Güncel

 

 

Bahsettiğiniz ‘Manevi Değer’ Bu Mudur?

İnci Hekimoğlu



“Biliyor musunuz, bebeğime bile acımadılar” demiş, utanç içerisinde... Gözlerini yerde bir noktaya kilitleyip, sesi titreyerek anlatmış. Belden üstleri çıplak, deri eldivenli erkekler ve kadınlar hep birlikte bayıltana kadar dövmüşler, üstüne işemişler, müdahale eden bir ‘amca’yı ve kızını da dövmüşler!..
Röportajı yapan Elif Çakır tam burada ‘tanıklığıyla araya giriyor: “Altı aylık bir kız bebeği. Minicik ayakları ve kolları, gözü dönmüş caniler tarafından tırmalanmış”…

Bir başka tanıklık; Balçiçek İlter'den: “Morluklarını gördüm, zaten raporu var”…
Unutmadan; bir de kamera kayıtlarını gördüğünü iddia edenler var; İsmet Berkan gibi...
Anlamışsınızdır, başbakanın “Kabataş'ta yerlerde sürüklenen başörtülü bacısı’ndan bahsediyorum.
O ‘bacı’nın anlattıklarının doğru olmadığını anladık, başbakanın “Camide içki içtiler”den, “Faiz Lobisi”ne kadar bir dizi yalanından birinin de bu olduğunu anladık. Ama anlamadığımız şeyler var.

Kabataş'ta bir saldırı olmadığına göre; o ‘bacı’nın vücudundaki morlukları kim yaptı?
Bebeğin ayakları ve kollarındaki tırmık izleri kime ait? Şimdi bu soruları sormak gerekmez mi? Madem bir de darp gördüğüne dair raporu var; ya rapor sahte ya da asıl darp edenler gizlenip, 'Gezici'lerin üstüne yıkarak bir taşla iki kuş vurmaya kalktılar!

Acaba kimsenin yüzüne bakamayıp, gözlerini kaçırmasının, duyduğu utancın nedeni; yalan söylemek zorunda bırakılması mı?

İddia sosyal medyada günlerce konuşuldu. Sonra gazetelere haber oldu. Yine üstünden günler geçti. ‘Başörtülü Bacı’nın kayınpederi, başbakanın yakını olan belediye başkanı bu iddiayı reddetti. Yine aradan neredeyse bir ay geçti. Sonunda resmi mercilere ifade verdiler. Başbakanın “Elimizde görüntüler var, yayınlayacağız” dediği görüntüler hiç ortaya çıkmadı! Ortaya çıkanlara göre; ne o ‘bacı’ya , ne oradan gelip geçen başka ‘başörtülü bacı’lara dokunan var; ne dayak yiyen bir ‘bir amca ve kızı’. Üstelik, iddia edilen olay; Kabataş İskelesi Güvenlik Harekat Merkezi'nin önünde oluyor.

Haydi Elif Çakır, Balçiçek Pamir görüntü izlemedi, gazetecilik yetenekleri o bacımızın inandırma yeteneğiyle de kıyaslanamayacak kadar sınırlı ya da güdümlü. Peki İsmet Berkan ne seyretti?

İsmet Berkan şimdi ya hiç seyretmediği görüntüleri seyretmiş gibi yaptığını itiraf edecek, ya da kendisine seyrettirilen bir görüntü varsa, gazeteci sıfatı taşıdığını hatırlayıp, o tezgahın peşine düşecek.

Rezillik diz boyu!.. Medyanın AKP İktidarı boyunca çeşitli entrikalarla manipüle edilmesinin en çarpıcı örneklerinden biri bu oldu ama başbakanın ‘Alo Fatih’ hattının yanında, bu bile masum kalıyor.

Meğer, başbakan ve şurekasının dilinden düşürmediği ‘dindar-muhafazakar değerler’ buymuş.

İftira atacaksın, tezgah kuracaksın, yalan söyleyeceksin, medyayı kamuoyunu ikna etmek için kullanacaksın, hatta talimatla idare edeceksin ve tüm bunları; kardeşi kardeşe kırdırma, bir kesimi diğer kesime karşı kışkırtarak iç çatışma çıkarma pahasına yapacaksın… Bunun hesabını herkes vermeli! Bir iç savaş kışkırtıcılığına isteyerek ya da mecburen alet olan gazeteciler de dahil.

Şu kısa zamanda, dini-muhafazakar değerler konusunda ne çok şey öğrendik!
Kendi pis işlerine çocuklarını alet edeceksin, rüşveti kendi oğluna aldıracaksın, ona yalan söyleme dersi vereceksin, avantadan para kazanma yollarını açacaksın, yasaların arkasından dolanma yollarını göstereceksin, sonra çıkıp “Bizim manevi değerlerimiz” diyeceksin.

Mafya babaları bile çocuklarını yurt dışına gönderip okuturken ahlak dışı, yasadışı işlerine bulaştırmamaya çalışırken, bizim ‘dindar-muhafazakar’ babaların çocuklarına öğrettiği ‘değerler’ karşısında ağzımız açık kalırken, bir de çıkıp ‘edep’ dersi vermeye kalkacaklar!
Size “Edep yahu”, size!

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült