Güncel

 

 

Mal Tutkusunun Götürdüğü Yer: Şirk

Yaşar Nuri Öztürk


Kur’an, toprakta sınırsız mülkiyeti kabul etmemekte, bunun bir uzantısı olarak, kapitalist bir dengesizlik düzenini zulüm ve şirk olarak görmektedir. Kur’an, kendi üslubu içinde ama çok uzun bir anlatımla (14 ayetlik ve yaklaşık iki sayfalık bir bölüm) böyle bir dengesizlik düzeninin zulüm ve şirk olduğunu açık ifadelerle göstermektedir. Kehf suresi 32-46 ayetler arasında verilen bu sarsıcı mesajı değerlendirmek için o ayetleri okuyalım:

“Onlara örnek olarak şu iki adamı ver: Bunlardan birine, üzümlerden oluşan iki bağlık vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, aralarına da ekinler serpiştirmiştik. İki bağ da yemişlerini vermiş, o adamdan hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. İkisinin ortasından bir de nehir fışkırtmıştık.”

“Adamın geliri vardı. Bu yüzden, arkadaşıyla konuştuğu bir sırada ona şöyle demişti: ‘Ben, malca senden zengin, insan unsuru bakımından da güçlü ve onurluyum.’ Ve böylece, öz benliğine zulüm ede ede bağlığına girdi. Şöyle konuştu: ‘Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Ama eğer Rabbime döndürülüp götürülürsem, bundan daha iyisini bulacağımdan eminim.’

“Kendisiyle konuşan arkadaşı ona dedi: ‘Sen, seni topraktan, sonra meniden yaratıp sonra da bir adam olarak biçimlendiren kudrete nankörlük mü ettin? O Allah benim Rabbimdir. Ve ben, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam! Bağına girdiğinde, ‘Maşallah, kuvvet yalnız Allah’tandır!’ desen olmaz mıydı? Gerçi sen beni, malca ve evlatça senden basit görüyorsun ama olabilir ki, Rabbim bana senin bağından daha değerlisini verir; seninkinin üzerine de gökten, yanlış hesabın cezası olan bir afet gönderir de bağlığın yalçın bir toprak kesilir. Yahut suyu dibe çekilir de bir daha onu isteyemezsin bile.’

"Derken, bütün ürününe el kondu. Bağ sahibi, çardakları üzerine çökmüş bulunan bağ için harcadıklarına vahlanarak avuçlarını ovuşturuyor ve şöyle diyordu: ‘Ne olurdu, Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım!’

"Allah’ın berisinden kendisine yardım edecek bir topluluğu da çıkmadı. Kendi kendini de kurtaramadı. Böyle bir durumda, dostluk ve koruma, hak olan Allah’tandır. O, karşılık verme bakımından da hayırlıdır, iş sonuçlandırma bakımından da hayırlıdır.”

Mal ve oğullar, şu iğreti dünya hayatının süsüdür. Barışa ve hayra yönelik kalıcı eylemler/birikimler ise, Rabbin katında sevapça da üstündür, beklenti bakımından da.”

Bu ayetler kümesinin bize vermek istediği temel mesajlar şunlardır:

1. Mal ve servet insanı şımartır, azdırır, zalimliği meziyet sayan bir ruh hali içine sokar. Bu ruh hali insanları küçük görme, ezme duygusunu da beraberinde getirir.

2. Bu duygu, mal ve servet kodamanını Allah’a bile kafa tutarak bir azgınlığa taşır.

3. Mal ve servetle şımaranlar, ahiret hayatım da garantiledikleri yolunda bir sanıya sahiptirler.

4. Servet ve refah şımarıklığının sonu şirktir.

5. Azgınlık illetine tutularak müşrikleşen mal ve servet baronlarını hiç kimse kurtaramaz; böylelerinin hem dünyası hem ahireti mahvolmuştur.

6. Mal ve servet azgınları kendilerini çok güçlü sansalar da gerçekte yenilgiye mahkûmdurlar.

7. Mal ve servet azgınlarının şımarmaması için her türlü tedbir alınmalı, servetin bu şımarıklığı besleyecek bir noktaya ulaşması engellenmelidir.

Ne ilginçtir ki, azgınların uğradıkları akıbet anlatılırken Allah’ın Muktedir isim-sıfatı kullanılmıştır. Böylece gerçek muktedirin servet azgınları değil, ilkeleri koyan Cenabı Hak olduğuna vurgu yapılmıştır.

Gerçek muktedir Tanrı olduğuna göre, bunun sosyolojik anlamı şu olacaktır: Kamu otoritesi, devlet gücü, mal ve servet azgınlarını her zaman hizaya getirecek konumda olmalı ve gerektiği anda onları hizaya getirmelidir.

Unutulmasın ki, İslam fıkhında ‘Allah hakkı’, kamu hakkı anlamında kullanıldığı gibi, Allah’ın gücü de çoğu zaman devlet ve kamu gücünü ifade etmektedir. Kur’an, kendi terminolojisine uygun olarak kamu haklarıyla kamu gücünü ‘Allah’a izafe ederek kullanmaktadır.

Kur’an’ın esas aldığı devlet ve ekonomi sistemi, devlet otoritesinin kontrol ve yönlendirmesinde, sosyalist yanı ağır basan bir karma sistemdir. Kur’an’ı hakkıyla inceleyenler bu tespitin tartışılmaz bir gerçeğin ifadesi olduğunu kabulde tereddüt etmezler.


 

 

 

 

 

 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült