Güncel

 

 

Firavun Zulmümden De Beter

Yaşar Nuri Öztürk


“Geleceğimizde saklı olan en büyük tehlike, kitlelerin diktatörlüğü üzerine kurulmuş bulunan sözde demokrasidir.”

Proudhon

Firavun, zulmün, dehşetin, hakları çiğnemenin, gücü hakkın göstergesi bilmenin sembolüdür. Ama Kur’an bize göstermektedir ki, firavun zulmünden daha beter bir zulüm süreci de olabilir. Nasıl mı?

Firavun’un sarayında hakkı dile getiren bir tane olsun mümin adam vardı. Eğer bir firavun türü zalimin sarayında (saltanat çevresinde) böyle bir tane uyarıcı mümin bile çıkmıyorsa o zulüm dönemi firavununkinden, o zalim de firavundan daha kötü, daha şerir ve zararlıdır.

Firavun sarayından çıkan mümin adam (recül mümin), Firavun’un yakın çevresinden (min ali fir’avn) biridir:

“Firavun dedi ki, ‘Bırakın beni, şu Musa’yı öldüreyim de Rabbine yalvarsın. Çünkü onun, dininizi değiştirmesinden yahut yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum.’ Musa dedi: ‘Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olana sığındım!’ Firavun’un, eşraf ve seçkinlerden oluşan yakın çevresinden imanını gizleyen bir adam şöyle konuştu: ‘Rabbim Allah’tır” dediği için bir adamı öldürüyor musunuz? Üstelik size, Rabbinizden açık seçik deliller de getirdi. Eğer yalancıysa yalancılığı kendi aleyhinedir. Eğer doğru sözlü ise size vaat ettiklerinden bir kısmı başınıza gelir. Kuşkusuz, Allah, zulme saparak onun bunun hakkı olandan savurganlık yapan yalancıları doğruya ulaştırmaz." (Mümin, 2628)

"Ey toplumum! Bugün bu toprakta, birbirine destek veren insanlar olarak mülk ve yönetim sizin. Peki, karşımıza dikildiği zaman Allah’ın azabından bizi kim kurtaracak?’ Firavun şöyle dedi: ‘Ben size kendi fikrimden başkasını göstermem. Ve ben, sizi, aydınlık/doğruluk yolundan başkasına da kılavuzlamam." (Mümin, 29)

“iman etmiş olan bir adam dedi: ‘Ey toplumum, sizin üzerinize, diğer topluluklarınki gibi bir günün gelmesinden korkuyorum; Nûh kavilimin, Ad’ın, Semûd’un ve onların ardından gelenlerin serüvenleri gibi. Allah, kulları için zulüm istemiyor. Ey toplumum! Sizin adınıza, o bağırıp çağrışma gününden korkuyorum. Bir gündür ki o, sırtınızı dönerek kaçmaya çalışırsınız fakat Allah’a karşı sizi koruyacak kimse olmaz. Allah’ın saptırdığının, yol göstereni yoktur." (Mümin, 3033)

FİRAVUN SALTANATLARINDA BETERİN BETERİ

Kur’an bize gösteriyor ki, bilinen firavunlardan daha kötü ve şerir firavunlar da olabilir. Bu İkinciler, çevrelerinde bir tane olsun uyarıcı barındırmayan, yaşatmayan firavunlardır.

Tarih ve zaman da bize gösterdi ki, eski firavunlardan daha şerir firavunlar olacaktır. Biz bunlara ‘beterin beteri firavunlar’ veya ‘firavunlukta beterin beteri azmışlar’ diyoruz. Bunların belirgin niteliklerini tarihin ve zamanın verilerine bakarak şöyle sıralayabiliriz:

1. Yalancılık: Kadim firavunlar, en şerir zulümleri de dahil, yaptıklarını raiyyelerine açıkça söyleyerek yaparlar; yalan söylemezler, yani zulümleri içinde bir ‘mert’ yanları vardır. O halde hem kadim firavunların zulümlerini işleyen hem de aynı zamanda raiyyelerine yalan söyleme zilletine tenezzül eden bir zalim, sadece firavun olmakla kalmaz, firavundan da şerir olur.

2. Talancılık: Kadim firavunlarda hırsızlık ve talancılık yoktur. Beterin beteri çağdaş firavunların bir karakteristiği de aynı zamanda talancı olmalarıdır. Bunlar, raiyyeleri içindeki talancılarla işbirliği yapmak, onları bu talanlarında koruyup gözetmek, bu vesileyle Karun takımının vurgunlarından, para havuzlarından aslan payı almak gibi düşüklüklere de imza atarlar. Yani bunlar firavunluk kulvarının kendi içinde de ayrı bir düşüşü temsil ederler.

Musaları Konuşturmamak: Firavun, aynı zamanda din gücünü ve kurumunu temsil eden sihirbazlarını Musa’ya karşı halkı aldatmaları için seferber ederken, Musa’ya da halkın önünde onlarla tartışma imkanı veriyordu. ‘Beterin beteri firavunlar’, işte bu noktada da kadim firavunları geride bırakan tağutluklar sergilemekteler. Bu İkinciler, kendi sihirbazlarını (halkı aldatma ekiplerini) bütün imkanlarla teçhiz ederek ortaya sürerken Musa fikriyatının sözcülerine konuşma ve kendilerini ifade etme şansı asla vermezler. Onları çeşitli kumpaslarla ya zindanlara tıkarlar yahut da ağızlarını kapatarak etkisiz hale getirirler.

BETER FİRAVUNLAR ÜSTÜNE BİR MEKTUP Dr. Odhan Yüksel yazıyor:

“Son günlerde köşe yazılarınızda özellikle üstünde durduğunuz ‘firavun’ kavramında vurguladığınız sosyolojik bağlantılar (firavun-Karun ve Haman ilişkisi gibi) ufuk açan, muhteşem analizler. Kur’an'da Hz. Musa’nın hayatının bu kadar derinlemesine işlenmesinin en önemli sebebi, kanımca onun hayatındaki büyük olayların ve mucizelerin birer sosyolojik fenomen olmasıdır.”

“Halkın önünde büyücülerle yarışması da böyle sosyal bir gerçeğe işaret. Firavun'un adamları olan büyücüler halkın önünde Musa’yı küçük düşürmek için bir algı operasyonu yürütürler. Bu algı operasyonunun esası gerçeklere, bilgiye değil, illüzyona dayanmasıdır! Bu olay, tıpkı günümüzde hükümet medyası ve satılık kalemlerle gerçekleştirilen Cumhuriyet ve Atatürk'ü karalama operasyonuna benzer.”

“A’raf 116. ayet bu illüzyonların gücünü vurgular. Sizin mealinizde: ‘Halkın gözlerini boyadılar, onları dehşete düşürdüler’ diyor. Hakkın temsilcisi Hz. Musa'nın özelliği bu illüzyona son vermesidir. Hz. Musa bir sihirbaz değildir. Onun asası, batılı yutmuş, halka hakkı göstermiştir.”

“Kur’an'daki bu sembolik ifadeler, günümüzde küresel ve yerel illüzyonların firavuni kökenini ve işleyiş tarzını açıklıyor. Sermayedarların medyası ortaya sürekli nifak yılanları atmakta, Musa'ları sahneye dahi davet etmemektedir. Bu açıdan firavun daha insaflıdır bence!”

 

 

 

 

 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült