Güncel

 

 

Demokrasi Ve Dostluk

Thomas De Koninck



Bir başka büyük etken bugün her insana eşit bir onur teslim etmeye teşvik etmelidir. Gerçekten de, demokrasi ruhunun, elindeki en iyi şeylerle, kültür farklılıkları ya da kimi zaman en aşın zayıflık ya da sıkıntıya kadar durumundaki farklılıklar ne olursa olsun, her insanın büyüklüğünün daha derin olarak tanınmasına davet ettiği gösterilebilir. Bu demokrasi ruhunu yeniden keşfetmek son derece önemlidir.

Söz konusu olan nedir? Bizzat demokrasiden daha az bir şey değil. Bir an için demokrasi ruhunu başından beri Yunanlılar, özellikle de Aristoteles tarafından tasarlandığı şekliyle ele alalım. Daha önce söylediğimiz gibi bizim sözde demokrasilerimiz, gerçekte François de Bernard’ın, özellikle Fransa ve Avrupa’daki güncel siyasal çıkmazla ilgili son derece açık ve sert bir çözümlemesinde doğru olarak belirttiği gibi, oligarşilerdir. Demos, halk sözcüğü en başta yoksulu belirtiyordu. Aristoteles için, biliniyor ki, oligarşi ile demokrasiyi ayıran gerçek fark, sayı değil ama zenginlik ve yoksulluk, “herkesin paylaşımında olan" özgürlüktür.[1] Atina demokrasisinde örneğin, vatandaş olarak yoksul, siyasal onura erişebiliyordu, çünkü söz ile doğrudan iktidara dahil edilmişti. (Kadınların, kölelerin ve meteklerin kabul edilemez dışlanması nedeniyle) bizimkilerden daha az yaygın, ama çok daha kökten bir demokrasi söz konusuydu, çünkü tüm vatandaşlar gerçek karar organı olan halk meclisinde, ekklesia' da söz alabiliyordu.[2] Birinin onurunun kabul edilmesi kuşkusuz ki, sözünün kabul edilmesiyle başlar. İşte ne olursa olsun doğrudan demokraside, tüm vatandaşlara söz hakkı tanınmıştır (şuna üzülmek gerekir ki bu vatandaşlar o zaman ülkenin toplam nüfusuyla örtüşmüyordu). Üstelik vatandaşlar arasındaki bu eşitlik vatandaşların çeşitliliği nedeniyle üstün olarak değerlendiriliyordu. Aristoteles’in demokrasi savunusunun temeli tam olarak birlik içindeki bu çeşitlilik üzerine kuruludur.[3]

Aristoteles, “genel görüşe göre, politika uğraşının özellikle dostluk yaratmaktan ibaret olduğunu” ekler (Eudemos’un Ahlakı, VU, 1, 1234 b 2223); “Dostluğun şehirler için en büyük iyilik olduğunu düşünüyoruz çünkü anlaşmazlıkları azami düzeyde önler” (Politikos, U, 4, 1262 b 78). Farkları ortadan kaldıran Platoncu komünizm, ona göre, devlet için öylesine yaşamsal olan bu dostluğu bozacaktır: “İnsanın iki temel, çıkar ve dostluk dürtüsü vardır: Mülkiyet ve sevgi [to agapeton]; oysa böyle bir Devlet’in vatandaşlarında ne birinin ne diğerinin yeri vardır" (a.g.e., 1262 b 2223). Salt dostluk birlikte yaşamayı, ya da ortak yaşamı, bu anlamda siyasal birliği müı,nkün kılar, “çünkü insan düşmanlarıyla birlikte yol almak istemez” (a.g.e., IV, 11, 1295 b 2124). Retorik te okuduğumuza göre, “sevmek [to philein], birisi için, kendimiz için değil ama onun için iyi olduğunu sandığımız şeyi istemek ve ayrıca, imkanlar dahilinde, bu iyiliklere eğilimli olmaktır” (a.g.e., Il, 4, 1380 b 35 sq.). John Cooper doğru olarak şöyle düşünür: Bu dostluk görüşü tüm etik teorisinin “en önemli öğesi” olarak düşünülmelidir: Aristoteles burada, gelişmiş bir yaşam için, birinin bir başkası için duyduğu etkin ve karşılıklı kaygının kaçınılmaz karakterini ileri sürer; temel bir insani iyilik ve başkalığı, farklılığı yaşamanın en üstün yolu olarak ortaya çıkan “sivil dostluğu” kuran karşılıklılık. Biliyoruz ki Eric Weil, “dostluk sözcüğünün modem dünyada özel ve duygusal bir anlam yararına kaybettiği bu ahlaki ve siyasal anlamı tekrar kazanabilmesi” için uğraş vermektedir. Yves Charles Zarka bununla birlikte, Leibniz’de hukuk teorisinin bir sevgi teorisine dayandığını göstermiştir, çünkü bu sonuncusu doğal hukukun üç derecesinin kaynağını oluşturur ve şu muhteşem tanımı sunar: “Sevmek ya da saygı duymak, bir başkasının mutluluğundan zevk almak ya da, ki bu da aynı anlama gelir, bir başkasının mutluluğundan kendi mutluluğumuzu yaratmaktır." [4]

Gerçek dost gerçekte bir başka ben’dir (EN, IX, 9, 1069 b 67 ve 1170 b 67). İnsan yaşamı her şeyden önce algı ve düşünce ile tanımlanır (aisthesis ve noesis) (bkz. 1170 a 13 sq.). Bununla birlikte yaşamak ve yaşadığının bilincinde olmak aynı şeydir: Algıladığını algılamak, düşündüğünü düşünmek (1170 a 32). En iyi yanıyla dostluk, diğerinin varolma bilincinin de sahip olduğu en iyi yanın paylaşımıdır (bkz. 1170 b 28; b 1012). (Yves Charles Zarka’nın Leibniz’den alıntıladığı tanım görülüyor ki Aristoteles’in sadık bir yankısıdır.)

Gerçek dostluk örnek alınarak düşünüldüğünde demokraside indirgeyici bir türdeşlikten, bir eşitleştirmeden bir şey bulunmaz; aksine demokrasi, tinin ya da iyiliğin en derin özdeşliği içinde, başkalığın, farklılığın paylaşımı ve başkalığa, farklılığa duyulan saygıdır. Bu anlamda, kim olursa olsun ve farklılıkları ne olursa olsun başkasının onuru kabul edildiği oranda, demokrasilerin gerçek kimliklerini daha iyi uygulayacakları düşünülebilir.[5]


 

[1]        Aristoteles, Politique, III, 8, 1279 b 34 - 1280 a 6. Bkz. François de Bernard, L’embleme democratique, Paris, Mille et une nuits, 1998. Aristoteles’in demokrasi üzerine olan düşüncelerinin bugüne uygunluğu ile ilgili, bkz. Comelius Castoriadis, Post-Scriptum sur l’insignifiance. Entretiens avec Daniel Mermet, Paris, Aube, 1998.

[2]        Bkz. Jacqueline de Romilly, Problemes de la democratie grecque, Paris, Hermann, 1975; Agora, 1986, s. 22-26, 110-117; Moses !. Finley, Democratie anıique et democratie moderne, Paris, Petite Biblioth£que Payot, 1976, s. 64-78; Mogens H. Hansen, La democratie athı!nienne ii l'epoque de Demosthene. Structure, principes et idtologie, Paris, Belles Lettres, 1993.

29      Bkz. Politique, II, 2, 1261 a 22-24; III, 1 l, 1281 b 4-10; III, 13, 1283 b 33-35; EN, VIII, 1, 1155 a 4-6; ve 16-22; Vlll, 13, 1161 b 5-l0; Ethique ii Eudeme, Vll, 1, 1234 b 33-34; bkz. ayrıca Politique, I, 6, 1255 b 12; ve VII, 10, 1330 a 25-33.

[4]        Bkz. John M. Cooper, Aristotle on Friendship, Essays on Aristotle' Et- hics (University of Califomia Press, 1980), s. 301-340, özellikle, s. 302303; ve “Aristotle on the Forms of Friendship”, The Review ofMetaphy- sics, 30, 1977, s. 645-648; Eric Weil, Philosophie politique, 3. basım, Paris, Vrin, 1971, s. 245; bkz. 251; Yves Charles Zarka, “L'invention du sujet de droit”, Archives de philosophie, 60, 1997, s. 531-550; “Le droit naturel selon Leibniz”, Studia Leibnitiana, 24, 1995, s. 181-182; Leibniz alıntısı, Codex juris genlium diplomaticus, Dutens, IV, s. 295.

[5]        Hoşgörü ve modern zamanlarda insan hakları üzerine, bkz. Yves Charles Zarka, Philosophie et politique a l’âge classique, Paris, PUF, 1998, s. 257 sq.; ve Simone Goyard-Fabre, “La ddclaration des droits oıı le devoir d'humanite: philosophie de l’espdrance", Droits, 8, 1988, s. 41-54. Dostluk üzerine gelişmiş bir inceleme için, bkz. De la dignitı! humaine, s. 203-222.

 

 

 

 

 

 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült