Güncel

 

 

Şeytancılığın Öncüleri: Kitabı Tahrif Edenler

Yaşar Nuri Öztürk


Geleneksel hurafeci, davarlaştırıcı, ikiyüzlü tarihsel din sahtekarlığına isyan gerekiyordu. Yüz yılımızın Avrupa 'sında bu isyanın onur burcunda Alman düşünürü Nietzsche'e (ölm.1900) oturuyor. İslam Doğu'da ise bu onur burcunda Cemaleddin Efgani (ölm.1897), Muhammed Abduh (ölm.1905), Adliye Nazın Seyit Bey (ölm.1925), Muhammed İkbal (ölm.1938), Mehmet Akif (ölm.1935), Musa Carullah (ölm.1949), Mahmud Ebu Reyye (ölm. 1970), Fazlurrahman (ölm. 1988), Hüseyin Atay gibi ilim ve düşünce anıtlarını görmekteyiz.

Çürümüş geleneğin çürümüş yapısına isyan gerekiyordu. O kadar gerekiyordu ki bu isyan ile onurlu insan adeta eşanlamlı hale gelmişti. Çürümüşlüğe değişik adlar altında birçok isyan karşı çıktı. Çıkışlarıyla hepsi anlamlı, değerlidir. Ama hepsinin amaca hizmet ettiği, hedefi şaşmadığı söylenemez. Satanizm, eskiye isyanın en başarısız olanıdır denebilir. Çünkü, kendisini isyan etme noktasına getiren belaların başbuğuna teslim olmayı başarı sanmak gibi bir yanlışa kurban giden insanların hareketidir..Bu insanlar unuttular ki onları isyan noktasına getiren çürümüşlüğün kotarıcı gücü, sığındıkları şeytanın ta kendisidir...Onlar, esasta, isyan ettikleri belanın adının şeytancılık olduğunu bilemediler. Çünkü Kur'an'ı bilmiyorlardı.

Satanizmin isyan ettiği bela üçlü bir irinin ürünüdür. Bu irin üçgeninde haham-ruhban-şeytan evliyası üçlüsünü görüyoruz. Bu irinli üçgenin maskesini yalnız ve yalnız Kur'an yırtmıştır.

Şeytancılığın esas dayanağı, Allah'ın gönderdiği ışığı insanın aleyhine işleten din temsilcileridir. Kur'an, Bakara Suresi 213'te bir mucize sergileyerek bu şeytan dayanağı sınıfın özelliklerini veriyor. Önce o ayeti görelim:

"İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, peygamberleri müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak gönderdi. Onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda, insanlar arasında hükmetsinler diye gerçeği taşıyan kitabı hak olarak indirdi. O kitapta anlaşmazlığa düşenler, o kitap kendilerine verilmiş olanlardan başkaları değildi. Bunlar, kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra, sırf aralarındaki kıskançlık/doymazlık/azgınlık/ denge noktasından sapma/yalancılık/zulüm/kibir/ zinakarlık yüzünden çekişmeye girmiştir. Sonra Allah kendi izniyle, inananları, üzerinde tartışmaya girdikleri gerçeğe tekrar ulaştırdı. Allah dilediği kişiyi/ dileyeni dosdoğru yola iletir."

Bu mucizeler mucizesi ayetten anlıyoruz ki insanların parçalanma, tartışma ve kapışmalarının temelinde onlara vahyin getirdiği gerçekleri anlatmak iddiasıyla ortaya çıkan din temsilcilerinin bozuklukları vardır. Üzerinde olduğumuz konuyla bağlantılı bir ifadeyle verirsek, insanların bozulma ve boğuşmalarını başlatanlar, dini şeytanın arzusu yönünde kullanan din temsilcisi veya din adamı denen sahtekarlardır. Bunlar, şeytanlaşmış şeytancılardır.

Bunlar, dini yozlaştırarak şeytanın emrine nasıl veriyorlar? Kur'an, az önceki ayette bazı kötülüklerine değindi. Kıskançlıktan zinaya kadar... Bazı genel beyyineler daha görelim:

"Yazıklar olsun o kişilere ki, kitabı kendi elleriyle yazarlar da sonra onunla basit bir karşılık satın alsınlar diye 'İşte bu, Allah katındandır!' derler. Vay haline onların, ellerinin yazdıkları yüzünden! Vay haline onların, kazanıp durdukları yüzünden!" (Bakara, 79)

Anlaşılan o ki, din içi şeytancıların vücut verdikleri kötülüklerin sebeplerinden biri de Allah'ın gönderdiğini anlatmayı bırakıp, hesaplarına gelen şeyleri yazarak Allah'a fatura etmek, böylece kendi koydukları kuralları dinleştirmektir. Kur'an bu noktada iki deyim kullanmaktadır:

Tebdil yani dinsel beyyineleri değiştirmek, aynı başlığın altına başka şeyler koyup halka yutturmak.

Gafir Suresi 26. ayet bize gösteriyor ki Hak dinini değiştirerek tanınmaz hale getiren, şirkleştiren zulüm odakları, bu tebdilleri ortadan kaldırıp dini aslına döndürmek isteyen peygamberleri, muvahhit-mücedditleri tebdil ile suçlamak gibi bir oyun da sergilerler. Bu zulüm odakları, anılan muvahhit kadroları dini bozmak, reform yapmak ve toplumda bozgun yaratmakla suçlarlar. (Tebdil konusunda ayrıntı için bk. Öztürk; Kur'an'ın Temel Kavramları, Tebdil mad.)

Yani kendi melun ellerinin işlediği tüm günahları, bir İblis oyunu ile tevhitçi bilim ve düşünce öncülerine yüklerler.

Tahrif yani sözde anlam kaydırmaları yapmak, parantez açma vs. oyunlarıyla sözü, oturması gereken anlamın dışında bir yere oturtmak...

Tüm din içi şeytancıların en yoğun biçimde işledikleri günah belki de budur. İslam tarihine bakarsanız, bu günahın İslam içi şeytancılık olan evliyacılık mensuplarınca da sınırsız biçimde işlendiğini görürsünüz. Kur'an'ın söylediklerini saf dışı etmek için, yolunda gittikleri İblis'e bile taş çıkartacak oyunlar sergilemişlerdir.

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 


 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült