Güncel

 

 

Devrim Konusunda Azgelişmiş Ülkelerin Yarattığı Sorunlar

Emre Kongar


İnsanoğlunun ileri çocukları, gelişmiş teknolojiye sahip toplumlardır.

Atomu parçalayan, bilgisayarları üreten ve uzay teknolojisine geçen toplumlardır, insanlığın geleceğini belirleyen toplumlar.

Oysa, insanoğlunun çoğunluğu azgelişmiş toplumlar biçiminde yaşamaktadır. Üstelik bunların önemli bir bölümü, yalnız azgelişmiş değil,geri bıraktırılmış toplumlardır. Yani, insanoğlunun bir bölümü, gelişmiş ülke adı altında, başka bölümlerini işgal etmiş ve sömürmüştür. Askeri işgal sonrası kurumlaşan ekonomik sömürü, gelişmiş ülkelerin bir bölümünü iyice gelişmiş yaparken, sömürge ülkeler de geri bıraktırılmışlığın pençesinden bir türlü kurtulamamışlardır. Örneğin, Hindistan halkı açlığın pençesinde kıvranırken, bu ülkeyi sömüren İngiltere, insanoğlunun önünde yeni ufuklar açan endüstri devrimini gerçekleştirmiştir. Böylece, tüm insanlığın malı olan, endüstri devriminde Doğu ülkelerinin de büyük payı olmakla birlikte, bu devrimin ürünlerinden en büyük yararı Batı ülkeleri sağlamıştır.

Teknolojisi ileri olan ülkeler, tüm dünyayı etkileri altına alır. Onların dilleri daha yaygın konuşulur. Kısacası, teknolojisi ileri olan ülkeler, öteki ülkeleri ideolojik açıdan da etkiler. Doğal bilimler de, toplumsal bilimler de daha çok bu toplumların girişkenliğinde ve öncülüğünde gelişir. Çünkü bu toplumların bilime ayırdıkları zaman, para ve beyin gücü, öteki toplumlardan daha fazladır. Sonuç olarak bu toplumların bilimsel üretimleri tüm insanlığı etkiler.

Kuramsal Açıdan Batı'nın Egemenliği

Toplumbilim konusunda da bu böyledir. Dikkat edilirse, günümüzde egemen olan bütün toplumsal ve siyasal bilim kuramları gibi, toplumbilim kuram ve modellerinin de Batı'da üretilmiş oldukları görülür. Yukarda açıkladığım gibi, bu bir rastlantı değil, ileri teknolojiye sahip olmanın doğal bir sonucudur.

Bu durumun bir başka sonucu devrim toplumbilimine esas olacak kuramsal modellerin de Batı kökenli olmalarıdır.

Oysa, Batı, kuramsal modelleri, uzun süre kendi tarihine ve toplumuna bakarak üretmiştir. Çünkü sorun kendi toplumunun gelişmesidir.

Dikkat edilirse, pozitivist yaklaşımdan, sınıfsal yaklaşıma kadar, hemen bütün kuramların, aslında Batı toplumlarının yazgılarını belirlemek amacıyla ortaya atılmış modeller olduğu görülür. Bunlar, hemen endüstri devrimini izleyen yıllarda, teknolojik ilerlemeye ayak uydurmaya çalışan ideolojik atılımlardır.

Azgelişmiş ülkelerin gündeme gelmesi, uzun yıllar sonra olmuştur: Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünü yaptığı azgelişmiş ülkelerin kurtuluş savaşları yoluyla gerçekleştirilen devrim, Kuzey Afrika'da ve Güneydoğu Asya'da ancak otuz-kırk yıl sonra dünyanın dikkatini çekmiştir.

Gelişmiş ülkelerin bilim adamları tarafından kendi ülkeleri için geliştirilen kuramlar ile azgelişmiş ülkeleri incelemek, ilk bakışta pek de yanlış bir iş değil gibi geliyor, insana: Öyle ya, gelişmiş olan ülkeler, insanlığın en ileri teknolojik aşamasını temsil ettiklerine göre, gelişmemiş ülkeler de er ya da geç, onların bulunduğu yere geleceklerdir. Hem de onların geçtikleri yollardan geçerek. Bu durumda, gelişmiş ülkeler için geçerli olan tüm modeller, bir süre sonra gelişmemiş ülkelerin de gündemine gelecektir.

Ya da başka biçimde bir mantık yürütülerek şu sonuca da varılabilir:

Gelişmiş toplumların tarihleri, azgelişmiş toplumların bugünlerini yansıtır.

Bu nedenle de bu tür toplumların tarihleri incelenerek varılan sonuçlar, azgelişmiş toplumlar için de geçerlidir.

Azgelişmiş Ülkelerin Özel Durumları

Bu düşünceler tümüyle sakat ve geçersizdir. Çünkü etkileşim olayı bugünkü azgelişmiş ülkelerin, gelişmiş ülkelerin dünkü durumlarına benzemelerini engellemektedir. Bu etkileşimin iki yönü vardır:

Birinci olarak, gelişmiş ülkeler, kimi azgelişmiş ülkeleri bilinçli olarak sömürmekte, onların geri bıraktırılmalarına yol açmaktadır, İkinci olarak, teknolojileri geri ülkeler isteseler de istemeseler de, gelişmiş teknolojiye sahip ülkelerin teknoloji ve ideolojilerinden etkilenmektedirler. Kısacası, biri bilinçli ve güdümlü olan, öteki kendiliğinden oluşan iki etkileşim, gelişmiş ülkelerle birlikte yaşayan azgelişmiş ülkelerin, önlerinde örnek olan gelişmiş ülkelerle aynı gelişme ve değişme çizgisini izlemelerini olanaksızlaştırmaktadır.

Bu konudaki bir başka gerçek, günümüzdeki hiçbir azgelişmiş ülkenin gelişmiş ülkelerden herhangi birinin geçmişteki herhangi bir aşamasına benzemediğidir. Bunun en önemli nedeni, azgelişmiş ülkelerin, gelişmiş ülkelerden teknoloji ve ideoloji ithal etmeleridir. Örneğin, Türkiye, Batı'dan yüz yıl geridir desek, bu sözün hiçbir anlamı olamaz. Çünkü, yüz yıl önceki Batı'da ne uçak vardı, ne televizyon. Dolayısıyla gerek hızlı ulaşımın, gerekse hızlı ve görüntülü haberleşmenin etkileri yüz yıl önceki Batı'da yoktu. Oysa günümüz Türkiye'sinde var. Yüz yıl önce Batı'da bilgisayar da yoktu, NATO'da, Marxçı hükümetler de. Oysa, şimdi Türkiye'de gerek teknolojik, gerek ideolojik bütün bu öğelerin etkileri var.

İşte ileri teknolojiye sahip ülkelerle, geri teknolojiye sahip ülkeler arasındaki gerek bilinçli, gerekse kendiliğinden olan etkileşimler, günümüz dünyasındaki toplumsal bilimleri gelişmiş ülkeler yanında azgelişmiş olan ülkeler ile de ayrıca uğraşmaya zorluyor. Bir başka deyişle, artık Batı için üretilmiş olan modellerin genel geçerliliği, tartışma konusu.

Bunlar, tüm dünyayı açıklamaya yetmiyorlar.

Biz bu nedenle ileri teknolojiye sahip olan ülkeler için geliştirilmiş olan modeller ile, geri teknolojiye sahip ülkeler için geliştirilmiş olan modelleri ayrı ayrı ele alacağız. Gelişmiş ülke, azgelişmiş ya da geri bıraktırılmış ülke terimlerini, yalnızca,ileri teknolojiye sahip ülke ve geri teknolojiye sahip ülke anlamında kullandığımı belirtmek isterim.

İleri teknolojiye sahip ülkeler, gelişmiş ülkeler ya da Batı ülkeleri denilen ülkeler için geliştirilmiş olan modeller daha çok tarihsel değere sahiptir. Fakat, bunlar günümüzde olup bitenleri anlamak bakımından incelenmesi zorunlu olan modellerdir.

Öte yandan geri teknolojiye sahip ülkeler açısından konuya yaklaşanlar, örneğin,ulusal kurtuluş savaşları gibi çok daha somut olaylara eğilmekte ve belki de Mustafa Kemal Atatürk'ün eylemini çok daha iyi anlamamıza yardım eden ipuçları vermektedir

 

 

 

 

 

 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült