Hikaye

 

 

İnsanoğlu Sıcak Sever

Josef Martin Bauer


Simon Schmeller, on para vermeden, ama hiç bir hak: da ileri sürmeden bakanlığın hoş sıcaklığının keyfini çıkarabileceğini, bütün bönlüğüne ve tecrübesizliğine rağmen anlamakta gecikmedi; dilekçe, pln. dosya, ek dosyalarla memurlara yük olmak için binaya ayak basmak yeterdi.

Bambaşka bir yarına yolculuğu, bir mimarlık bürosunun proje ve kağıtlarını, işi başından aşkın olmadan, bakanlığa taşımakla başladı. Simon Schmeller huzura kabul edilinceye kadar, bakanlıkta pek ağır çalışıldığı için, saatlerce bekleniliyor gerekçesiyle —aldığı paradan çok fazla— oradan oraya koşuyordu; fakat bunu, bu gibi fırsatlar sayesinde, buz gibi kış günlerini iyi ısıtılmış koridor ve bekleme salonlarında geçirmek isteğinden' ötürü yapıyordu, sadece.

Simon Schmeller aylar geçtikçe bakanlık binasının, bütünü ve çalışanları hakkında şöylesine değil, esaslı bilgi edindi; bu bilgilerini sadece git-gel için kullanmakla kalmıyor, koridorlarda şaşkın şaşkın dolaşan iş ve dilekçe sahiplerine, aradıkları odanın numarasını ve orada çalışanın adını hiç düşünmeden söyleyebiliyordu. Sorulursa o memurun insan olarak özellikleri, iyi ve kötü yanları, olağanüstü huylan üzerine de bilgi verirdi. Simon Schmeller'in, sekiz katlı ve yan yapıları mimarlık bakımından pek karışık bu binayı ilerlemiş yaşında, böylesine iyi tanıması, ön yargılı bir kişiyi çok şaşırtabilirdi.

Ne var ki Simon Schmeller, bu bilgisini, çok hoşlandığı sıcağın hatırına aldığı görevle, antre ve uzun koridorlarda her zaman çok kalıp, işini bitirdikten sonra da gevşek, fakat dikkatli dikkatli dolaşarak, edinmişti; gevşekliği sıcaklığın güveninde elden geldiğince fazla kalabilmek içindi... aşırı dikkati de koridorlara yerleştirilmiş kaloriferlerin hiçbirini gözden kaçırmamak isteğinden. Simon Schmeller'in yavaş yavaş bütün oda numaralarını, ad levhalarını, belli başlı kısımları, özel bölümlerin yönetim yerlerini ve kapıların arkasında görevli kişilerin önem derecelerini de kavrayan bu bilgisinin ekseni, kaloriferlerdi. Bu gidiş gelişlerden pek az gelir sağlayan Simon, yirmi kaloriferin önünden geçmeden bir sigara saramazdı, bütçesi daha fazlasına yeterli değildi.

Arada sırada bu aylaklığı ve hareketliliğe hiç de uymayan davranışları yüzünde pek belli olunca, bir müfettiş, ya da bir idare amiri —kadınlar ve kızlar onu görmemezlikten gelirdi— ne istediğini sorar ve cevap beklemeden, burada durmamacasına sigara içme paydosları için değil, çalışmak için toplanıldığını söylerdi. Simon Schmeller, bol bol dinlenme sonucu sinirlerine iyicene hakim olduğundan, bu gibi durumlarda gülümser, kapının arkasındaki bayı görmek istediğini, işaretle belirtmek için bir kapıyı şöylesine gösterirdi. Bir büro kapısını böyle gösterirken elinde dosya bulunmasının amacı daha iyi anlattığını uzun düşünüp taşınmalardan sonra anlamıştı; o andan itibaren her şeyi inceden inceye düşünmüş ve sıcak saatlerine sayısız dosyalar katılmış, varlığında derin bir değişiklik olmuştu. Bakanlığa gitme fırsatını her gün bulamıyordu elbette; fakat, eski gazeteler, takvimler ve günü geçmiş konşimentoları bir dosyaya doldurup —güya bir savaşa iyice hazırlanmış olarak— bir çok makamları ziyaret eden, hatta burada Çalışan bir kişi rolünde bakanlığın koridorlarında görünür ve boş günlerini değerlendirirdi.

Simon Schmeller bundan sonra hiç rahatsız edilmedi; soğuk günlerin yeni işlerini toplamasını başardığından, sonraları sıcak yerleri iyice sağlama aldığı gibi ellerinde dosya önünden çabuk çabuk geçen bayan memurların üst perdeden ilgisini çekmeği de başarmıştı; onun bir iş sahibi yahut meslektaşlarından biri olup olmadığını kestiremeyen erkek memurların da, asık suratla, selamladığı olurdu, hatta bakan bile sabahları odasına girerken aşırı bir çabayla kapısını açan bu adama çoğu zaman pek dostça teşekkür ederdi.

Fakat bu sıcak arama programında bulunmayan bir şey oldu, günün birinde; burundan takma gözlüklü bir bay —Simon onun Ferdinand Kögl adlı bir idare amiri olduğunu biliyordu çoktan— bir öğleden sonra, koridorda ona yaklaşıp, meslektaşım diye söze başladı —fakat onu kendisinden çok aşağı derecede bir memur saydığı sesinin tonundan belliydi— ve dosyadan aldığı bir listeyi eline tutuşturdu, arkadaşlardan Solmann'ın öldüğünü ve bu liste ile bütün odaları dolaşmasını «meslek vicdanından rica ettiğini emredercesine söyledi. Yapılacak şeyi herkes biliyordu. Kögl, bir çelenk için para toplanacağını da söyledi. Simon Schmeller böylece içinde oturanları dereceleri, adları, mevkileri ve yüzleri ile tanıdığı odalara ilk defa birer birer girdi. Bayanların yazı makinelerine ve bayların gösterişlice masalarına listeyi koyup, baş kısımda yazılı toplama amacını gösteriyor ve herkesin verdiğini çok sıkı uyulan gelenek gereği bağış sahibine de imzalatarak, alıyordu. Otuz Fenigle bir Mark arasında değişen paralar, otuz sekiz Mark tutmuştu; idare amiri Kögl buna hayret etti, fakat meslektaşının kendi kısımlarının sınırını aşarak para topladığı listeye bakınca canı sıkıldı; ebediyete intikal edeni yakından tanıyan kendi kısım memurları, hiç tanımayan başka kısım mensuplarından daha az bağış yapmıştı. Bu olay, ilkbaharda. havalar ısındığında geçti.

Simon Schmeller, bütün bir yaz, dairelerde taban tepmeden ve dosya taşımadan da ısınılabilen yerlerde aldı sıcaktan payını; güneşli caddelerde, park sıralarında ve nehir kıyılarında; evrak taşıyarak ve ufak tefek işler yaparak kazandığı az paradan şikayetçi değildi. Fakat .yaz boyunca kaşın olmayacak yeni yeni vakit geçirme işleri çıkmadığından, Tanrı vergisi güneşin altındaki dinlenme zamanlarında, Simon Schmeller, bunaltıcı dairelerin koridorlarını düşünüyor, bir kağıdın nasıl sunulduğunu unutmamağa çalışıyordu.

Simon bütün bir yaz hep o son olayı düşünmüştü bol bol, böyle uzun uzun düşünmelerden sonra yılın Ekim ayı, koridorları dolduran resmi sıcaklığın daha verimli olduğu zaman gelip çatınca, Simon, dosyasına eski gazeteler ve takvim yapraklan yerine çizgili kağıt koydu, çelenk parası toplamak için, idare amiri Kögl'in verdiği o görevden sonra bütün yaz hep bunu düşünmüştü,

Bakanlığın kalabalık sayıda personeli ve koridorlarda aylak aylak dolaşan Simon Schmeller, gittikçe soğuyan havalar ve gittikçe ısınan koridorlarda birbirlerine iyice alışınca, Simon, dosyasından üstte duran kağıdı alıp şunları yazdı:

Herkesçe pek sevilen meslektaşımız Emmeram Noll un bu ölümlü dünyadan göçmesi ve gömü töreni dolayısıyla yaptırılacak çelenk için, arkadaşların küçük bir bağışta bulunması rica olunur.

Elli ikisinde ölen müfettiş Emmeram Noll adlı meslektaş, Simon'un uydurduğu bir kişiydi. Birçokları bu. müfettiş Noll'm kim olduğunu sormuş, fakat Simon yandaki kısımda çalışan sevimli, alçak gönüllü ve biraz topallayarak yürüyen Noll olduğunu söyledinse hepsi onu. hemen tanımış, böylesine erken ölmesine pek üzülmüşlerdi; Simon'un anlattıklarından daha başka özelliklerini de biliyorlardı, bu çok iyi yürekli ve sevgili meslektaşlarının.

Elli altı bağıştan hemen hemen kırk Mark para toplayarak bu ilk listesini kapayan Schmeller, yazılı adları ezberledi, bu iyi yürekli çaba gevşemesin diye; zira biri çıkar, böyle çok sayıda bağıştan sonra, hatta çok büyük: bir çelenk için bile, benim de bağış yapmam gerekmez,, diyebilirdi, peki, ölü Emmeram Noll,. ikinci listeden sonra üçüncü bir listeye de yazıldı ve bu böyle sürüp gitti; Simon dokuz iş gününde bütün bakanlığı elden geçirip bir ay için rahatça geçimini sağlayıncaya kadar. Zira Simon bakan ve yardımcısından, en önemsiz stenoya kadar herkesin bağış yapmasını sağlamıştı, o alçak gönüllü güler yüzlülüğüyle. Herkes tanıyordu Simon Schmeller'i, herkes ona birçok defalar koridorlarda rastlamıştı ve bağış istenilenlerin hepsi de, Ölü müfettiş Emmeram Noll'u tanıyordu, Schmeller'in sandığı gibi. örnek davranışı herşeyden üstün tutan bakan, yuvarlak hesap bir beş Mark vermişti.

Simon, para tükenmeden yeni bir bağış kampanyasına başladı; bu defa, yirmi sekiz yaşındaki memur Hans Kriebel ile yazıcı bayan irene Beirler'in evlenmesi dolay ısıylaydı. Evlenenlerin her ikisi de bakanlıkta çalıştığından, şu rahat ve yumuşak, fakat pahalıca köpük kauçuktan yeni biçim yatağın düğün hediyesi olarak meslektaşlarda alınması gibi oldukça özel bir istek, kolayca yerine getirilmişti. Simon, mutluluk dileklerinin ve mutlulukla ilgili bütün dileklerin ulaştırılmasını da üzerine alıyor ve hepsini kendisine kabulleniyordu, var olmayan bir çift için bütün bunlar gerekli bulunmadığına göre... Kendisi de, köpük kauçuktan döşek sayesinde bir ay daha pek güzel geçindi. Daha sonraki ayı zaman şartlarına hiç uygun düşmeyen, onuncu çocuğu dünyaya gelen anlaşmalı müstahdem Tobias Link için bir listeyle geçirdi;Simon ileri sürdüğüne göre, anlatmalı müstahdem olarak adamcağız çocuk zammına hak kazanmıyordu. Fakat buna karşı, anlaşmalı müstahdem Tobias Link'in çocuk parası aldığını ileri sürenler çıktı, hatta binadaki meslektaşlar arasında, aile sandığı parasını kurnazca sayıp dökenler ve bunu Simon Schmeller önünde yapan can sıkıcı meslektaşlar oldu; bunu göz önünde bulundurarak zorunda kalan Simon da, kendisi, kendi çocukları ve kişiliğiyle bir ilgisi olmadığını, böyle olsaydı söz edebileceklerini, söyledi. Anlaşmalı müstahdem Tobias Link'in onuncu çocuğunun başarısı öylesine şaşırtıcı oldu ki, bundan pek memnun kalan Simon Schmeller, gerçekten bir babanın başarısını duydu.

Fakat en büyük başarıyı Simon Schmeller'in uydurduğu yazıcı bayan Elfriede Rosmann için sahneye koyduğu bir yardım kampanyası sağladı; çok güzel biri olan bu Elfriede Rosmann tramvay altında kalıp iki bacağını kaybetmişti. Fakat, kendi halinde biri olan Simon, bu parayı topladıktan sonra, bir çeşit utanç duygusunun içinden doğru yükseldiğini hissetti; zira gelirini çoğaltmak için acındırmayı amaç edinen bu metot, hiç de hoş değildi.

Listeyle para toplamak zamanla tam bir alışkanlık olup da ayın on iki ve daha fazla iş gününü buna ayırmağa başlayınca, Simon Schmeller, içinde daha bir başka duygu da hissetti. Bir hayal kırıklığı yükseldi içinden, olağan bir görev derekesine düşmüş bu yardım toplamadan ötürü hafif bir üzüntü duydu, belli belirsiz kendini suçladı. Fakat bu gibi düşünceler ancak gömleğin yaka düğmesine kadar yükseliyor ve yine geri yutuluyordu; zira Bir sürü şeyden sonra bir de düşünceyle canı sıkılsın,, istemiyordu Simon.

Ne memur, ne de anlaşmalı müstahdem olan ortaboylu, zayıf ve fikir yanı * bakımından bir horozdan farksız Simon Schmeller bakanlığın şubelerinde yavaş yavaş bir kavram oldu; bazılarının hiç hoşlanmadığı o hafiften asılmasıyla değil, fakat daha çok, soğuk ve sıkıcı odalardan odalara insan alın yazılarını götüren, uydurma da olsa bunlara ölüm ve evlenme, çocuk ve günlük facialarla gerçek biçimler ve yüzler kazandırıp —yardımsever lik can sıkıcı olmağa başlayınca— acınmağı kolaylaştıran bir kavram.

Simon Schmeller, ne memur ne de anlaşmalı müstahdemdi ve yaşı ilerledikçe de sıcağı arıyordu, fakat üç bakandan sonra da yaşadı; onu üçü de tanımış ve koridorlarda gördükçe, hani şu önemsiz kişilere: «Oo, gün aydın size de.!» der gibilerden bir gülümseyişle bakmışlardı.

Dördüncü bir bakan iş başında olduğu sırada, kış sonlarında ılık bir gün, kalorifere yaslanıp kafasının içinde yeni bir kader hikayesi tasarlayan Simon Schmeller'e. inme indi ve elinde dosyasıyla yere yığıldı, tek söz söylemeden. Zamanın hızlı temposu önünde posası çıkarılıncaya kadar kovalanmış bütün kişilerin çalışma alanından bu yoldan göçmesine, halk arasında kalp yetersizliği denirdi.

Ölüm halindeki adamı, daha bir başka yer bulamadıklarından ve bakan yardımcısı yerinde olmadığından, o odada bir divana yatırdılar; sonra, hükümet işleri onun yüzünden duramayacağına göre, eyalet inşaat müdürlüğünde portatif bir karyolaya taşıdılar; üçüncü gününde de bu adamın kim olduğunu, nerede oturduğunu bilen biri çıkmadı ve bir şubeden ötekine taşıyıp durdular. Dördüncü günden sonra, ne kişiliği, ne de bakanlıktaki görevi üzerine hiç bir şey söylemeden, öldü.

Hiç bir zaman önemli olmamıştı ve hiç kimsenin gözünde bir anlam taşımamıştı. Adını olduğu kadar derecesini de bilen yoktu. O sadece bir insandı. Alın yazısının her çeşitten olanaklarıyla bir araya gelmiş kişilerin burada yaşadığına, bağış listeleriyle onları uyanmak istemişti. Onun gömülmesi giderini karşılamak üzere toplanmış paradan çok fazlasını getirdi. Onu törenle gömdüler. Hele, onun başka ölülere vaat ettiği çelenklerden yana hiç hakkı yenmedi. Gömüldükten sonra bir çok şey bıraktı arkasında... ölen bu adam için artık hiç bir değeri kalmamış paralar, başkalarının duygusunu paylaşmak, çözümlenmemiş insanoğlu sorunları.

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 


 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült