklarına kelepçe vurulmuş haydut da, tuzaktaki, kafesteki kaplan ve panter de aradığını bulmuş demektir. 38 (12, 15)

*37 Bk.: "Büyük hırsızlar ve küçük hırsızlar" bölümünde "Bilgeler ve haydutlar". *38 Benzeri bir tablo Buda Gotama'nın "Şahane Tuzak" Sutrası 'nda da çizilir: "Ve tüm o keşişler ve rahipler, ... altmış iki yoldan görkemli öğretiler kuranlar, altmış iki yoldan tuzağa düşer, balıklar gibi ağa tutulurlar. Onlar yükselip su yüzüne çıktılar mı, eli kolu bağlı çıkarlar. Onlar yükselip su yüzüne çıktılar mı, tutsak olarak, ağa yakalanmış olarak çıkarlar. " (Tipikata, Brahmajala Sutta)

 

 

 

 

 

 
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Hikaye

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült