Korku

Krishnamurti


Korku nedir? Korkunun oluşumunu destekleyen etkenler nelerdir? Korkunun nedenlerinden biri karşılaştırma mıdır? Kuşkusuz nedenlerinden biri karşılaştırmadır. Kendinizi ideolojik, psişik, hatta fiziksel açılardan bir başkasıyla karşılaştırdığınızda onun gibi olmaya çalışırken, olamama korkunuz vardır karşılaştırmanın olduğu yerde korkunun olması kaçınılmazdır.

Çoğumuz toplumda bir konum sahibi olmanın sağlayacağı doyumu özleriz, çünkü hiç kimse olmamak bizi korkutur.

Korku yaşamdaki en büyük sorunlardan biridir. Korkuya kapılmış bir zihin, karmaşa, çatıima içinde yaşar, dolayısıyla şiddet yüklü, çarpık ve saldırgan olması kaçınılmazdır.

Korkularınızdan kaçıyorsunuz öyle değil mi? Ama korkudan kaçmak onu yanlızca büyütmektir.

Ben korkuyu belirlilikten belirsizliğe olan hareket olarak adlandırıyorum.

Korkmanıza neden olan bir sözcük ya da bunun anısı ise, bu kesinlikle korku değildir. Bizim korktuğumuz, eskinin- geleceğe yansıtılan şeyin düşüncesinin- yinelenmesidir.

Bilinçli olarak, korkularınızın farkında olabilirsiniz, ama zihninizin daha derin düzeylerinde bunların farkında mısınız? Saklanmış, gizli korkularınızı nasıl ortaya çıkaracaksınız? Başka insanların kuramları, her ne olursa olsun önem taşımaz. Soruyu kendinizden yola çıkarak sormalısınız.

Korkunun bölünemeyeceğini anladığınızda, bu bilinçaltı sorunundan bütünüyle kurtulduğunuzu, psikolog ve psikanalistlerin sizi aldattıklarını göreceksiniz.

Korkunun yanlızca ayrıntılarına baktığınızda ya da korkularınızla birer birer baş etmeye çalıştığınızda, temel konuya hiçbir zaman varamazsınız, bu da korkuyla birlikte yaşamayı öğrenmektir.

Korkunun bir parçası olduğunuzu, bundan ayrı olmadığınızı- korku olduğunuzu- gördüğünüzde, bunun hakkında hiçbir şey yapamazsınız; böylece korku tamamıyla sona erer.

İnsan zihni tüm korkulardan özgür olursa, özgün olanın ne olduğunu bilmek isterse, bunda kendine özgü bir haz ya da bir kaçış aracı aramaz ve bu nedenle, bu sorgulama sırasında tüm yetke ortadan kalkar.

Karşılaştırma korkuyu doğurur. Daha iyi bir yazar olayı ya da daha güzel ve bilgi sahibi olmayı istiyorum. Başkalarından daha çok bilgi sahibi olmayı istiyorum; başarılı olmayı, birinci olmayı, dünyada daha çok üne sahip olmayı istiyorum. Başarı ve ün, psişik olarak karşılaştırmanın özünü oluşturur, bunların aracılığıyla korkuyu sürekli besleriz.

Korku geçmişin bir yanılgısıdır. Şimdiyi düşünürsek korku ortadan kalkar. Bu trenin sesini anımsamak ya da o anda sesi dinlemek gibidir.

Korkudan kaçmak, sakınmak, bunun hakkında herhangi birşey yapmak, onun sürmesine neden olur. Ancak onu öğrenerek ondan kurtulabiliriz. Öğrenmek için merak etmek ve geçmişin herhangi bir baskısının olmaması gerekir.

Para kaybetmekten korkuyorum, dolayısıyla ne yapıyorum? Bunu düşünmekten sakınarak kaçıyorum. Bu korkudan sakınmanın ne kadar aptalca olduğunu anlıyorum, çünkü öğrendiğim ölçüde korkum çoğalıyor.
Korkuyu seyrediyorum ve şu ortaya çıkıyor: Korkuyu kim seyrediyor? Bunu seyreden , bundan kurtulmayı, özgürleşmeyi, bunu aşmayı isteyen arzu mu? Evet, öyle. Korkuyu, bu biçimde seyretmenin yanlızca bolünmeye neden olduğunu ve dolayısıyla korkuyu güçlendirdiğini biliyorum. Bu tıpkı zehirli bir yılan görmeye benzer: yılana dokunma isteği sona erer. Uyuşturucu kullanma isteği, bunun gerçek tehlikesini gördüğümde biter. Ama tehllikesini görmediğim sürece, kaçmaya devam ederim. Korkudan kaçmanın korkuyu güçlendirdiğini görmediğim sürece, kullanmaya devam ederim. Gördüğüm an ise , bundan kaçmam.

İnsan neden korkar? Korku temelde ne anlama gelir? Güvensizlik duygusu mu demektir? Güvenlik yaşamın temel unsurlarından biridir, bu yanlızca sizin ve benim için değil, herkes için geçerlidir. Psişik anlamda güvende olmak çok güçtür. Dolayısıyla güvenliği bir inançta, bir sonuçta, milliyetçilikte, bir ailede ya da kendi deneyimimde ararım ve söz konusu deneyim, aile, inanç tehdit edildiğinde ise korku ortaya çıkar.

Korkunun olduğu yerde, özgürlüğün olmadığı açıktır ve özgürlük olmadan kesinlikle sevgi yoktur.

Fiziksel olarak kendini korumak, zehirli yılandan uzak durmaya iten içgüdüsel dürtüler, uçurumun kenarından uzak durmak, tramvayın altına girmekten sakınmak, vb. sağlıklıdır ve normaldir. Ama ben burada, kişinin hastalıktan, ölümden, bir düşmandan korkmasına neden olan psişik bağlamda kendini korumaktan söz ediyorum. İster resim, ister müzik, isterse ilişki aracılığıyla herhangi bir biçimde kendimizi gerçekleştirme yollarını aradığımızda, her zaman korku vardır. Öylayse önemli olan, kişinin kendisi içinde tüm bu sürecin farkında olması, gözlemlemesi, bunun hakkında öğrenmesi ve korkudan nasıl kurtulacağını sormamasıdır.

Hıristiyanların çoğu için, masumiyet sözcüğü yalnızca bir simgedir; ama ben, korkunun olmaması anlamına gelen, gerçek bir masumiyet halinde olmaktan söz ediyorum. Zihin, zaman tünelinden geçmeden, o anda tamamıyla olgundur. Bu ancak, tam bir dikkat olduğunda, her düşüncenin, her sözcüğün ve her hareketin farkında olduğunuzda olanaklıdır.

Sözcükler, anıları ve çağrışımları ortaya çıkarır, ki bunların hepsi bilinçaltının bir bölümüdür ve aynı zamanda korkuyuda oluşturur.

İmge, bir fikir, anı, anımsama, yeniden canlandırmadan başka bir şey değildir. Gerçekten korkudan özgür olmayı istiyorsam, onun hakkında sahip olduğum imgeyi yıkmalıyım ve o da benim hakkımda benimsediği imgeyi yıkmalıdır. Ben, kendiminkini yıkabilirim ya da o kendininkini yıkabilir, ama tek yanlı hareketler, korkuyu doğuran ilişkiden özgürleşmeyi sağlamaz.

Bizlerin- siz genç insanların ve benim- bu korku konusunu ele almamız son derece önemli, çünkü toplum ve sizden yaşlı insanlar, sizin doğru bir biçimde davranmanız için korkunun gerekli olduğunu düşünüyorlar. Öyleyse korku ahlak baskısı olarak kullanılır.

Bedenin doğal tepkileri olduğunu biliyorsunuz değil mi? Bir yılan gördüğünüzde sıçrarsınız. Bu korku değildir,çünkü bu bedenin doğal bir tepkisidir. Bunlar bedenin kendini tehlikeye karşı korumak için verdiği tepkilerdir.

Korkan insan her zaman, “Doğru şeyi yapmalıyım, saygın biri olarak görünmeliyim, insanların ne olduğumu ya da olmadığımı düşünmelerine izin vermemeliyim, ” diye düşünür. Gençliğimizde bunu anlamak,korkuyu anlamak son derece önemlidir. Bizi uymaya zorlayan korkudur, ama korku hakkında konuşabilirsek, bununla ilgili birlikte akıl yürütebilir, birlikte tartışabilir ve düşünebilirsek, bunu anlayabilir ve yapabilirim; ama beni zorunlu tutmak, beni zorlamak, sizden korktuğum için anlamadığım bir şeyi yapmak, yanlış bir eğitim vermek demektir. Değil mi?
Korku bir başka şeyle ilişkili bir şeydir. Bundan sonra, zihni de bilmeniz gerekiyor, zihnin neden korktuğunu bilmelisiniz.

Bilinçli ya da bilinçsiz olarak korku içinde yaşadığımızda, bu büyük bir içsel çatışma ve direnmeyle karanlıkta yaşamaya benzer. Korku ne kadar büyük olursa, gerilim ne kadar büyük olursa, endişe ne kadar büyük olursa, kaçma dürtüsü de o kadar büyük olur.

 




 

 
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült