Hikaye

 

 

Acıma Duygusunun Öyküsü

Ertuğrul Köroğlu


Bir zamanlar kişilik özelliklerinin yaşadığı bir ada varmış. Bu durum, özellikler henüz insanlara yerleşmeden ve biz onları iyi ya da kötü olarak etiketlemeden çok önceymiş. Öylece varlıklarını sürdürüyor, her biri kendi özelliğiyle yaşıyormuş. Aslına bakılırsa her bir özellik, şimdi tıpkı insanların olduğu gibi eşsizmiş. Belki de bu nedenle hepsi bir araya toplanmışlar.

Adada diğerlerinin yanı sıra İyimserlik, Kötümserlik, Bilgelik, Gönenç, Büyüklenme ve Acıma Duygusu da yaşıyormuş. Günlerden bir gün adanın batacağı haberi gelmiş. Kişilik özellikleri bunu duyunca paniğe kapılmışlar. Yuvaları dağıtılmış, karıncalar gibi sağa sola koşuşmaya başlamışlar. Biraz zaman geçince kişilik özellikleri sakinleşmiş ve olumlu bir davranışa geçmek için plan yapmaya başlamışlar. Adada yaşadıkları için zaten hepsinin teknesi varmış. Hemen adayı nasıl terk edeceklerinin planını yapmışlar.

Acıma Duygusu hazırlıklı değilmiş. Onun teknesi yokmuş. Aslında yıllar önce teknesini birine ya ödünç ya da temelli vermiş. Son ana dek diğerlerinin ayrılmasına yardımcı olmak için adada kalmış. En sonunda Acıma Duygusu da başkalarının yardımına ihtiyacı olduğuna karar vermiş.

Gönenç, kendi malikanesinin önündeki iskeleden teknesiyle ayrılmak üzereymiş. Teknesi çok güzelmiş ve son teknoloji cihazlar ve yol bulma sistemleriyle donatılmış. Gönenç'le birlikte yolculuk etmek kesinlikle çok keyifli ve konforlu olacakmış.

Acıma Duygusu, "Gönenç," diye seslenmiş. "Ben de seninle birlikte gelebilir miyim?"

Gönenç hiç düşünmeden, "Kesinlikle olmaz," demiş. "Görmüyor musun, benim teknem dolu. Günlerdir tekneyi altın ve gümüşlerle dolduruyorum. Antikalara ve sanat eserlerine bile yer kalmadı. Seni nasıl alayım."

Acıma Duygusu bunun üzerine Büyüklenme'ye sormaya karar vermiş. Büyüklenme, kendi karmaşık ve güzel teknesiyle oradan geçiyormuş. "Büyüklenme, lütfen bana yardımcı olur musun?" diye sormuş.

Büyüklenme, "Üzgünüm," demiş. "Yardım edemem. Şu halini görmüyor musun? Islak ve kirlisin. Benim tertemiz teknemi ne hale getirirsin, bir düşün."

Biraz sonra Acıma Duygusu, Kötümserlik'in teknesini suya indirmeye çalıştığını görmüş. O, tekneyi suya çekmeye çalışırken Acıma Duygusu da tekneyi arka tarafından itiyormuş. Bu sırada Kötümserlik hiç ara vermeden söyleniyormuş. Tekne çok ağır, kumlar çok yumuşak ve su çok soğukmuş. Tekneyi suya indirmek için berbat bir günmüş. Yeterince uzun zaman tanınmamış ve adanın batmaması gerekirmiş. Neden hep her türlü kötülük onun başına geliyormuş.

Çok istenen bir yol arkadaşı olmayacağı ortadaymış. Ama öte yandan Acıma Duygusu'nun da durumu giderek zorlaşıyormuş. Çekinerek sormuş, "Kötümserlik, benim de seninle birlikte gelmeme izin verir misin?"

Kötümserlik, "Of Acıma Duygusu! Sen benimle yolculuğa çıkmak için fazla iyisin," demiş. "Senin hiç kendini düşünmeden başkaları için çabalaman, kendimi kötü hissetmeme neden oluyor ve çok suçluluk duyuyorum. Bir düşün, dalgalar bizi alaşağı ederse ve sen boğulursan, kendimi nasıl kötü hissederim. Hayır, olmaz. Seni tekneme alamam."

İyimserlik en son ayrılanlardan biriymiş. Adanın batıyor söylentilerine inanmak istememiş. Kesinlikle birileri çıkıp ada batmadan durumu düzeltir diye düşünmüş. Acıma Duygusu ondan da yardım istemiş. Ancak İyimserlik ileri baktığı için Acıma Duygusu'nu duymamış. Acıma Duygusu bir kez daha bağırmış ama artık İyimserlik kötü geçmişi geride bırakmış ve yeni bir geleceğe doğru yelken açmış olduğu için Acıma Duygusu'nu hiç duymamış.

Acıma Duygusu tam umutsuzluğa kapılmak üzereyken bir ses duymuş. "Hadi gel," demiş o ses. "Ben seni tekneme alabilirim."

Acıma Duygusu herkese yardım etmekten öylesine yorgun ve bitkin düşmüş ki, tekneye çıkar çıkmaz bir köşeye kıvrılmış ve anında derin bir uykuya dalmış. Tüm yolculuk boyunca uyumuş. En sonunda bindiği teknenin kaptanı sakin sulara geldiklerini ve karaya yanaşmak üzere olduklarını söylemek için seslenince uyanmış. Kurtarılmış olduğu ve salimen karaya çıkarıldığı için çok sevinçliymiş. Teşekkürler ederek karaya atlamış. Tekne kendi yoluna koyulmak üzere yelken açtığı sırada kurtarıcısının adını bile bilmediğini anımsamış.

Kıyıda Bilgelikle karşılaşmış. "Bana yardım eden kimdi?" diye sormuş.

Bilgelik "Zaman'dı" demiş.

Acıma Duygusu şaşkınlık içinde "Hiç kimse bana yardımcı olmazken neden Zaman yardım etmiş olsun?" diye sormuş.

Bilgelik gülümseyerek cevap vermiş. "Çünkü yalnızca Zaman, Acıma Duygusu'nun ne denli yüce bir değer olduğunu anlayabilir."

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült