Hikaye

 

 

Doğum Günü Çocuğu

J. D. Salinger


Bayan Collins onun odasından çıkıyordu; elinde kullanılmış öğle yemeği tabakları olduğu halde arkasından kanatlı kapıyı kapatmakta zorlanıyordu. Ethel'e Bayan Collins sanki hep onun odasından çıkıyormuş gibi geldi.

"Bugün nasıl?" diye hastanedeymiş gibi fısıldadı Ethel.

"Oh, Bayan Nicolson!" diye sanki yirmi yıl önce öldüğü sanılan bir akrabayı selamlıyormuş gibi yüksek sesle selam verdi. "Oh, çok daha iyi." Hep çok daha iyiydi. Bayan Collins damarlı, becerikli eliyle en büyük tabağın kapağını kaldırdı. "Öğle yemeğini yeni yedi, pirzolasını ve patateslerini yedi ama havuçlara dokunmadı." Hep bir şeylere dokunmuyordu.

"Bir dakikalığına girebilir miyim?" diye sordu Ethel. "Yani uyumuyor değil mi?"

"Uyumak mı?" dedi Bayan Collins, "O mu?"

Ethel ayak uçlarında odaya girdi. Ray'in yatağı, onu oturur vaziyete getirmek için yükseltilmişti. Ray oturuyordu. Açık kahverengi saçları düzgünce taranmıştı, anne eli değmiş gibi; puantiyeli sabahlığının yakaları da neredeyse hiç sakalı olmayan boğazına doğru çekilmişti.

Ethel'e baktı, yüzündeki boş ifade değişmedi. Sanki orada öylece oturmak onun işiymiş gibi.

"Ethel geldi. Merhaba tatlım." Bir yandan da kanatlı iç kapıyı kapatıyordu. "Uyumak nedir bilmeyen tatlım." Ona doğru yürüdü, eğildi ve ağzına ıslak bir meydan öpücüğü1 kondurdu; 50'lerde bunun gibi bir jeste karşılık dükkândaki Bay Pierce bir apartman dairesi verirdi. "Doğum günün kutlu olsun, canım. Mutlu, mutlu, mutlu, mutlu yıllar."

"Teşekkürler. Hey. Karnıma bastırıyorsun."

Yatağının sağındaki dik sandalyeye oturdu ve elini kendi elinin içine aldı.

"Doğum günü çocuğum benim."

"Hı."

"Neden havuçlarını yemedin? Bana söyler misin lütfen?"

"Bana gelmeden biri çiğnemişti."

Ethel kıkırdadı, ki bunu çok iyi yapardı.

"Belki Bayan Collins yapmıştır. İnsanların havuçlarını yiyip duran birine benziyor. Yirmi ikinci yaş gününü kutlayan doğum günü çocuklarının havuçlarını."

Ray homurdandı.

"Tatlım, yemeğini yemelisin," dedi Ethel.

Elini onun elinin içinden çekip solundaki pencereden dışarı baktı. Binanın diğer yanı görünüyordu.

"Bana bak," diye buyruk verdi Ethel.

"Of, tanrı aşkına."

"Hayır Ray. Bana bak."

Ray, aniden ona doğru döndü, ağzında yapay bir gülümseme vardı. Ethel kıkırdadı. Sonra Ray gözlerini uyuşukça yatağının ayak ucuna odakladı.

"Bayan Collins'in bana 'Bayan Nicolson'^ deyişini duymalısın." Her seferinde katılıyorum.

"Ondan nefret ediyorum," diye tekdüze bir tonda bildirdi Ray. "Günahım kadar sevmiyorum."

"Onun da çilleri var. Benim gibi."

Ray bunu düşünüyormuş gibi göründü. Derken elini yataktan aşağı sarkıtıp kadının sol elini sıktı.

"Baban bugün geldi mi?" diye soru Ethel.

"Evet. Beni neşelendirmek için uğradı. Bana bu ay ne kadar para kaybettiğinden bahsetti."

"Sana bir kitap getirdim," dedi Ethel. "Hediyen bu değil, ama. O daha gelmedi. Ama beklersen göreceksin. Harikulade. Keşke benim de bir tane olsaydı."

"Evet. Lütfen bana kol saati vermeyin. Üç tane kol saatim

var."

"Kol saati değil. Baban sana ne verdi?"

"Hiçbir şey. Doğum günüm olduğunu bilmiyordu. O kitap ne?"

"Ona söylemedin mi? Sekreterinin bildiğini sanıyordum!"

"Kitap nedir?" dedi Ray.

Ethel kafasını eğip dizindeki kitaba baktı.

"Cennet, Şeninim." Phyllis ödünç verdi. Kitaptan hayranlıkla söz etti. Okumamı ister misin?"

"Müstehcen mi?"

"Sormadım," dedi Ethel ve sayfaları çevirip diyalog aradı.

"Müstehcen yerlerinden birini oku."

"Başından başlayacağım."

Ethel yüksek sesle okumaya koyuldu, ki bunu iyi ya da kötü yaptığı söylenemezdi. İlk bölüm şöyle başlıyordu:

Stephen Dwight lekesiz güderi eldivenlerini kullanarak bir taksi çevirdi. "Nereye efendim?" diye sordu kirli taksici. "Kule Sitesi, mümkün olduğunca çabuk," diye otoriter, yankılı sesiyle emretti Stephen Dwight.

"Dinle," diye araya girdi Ray. "Stephen Dwight'la ve eldivenleriyle ne yap biliyor musun?"

Ethel sözde iç çekişle kitabı kapattı. "Bu sabah çatıya çıktın mı?" diye sordu.

"Hayır. Evet."

"Çıktın mı, çıkmadın mı?"

"Evet. Sandalyemi yaşlı bir adamın yanına götürdüler o da başımın etini yedi."

"Nelerden söz etti? Rahatsızlığı neymiş?"

"Bilmiyorum. Safra taşı. Yale'de okuyan, bana benzeyen bir oğlu varmış. Yalnız biraz daha iri yarıymış. Kaç yaşındaymışım, ne işle meşgulmüşüm, bu arada rahatsızlığım neymiş. Aman tanrım."

"Sen ne dedin?" diye sordu Ethel.

"Ne söylediğim neyi değiştirir tanrı aşkına?"

"Kimse seni tanımadı mı? Koca Joe Rotogravure.',[3]

"Hayır. Bana bir sigara ver," dedi Ray.

Ethel çantasındaki deri bir kabın içinden bir sigara çıkardı, rujundan sakınarak yaktı. Kalktı, yatağının kenarına oturdu ve sigarayı dudaklarının arasına yerleştirdi. Gözleri kapalı iki derin nefes aldı, sonra bir süre sigarayı normal içip pencereden dışarı baktı. En sonunda, yavaşça ona döndü. Ağzın mıymıntı görünüşü değişmemişti, ama gözlere bir sıcaklık gelmişti.

"Kalk şu yataktan Collins."

"Olmaz."

"Ya kalk ya da içine gir."

"Olmaz."

"Gel bir dakika."

"Hayır. Biri içeri girebilir Ray."

"Kimse girmeyecek."

"Girecek. Bırak beni."

Uzun bir öpücüktü ve tutkunun çok uzağından geçiyordu. Sonra Ethel kurtulup dik sandalyeye geri döndü. Ray öpüşme sırasında ağlamaya başlamıştı. Dudaklarının titreyişinden anlamıştı.

"Ray," dedi Ethel sandalyeden kalkmadan. "Ray, bugün kimi görmüş olabilirim?"

Ray'in vermeye çalıştığı cevap"... çok umurumdaydı kimi gördüğün," gibi bir şeydi.

"Helen Masterson." Ethel çok öne eğilmişti. "Bir elbiseye bakmaya geldi. Vizon kaplama. O geldiğinde Phyllis kapıdaydı. Dedi ki Masterson doğruca Pierce'a gidip beni sormuş ve Vogue'daki mavi parçayı görmek istediğini söylemiş -hani sana gösterdiğim. Hatırlıyor musun?

Ray ellerini saçlarını arasında gezdiriyordu, sanki parmaklarının basıncı bütün sorunları çözecekmiş gibi.

"Dolayısıyla ona göstermek zorunda kaldım. Bana ilk söylediği neydi biliyor musun? Anında. 'Ray nasıl?' Senin iyi olduğunu söyledim. Sonra bana ne zaman evleneceğimizi sordu. Sen Chicago'dan döner dönmez evleneceğimizi söyledim."

Her nefes aldığında, alt dudağı içeri çekilip thhhttt diye ses çıkarıyordu.

"Neden Chicago dedim bilmiyorum, aklıma gelen en uzak yerdi, Kaliforniya dışında, ki orası da çok uzak.

Ray ıslak yüzünü yastığın köşesiyle siliyordu.

"Mavi parçayı ve iki başka elbiseyi aldı. Bir tanesi harikulade." Ethel kalktı, pencereye yürüdü ve arkası ona dönük durdu. Arkadan thhhttt sesi geliyordu. En sonunda ses yatıştı, sanki artık dudağını denetleyebiliyordu da yalnızca boğazın hırıltısı duyuluyordu.

"Ethel-"

"Ne var?" dedi dönmeden.

"Bur'ya gel."

"Burada iyiyim."

"Hayır, bur'ya gel."

"Burada iyiyim, tuğlaları sayıyorum."

"Ethel. Dinle. Bir damlacık getir. Başka bir şey istemiyorum. Dandik bir damlacık. Tanrı aşkına."

"Bunu yapmayacağını düşünmüştüm."

"Fakat dinle. Tek istediğim bir damlacık. Sadece kendimi denemek istiyorum. O kadar. Ethel. Adın gibi biliyorsun ki dandik bir damlacığın bana bir zararı olmaz. Ethel. Şu berbat suratını bu yana çevir!"

Döndü. "Yapamam Ray. Nedenini biliyorsun. Neden istiyorsun?"

"Yapabilirsin! Adın gibi biliyorsun ki yapabilirsin. Bana dandik bir damlacık getirebilirsin. Tek istediğim bu. Onurum üstüne yemin ediyorum. Kendimi denememi istemiyor musun? İyileşmemi istemiyor musun? Bana bak!"

"Lütfen. Bir dakikada kendini yerde bulacaksın." Ona doğru yürüdü, Ray onu ön kolundan tuttu.

"Ethel. Aşkım, lütfen. Lanet dandik bir tek damla. Dinle.

Bir fikrim var. Dinler misin? Bir kolonya şişesine koyabilirsin. Sonra da lanet olası masanın üstüne bırakırsın. Kimse farkı anlamaz. Kendimi deneyebilirim. Duyuyor musun?"

"Duyuyorum."

"-Peki yapacak mısın? Yapacak mısın? Aşkım?"

"Hayııır! Lütfen." Kolunu hızlıca çekip kurtardı. Elinin kavrama gücü çok zayıftı.

Karmaşık kafasını yeniden yastığa gömdü, öpüşme sırasında titreyen ağzını inceltti, gözlerini kıstı. Nefes alırken zorluk çekiyordu.

"Peki," dedi, nefes nefese. "Seni kaltak."

Ethel yeniden pencerenin önündeydi.

"Bana aşıksın. Oh, bana aşıksın! Bana deliler gibi aşıksın, bana aşıksın. Yalancı. Nasıl da berbat küçük bir yalancısın. Dinle. Yürü git. Kaybol. Defol git buradan. Hadi. Beni duydun. Defol git buradan."

İkisi de kapının hafifçe tıklatıldığını duydu. Dr. Stone küçük ve sağlıklı görünüşüyle içeri girdi.

"Evet!" dedi Dr. Stone. "Nedir? Ziyaretçi mi?" Ethel'e hafifçe gülümsedi.

"Ben gidiyordum," dedi Ethel doktora. Phyllis'in kitabını almak için odayı kat etti, yürürken de eteğini düzeltti.

"Peki bu büyük altın külçesi nasıl bugün?" diye sordu Dr. Stone. "Bugün nasıl hissediyorsun evlat?"

Cevap olarak Ray yan döndü.

"Yarın görüşürüz Ray," dedi Ethel.

Ray'in yüzünün çoğu yastığın içine gömülmüştü. "Geri gelirsen sen öldürürüm. Defol."

"Hey!" dedi Dr. Stone. "Hey, sen! Hey, sakin ol Bessie."

Dr. Stone, kanatlı kapıda yardımcı olup, koridorda Ethel'in yanında yürüdü.

"Sanırım bu öğleden sonra böbreklerini yıkayacağız," dedi Dr. Stone.

"Evet," dedi Ethel.

"İnsan beden başka makineler gibidir, anlarsınız ya. Temiz tutulması gerekir."

"Evet," diye yineledi Ethel.

Dr. Stone'un burnu kısa bir horultu çıkararak geniz yollarındaki tıkanıklıktan kurtuldu."

"Bugün onun doğum günü," dedi Ethel.

"Öyle mi?" dedi Dr. Stone. "Bunu bilmiyordum!"

"Yirmi iki yaşına girdi."

Derken asansör orada olduğundan ve içinde beklemekte olan insanlar olduğundan Ethel'in binmekten başka yapabileceği bir şey yoktu.

"Hoşçakalın," dedi Ethel.

"Güle güle!" dedi Dr. Stone, burnundaki kelebek gözlüğü çıkararak. Asansör, Ethel'in bütün nemli noktalarını üşüterek, bir hava cereyanının içinde alçaldı.

Dipnotlar

m Japonya'nın teslim olduğu ve İkinci Dünya Savaşı'nın bittiği 14-15 Ağustos 1945 günü Amerikalı bir denizciyle bir hemşirenin Times Meydanı'nda öpüşmelerini gösteren fotoğraf (Alfred Eisenstaedt) ünlü olmuştu. Salinger bu fotoğrafa gönderme yapıyor olabilir -çev.

12] Özgün metinde İngilizcede evli kadınlar için kullanılan "Mrs." unvanı kullanılmış. Ethel, Ray'le evlenip onun soyadını (Nicolson) alacak olmaktan duyduğu heyecanı dile getiriyor - çev.

[3] Özellikle 1930'lardan başlayarak gazeteler, yalnızca rotogravür tekniğiyle basılmış altyazılı resimlerin bulunduğu sayfalar hazırlamaya başladılar. Okurların yoğun ilgi gösterdiği bu sayfalar reklam verenlerin, ünlü olmak ya da egosunu tatmin etmek isteyenlerin ilgi odağı oldu. Ethel,

Ray'in tanınmamaktan duyduğu rahatsızlığa gönderme yapıyor olmalı

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült