Güncel

 

 

Damad Ferid Mi? Tevfik Paşa Mı?

Soner Yalçın


Telefon açıyorlar…
Mail atıyorlar…
Yolda durdurup konuşuyorlar…
Ne söylediklerinin-yazdıklarının farkında değiller:
Aslında, “Soner Bey siz de bizim yandaş gazetecimiz olun!” diyorlar.
Bir kişi ama sadece bir kişi şunu yazmadı-söylemedi:
“Çatı adayı konusunda sizinle aynı görüşü paylaşmıyorum; ama yazdığınız bilgiler için çok teşekkür ederim; bilgi sahibi oluyorum.”
Gerçeği aramıyorlar; “amigo” arayışı içindeler!.. Ne yazık!..
Yararlılığınıza göre değer veriyorlar size.
Yapılması gerekeni yapmanızı/gerçeği yazmanızı değil; hoşlarına gideni yazmanızı
istiyorlar.
Ne öğrenmek, ne de düşünmek istiyorlar.
Oysa bilmiyorlar ki; bilgisiz insanı herkes aldatabilir.
Hele bir de tehdit etmiyorlar mı:
“Artık sizin kitaplarınızı okumayacağım!” Bunu diyen o kitapları ya hiç anlamamış ya da okumamış…
Bana yol yordam öğretiyorlar…
Uysal ol, diyorlar.
Kurnaz ol, diyorlar.
Dalkavuk ol, diyorlar.
Gerçeği eğip büken şeytani bir hilekar ol, diyorlar.
Ne acı ki; aslında: Yenilgiyi kabul et, diyorlar.
İçim yanıyor…
Üzülüyorum.
Ve fakat…

Oyuna gelme

Sevgili kardeşim!
Bu köşenin adı, hakikat!
Ben size, gerçekleri “kuyumcu terazisinde tartıp” yazıyorum. Bir gazeteciyi ancak hakikatle imtihan edebilirsin; “yazdığın yalan” diyebiliyor musun? Hayır.
O halde derdin ne? Biliyorum, bu hastalık sana Erdoğanlar’dan bulaştı; sadece görüşünün onaylanması peşindesin!..
Oysa… İnsanı ruhundaki soyluluk zorlar.
Hayatım boyunca eğri büğrü yollardan ikiyüzlülükle yürümeyi reddettim.
Kiralık kalem olmadım.
Düşünceyi çıkar amaçlı kullanmadım.
Kimsenin hizmetine girmedim.
Satın alınamamanın yüceliğini yaşadım/yaşıyorum.
Bak kardeşim:
Yürekten gelen sesi kimse susturamaz; sadece ağzıyla konuşanları susturabilirsiniz.
İş gerçeğe gelip dayanırsa bırak seni, bırak partini, kendime bile acımam.
Fikir despotlarına pabuç bırakmam ben.
Her türlü propagandadan hayatım boyunca uzak durdum. Hakikate tutkuyla bağlı kaldım.
Bilirim ki: Kendisi için özgür düşünen, yeryüzündeki bütün özgürlükleri onurlandırmış olur.
Benim saf kardeşim!
İnsanın aklını hayvanın içgüdüsünden ayıran uzun vadeli düşünme yeteneğidir.
Kavramlarla düşünmeyen azgelişmiş bir toplum; sorunu yalnızca kişiler üzerinden tartışır; bu nedenle hep suçlu arar. Sanıyorsun ki suçlu Erdoğan’dır ve o giderse sorun da gidecektir! Sahnedeki kuklalara kitlenmiş durumdasın; kukla oynatıcının ellerini görmüyorsun.
Erdoğan neyi savunuyor?
Ekmel Bey neyi savunuyor?
Sana tartışmayı hep kişiler üzerinden yaptırıyorlar. Hayır, kavramlar üzerinden düşünürsen ikisinin ikiz kardeş olduğunu görürsün! Biri bitti ve diğerini piyasaya sürüyorlar, hepsi bu.
Anlamak için kendini zorla; Evrenler, Özallar da bu küme içinde.
35 yıldır yaşadığın yoksulluğun, kalitesizliğin, basitliğin, gericiliğin nedeni bunlar; gör artık bunu. Yaşadığın an’ın dışına çık. Uzun erimli düşün.
Piar tuzaklarına düşmekten yorulmadın mı?
Bunca yenilgiden hâlâ ders çıkaramadın mı?
Sadece…
Görmek istediğini görüyorsun. Duymak istediğini duyuyorsun. İnanmak istediğine inanıyorsun. Gerçekle bağını koparttılar. Seni sorgulamayan, her dayatılanı kabul eden mürit/kul haline getirdiler.

Umudunu kaybetme

Sanki…
Türkiye’nin sorunu Erdoğan’ın kişilik-mizaç sorunu!..
Ülkeni satıyorlar.
Ülkeni bölüyorlar.
Ülkenin ordusunu dağıtıyorlar.
Seni vasatlığa/ortaçağ karanlığına sürüklüyorlar.
Ve sen hâlâ kişiler üzerinden tartışma yapıyorsun!
Damad Ferid hükümetine karşı Ahmed Tevfik Paşa hükümetinin daha iyi olduğunu sanıyorsun!
Bak sevgili kardeşim!
Korkaklık, insanı hep boyun eğmek zorunda bırakır; onu yozlaştırarak tutsak hale getirir. Unutma…
Bir de Mustafa Kemal’in mücadeleci çizgisi var. Aç bir daha oku, Amasya Genelgesi’ni:
- Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.
- İstanbul hükümeti aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gösteriyor.
- Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Umudunu İstanbul’daki hükümet değişikliklerine bağlayanlar; İngilizler’den Amerikalılar’dan manda isteyenler, “Sarışın Kurt”a ne dedi:
- “İttihat ve Terakki milli birliği istismar ediyor. Mesela İzmir işgali karşısında kemal-i sükûn ve itidal ile davranmak lazımdı, kargaşalığa boğdular.” (Ali Kemal, 19 Kasım 1919, Peyam)
- “Hâlâ kırmakla, dökmekle, vurmakla bu devleti kurtarabileceğini sanan yontulmamış kafalar var. Bu zırt topuzların kafasına hakikati sokmak mümkün değil.” (Ali Kemal, 14 Aralık 1919, Peyam)
- “Mustafa Kemal ve yandaşları, Yunanlılara karşı büyük bir saldırıya hazırlanıyor. Bu çılgınca teşebbüsün amacı yine izmihlal, yine izmihlal, yine izmihlal… Çünkü Yunanistan’ın orduları var, mühimmatı var, teçhizatı var. Nihayet İngiltere gibi büyük bir yardımcıları var. Bu sergerdeler ise her hususta yoksul. Fazla olarak da gaddar, haydut. Anadolu halkı, Allah’ını dinini sever. Onlar ise zındık, münafık.” (Ali Kemal, 7 Ağustos 1920, Peyam-ı Sabah)
Bir kez olsun…
İçindeki mücadele aşkını masabaşı siyaset mühendisliğine teslim etme.
Bil ki: Bugünün boyun eğişi her zaman yarınınkini hazırlar.
Bu vebalin altına girme.
Cesur ol. Gerçekçi ol.
Acıların cesaretini aşındırmasına izin verme.
Bil ki: Kahraman dönemler yoktur, kahraman insanlar vardır.
Benim canım kardeşim!..
Kendine güven; gör bak neleri değiştirirsin, şaşırırsın.
Ve inan:
Haklı çıkmaktan bıktım-usandım artık…

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült