Hikaye

 

 

Kandırış

Yaroslav Haşek


Yargıç Marik, karşısındaki Adamec adlı kadına, tatlı bir sesle:

— İşte çıktın, dedi.

Sokaklarda sürtüp durduğu için on beş gün kodeste yatmıştı Adamec.

— İşte çıktın, Adamec. O Raç denen herife uymaya devam edersen daha büyük belalar gelir başına. Bunu sen de anlamışsındır artık. Al kağıtlarını. Serbestsin. Daha gençsin, hayatını yeniden düzene sokabilirsin. Söyle: bana, bu Raç denen herif nen: oluyor senin?

Adamec:

— Sevgilim olur efendim, diye cevap verdi.

— Sevgilin mi? Bak, Adamec, aklını başına topla, iyice düşün taşın, dedi yargıç. Sonra iş işten geçmiş olur. Bu Raç hergelesi, seninle evlenmez. Bir kere, senden yaşlı. O otuz yaşında; sen yirmi dördündesin. Hem sonra onun ne biçim adam olduğunu düşündün mü hiç? Hırsızlıktan iki yıl yattı. inan bana, o herifle fingirdeşmeye devam edersen geleceğin pek parlak olmaz. Aynı suçtan tam üç kere girdin kodese. Benim yerimde başka bir yargıç olsaydı daha fazla yatırırdı seni. Ama şunu söyleyeyim ki, iş işten geçmiş değil. Geçmedi. Her şeye yeniden başlayabilirsin. Raç’tan sana hayır gelmez. Bunu sen de biliyorsun pekala. ikinizi de aynı günde getirdiler. Sana on beş gün, ona da üç hafta verdim. Görüyorsun ya, seni korudum. Bak, bir kere daha söylüyorum: Raç’la ilgini kes. Çalışabilirsin, Adamec, insanlığa yararlı olursun. istesen tarlalarda iş bulabilirsin. Her yerde iş var. Alnının teriyle hayatını kazanırsın. Unutma: yaşlanınca ne yapacaksın? Kimseye yük olmak ister misin o zaman? Hem herkes ne der senin hakkında? iyice düşündün mü?

Adamec:

— Teşekkür ederim, çok teşekkür ederim efendim, diye cevap verdi. .

— Görüyorsun ya, diye devam etti yargıç, iş işten geçmiş değil daha. Çalışmaya başla, bir iş bU. Köylüsün, değil mi?

— Evet efendim, köyde doğmuşum.

— O zaman tarla nedir, toprak nedir bilirsin. Git bir köye, hayvan otlat. Bunda utanılacak bir şey yok ki. Böyle sokaklarda sürtüp durmaktan daha iyidir. Belki bir tutku bu; ama unutma Adamec, insan isterse her şeyin üstesinden gelebilir. Bütün mesele, çalışmaya karar verebilmekte. Bir kere bu kararı verdin mi, iş tamam sayılır. Çalışmak isteyen herkes iş bulabilir. Unutma, Adamec: işleyen demir pas tutmaz. Sen güçlü kuvvetlisin. Kolayca iş bulabilirsin. Çalışmak gibisi yoktur. insan yoksulluğunu unutur. Bir kere çalışmaya başla, göreceksin... Sokaklarda sürttüğün bu günleri nasıl unutursun...

Kendi kendine, «Hay Allah, günlerimi nasıl da boşu boşuna geçirmişim,» diyeceksin. Doğru söylemiyor muyum?

Adamec başını salladı:

— Doğru söylüyorsunuz, efendim.

— Güzel, güzel, dedi yargıç. İyi ki bugün pek işim yok da böyle rahat rahat konuşabiliyoruz. Bir kelime yüz yıllık hapis cezasına bedeldir bazen. Kafandan neler geçtiğini bildiğim için yardım etmek istiyorum sana. Ben başka yargıçlara benzemem, onlar adamı kodese tıktılar mı görevlerinin bittiğini sanırlar. Benim görevim ise. sıl ondan sonra başlar. Ceza, topluma zararlı kişileri yararlı kişiler haline getirmek için kullanılmalıdır. Sözgelişi, bugün seni karşıma alıp konuşmasaydım da, «Cezasını çekti, çıktı... Bana ne?» deseydim, doğru hareket etmemiş olurdum. Bak Adamec, hayatını gözünün önünden geçir. Cezanı çektin, kurtuldun; yepyeni bir yol var önünde. Bu yolda kocaman bir sütun yükseliyor: Çalışmak. Aklına gelen bütün kötü düşünceleri bu sütuna çarp, parçala. O Raç hergelesiyle sürtmeye devam edersen sonunda ne olursun, biliyor musun? Bir gün seni de hırsızlığa alıştırır o hergele. Unutma Adamec, hırsızlıktan iki yıl yatmış bir adamla geldin buraya. Onunla sürtmeye devam edersen sen de hırsız olur çıkarsın. Başına gelecekleri düşün, Adamec! Bu keresinde on beş gün yattın sadece, ama kimbilir, bir daha gelişinde yıllarca yatarsın. Çıkınca da hırsızlığa devam edersin. Kodeste yatmak insana iyi şeyler öğretmez çünkü. Hırsızlıktan başka bir şeye ermez aklın. Biliyorum, az mı gördüm böylelerini... O Raç denen herif, insan değil, şeytan... Kanına girer adamın. Şimdi çalışmaya başlarsan mutluluğu bulur, rahata kavuşursun. Ekmeğini alnının teriyle kazanmanın sevincini, huzurunu tadarsın. Kimse dudak bükerek bakmaz sana. Herkes saygı gösterir. Geçmişin unutulur. Kimbilir, belki namuslu bir de erkek bulur, evlenirsin. İşte o zaman da beni hatırlar, «Yargıç doğru söylemiş,» dersin. Hayatın, tadını çıkarırsın. Ama o Raç hergelesiyle sürtmeye devam edersen yandın gitti demektir. Herkese avuç açar, ormanlarda yatar, polisten kaçar, yargıçlardan korkarsın. İşte onun için söylüyorum Adamec, bırak şu Raç denen hergeleyi. Sen bugün çıkıyorsun; Raç’ın çıkmasına daha bir hafta var. Sözümü dinle, Raç’ı unut; korkunç bir kabustu bu... geçti gitti! Buradan çıkar çıkmaz çalışmaya başla. Mutlu olursun. Latince bir söz vardır: Ora et labora diye. Yani: Dua et ve çalış! Geçmişi hiç hatırlama. Bu ufacık sabıkana başka sabıkalar eklenmesin. Adım gibi biliyorum, her şeyden tat almaya başlayacaksın. İyice anladın, değil mi?

— Evet efendim, anladım, diye cevap verdi Adamec.

— Gördün mü, dedi yargıç. Sözlerimi anladığına öyle sevindim ki. Artık gidebilirsin; git, çalış, boşu boşuna konuşmadığımı görüp ben de sevineyim. Bir dileğin varsa, hiç çekinme, söyle. Karşında artık yargıç olarak durmuyorum. Korkma, çekinme. Bir isteğin varsa söyle. Bana güvendiğini görmekten sevinirim.

— Bir ricam vardı efendim, dedi Adamec.

Yargıç, onu yüreklendirmek istedi.

— Söyle, dedi. Elimden gelen bir şeyse yaparım.

Adamec:

— Efendim, diye mırıldandı. Kızmayın, ama bir şey dileyeceğim sizden. Söyleyin de beni bir hafta daha tıksınlar kodese, Raç’la ben birbirimizden hiç ayrılmayız. O çıkıncaya kadar ben de içerde yatayım. Sizi kızdırmak istemem ama efendim...

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült