Güncel

 

 

Tüm Kaleler Düşmeden

Oktay Akbal


Seydişehir'den bir işçi yazıyor: "Seydişehir Halk Eğitim salonunda MSP'liler mayıs ayında bir toplantı yaptılar, tarihçi ve yazar olarak tanıtılan bir kişi yakın tarihimizden uzun uzun söz etti. Hayranları tarafın­dan banda alman bu konuşmadan birkaç örnek vereyim: Sokullu Mehmet Paşa haindi, İkinci Mahmut gavur padişahtı, Mithat Paşa haindi, İsmet Paşa cepheden kaçmış bir korkak! Oysa Abdülhamit ulu hakandır ve Vahdettin vatanperver!..

Karaoğlan, Keloğlan alayları ile bu kişi tam üç saat konuştu ve kalabalık tarafından çılgınca alkışlandı. "Elli senedir yazılan Türk tarihi yalandır ve yeni bir tarih yazılacaktır. Söylemek istediğim ve henüz sakıncalı bulduğum şeyler var. Fakat sizler ne demek istediğimi tahmin edersiniz". Bu, sık sık tekrarladığı bir cümleydi. Gerçek Atatürkçüler, Kemalist Devrimciler, Sol Kemalistler, Sosyalistler, orta solcular, gardropçular, biçimsel cumhuriyetçiler... Vakit geçmekte, tehlike zilleri çalmaktadır. Bırakın kendi aranızdaki kısır çekişmeleri, karşınızda "Cephe" kurmuş şeriatçılar, ırkçılar, Turancılar, çıkarcılar, renksizler, fırsatçılar, yobazlar, Atatürk düşmanları ortaklığını görün artık! Sizler öğreti tartışmalarıyla zaman öldürürken, karşıdevrimci güçler eyleme geçmiş, köşe başlarım, tepeleri, dorukları, geçitleri tutmuşlardır. Hem de bunu ulusun desteğine dayanarak yapmış da değiller. Seçim kazanarak, ya da seçimde çoğunluk sağlayarak da değil. Buna rağmen arkalarını kapital güçlerine dayamışlar, partizan birlikleriyle dehşet saçıyorlar, Atatürk Cumhuriyetinin temellerini çökertmek savaşını veriyorlar...

Seydişehirli işçi okurum şöyle sürdürüyor mektubunu:

"Bütün bu saldırılar Atatürk'e ve devrimlerinedir. Topluluklar önünde Atatürk' e cepheden çatmaktan henüz kaçmıyorlar. Halktan zerre kadar korkulan kalmamıştır, ama ordunun çatısını teşkil eden subaylardan çekiniyorlar. İşin hazin yanı, nüfusu otuz bine ulaşmış bir şehrin göbeğinde el ilanları ve afişlerle halk davet ediliyor ve yukarıdaki konuşma yapılıyor. Bir tarih inkar ediliyor ve bir itiraz sesi çıkmıyor. Gerçek şudur: Orduyu, subayları bir yana bırakırsak halk arasında Atatürkçülük daha çok platonik bir resim ve heykel sevgisidir gençlik için. Benim gibi öğrenim görme fırsatı bulamamış elli altı yaşında yoksul bir işçiye kaldı Atatürk'ü savunmak ve onun için üzülmek!.."

Rize'den bir okurum, R.Ali de "Burada dağıtılan bir yazıyı size gönderiyorum" diyor. Bu yazıda Şeyh Ahmet adlı birinin Peygamberle yaptığı görüşme anlatılmaktadır. Peygamberimiz demiş ki, " Sana son bir haber veriyorum ki geçen cumadan bu cumaya kadar on altı bin kişi öldü, içlerinden bir

Müslüman çıkmadı. Haber eyle ki kıyamet alametleri zuhur ediyor. Çok yakında üç gün üç gece güneş tutulacak., vb. vb.."

Okur soruyor: "Bu iki cuma arasında Erbakan hocanın müritlerinden bir tek kişi ölmedi mi?" İşte Anadolu kentleri, kasabaları... Bir Başbakan Yardımcısı, her köye bir cami, bir imam; varsa yoksa öteki dünya diye tutturursa, ona uyan birtakım gençler de; fetih de fetih, önce Ayasofya diye tempo tutarlarsa diyecek söz kalır mı?"

Bu da Elazığ'dan... Bir okurum MSP Genel Başkanının doğu gezisi sırasında Elazığ ve Malatya'da cuma namazından sonra dağıtılan bir yazıyı yollamış. "İlim Yayma Derneğinin bu yazısında Elazığ Milli Eğitim Müdürü Muhsin Çetin'e ağır biçimde saldırılmaktadır. Ne yapmış Çetin? 23 Nisan törenlerine katılan başörtülü bir bayan öğretmene çıkışmış. "Milli gelenek ve göreneklerimize ters düşen bir davranış"mış, Müdürün yaptığı! Demek Mustafa Kemal Atatürk'ün tüm devrimleri, eylemleri, sözleri; kurduğu Cumhuriyet, yasaları, Anayasası, elli yıllık geçmişi ile "Milli gelenek ve göreneklerimize aykırı"... "Muhsin Çetin bu hareketleriyle milleti tahrik etmektedir. İnancıyla alay edilen halkın sabrı taşarsa, hiçbir kuvvet karşısında duramaz... Ecdadının kan döktüğü davaya fiilen sahip çıkan Müslüman hanımları bu mukaddes davada tebrik ediyor, bütün varlığımızla desteklediğimizi ilan ediyoruz" diyor. İlim Yayma Derneği... İlim mi yayıyor, yoksa Atatürk devriminin yıllar önce ezdiği, yok ettiği gericilik hortlağını mı canlandırıyor.

İşte yurdun üç ayrı köşesinden, Seydişehir'den, Rize'den, Elazığ'dan "İrtica yılanını başkaldırmakta olduğunu apaçık belirten üç anlamlı haber. Atatürk 1925 'te, "Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kafidir" demiş. Elli yıl geçmiş aradan, o günlerde doğmuş politikacılar şimdi bu düşünceleri ortadan kaldırmak, yıkmak, yok etmek için gözlerimizin önünde didinip duruyorlar. Türkiye'yi çağdışı bir toplum haline getirmek isteyenlere karşı Atatürkçüleri bir bayrak altında toplanmaya kim çağıracak? Ne zaman? Tüm kaleler, bayraklar elimizden gittikten sonra mı?

 

 

 

 

 

 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült