Hikaye

 

 

Kentin Önündeki Tapınakta Uyku

Çin Öyküsü


Bir gece yolculuğu sırasında Bay Hu'nun yolu bir tapınağa düştü. Kapıyı çaldı, o gece orada kalmak için bir yer istedi. Kapıya yaşlı bir rahip geldi, dedi ki: "Tapınağın içinde seni yatıramayız; doğudaki binada bir yatak var, orada da ben yatıyorum. Batıdaki binada yer var, ama yatak yok. Yalnızca, orada birinin bıraktığı boş bir tabut duruyor, geceyi onun kapağı üstünde geçirebilirsiniz; ama, bu sizin bileceğiniz bir iş." Hu: "Ben korkmam, orada da yatabilirim. Tabutun içinde inek böğürse bile dama tırmanmaya kalkışmam, boş bir tabuttan daha iyi yer mi olur?" dedi. Bu söz rahibin hoşuna gitti. Adamı yatacağı yere kadar götürdü; ona bir mum vererek geri döndü. Hu tabutun üstüne çıktı. O kadar hoşnuttu ki, belki de çok geçmeden "Genç Kızın Eli" şarkısını söyleyecekti; ama, az sonra yorgunluktan gözleri kapandı. Ruhu bedeninden ayrılır gibi oldu. Uykuya dalarken bir yandan da, "Yarın yaşlı rahiple konuşurken tabuttan söz açılınca, o kesinlikle benim gözüpekliğime hayran olacaktır," diye düşünüyordu.

Ama, birdenbire tabutun içinde bir gürültü oldu. Hu korktu, çevresine bakındı, her yer karanlıktı. Bir daha gürültü oldu. Hu'yu bir titremedir aldı. Büzüldü. Her organı ayrı ayrı titriyordu. Tabutun içinde de bir şey onun gibi titriyordu. Korkusu arttıkça içerideki gürültü de artıyordu. Yüreği duracak gibi oldu. Gözüpekliği çoktan uçup gitmişti. Sonra birdenbire tabuttan aşağıya yuvarlandı. O zaman kapağın oynadığını işitti. Canını kurtarmak için kendisini kapıdan dışarı, avluya attı. Doğru, doğudaki binaya, yaşlı rahibin yanma koştu, onu yanına çağırdı. Hu korkudan soluyor, ayaklan dönen araba tekerlekleri gibi durmadan deviniyordu. Ancak bir süre sonra yatıştı. Olan biteni anlatmak için bir yere oturdu. Rahip önce söylenenlere inanmadı. İkisi ellerine birer mum alarak adamın yattığı yere gittiler. İçeri girdikleri zaman tabutun kapağı kalkmıştı. İçinde de bir adam ayakta duruyordu. Rahip korktu, adama kim olduğunu sordu. O da, "Ben bu köyden Ningwu'yum," dedi. "Peki burada ne arıyorsun?" Adam şöyle yanıt verdi: "Hastaydım, kötü ruhları savmak için burada uyuyordum. Ama, birdenbire kapağın üstünde bir gürültü duydum. Tabutun üstünde bir adamın uyuyacağı hiç aklıma gelmedi. Bunun dışardan gelmiş bir ruh olduğunu düşündüm. Konuk da, sanırım, benim bir cin olduğumu sanmış olmalı. İkimiz de birbirimizi cin sandık. Aklımız fikrimiz cinde olduğu için, her şey bize korkunç geldi, çevremizi hayaletle dolu sandık. Ancak konuğun sizinle konuştuğunu işitince o zaman düşündüklerimin doğru olmadığına inandım. Ve siz de konuk bey, şimdi benim bir cin olmadığımı görüyorsunuz. Uyandığımda hastalığım geçti. Artık evime dönebilirim. Ben buradaki köydenim, siz de tabutun üstünde rahat rahat uyuyabilirsiniz." Adam bu sözleri söyledikten sonra bırakıp gitti. Ama konukta artık uyuyacak hal kalmamıştı. Zaman da gece yansını bulmuştu. Oturup sabaha dek rahiple konuştu. Doğudan gün belirince de yoluna koyuldu.

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 


 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült