Güncel

 

 

19 Mayıs Ve Bugün

Hulki Cevizoğlu


Dün'ü "okuyoruz.." Bugün'ü "yaşıyoruz!.."

Dün;

Hükümet âciz, haysiyetsiz ve korkaktı!..

Devlet içten ve dıştan çökertilmeye çalışılıyordu..

Yabancı memurlar ve ajanlar yurdun her yanında faaliyette idi!..

Bir "lider" aranıyordu!..

"Demiryolları bizim değildi!

Kömür, şehir ışıkları ve suları, rıhtımlar, limanlar bizim değildi!

'Bu memleketin size ait olduğunu söylüyorsunuz. Neniz var bu topraklarda?' deseler, öz canımızı ve camilerimizi gösterebilirdik!

Değil bankamız, bankalarda çalışan Türk memuru yoktu!

İtalyan, Battan, 1. Dünya Harbi ve Kurtuluş Savaşı sırasında iç ve dış tahriklerle irili ufaklı 60 kadar isyan olmuştu!

Padişah, halife, vezirler ve paşalar millete ihanet etmişlerdi!

Nice edebiyatçılar, şairler halka sövmüşlerdi!.." [1]

"Ülkenin genel durumu ve görünüşü" şöyleydi. Mustafa Kemal anlatıyor:

[1] Atay, Falih Rıfkı, "Bir Gece Karanlığında İdi", Kemalizm (Atatürk Ülküsünün Bayraklaşan Adıdır) Dergisi, Türkiye Kemalistler Teşkilâtı'nın
"1919 yılı Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir:

Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu grup, 1.Dünya Savaşında yenilmiş, Osmanlı Ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Büyük Savaş'ın uzun yıllan boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda. (... ) Saltanat ve hilâfet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet âciz, haysiyetsiz ve korkak. Yalnız padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı.

Ordunun elinden silâhları ve cephanesi alınmış ve alınmakta...

İtilâf Devletleri, ateşkes anlaşmasının hükümlerine uymayı gerekli bulmuyorlar. Birer bahane ile İtilâf donanmaları ve askerleri İstanbul'da. Adana ili Fransızlar, Urfa, Maraş, Ayıntap (Gaziantep) İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Konya'da İtalyan askeri birlikleri, Merzifon ve Samsun'da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay ve memurlar ile özel ajanlar faaliyette. Nihayet, konuşmamıza başlangıç olarak aldığımız tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919'da, İtilâf Devletleri'nin uygun bulması ile Yunan ordusu da İzmir'e çıkartılıyor.

Bundun başka, memleketin her tarafında Hıristiyan azınlıklar gizli veya açıktan açığa kendi özel emel ve maksatlarını gerçekleştirmeye, devleti bir an önce çökertmeye çalışıyorlar.

Sonradan elde edilen güvenilir bilgi ve belgelerle iyice anlaşılmıştır ki, İstanbul Rum Patrikhanesi'nde kurulan Mavri Mira Hey'eti illerde çeteler kurmak ve idare etmek, gösteri toplantıları ve propagandalar yaptırmakla meşgul. [2]

Bugün, 2000'li yılların başları..

"Mütareke dönemi'ne geri d öndük".

[2] Nutuk(Kemal Atatürk) (1919-1927), Bugünkü Dille Yayına Hazırlayan: Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, Ankara, 2000, s.1.
Falih Rıfkı Atay'ın sözüyle, "Size alt olduğunu söylediğimiz bu memlekette", bize ait hiçbir şey kalmıyor!.. Topraklarımız ve bankalarımız yabancılara satılıyor; her türlü ulaşım ve haberleşme sistemimiz yabancıların denetimi altına giriyor; limanlarımız bizim olmaktan çıkıyor; dev iletişim şirketlerimiz (kablolu ve kablosuz telefon şirketlerimiz, Türk Telekom, tüm cep telefonu şirketleri) yabancıların eline geçiyor; televizyon, radyo ve gazeteleri yabancı parası satın alıyor; Sevr hortlatılıyor; ABD ve AB destekli Kürt isyanları çıkarılıyor; madenlerimiz satılıyor; hayat damarlarımız Dicle ve Fırat nehirlerinin denetimi uluslararası yabancılar yönetimine bırakılmak üzere; sözde Türk(!) kimi edebiyatçı, şair ve yazarlar Türklüğe, Türk bayrağına, ulusal marşımıza ve dinimize sövüyor; bizi almayacaklarını kesinlikle ve defalarca açıklayan AB'ye hayâli üyelik uğruna ulusal egemenliğimizi parça parça elden çıkarıyoruz; savaş nedeni olarak açıklanan kırmızıçizgilerimiz birer birer yok oluyor, "müttefikimiz"(!) ABD Kuzey Irak'ta (Süleymaniye'de) "Türk askerinin başına çuval" geçiriyor; Türkiye'de (Adana'da) incirlik Üssü'nde Türk Binbaşı, yine Amerikan askerleri tarafından "kelepçeleniyor"; resmi ziyaretle Yunanistan'a giden askerlerimizin odasına giren Yunanlılar Türk bayrağını yırtı yor, üzerine çirkin yaz ılar yazıyor; Genelkurmay Başkanının resmi davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Yunanistan Genelkurmay Başkanı, "ekümenik" (evrensel) olduğunda ısrar eden Fener Rum Patriği Bartholemeos'un elini öpüyor [3]; Türk yurdu KKTC'yi kendi elimizle Rumlar'a teslim ediyoruz; Batı Trakya'daki (Yunanistan'daki) soydaşlarımız Türkler ile Irak'taki soydaşlarımız Türkmenler'e sahip çıkamıyoruz; ve,

Kan uykularında ihanetleri görüyoruz!..

Mustafa Kemal dün "Bağımsızlık benim karakterimdir" diyordu, bugün "ülkenin bağımsızlığı AB'ye teslim edildi";

Mustafa Kemal dün "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyordu, bugün "Milli egemenlik Brüksel'e devredildi";

Mustafa Kemal dün "Milleti kurtaracak, yine milletin

[3] Bu askeri olayların yaşandığı tarihlerde Türk Ordusu'nun başında Orgeneral Hilmi Özkök vardı. Org. Özkök, 30 Ağustos 2006'da süresi dolduğu için emekli oldu.

kendi iradesi ve azmidir. Manda kabul edilemez" diyordu, bugün "Kurtuluş için ABD ve AB mandası kabul edildi";

Mustafa Kemal dün "Ne mutlu Türk'üm diyene" diyordu, bugün "Türkiyeliyiz" diye bağırmak "çağdaşlık" (!) diye yutturuluyor;

Mustafa Kemal dün "Ulus devleti" kurmuştu, bugün MİT Müsteşarı bile "Ulus devlet tehdit altında" demek zorunda kaldı.[4]

Mustafa Kemal'in her sözünün çiğnenmesinin ardındaki neden, AB'nin uzun zamandır "Kemalizm'den vazgeçin, Kemalizm AB önünde engeldir" dayatması idi.

Bu süreçte KKK (Kara Kuvvetleri Komutanlığı) Birlik Armasından (yaygın deyimle brövesinden) Atatürk'ün resmi çıkarıldı!.. (Yoğun tepkiler üzerine karar geri alındı!.)

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 2000'li yılların başlarında yaşanan bu süreci Çankaya Köşkü'nde şu sözlerle özetledi!:

"Cumhuriyet'in kurtuluş ve kuruluş döneminden sonraki en zor dönem!.. [6]

Şimdi tarihi başa sarıyor ve hikâyemizi baştan alıyoruz.

[4] Milli istihbarat Teşkilatı Müsteşarı Emre Taner'in 80. yıl nedeniyle yaptığı açıklama. Bakınız: www.mit.gov.tr/basin32.html, 5 Ocak 2007; ve Hürriyet Gazetesi, 6 Ocak 2007, 8.1, manşet.

[5] Yeniçağ Gazetesi, 8 Kasım 2005, s.1, sürmanşet.

[6] 10.Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezerin, Çankaya Köşkü'ndeki 29 Ekim (2006) Cumhuriyet Bayramı kabulünde (resepsiyonunda) benim soruma verdiği yanıt. Bakınız: Cevizoğlu, Hulki, "Anıtı Türkiye'ye de Dikecekler? Yeniçağ Gazetesi, İstanbul, 31 Ekim 2006, s.8. (Bu açıklama sırasında yanımda Takvim Gazetesi Ankara Temsilcisi ve yazarı Mehmet Çetingüleç vardı. O da bu sözleri 30 Ekim 2006 tarihli Takvim Gazetesi'nde yayınladı.

 

 

 

 
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült