Kaynana Eliyle Sıradan Faşizm

Orhan Tekelioğlu


Gündelik hayatın pusunda, ilişkilerin gizli kuytularında, evlerin en dip odalarında yaşanan mikro-faşizm, buna zemin hazırlayan ‘otoriteye tapınma’ söyleminin her türlü dışavurumu, Semra Kaynana’nın programında alenen söylenebiliyor

Ekranlarda kolayca uç veren, popülerin gücüyle hızla yayılan, eğlence programı gibi sunulduğu için belki de kolayca fark edilmeyen tehlikenin adını koymanın zamanı çoktan geldi: Sıradan faşizm. Bu eğilimi birçok reality şovda fark etmemek elde değil, sıradan insanların katıldığı, birbirlerini eğledikleri bu şovların hiçbir etik süzgeçten geçmeden, üstelik genellikle “canlı” olarak yayınlanması ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Hele bir de “moderatör” sunucunun doğrudan taraf gibi davranarak sunduğu şovlarda her türlü etik kaygı güme gidiyor. Geçen hafta, Canım Ailem dizisine ilişkin yazımı sonlandırırken “mahalle baskısı” denen olgunun gerçekten ne demek olduğu üstüne tekrar düşünmemiz gerektiğini yazmıştım. Çağrışımları bakımından zengin de olsa, örneğin medya sosyolojisi analizinde uygulanması çok zor olan bu kavramın yerine, “grup baskısından” söz etmenin daha kullanışlı olacağı düşüncesindeyim. Bu çerçevede, bir “sıradan faşizm” durumunun, moderatör ve stüdyoda izleyiciler işbirliğinde ve bir grup baskısı ortamında kolayca nasıl ortaya çıkabileceğine bakabiliriz.
Yayınlayan kanalın sitesinde sunucu ve program şöyle tanıtılıyor: “O Bir Efsane... O Bir Ekran Fırtınası... O Bir Medyatik... O Bir Polemik... O Bir Semra Kaynana... Kadınlar ondan Sorulur... Evlilik işleri ondan sorulur... 70 milyon ondan sorulur”. O halde, biz de polemiğe başlayalım! Kaynanamız, tanıtımına inanmış olduğundan olsa gerek, bir “reklam kazası” gibi ekrandan evlere kabus gibi çöküyor. Kendisini mahallede kurulan bir halk mahkemesinin kadısı gibi görüyor, adamın gözünün içine bakıp ne mal olduğunu anında anlıyor, cezayı kesiyor, hatta ipe bile yolluyor. Abarttığımı mı düşünüyorsunuz? Örneğin, geçenlerde artık mutat alışkanlık haline getirdiği stüdyodan konuk kovma adetini yine tekrarlıyordu. Bu seferki kurban Türkî bir gelin adayıydı, malum şahıs adayın Türk pasaportu taşımadığını öğrenince esip savurmaya başladı, dışardan gelip memleketimizin adamların elimizden alıyorsunuz, gidin kendi ülkenizdekilerle evlenin diye konuğunu önce haşladı, sonra da stüdyodan kovdu. Daha da acıklısı, stüdyodaki izleyiciler bu ayrımcı davranışı avuçları patlayıncaya kadar alkışlıyor, “Semra!” “Semra!” diye çığlıklar atıyordu. Faşizm, sonuç olarak bir iktidar kurma biçimi davranışı ve kolaylıkla öğrenilebiliyor. Nitekim, aynı programın daha sonraki bir bölümünde yıllardır bu ülkede yaşayan, üstelik Türk pasaportuna sahip bir başka Türkî kökenli gelin adayı Kaynanamızın karşısına çıktı. Bu sefer doğrudan izleyiciler devreye girdi, öyle ki, ayrımcı yorumlar, ırkçı suçlamalar yapan izleyicileri durdurmayı Kaynanamız bile tam olarak başaramadı. Mükemmel bir grup baskısı oluştu ve sunucuyu da kendi kara deliğine fırlattı. Zaten faşistçe kurulan bir iktidarın başarısı ancak “sıradanlaştıkça”, onunla ilişkideki her insanla bütünleştikçe kalıcı olur.

Kaçırılmaz kocalar
Programa dönersek. Gündelik hayatın pusunda, ilişkilerin gizli kuytularında, evlerin en dip odalarında yaşanan mikro-faşizm, buna zemin hazırlayan “otoriteye tapınma” söyleminin her türlü dışavurumu bu programda alenen söylenebiliyor, uygulanabiliyor. Programa katılan tesettürlü bir kadının etek ölçüsünden “hakiki” olup olmadığı raconu kesiliyor, ya da kendinden küçük biriyle evlenmeyi düşleyen bir kadın anında recm edilebiliyor. İzleyici ile sunucu arasındaki dolayımsız ilişkinin, sözde demokrat bir söyleme eklemlenip, “halkın bağımsız sesi” gibi sunulması da işin cabası. Programın sunucusu, bir mütercim -tercüman gibi, ekran başındaki izleyiciler için stüdyoda söylenen her sözü anında “çeviriyor!” Adam, daha önce şu işle meşguldüm, şu anda şu kadar gelirim var, şurada oturuyorum, şu yaşta biriyle evlenmek istiyorum diyor, “çevirmen kaynana” hemen durumu özetliyor: “Kahraman Türk ordumuzdan emekli assubay Bilmemne Bey, şu kadar maaşı var ama onunla izdivaç yaparsanız, mesela orduevlerinde ucuza çay içebilirsiniz; ayrıca disipline çok değer veren bir beyefendi olduğundan, çocuğunuza iyi baba da olur, bence kaçırmayın hanımlar, hemen telefonlara sarılın” minvalinde bir çeviri yapıyor. Kendinden genç eş arayan yaşlı erkeklere, “kadın seni ne yapsın bu yaşta?” diye sorup, evlenirlerse oturulacak olan evin tapusunun kadının üstüne yapılması gerektiğinden dem vuruyor, bu konuda adamın söz vermesini istiyor. Fark ediyorsunuz, aslında muteber adayların eşlerinin ölmesi gerekliymiş. Çıkan adayların eş durumu sorulup bekarlar ayrıştırıldıktan sonra, boşanmışlar ahret suallerine maruz kalıyor, “anlaşamayıp boşandık” gibi mahkemelerde kabul gören bir gerekçe bu programda hiçbir şey ifade etmiyor. Konu kurcalanıp duruyor, içkin mi vardı, yoksa kumar, yoksa yoksa, aldatma durumu mu oldu, söyle bakalım. Bu badireyi kolayca atlatabilen tek grup, eşleri daha önceden ölmüş yaşlı erkek ve kadın dullar, onlara kutsal ebeveyn muamelesi yapılıyor. Ama hele genç bir kadınsanız, diyelim ki yaşınız 40 ve evde evlenmemiş 20’li yaşlarda bir erkek çocuğunuz var. Başta kaynana, eşliğinde izleyicilerin grup baskısı tepenizde patlayıveriyor. Nasıl olur da, evde o yaşta erkek çocuğu varken, eve erkek sokabilirsin behey kadın, önce oğlunu evlendir sonra buraya gel, sen önce anasın, sonra kadın, önce anneliğini tamamla, sonra belki tekrar kadın olabilirsin!
Kaynanaya yüklenmek kolay da, programın stüdyodaki taraftar-izleyicisini, telefonla katılanları ve en önemlisi, hiçbir etik kaygı duymadan yayınlamakta beis görmeyen kanalını ne yapacağız? Ayrıca, sıradan faşizmin, mahallede, sokakta, evlerde kabul gören muhafazakâr bir söyleme yaslanması zaten beklenen bir şey. Buradaki asıl sorun, bu durumun, üstelik olumlanarak bir kitlesel medya mecrasında erişilebilir olması. “Kültürel muhafazakârlık” ile mücadele etmek isteyenlerin, bu şovlarda muhafazakârlığın hızla siyasallaştığını fark etmeleri için daha ne kadar bir süre geçmesi gerekiyor? Kalıcı faşizm, en sıradan mecralarda yaygınlaşır, iktidara geldiğinde ise iş işten geçmiş olur.

 


 

 
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Güncel

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült