Güncel

 

 

Siyasal İslam Olgunluk Sınavını Geçemedi

Atilla Akar


Bazen Türkiye’de Siyasalİslamcı hareketin geldiği noktaya bakıyorum da hakikaten üzülüyorum. Hatta zaman zaman acıyarak bakıyorum. Gerçekten de bugünkü manzara, bir Siyasalİslam projesi adına hareket edenlerin geldikleri noktayı göstermesi bakımından manidar. Siyasal İslam’ın idealmanevi planda çöküşüdür bu!

Hiç şüphesiz, Türkiye’de ana akım damarlardan biri olan Siyasalİslam uzun yıllar kendi ölçeğinde bir tür idealizm barındırdı. Kendi içinde maneviahlaki boyutları da vardı. Onlar da kendilerince, bu toplumu daha düzgün, daha namuslu ve daha gelişmiş yapmanın iddiasını savundular. Diğer idealizm biçimlerinden sadece yöntem ve kavramları farklıydı.

Eminim ki, bu insanların çoğu 1520 yıl önce belli hassasiyetlerde samimi olarak senden benden farklı değillerdi (haram yememe, kul hakkından sakınma, gıybet etmeme, kimseye suç yıkmama, iftiradan sakınma, rüşvetten kaçınma, vb). Hiç şüphesiz hepsi bozuldular diyemem ama iktidar olmanın avantajlarıyla birlikte, garip bir cendere içine girdiler. Birçok durum, bazı şeyler uğruna mubah hatta gerekli görülmeye başladı.

Bu anlamda, belki farkında olmayabilirler ama iktidar olmanın olgunluğunu, vakurluğunu taşıyamadılar. İktidar olgusu onlara ağır geldi. Altında ezildiler. Bir tür huzursuz ergen tavrı içinde oldular. Bir yandan idealizmleri hırsla törpülenir ve yeni yetme burjuvazi iktidarına dönüşürlerken, diğer yandan da aşırı bir özgüven patlaması yaşadılar.

Hele de son zamanlarda, bu iktidarı düne değin paylaşan iki kanadın birbirine girmesiyle, tam bir sivilceli ergen huysuzluğu doğdu. Sürekli bana ne, oynamayacağım işte mızıkçılığı gösteriyorlar sanki. Bu uğurda birbirlerinin topunu patlatma, çelmeleme dahil, her tür tavra giriyorlar. İnsan bunların düne değin kanka olduğuna inanamıyor!

Hükümet cenahı zaten çoktandır bir kemaliyet yoksunluğu gösteriyordu ve bu durum sonunda başına iş açtı. AKP’nin bu iktidar döneminin daha olgun geçmesi beklenirken (Ustalık dönemi!) tam tersine; garip bir kibirle sarılı, dediğim dedik, hiç gereği yokken ben yaptım oldu türünden bir dayatmacılığa yöneldi. Şimdi bütün bunların ekonomik cepheleri de ortaya çıkıyor. Ayrıca, toplumu sürekli azarlar bir üslup benimsendi. Bu Gezi’de patlamasını bulan dip dalgasını doğurdu.

Cemaat açısından bakıldığında durum daha da ilginç. Düne değin topluma hoşgörü, ılımlılık, itidal vaaz edenler garip bir hırçınlık ve intikam histerisine kapılmış görünüyorlar. Sırf kendi grupsal egolarını tatmin için iktidarı devirmeye, kaosa yol açmaya, ekonomiyi dara sokmaya, kurumları ve insanları zorda bırakmaya vb varıncaya kadar fütursuzca her şeyi yapabileceklerini ispatlıyorlar aslında. Bir tür “Benden sonra tufan…” yani!

Bu durum her iki tarafta da kullanılan dile kadar yansıyor. Bariz küfür, aşağılama, hakaretler gırla gidiyor! İnanılmaz isnatlar, yakıştırmalar, suçlamalar sıradan hale geliyor. Bir öfke selidir ki, önüne gelen her şeyi yıkmaya azimli görünüyor. Sanki Türkiye sadece kendilerinden ibaret!

Dolayısıyla, hiçbiri devlet / iktidar olmanın ya da devlette pozisyon almanın sorumluluklarına, olgunluklarına vakıf gözükmüyor. Devletin bekasını tehlikeye atacak kadar negatif bir tarzı benimsemiş görünüyorlar.

Siyasal İslamcı Hareket’in bileşenleri ortaya koydukları pratikle, tam tersi sonuçlara yol açmış bulunuyorlar. Meğer dindar görünmek ile tutarlı olmak arasında açık ara fark varmış!

İdealizmlerin mihenk taşı iktidardır. İktidar hele de biraz teşne isenizidealizmleri de, adamı da bozar. Bundan herkes kendisine gerekli dersleri nasıl çıkartır, çıkartır mı; o kadarını bilemem!..

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült