Hikaye

 

 

Soysuz Kedi

Memduh Şevket Esendal


Cuma günü, yemekten sonra şöyle uzanayım, dedim. Bir kedi yavrusu sesidir gidiyor, cızık cızık bağrışıyorlar, biraz sabrettim, olmadı. Devam ediyor. Merdiven başından seslendim: “Yahu, nedir bu kedi yavruları, bizde mi? Niye bağırıyorlar?”

Bizim kız cevap verdi:

“Efendi baba, anaları süt vermiyor, onlar da aç, bağrışıyorlar” dedi.

“Kızım bir süt filan ver!”

Çocuk, tekrar cevap verdi:

“Efendi baba, bunlar küçücük, süt içecek gibi değil.”

“E çaresi?:' Çaresi yok. Sonra bizim çocukların anası yukarı çıktı, izahat verdi.

“Bizim kedi pek soysuz bir şey” dedi. “Doğuruyor, on beş gün kadar süt veriyor, sonra yavrularını bırakıyor.”

Düşündüm, olur ya... Serde dervişlik var, ahkam çıkardım. Doğuruyor, ala, dedim. On beş gün bakıyor, bu da iyi... Sonra bırakıyor... Layezel duvarına bir daha kafamızı vurduk. Çocukların anası ilave etti: “Hem yalnız bıraksa bir şey değil, oturup yavrularını da yiyor... Sonra tekrar gebe kalıyor.”

Ahkam imanım erenler... Söz yok... Fakat içimden şüphe çıkmadı. Yavrular mütemadiyen bağırıyorlar, kalktım; bir bakayım, dedim, mutfağa indim. Yavrular bir sepet içinde, henüz yürüyemiyor, adeta sürünüyorlar. Kafalarını titreterek, sürünerek sepetin içinde meme arıyorlar. Anaları da ocağın içine oturmuş, sanki yavrularının bağırdıklarını hiç duymuyor, miskin miskin düşünüyordu.

"Yahu” dedim, "bu kedinin karnı aç olmasın? Baksana böğrü böğrüne çökmüş."

Çocukların anası, cevap verdi:

“Aa, nasıl aç” dedi, "Hayri onu her gün tıka basa doyuruyor, kendisi soysuz kafir../’

“Ancak, kedi bana tok kedi gibi görünmüyor. Bir de ben tecrübe edeyim” dedim. Sütlüce'ye kadar inip ciğer aldım. Kedi tok değil imiş. Ciğer verdim yedi, verdim yedi. Sonra gidip yavrularının yanına yattı, ertesi sabaha kadar da kalkmadı. Dedim ki:

"Yahu, insanlıktır, yalan söylenir, ancak siz söylerken ölçüsünü de unutuyorsunuz, kedi zil gibi açmış..."

Çocukların anası, derhal telaş etti:

"Aa” dedi, "dün Hayri tıka basa doyurmadı mı?” Kızı da şahit getirdi.

“İşte, Hayri de içerde, ona da sor." Ve "Hayri!” diye seslendi.

"Hayri, sen, dün bu kediyi doyurmadın mı?”

"Yook!..”

"E, hani doyuracağım diyordun?”

"Ekmek doğradım ama yedi mi yemedi mi bilmem.”

"Ben ne bileyim, bana doyuracağım dedi idi, ben de onun için söyledim."

"Ben ciğer aldım, pekala yedi” dedim. Çocukların anası, hiç beğenmedi:

“Hıh, miskin” dedi. "Ciğeri biz bulamıyoruz. İşim yok da bir de ona ciğer alacağım...”

Düşündüm, o da haklı. Eh, serde dervişlik var, bir zamandır bizim yemek içmek de fakirane; derviş evi, ne olacak? Çocukların anasının da hakkı var. Fakat bu da hayvan.

Ertesi akşam da eve gelirken, yüz paralık ciğer daha aldım ama alırken de düşündüm. Yüz para yüz paradır. İki buçuk defa köprü parası... Vereyim, vermeyeyim derken verdim. Kediyi doyurduk. Aradan bir gün daha geçti. Akşam eve geldim, bizim kız kapıdan dedi ki:

“Efendi baba, kedi yavrularına gene meme vermiyor"

“Vermiyor mu?"

“Vermiyor..."

Acaba neden?.. Soysuz hınzır... Mutfağa indim, baktım kendisi ortada bile yok. Yavrular da birbirine sokulmuş yatıyorlar, sesleri çıkmıyor.

“Sesleri çıkmıyor" dedim.

“Çıkmıyor, ama bugün sabahtan beri gelmedi" dedi.

Sesimi çıkarmadım, fakat kendi kendime müsterih idim, değil mi yavruların sesi çıkmıyor, anaları onların açlıklarını, tokluklarını bilir... Fakat yatsıda yavrular tekrar bağrışmaya başladılar.

Mutfağa indim, anaları gelmiş; fakat yavrularının yanına gitmiyor, yine ocağın içinde miskin miskin oturuyor. Ciğer verdim, yedi; lakin yine yavrularının yanına gitmedi. Çıkıp ocağın içine oturdu. Ne dersin? Kedilerle aramızda sual soracak bir vasıta yok ki, sebebini sorayım. Yüzüne bakıp derdini keşfe uğraşmaktan başka çare yok.

Ertesi gün, yavrular tekrar aç... Akşam eve geldim, tekrar aç... Ben ciğer getirmekte devam ediyorum, fakat o yavrularına süt vermiyor. Bana dervişane ahkam çıkarmaktan başka çare kalmadı. Ancak bizim Hayri, benden ziyade mütehakkim, o hatayı tashihe kalkışıyor, kediyi tutup zorla yatırıyor, yavruları emziriyor.

Mademki böylesi de olabiliyor, bu da fena değil, dedim. Birkaç gün de böyle cebri emzirdik. Sonra, bir aksam Hayri, tutmuş anasını ve yavruları dolaba kapamış. Ancak, ertesi sabah dolaptan anaları çıkmış, yavrular ise yok... Çocukların anası, yavrularını yediğini söyledi. Biz, çocuklar ve ben, sıçan çektiğine zahip olup dolabı araştırdık, delik deşik de yok. Vakıa, görülüyor ki, yine anaları yemiş olacak. Bizim bildiğimiz, yavruları baba kediler yer. Bu ise baba kedilere bırakmıyor, kendisi yiyor. Düşündüm, ehh, bu da oluyor ve ondan sonra öğrendim, bizim kedi aç tok, yavrularına on beş gün bakıyor, sonra bakmıyor ve ölmediklerini görünce oturup güzelce yiyor.


 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült