Güncel

 

 

Kemalizm Nedir?

Yaşar Uzunlar


Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze dek bütün siyasal dönemlerde, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın önderi Mustafa Kemal'in düşünceleri üzerinde bir çok yorum ve tahrifatlar yapılmıştır. Kendi siyasal tercihlerini gerçekleştirmeyi amaçlayanlar, özellikle bu unsurlar, Kemalizm görünümü altında, bu saptırmaları daha ileri boyutlara vardırmışlardır. Liberal ekonomiciler de, devletçiler de, katı sağ ekonomik anlayışlılar da, Kemalizm'i kendi siyasal tercihleri yönünde yorumlamışlardır. İzmir İktisat Kongresi'nde halkçı iktisat nutukları atanların bir kesimi bile kongreden az bir süre sonra, tam tersi bir ekonomik ve siyasal anlayışın şampiyonları olmuştur.

Özellikle 1938'li yıllardan sonra, il. Dünya Savaşı'nın yarattığı yeni dünya koşullarının da etkisiyle Türkiye'de, Mustafa Kemal'ce oluşturulan halkçı iktisat anlayışın dan uzaklaşma başlamıştır. Bu yeni çizgi kendini savaş konusundaki tavrıyla daha açık bir şekilde ortaya koymuştur. Savaşın ilk yıllarında savaşı başlatanların henüz güçlü olduğu yıllarda, dönemin siyasal liderleri, sözde bir yansızlık politikası izlemeye yönelmiş ve bunda özen göstermelerdir. Ancak savaşın son yılları gelip çattığında, savaşı başlatanların kaçınılmaz sonları belli olunca, içte, hemen demokrasi hayranlığı politikası başlatılmıştır. Hem sözde yansızlık, hem de «göstermelik demokrasi» hayranlığı, Mustafa Kemal'in «Yurt'ta Barış Dünya'da Barış» ilkesinin arkasına sığınarak sürdürülmüştür.

1945 sonrasında çok partili demokrasi dönemi, Truman Doktrini, Marshall Yardımı ve daha başka ilginç ittifaklar politikasıyla başladı. Bu şekilde başlayan demokrasi dönemi çok geçmeden tam da bize özgü bir biçimde gelişmeye başladı. Mustafa Kemal «Biz, ulus olarak hayatını emeğiyle kazanmak zorunda olan emekçiler kütlesiyiz» demişti, yine O, «Memleketin gerçek efendisi köylüdür» demişti. 1938 sonrası siyasal yöneticiler de Mustafa Kemal'in bu temel ilkelerini çok iyi anlamışlardı!.. Anladıkları için de, Demokrasiyi ve kurumlarını «nalıncı keseri» anlayışlarına uygun olarak oluşturmuşlardı. Ve böylelikle Batı'dan aktardığımız demokrasi içte tam da bize benzerken, ekonomimiz de uluslararası büyük sermaye'nin hız'a kontrolü altına giriyordu. 1950'1i yıllarda, dünyanın jandarması bir devlet, ekonomik kalkınmamız için'. .. süttozları, devri geçmiş askeri malzemeler hibe ediyordu, tabi yardımlar bunlarla da kalmıyordu, yabancı sermaye de olanca hızıyla ülkemiz içinde yatırımlarını geliştiriyordu. Mustafa Kemal «Öğün Çalış Güven» demişti, demek ki, dönemin yöneticileri, güven sözünden, başkalarına güvenmeyi anlamışlar. Kısaca söylemek gerekirse, 1950-1960 arası, Kemalizm'den en açık sapmanın yaşandığı dönem olmuştur. Mustafa Kemal'in düşüncelerini «Kemalizm» terimi ile ifade ediyorlar. Acaba doğru mu terimlendiriliyor? Kemalizm bir ideoloji midir? Dünya'nın başka başka yerlerinde görülebilen örnekleri var mıdır? İnsanlığın içinde bulunduğu sosyoekonomik sistemlerin tüm sorunlarına çözümlemeler getirebiliyor mu? Evrensel midir? Bütün bu soruların açık seçik birer yanıtı olmalıdır.

Yıllardır, Türkiye'de, Kemalizm ile onun gerisindeki sağ anlayışlar arasında köprüler kurulmuştur. Kemalizm'in sol'u He sağ'ı arasındaki farklar üzerine dergilerde, gazetelerde sayfalarca yazılar yayınlanmıştır. Bu tür yaklaşımlar Mustafa Kemal gerçeğinin doğru incelenmeyişinden kaynaklanmaktadır. O'nu ne abartmak ne de küçümsemek doğru değildir. O gerçeği tarihi ve siyasal olarak yerli yerine koymak en doğru tavırdır. O bir Ulusal Kurtuluş Savaşçısı'dır. Kimse onu görmek istediği gibi yorumlayabilme yanlışlığına düşmemelidir. Siyasal içtenliğin ve dürüstlüğün de ilk unsuru budur.

Türkiye toplumunun aydınları olarak, nedense bir türlü, bilimsel düşünmeye ve bilime gereken önemi veremedik. Kişiler, kurumlar ve siyasal düşünceler üzerinde tabular yaratmaktan kurtulamadık. Kemalizm konusu da bu açmazdan kurtarılamadı, bugün her önüne gelen, en olmadık düşünceleri Kemalizm adına sergileyebiliyor. Çok kullanılan bir terimle söyleyecek olursam, «Gardırop Atatürkçülüğü» bugün yine yaygınsa, nedeni açıktır: Mustafa Kemal düşüncesi bilimsel b:r yöntemle incelenip kesinleştirilememiştir.

Yazının başlığı da Kemalizm Nedir? Ancak bu satırlarda, ne olduğunu açıklamak, ve incelemek yerine, ne olamayacağını, ne olmaması gerektiğini vurgulamaya çalıştım. Kemalizm'in ne olduğu, bu terimden ne anlaşılması gerektiği, yukarıda sözünü ettiğim bilimsel bir çalışma ile, tartışmaya yer bırakmayacak şekilde kesinleştirdiği zaman belirginleşir. Ancak o zaman hiçbir sağ siyasal eğilim, onu ünlü şark kurnazlığıyla kendi tercihlerine göre yorumlayamayacaktır. Vs Kemalizm, Mustafa Kemal'in bilinen yanlarını ele almakla değil, düşüncelerini durgunlaştırarak değil, değ işen dünya koşullarında (siyasal, kültürel, sosyal ve teknolojik) açılardan incelemeyle, gelişen yönlerini canlı tutma çabası sürdürüldüğü zaman gerçek niteliğine kavuşacaktır.

Mustafa Kemal'in doğumunun 100. yılı nedeniyle, yayınevlerine, yazarlara bir sözümüz olacak; Mustafa Kemal'in yaşam öyküsünün, Ulusal Kurtuluş Savaşı'na ilişkin bilinen yönlerini bir kere daha yazıp basmaktan çok, onun tüm yönlerini uzun soluklu ve bilimsel temellere dayanan bir çalışma i!e ele alıp incelemelerini temenni ederiz.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült