Hikaye

 

 

Mevlana’nın Leyla’sı

Türk Halk Hikayesi


Bir zamanlar marangoza versen sandalyeye bacak olacak kadar düzgün yeri bulunmaz, yaksan yakılmaz, hadi yansa dumanı kadar ateşi çıkmaz, hasılı etrafının kütük gibi dediği bir adam varmış. Ruhunun yoksulluğunu şansının kusuruna verdiğinden kendini pek beğenir de talihine küfürbaz davranırmış. Ama bunu da içinden yaparmış, çünkü dışından hep başkalarına kusur bulup homurdanmakla meşgul olurmuş.

Derken günlerden bir gün Leyla ile Mecnun’un hikayesini dinlemiş de sanki o adam gitmiş yerine başka bir adam gelmiş. O kadar etkilenmiş ki bu aşktan günü geceyi, ismini cismini hep unutuvermiş. Ah o da bulsaymış öyle bir güzeli, içi boş sazlar gibi rüzgarla savrulup durur muymuş hiç kalp dediği cehaleti?

Malı mülkü satıp pabucuna taban yapmış, düşmüş yollara. Kentleri, kasabaları aşmış, çöllerden can suyunu emip geçmiş, geçmiş de kıra düştüm sanırken dalgın aklıyla batağa saplanmış. İşte o ayağı o bataktan çıkaracak tek bir güç varmış, bir küçücük söz:

         -Bu Leyla nasıl bir güzel ola ki!

Sonunda mendil yapıp katlamış dünyayı, bir ucunu bir ucuna bağlamış, varılmaz sanılan o yere varmış. İlkin çölde “Leyla, Leylaaa!” diye sayıklayan Mecnun’u görmüş de bakakalmış hayretten:

         -Bir adamı böylesine mecnun eden bir kadın... Bir Leyla... Nasıl bir güzel ola ki.

Varın Leyla’nın eşiğine geldiğinde, o adamın halini siz düşünün. Bir yandan güzelliğiyle mecnun olup çıkmaktan korkarak, bir yandan öyle kendinden geçirecek bir aşk umarak girmiş Leyla’nın odasına. Leyla o sırada kanaviçe işlemekteymiş ya, ondan mı ne başı öne eğikmiş.

Adam bir de bakmış ki Leyla kara kuru, pek çirkin bir şey... Sesi öfkeli, sesi alaycı ve iğreti, demiş ki:

         -Leyla Leyla dedikleri sen misin? Pek de kara kuru çirkin bir şeymişsin!

Zahmet edip de başını kaldırmamış Leyla. İnsanın önemli olma ihtirasıyla kolayca incinip düşmanına sövme ya da fikrini değiştirme hırsına, cehaletine kapılmamış. Bu adam için küçücük bir duygu harcamaya bile tenezzül etmemiş. Yalnızca.

         -Sus, demiş. Sen Mecnun değilsin.

Sonra da elindeki kanaviçeye Mecnun işlemeye devam etmiş. Adam sanki bir toz zerresiymiş de, pencere açılınca uçup gidiverecekmiş.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült